Tanya olma Zamanı..!

Hitler faşizmi Sosyalist Anayurt Sovyetler birliğine saldırarak dünyada emekçilerin iktidarda olduğu, yoksulluk ve sefaletin yere çalındığı sosyalizmi yok etmek içi 2 .dünya savaşında esas amaç, Sovyetler Birliğini işgal edip dünyaya egemenliğini ilan etmekti .

Bunun için Sovyetler Birliğini işgale yöneldi ve Moskova önlerine kadar dayanana Hitler ordusunu başında büyük komutan Stalin yoldaşın bulunduğu Bolşevik Partisinin işgale karşı Sovyet halklarını kararlı bir direnişe katarak Hitler ordusuna önce dur dedi ve ardından Berline kadar kovalayıp hitle faşizminin tarihin derinliklerine gömdü. Sovyet halklarının olağanüstü direnişinde, 1.5 milyonu Bolşevik parti kadrosu olmak üzere 25 milyon emekçiyi kaybetti. Eğer Sovyet halklarının ölümü hiçe sayan kararlı bir direniş örgütlenmemiş olsaydı Hitler faşizminin dünyaya egemen olacaktı. İşte Sovyet halklarının bu direnişinde gençlik önemli rol oynadı.

Genç komünistler ön saflarda sabotaj eylemleri düzenleyerek bu olağanüstü direnişinde Hitler ordusuna dünyayı dar ettiler. genç bir komünist olan Tanya da Hitler işgalci orduna karşı Sosyalist Anayurdu savunan Konsomollardan birisiydi. Bir çok sabotaj eylemleriyle hitler ordusuna darbeler indiren Tanya, direnişçi halklara örnek oldu. İşgalci faşistlerce yakalanınca da bu aynı direngen tutumunu sürdürdü ölümü gözlerinde yenene Tanya ipe çekilirken emekçi halklara “sakın umutsuzluğa kapılmayın bizimkiler gelecek” diye seslenerek zafer için direnmenin ve boyun eğmemenin tek yol olduğunu ortaya koyuyordu.

Bugünde Saray faşizmi, emekçilerin açlığa, yoksulluğa, işsizliğe, faşist baskı ve zulme karşı, iş ,ekmek ve özgürlük istemiyle sokağa eyleme çıkmasına Hitle faşizminin aynı yöntemleriyle saldırıyor ve korku duvarlarını büyüterek emekçilerin direnişini ezmeye çalışıyor. şimdi düşmandan korkmayarak direniş bayrağını idam yürürken ortaya koyan ve geleceği olan güçlü inancını her fırsatta dile getiren Tanya olma ve onun direniş hattını Türkiye Kuzey Kürdistan’ın her yanında büyütme zamanı.”

zoe’ydi adı

ismim tanya dedi onlara

(tanya;

bursa cezaevinde karşımda resmin

bursa cezaevinde,

belki duymamışsındır bile bursa’nın ismini

bursa’m yeşil ve yumuşak bir memlekettir.

bursa cezaevinde karşımda resmin

sene 1941 değil artık, sene 1945

moskova kapılarında değil artık

berlin kapılarında dövüşüyor artık seninkiler

bizimkiler

bütün namuslu dünyanınkiler..

tanya;

senin memleketini sevdiğin kadar ben de seviyorum memleketimi

seni astılar memleketini sevdiğin için

ben memleketimi sevdiğim için hapisteyim

ama ben yaşıyorum

ama sen öldün

sen çoktan dünyada yoksun

zaten ne kadar az kaldın orada

on sekiz senecik…

doyamadın güneşin sıcaklığına bile…

tanya;

sen asılan partizan, ben hapiste şair

sen kızım, sen yoldaşım

resmin üstüne eğiliyor başım

kaşların incecik, gözlerin badem gibi

renklerini fotoğraftan anlamam mümkün değil

fakat yazıldığına göre koyu kestaneymişler.

bu renk gözler çok çıkar benim memleketimde de…

tanya;

saçların ne kadar kısa kesilmiş

oğlum memet’inkinden farkı yok

alnın ne kadar geniş, ay ışığı gibi

rahatlık ve rüya veriyor insanın içine.

yüzün ince uzun, kulakladır büyücek biraz,

henüz çocuk boynu boynun

henüz hiçbir erkek kolu sarılmamış anlıyor insan.

ve püsküllü bir şey sarkıyor yakandan

süsünü sevsinler mini mini kadın.

arkadaşları çağırdım bakıyorlar resmine;

_tanya

senin yaşında bir kızım var.

_tanya

kız kardeşim senin yaşında

_tanya

senin yaşında sevdiğim kız

bizim memleket sıcaktır

bizde kıslar tez kadınlaşır..

_tanya

senin yaşında kızlarla

okulda, fabrikada, tarlada arkadaşız

tanya;

sen öldün ne kadar namuslu insan öldü

ve öldürülmekte

ama ben,

söylemesi ayıpmış gibi geliyor bana

ama ben yedi yıldır kavgada

hayatımı tehlikeye koymadan

hapiste de olsa da yaşıyorum)

sabah oldu tanya’yı giydirdiler

ama çizmeleri, şapkası, gocuğu yoktu

iç etmişlerdi onları

torbasını giydirdiler

torbada benzin şişelesi, kibrit,

kurşun, tuz, şeker….

şişelesi boynuna astılar

torbasını verdiler sırtına

göğsüne bir de yazı yazdılar

“partizan”

köyün meydanına kuruldu darağacı

atlılar çekmiş kılıcı

halka olmuş piyade askeri

zorla seyre getirdiler köylüleri

iki sandık üst üste

iki makarna sandığı

sandıkların üstüne yağlı urgan sallanır

urganın ucunda ilmik

partizan kaldırılıp çıkarıldı tahtına

partizan

kolları bağlı arkadan

durdu urganın altında dimdik..

nazlı boynuna ilmiği geçirdiler

bir subay fotoğrafa meraklı

bir subay elinde makine; kodak

bir subay resim alacak

tanya seslendi kolhozlulara ilmiğin içinden

“ _ kardeşler üzülmeyin gün yiğitlik günüdür.

soluk aldırmayın faşistlere

yakın, yıkın, öldürün….”

bir alman vurdu ağzına partizanın

genç kızın beyaz, yumuk çenesine aktı kan

fakat askerlere dönüp devam etti partizan:

“_ biz iki yüz milyonuz

iki yüz milyon asılır mı?

gidebilirim ben

ama bizimkiler gelecekler

teslim olun vakit varken…”

kolhozlular kan ağlıyorlardı,

cellat çekti ipi

boğuluyor nazlı boynu kuğu kuşunun

fakat dikildi ayaklarının ucunda partizan

ve hayata seslendi insan

“_ kardeşler

hoşça kalın

kardeşler

kavga sonuna kadar

duyuyorum nal seslerini geliyor bizimkiler…”

cellat bir tekme attı makarna sandıklarına

sandıklar yuvarlandılar

ve tanya sallandı ipin ucunda…

Nazım Hikmet Ran