Türkiye’de Gelir Adaletsizliği Gerçeği..!

Herhangi bir ülke belirli bir dönem boyunca diğer ülkelerden gelir transferi veya mal ve hizmet üretimi, doğal kaynakların daha verimli bir şekilde değerlendirilmesi gibi yollarla zenginleşebilir. Ancak bu zenginleşme dönemi o ülkede yaşayan insanların toplam olarak yaşam seviyelerinin daha iyi bir noktaya geldiğini göstermez. Gelir adaletsizliği ölçütü işte böyle bir ülkede yaşayan insanların gelirleri, zenginlik ve refah durumlarının nasıl dağıldığını gösteren temel bir ekonomik veri olarak kabul ediliyor. Yani esas önemli olan sadece bir ülkede kişi başına düşen gelirin artması değil, bu gelirin de aynı zamanda nasıl dağıldığı. Avrupa İstatistik Ofisi (Eurostat) 2017 yılına ait Gelir ve Yaşam Koşulları Araştırması sonuçları Saray iktidarının gelir adaletsizliğinde Türkiyeyi ön sıralara yükselttiğini gösteriyor. . Bu sonuçlar çerçevesinde Türkiye’de durum nedir, neler oluyor şöyle bir bakmak istedik.

Gelir Adaletsizliği Nedir?

Gelir dağılımı araştırmaları en çok kişisel gelir dağılımı analizi ve fonksiyonel gelir dağılımı analizi olarak yapılıyor. Bir ekonomide yaratılan gelirin o ekonomideki bireyler arasında ne şekilde dağıldığını ortaya koyan analize “kişisel gelir dağılımı analizi”, ücret, faiz, rant, kar gibi üretim faktörlerinin yaratılan gelirden ne kadar pay aldığını gösteren analize ise “fonksiyonel gelir dağılımı analizi” adı veriliyor. Bizi ilgilendiren “kişisel gelir dağılımı analizi.” Bir ülkede yaşayan insanlar arasında uçurum ne kadar büyükse, o ülkede o kadar büyük bir gelir adaletsizliği ve sosyal sorun var demektir.

Gini Katsayısı Nedir?

Gini katsayısı gelir adaletsizliğini ölçmek için kullanılan araçlar arasında en yaygınıdır. Hesaplaması da kolaydır. Dikey eksene yüzde 10 ya da 20’lik bölümler halinde GSYH’den alınan paylar birikimli olarak, yatay eksene de yine yüzdelik paylar halinde nüfus birikimli olarak konur. Her bir yüzdelik nüfus payının gelirden ne kadar pay aldığını bu eksenlerin arasında kalan boş alanda işaretleyip, noktaları birleştirirsek bir eğri çıkar. Buna da Lorenz eğrisi adı verilir. Karenin köşegen çizgisi “mutlak eşitlik” çizgisidir. Bütün işaretlerimiz o çizginin üstünde olursa o toplumda gelir dağılımı eşittir. Çizdiğimiz Lorenz eğrisi bu çizgiden ne kadar uzaklaşırsa o toplumda gelir adaletsizliği o kadar yüksek demektir.

  1. Türkiye gelir dağılımı eşitsizliği sıralamasında 4 Avrupa ülkesi arasında ikinci sırada geliyor. Türkiye’de en zengin yüzde 20’lik nüfus, toplam gelirin neredeyse yarısını (yüzde 47,4) alırken, en yoksul yüzde 40’lik kesime toplam gelirden düşen pay ise sadece yüzde 17.

TÜİK araştırmasına göre Türkiye’de en yüksek gelire sahip olan yüzde 20’lik grup toplam gelirin yüzde 47,4’ünü alırken en düşük gelire sahip yüzde 40’lik nüfus toplam gelirden sadece yüzde 17 oranında pay alıyor. Yani, Türkiye’de her 100 liranın 47,4 lirasını 5 kişiden 1’i alırken, kalan 4 kişi 53,4 lirayı paylaşıyor.

Durumun vehametini şöyle de ortaya koymak mümkün, Türkiye’nin sadece 5 kişiden oluştuğunu düşünürseniz, her 100 liramızın 68 lirası 2 kişinin elinde. Kalan 3 kişi ise 32 lirayla geçinmeye çalışıyor.

Türkiye Gelir Adaletsizliği Bakımından Avrupa’nın En Kötü Ülkesi

Keza Avrupa İstatistik Ofisi (Eurostat) 2017 yılına ait Gelir ve Yaşam Koşulları Araştırması sonuçları Saray iktidarının gelir adaletsizliğinde Türkiyeyi ön sıralara yükselttiğini gösteriyor.

