KURULUŞUNUN 96.YILINDA TKP’yi DOĞRU ANLAMAK..!

Türkiye Komünist Partisi (TKP), M. Suphi önderliğinde 10 Eylül 1920’de toplanan 1. Kongre’de kuruldu. Kongre Kemalist gericiliğin izin vermemesi üzerine Bakü’de toplandı. Kongreye 15 komünist örgüt ile İstanbul, Anadolu ve Bakü kümeleri temsilcilerinden oluşan 74 delege katıldı. Bu delegelerden 51’i İstanbul ve Anadolu’dan gelmişti. M. Suphi oybirliğiyle parti başkanlığına seçildi.

Tüm dünyayı sarsan sarsan Ekim Devrimi’nin etkileri ülkemizde de hissedildi. Marksizm’in yayılmasına büyük bir atılım kazandırdı. Türkiye’li komünistler proletaryanın bağımsız siyasetini sürdürecek komünist partisinin kuruluşu için harekete geçtiler. Kararlı, yoğun çalışmalar sonucu TKP kuruldu. Böylece proletarya kendi bağımsız örgütüne kavuşmuş oldu. TKP’ nin kurulması ile komünist grup, çevre ve hücreler tek bir örgüt içinde birleştirildi. Komünist parti programı oluşturuldu ve böylece geniş yığınları kucaklama çalışmasına girişildi.

TKP, Mustafa Suphi önderliğinde Marksizm-Leninizm’i yol gösteren düşünce olarak benimsedi. Lenin’in önderliğindeki 3.Enternasyonal’e bağlı olarak çalıştı. İşçi sınıfı ve köylülerin, emperyalizmin, feodalizmin ve gericiliğin boyunduruğundan kurtuluşunun ancak devrimle mümkün olabileceğini kararlılıkla savundu. Proletaryanın kurtuluşunun kendi sınıf egemenliği ve sosyalizmde olduğunu savundu. 3. Enternasyonal’deki diğer komünist partileriyle birlikte, emperyalizme ve her türden gericiliğe karşı kararlılıkla mücadele etti, TKP, ülkemiz, proletaryası ve halkının emperyalizme ve gericiliğe karşı aktif mücadelesini, örgütlemeye çalıştı. Emperyalist işgale karşı ulusal kurtuluş mücadelesinde, proletaryanın önderliğini ve emekçilerin iktidarını gerçekleştirmeyi başlıca güncel hedef aldı. Türkiye halklarının ulusal kurtuluş mücadelesine aktif olarak katıldı. Ancak bu mücadelenin önderliğini elinde bulunduran burjuvazinin temsilcisi Kemalistler TKP’ nin gelişmesini önlemek ve dağılmasını sağlamak için. önce sahte bir komünist partisi kurdular, sonra da Türkiye’ye gelmek için yola çıkan TKP’ nin önder kadrolarını 28-29 Ocak 1921’de Karadeniz de haince pusuya düşürerek kahpece katlettiler

  1. Suphi ve yoldaşları Kemalist gericiliğe uzlaşıcı bir iyimserlik göstermelerinin bedelini yaşamlarıyla ödediler. Bedel yalnızca bu olmadı. Türkiye Komünist hareketi için

uzun süre yeri doldurulamaz denli büyük bir kayıp, ödünün bedeli diğer yanı oldu. Kemalist burjuvazi gelişen proletarya ve partisinden emperyalistlerden ve büyük burjuvazide bu niteliğine uygun davrandı

M.Suphi önderliğindeki komünistlere özgürlük tanımadı. Devrimin Rusya’sından para ve silah desteği almak için komünistlere özgürlük tanıyor görünümü vermeye çalışırken, M. Suphi ve yoldaşlarını katlederek, Anadolu’da komünist ve devrimci örgütlenmeleri dağıtarak gerçek politikasını uygulama yoluyla aynı zamanda emperyalistlerin teveccühünü kazanmaya çalıştı ve kazandı da.

  1. Suphi ve 14 yoldaşının Kemalist diktatörlük tarafından katledilmesi, TKP’nin gelişmesinde bir dönüm noktası oldu. Bir süre dağınık kaldıktan sonra Ş.Hüsnü önderliğinde adım adım sistemli sağ oportünist bir çizgi izledi. Kemalistlerle uzlaşarak Kürt ulusal hareketine tavır aldı: feodalizme karşı olmadı altında Kemalist rejimin Kürt katliamını destekledi, Kemalist gericilerinden demokratik devrimi yapmalarını bekledi.TKP tutuklamalar ve alınan darbeyle tasfiye edildi. Yurtdışına kaçan ve Orada mülteciler grubu kuran Yakup demir kliği, Kruşçev modern revizyonistlerinin yardımıyla TKP tabelasını asarak TKP’ni kurdu.

TKP Suphi’den sonra 1950’lerin ikinci yarınsa kadar anti-emperyalist demokrat bir hareket olarak varlığını sürdürdü. Sovyetler Birliği ve bir dizi Doğu Avrupa ülkesinde kapitalizmin yeniden dirildiği 1956’lardan sonra modern revizyonist bir çizgi izledi. Böylece TKP, Rus sosyal emperyalizminin politik işbirlikçisi bir parti haline geldi. Daha sonrasında H. Kutlu önderliğindeki TKP, Gorbaçov revizyonist çizgisinin etkisiyle ’85’ten başlayarak daha kaba reformcu bir yol izledi. TKP-TİP birleşerek TBKP ile yola devam etmeye çalıştılar. Ama buda tutmadı. Ulusal Demokratik programıyla, Evren-Özal yönetimi dışında, tüm sınıf klikleri ve liberal burjuva grupların koalisyonun mücadelesini başlıca hedef olarak aldı ve yığınların ilerici hareketini bu yönde etkilemeye çalıştı. TBKP revizyonistleri bu çizgisine bağlı olarak TC devletinin icazetine sığınmaya çalıştı. TBKP Türkiye’ye döndü ve Sovyet revizyonizmin çöküşüyle birlikte tarihin çöplüğünde yerini aldı.

Bugün kendisine TKP diyen değişik akımlar olmasına kaşın bunların hiç birisinin de M. Suphi yoldaşın komünist TKP’si ile uzaktan yakından hiç bir bağları olmadığı gibi revizyonist TKP’nin değişik versiyonları olduklarını söylemek hiç de yanlış olmayacaktır

Türkiye’de Komünist Hareket uzun yılların ardından yeniden ilk kez 1972 yılında Kaypakkaya yoldaşın önderliğinde doğdu. Kuşkusuz. M. Suphi TKP’sinin görüşlerini kendine temel alarak ve onu daha da ileriye taşıyarak.

Ülkemiz proletaryası henüz kendi öz komünist partisini yeniden kurabilmiş değil. Bu görev bütün ivedilikle proleter devrimcilerin önünde durmaktadır. Komünistlerin bugün başat görevlerinden birisi proletaryanın komünist partisini yeniden kurmaktır.

Proletaryanın komünist partisini yeniden oluşturmak görevi anlık, gelip geçici değil, aksine bu görev birbiriyle bağlantılı bir dizi görevin her günkü devrimci çalışma içinden yürütülmesiyle başarılabilir