Reformizm İle devrimcilik arasındaki temel farklılıkları Doğru Anlamak..!

Reformizm ve devrimcilik birbirini yadsıyan iki ayrı ideoloji ve siyasettir. Reformculuk devrimciliğin ret ve inkârıdır. Bu bakımdan değişik akımlar birbirlerini reformist olmakla suçluyorlar. Gerçekten de ideolojik çarpıklığı aşmak ve doğru bir hatta buluşmak bakımından reformizmi de M-L ne anladığını yeniden hatırlamak gerekiyor.

Reformizm, kapitalizmin, orta düzeyde gelişmiş olduğu Türkiye gibi ülkelerde işbirlikçi tekelci kapitalist sistemin devrimle yıkılmasını yadsıyan, sistemin, ekonomik, toplumsal ve politik olarak sosyal reformlarla düzeltilmesini savunan teori ve pratiğin adıdır. Reformizmin politik ufku burjuva demokrasisiyle sınırlıdır. Reformist, sosyal reformist akımlar parlamenter mücadeleyi temel alır. Azami hedefi ya da politik ufku sosyal reformlarla sınırlı silahlı mücadele veren akımlar ise, silahlı reformizm kategorisine girer. Burada silah, politikanın, reformist politik programın hizmetindedir. Burada silah, sosyal reformların gerçekleşmesine bağlanır, reformist taleplerin elde edilmesinin hizmetkârı işlevini oynar.

Devrimcilik ise, ki iki tür devrimcilik arasındaki temel ayrımları yukarıda ortaya koymuştuk, kapitalizmin devrimle yıkılması teorisi ve pratiğidir. Devrimci bir parti için reformlar, reformcu kazanımlar devrimin birer yan ürünüdür. Reformist için ise her şeydir. Devrimci için parlamenter mücadele sadece devrimin zaferi için kullanılacak bir mücadele biçimidir. Reformist için ise temel mücadele biçimidir. Devrimci için parlamenter mücadele parlamento dışı mücadele biçimlerine tabidir. Reformist için ise parlamento dışı mücadele parlamenter mücadeleye tabidir. Reformizmin teorisinin, program ve stratejisinin, taktiklerinin merkezinde reformist talepler için mücadele durur. Devrimciliğin teorisinin, program, stratejisinin, taktiklerinin merkezinde ise devrim durur. Reformist talepler devrimci taleplere bağlı olarak ele alınır.

Örneğin, Türkiye’nin işbirlikçi kapitalist sistemi devrimle yıkmak yerine ekonomik, toplumsal ve politik olarak demokratikleştirmek amacını temel alan; programını, strateji ve taktiklerini bu amaca bağlı biçimlendiren ya da biçimlendirmiş herhangi bir akım reformisttir. Teoride revizyonizme, politikada reformizme, örgütlenmede legalizme tekabül eden tüm akımlar reformisttir. Sözgelimi SİP/TKP, ÖDP, EMEP vb. partiler reformcu partilerdir. Komünist, sosyalist, devrimci söylemi kullanmaları ise sadece bir örtüdür; nesnel olarak proletaryayı (ve halkları) aldatma işlevini görür ve manipülatif karaktere sahiptir.

Örneğin devrimci-demokratik bir parti ya da çevrenin gündelik faaliyetine devrimci programı yön vermiyorsa veya bu bağ kopmuşsa, böyle bir parti ya da çevrenin reformizmde konaklaması, reformist bir akım haline gelmesi kaçınılmazdır. 12 Eylül yenilgisinden sonra pek çok devrimci-demokratik parti ya da grubun devrimcilikten vazgeçerek reformizmde konaklaması deneyimi de bunu kanıtlamaktadır.

Pratik-politik mücadelede günlük mücadeleyi, kısa erimli çıkarları, devrimci proletaryanın geçici görevlerini proletaryanın programına, nihai amacına bağlı olarak ele almayan ya da ele almaktan vazgeçen ya da vazgeçme yoluna girmiş herhangi bir akım da ya komünist değildir ya komünist olmaktan çıkmıştır ya da komünist olmaktan çıkma sürecine girmiş demektir. Bu konuda KSD, Dev-Yol, TKEP, TDKP vb. deneyimleri öğreticidir…

Herhangi bir akımı, herhangi bir teorik, siyasal, toplumsal sorunu değerlendirirken niyetlerden, sözlerden yola çıkılmaz ya da temel alınmaz; burada temel ölçüt, pratiktir, pratik duruş ve yönelimdir, eylemin içeriğidir. Eylemin içeriğine bakmak, eylemin içeriğini incelemek, tarihsel pratiği esas almak yerine sözleri, açıklamaları, kâğıt üstünde kalan kararları vs. temel almak saf dillik, ideolojik/teorik-politik cehalet, iyi niyetlerin kurbanı olmak, oportünizmin uzantısına dönüşmeyi kabul etmektir.

Marksizm-Leninizm’i, proletaryayı, sosyalist ve komünist görevlerini ihmal eden, proletaryayı temel almayan komünist bir güç giderek oportünizm ve tasfiyeciliğe teslim olur. Azami programını ihmal eden, ikincil plana süren herhangi bir komünist güç giderek komünist olmaktan çıkar. Asgari programını azami programına bağlı olarak ele alamayan bir komünist parti ya da çevre proleter devrimci olmaktan çıkar. Gündelik çalışmasını esasen asgari programına bağlı yürütür hale gelen bir komünist parti ya da çevre komünist olmaktan çıkarak devrimci-demokratik bir güç haline gelir. İş, ekmek, barış, adalet, özgürlük taleplerinin mücadelesini bir bütün olarak programına bağlı olarak ele almayı ihmal eden, giderek unutan vb. bir komünist parti ya da grup komünist devrimci kimliğini de zamanla yitirmeye başlar. Kuşkusuz ki her bir durumun somut olarak incelenmesi, aydınlatılması, nesnel ve denetlenebilir veriler üzerinden gerçek durumun tanımlanması gerekir. Salt genellemelerle gerçek durum açığa çıkarılamaz