Araştırma sonuçlarına göre Türkiye, gelir dağılımı eşitsizliğinde Sırbistan’ın ardından ikinci sırada. Gelir dağılımı, toplumdaki en yüksek gelire ve en düşük gelire sahip grupların toplam gelirden aldıkları paylar karşılaştırılarak hesaplanıyor. Toplumun en zengin yüzde 20’lik kesiminin geliri ile en yoksul yüzde 20’lik kesiminin gelirine oranı karşılaştırılarak P80/P20 hesaplanıyor. Farkın fazla olması gelir dağılımı eşitsizliğinin yüksek olması anlamına geliyor.

P80/P20 oranı, 28 AB ülkesinde ortalama 5,1 olarak ölçüldü. Sırbistan 9,4 ile zirvede yer alırken, Türkiye’de bu oran 8,7 oldu.

Türkiye’yi 8,2 puan ile Bulgaristan takip etti. Gelir dağılımı eşitsizliğinin en az olduğu ülkeler ise, Slovenya (3,4), Çekya (3,4) ve Slovakya (3,5) oldu.

Nüfusun yüzde 20’lik kesimi gelirin yarısını alıyor

Her 100 Kişiden 15’i Yoksulluk Sınırı Altında Yaşıyor

TÜİK tarafından eşdeğer hanehalkı kullanılabilir medyan gelirin yüzde 50’si baz alınarak hesaplanan yoksulluk sınırına göre Türkiye’de yaşayan her 100 kişiden 15’i açlık sınırı altında yaşıyor. Yani yaklaşık 5 milyon 100 bin kişi açlık sınırının altındaki koşullarda hayatını geçirmeye çalışıyor.

Halkın Yüzde 70’iCiddi Ekonomik Sıkıntıyla Karşı Karşıya

Beklenmedik harcamalar, evden uzakta bir hafta tatil, doğalgaz, kira, elektrik gibi faturalar açısından ödeme zorluğu yaşamamak, iki günde bir et, tavuk, balık yiyebilmek, evin ısınma ihtiyacını karşılamak, çamaşır makinesi sahibi olmak, renkli televizyon sahibi olmak, telefon sahibi olmak ve otomobil sahibi olmaktan oluşan temel 9 kriterden 4’ünü karşılayamamak “maddi yoksunluk” olarak tanımlanıyor.

Nitekim ekonomik kriz ve .ift haneyi aşan enflasyon,5 milyona ulaşan işsizlik nüfusun yüzde 70’i maddi yoksunluk yaşadığı ortaya çıktı. Yani her iki kişiden biri bu temel yaşam giderlerini karşılama gücünden yoksun.

Her 100 kişiden 70’i Yeni Bir Giysi Alamıyor

Araştırma verilerine göre Türkiye’de yaşayan her 100 kişiden 70’i giysilerini yenileyemiyor, ekonomik olarak giysi ihtiyaçlarını karşılayamıyor.

Halkın Yüzde 60’ı Isınma Sorunu Yaşıyor

Araştırmaya göre halkın yüzde 60’ı oturduğu konutta izolasyondan kaynaklanan sebeplerle ısınma sorunu yaşarken, yüzde 45’i de ısınma harcamalarını karşılayamıyor.

Halkın Yüzde 80’i İki Günde Bir Et, Tavuk veya Balık Yiyemiyor

TÜİK tarafından yapılan araştırmaya göre nüfusun yüzde 80’i iki günde bir et, tavuk veya balık yiyebilecek bir ekonomik güce sahip değilken, gelirden en az pay alan nüfusun yüzde 20’lik bölümünün yüzde 83’ü iki günde bir herhangi bir et ürününü sofrasına koyamıyor.

Her 100 kişiden 65,4’ü Borçlu

Araştırmaya göre halkın yüzde 65,4’ü borçluyken, borcun çok yük getirdiğini söyleyenlerin oranı yüzde 25,1, biraz yük getirdiğini söyleyenlerin oranıysa yüzde 35,1.

Halkın Yüzde 84,8’inin Konut Masrafı Yük Getiriyor

TÜİK verilerine göre halkın yüzde 84,8’inin konut masrafları kendilerine yük getirirken, yüzde 22’2’si açısından konut masrafları ekonomik durumlarına çok büyük bir yük getirmekte.