Savaş En Çok Çocukları Vuruyor..!

Yıkım ve zulmün cirit attığı orta-doğu savaşın bitmediği bir bölge. Kürdü, Arabı, Türkü, Türkmeni, Sunnisi, Şiisi, Ezidisi, Nusayrisi bütün Ortadoğu Coğrafyasının kadım halklarının toprakları sonu belirsiz bir savaşın girdabında. Savaş bölgesi yangın yeri. Tankların top sesi, havan mermisi, uçakların kulakları tırmalayan uğultusu on yıllardır günlük yaşamın bir parçası. Genç bedenler veriliyor toprağa yaşam evrelerinin en güzel baharında. Savaş, bölge halklarını yerinden yurdundan, evinden ayırıp mülteci başka ülkelere göçe zorluyor. Kan, ölüm, gözyaşı Irak’ta Suriye’de, Türkiye’de, Filistin’de, Lübnan ve İsrail’de en çok çocukları etkiliyor. Ölümler ve kayıplar çocukları anneden ve babadan ayırıp kimsesiz bırakıyor. Okulsuz, eğitimsiz bırakıp başka ülkelerde mülteci olarak yaşamaya mahkûm ediyor.

Savaş bölgesinde çocuk olmak; savaş barbarlığının katliamlarına maruz kalmak, köle pazarlarında bedenlerinin satışa sunulması, mülteci oldukları ülkelerin kentlerinde çadırlarda, parklarında sabahlamak, kışın ayazında kar üstünde sabahlamak, kentlerin sokaklarında dilenmek, kendi anadilinden başka dillerde eğitim almaya mecbur kalmak, çocuk yaşta gelin ve işçi olmak anlamına gelmektedir. Savaş bölgesinde çocuk olmak, savaştan kaçarken başka ülkelere sığınmak için çıkılan yolculukta bindikleri teknenin batması sonucu boğularak ölmek demektir.