MUSUL OPERASYONU VE OLASI SONUÇLARI..!

ABD emperyalizmi ve uşakları bölgede tavşana kaç tazıya tutu politikası izliyor. Hatırlanacağı üzere, Yaklaşık iki buçuk sene önce Irak ordusu ve Peşmerge güçleri tek bir kurşun atmadan IŞİD’e Musul’u teslim edenler, bugün Musul’u İŞİDten temizlemek için 17 Ekim gecesi operasyon başlattı. Irak devletinin özel harekat güçleri, Peşmerge güçleri, Ninova güçleri, ABD liderliğindeki koalisyonun desteğiyle IŞİD’e saldırmaya başladı. IŞİD hendekler kazıp,tuzaklar kurarak buralara petrol doldurup ateşe vererek, saldırıya geçenlerin işini zorlaştırmaya ve denetimi altında tuttuğu alanları elde bırakmamaya çalışıyor.
ABD komuta heyeti, “Saldırıya geçen güçlere tüm desteği vermeye hazırız” açıklaması yaptı.Suriye iç savaşında öne çıkan Rusyanın bölgede önünü kesmek için ABD emperyalizmi önderlik ettiği uluslararası koalisyonun gücünü harekete geçirdi. Irak ve Iran yönetiminin karşı çıkması nedeniyle Türkiye bu operasyonun dışında tutuldu. ABD emperyalizmi ve ittifak güçleri Musul’da IŞİD’i yenerek hem Irakta etkisini güçlendirmek ve hemde Suriye iç savaşında ılımlı İslamcı denilen El Nusra vb gibi grupların önünü açmak ve böylece etkisini sağlamlaştırmak istiyor.
Önce IŞİD’in Musulu işgal etmesine seyirci kalan ABD emperyalizmi ve ittifakları gelinen durumda IŞİD’i bölgede temizleme adına Musul operasyonunda şemsiyesi dışında bir çıkışın olmadığına ikna ederek, IŞİD düşmanı güçleri kendi bayrağı altında topladı. ABD ve batılı ittifak güçleri, Irak halklarına kanseri göstererek sıtmaya razı etmeye çalıştı. Önce IŞİD’i başlarına bela eden ABD emperyalizmi gelinen durumda IŞİD’i Musulda çıkarmanın tek yolunun ABD bayrağı altında IŞİD’e karşı mücadele olduğunu dayattı.
Nitekim Musula yönelik ABD önderliğindeki operasyon bunu gösteriyor. Kuşku yok ki gerici güçler arasındaki egemenlik savaşında devrim ve sosyalistlerin özel bir tercihi olamaz. Musul’un işgali nasıl ki dinci gericiliği güçlendirdiyse Musul’un IŞİD işgalinde kurtulması operasyonununda ABD önderliğini güçlendirecektir. Musul operasyonu kanlı olacak. Musulda IŞİD’in yenilmesi şeriatçılığın güç kaybetmesi anlamına geldiği gibi emperyalist ve gerici güçlerin operasyonunda halklarına lehine her hangi bir olumlu gelişme yaratmaması bağlamında gerici güçleri zayıflatacaktır.
Nitekim, Musul’da 10 bin ya da biraz daha fazla IŞİD elemanı olduğu söyleniyor. IŞİD’e karşı harekete geçen güçlerin sayısının yaklaşık 50 bin kişi olduğunu ve Musul’un 1 milyon kişinin yaşadığı, sokakları dar bir kent olduğunu düşünürsek, gerçekten de kanlı bir sürecin başladığını düşünebiliriz. 1 milyonluk bir kentte 10 bin kişilik bir örgütü yıldırmak için, ABD ve Fransa’nın hava bombardımanı yapmasını da eklersek, büyük bir insanlık krizi Musul’u bekliyor olabilir. Kuşkusuz beklenen sadece insani bir kriz değil. Sadece göç, ölüm, yıkım ve hastalıklar değil söz konusu olan, aynı zamanda bir ekolojik yıkım da bekliyor Musul’u.
Musul’da operasyonun öne çekilmesi ve olası sonuçları :
ABD emperyalizmi, sadece başkanlık seçimlerinde önce Obama’nın hanesine bir IŞİD karşıtı başarı asmak için değil, küresel güçler dengesinde-özellikle Rusya-Çin karşıısın da- avantajlı konuma gelmek için Musul operasyonunda ısrarcı oldu. ABD, Musul’da yerel güçlerle harekete geçerken, Rusya da Suriye’deki Hmeymim askeri hava üssünü herhangi bir zaman süre kısıtlaması olmadan, istediği kadar yıl kullanabilmek için adım attı ve bir yandan da Halep’i bombalamaya devam etti.
Hegemonya krizini Musul ve Suriye’de dengelemeye çalışan tüm emperyalist ülkelerin işgalci, militarist politikalarına karşı, küresel bir savaş karşıtı çağrının şimdi tam zamanı. IŞİD, canı isteyenin canını istediği bölgeyi bombalamasının gerekçesine dönüştü. IŞİD’i geriletecek ve sonsuza kadar yenecek olan, aralarında her düzeyde ve her adımda derinleşen bir kriz yaşan ABD bloku ve Rusya blokunun işgalci politikaları değil. IŞİD’i geriletecek olan, Irak ve Suriye halklarının kendi kaderini tayin hakkını ve eşit koşullarda kardeşliğini garanti altına alan bir enternasyonalist barışçı iklimin yaratılması. Bu, aynı zamanda ulus, din ve mezhep savaşlarını kışkırtan emperyalist güçlerin savaş politikalarına son verilmesini savunmak anlamına geliyor.
Yine Sarayın önderliğindeki Osmanlı hayallerini yeniden dirilten yayılmacı ve işgalci politikalarla bölge ülkelerine-İrak ve Suriye- “yerli-milli ve Sünni” bir askeri müdahalede bulunma amacıyla hem Kürt hareketinin önünü kesmek ve hemde bölgede Sünni ittifakın etkinliğini güçlendirmek istiyor. Bu yayılmacı ve işgalci savaşçı politikalara karşı çıkmak büyük önem taşıyor. Türk devleti daha herhangi bir savaşa girmeden, Türk medyası savaşa girilmiş de zafer kazanılmış havası basıyor.
Musul operasyonuna Türkiye’nin dahil edilmemesi, savaş tamtamları çalan medya tarafından “ Irak’ta Türkiyesiz her senaryo çöker” başlığıyla verildi. Aslında Türkiye’nin içinde yer aldığı Musul operasyonu hemde geçmişte bugüne taşınan Osmanlı toprağı olarak görülen Musul’un yeniden Türkiye topraklarına katılması ve hemde Kürt özgürlük hareketinin kazanımlarının önünü kesme amacı taşıyacaktı. ABD emperyalizmi T.C. devletinin katılmış olduğu bir Musul operasyonun da Irak yönetimi ve Kürt muhalif güçlerinin desteğini alması güçleşecek ve Musul da gerici güçler arasında süren egemenlik savaşı halkların gerçeği görmesine olanak yaratacağı gibi, aynı zamanda iki gerici gücün zayıflamasına da neden olacaktır.