Kürt ulusu özgür olmadan ne Türkiye Demokratikleşir Nede Kürt sorunu Çözülür..!

Faşist Saray rejiminin emekçilere ve muhalif olan herkese özelliklede devrim ve sosyalizm iddiasında olan güçleri yok etmek ve faşist şeflik rejimini pekiştirme saldırıların arttığı bir dönemde Kürt halkının hiçbir kazanım elde etmeden silahlara veda etmesi hazin bir son olmuştur. PKK Kürt ulusunun özgürlüğü amacıyla silahlı direnişe geçti 41. Sonra tek kişi Öcalanın talimatıyla direnişe son verildi. 41 yıllık mücadelenin sonu böyle faşizmin karşısında boyun eğmek olmamalıydı. Barışta olsa onurlu olmalıydı. Dahası, sonuçta kişilere bağlanmış ve buna göre oluştur bir kültür ve değerlerin egemen olduğu PKK gibi örgütlerin sonu hep hazin yenilgi ve devletin limanına demir atmak olmuştur. Bazı Kürt yetkililerinin- Leyla Zana gibi-devlet bizi bizde devleti yenemedik” diyerek Öcalan’ın teslimiyet çizgisini temize çekmeye çalışıyor. Öcalan’ın bizzat kendisi yıllardan bu yana PKK kendini tekrarlıyor ve istifa edeceğim demişti. Haliyle PKK gelinen durum bağımsız iradesini kaybetmiş ve gerçeklerden kopuk dipten doruğa faşist bir devletin barışçı ve demokrat olabileceğini söylüyor. PKK emperyalistlerinde desteğiyle faşist TC devleti karşısında yenilmiştir. Bu gerçeği sağa sola çekip Devletin politikasının bir uzantısı olan PKK’nin feshedilmesi ve silahlara veda edilmesi iddia edildiği Kürt gerillasının iradesi değildir. Yenilgiden zafer yaratmaya çalışan züğürt tesellicilerinin ağdalı savları gerçeği gizleme yetmiyor. İki hafta önceye kadar Medya TV’de PKK önderleri “tek kurtuluş yolu halk savaşını büyütmek ve Erdoğan-Bahçeli rejimini bugüne kadarki gelmiş geçmiş en faşist ve Kürt düşmanı iktidar “ olarak değerlendirirlerken, hangi politik altüstler oldu da artık silahlı dönem kapanmış demokratik mücadele dönemine geçilmiş” noktasına gelindi. Tüm bu politik gelişmeleri 26. Yıldır İmralı zindanında tutsak olan yalnızca Öcalan mı görebilmiş. Bu tamamıyla durumu kurtarmaya geçit dilmiş bir kılıftır. Elbette PKK’yi iyi tanıyan devrimci sosyalistler olarak PKK’nin Öcalan’ın talimatıyla kendini feshedip silahlara veda etmesi açıklaması beklenmedik bir gelişme değildi. Öcalan’ın 93’ten bu yana ki çizgisi daima Kürt direnişini bitirme çizgisiydi. Bunu İmralı savunmalarında yakıcı olarak gördük,

Neki devletin faşist Kürt düşmanı politikası Öcalan’ın çağrısının kârlılık bulmasını engelledi. Aynı zamanda o süreçte hep devletçe aldatılan Kürtler ve PKK oldu. Haliyle bir güvensizlik sorunu oluştu. Ama 22 yıllık süreç Ortadoğu’da bir çok dengeyi değiştirdi ve PKK bağımsız iradesini kaybetti. Aynı zaman PKK Türkiye Kürdistan’ında ağır darbeler aldı ve eskisi gibi eylem yapamaz hale geldi. Bu durum PKK’yi politik çıkmaza sürükledi ve Öcalan’ın çizgisi yani Kürt orta burjuvazisinin çizgisi PKK’de daha kolay egemenlik kurdu ve sonuç bugün yaşandığı gibi sembolikte olsa silahları yakmaya kadar işi taşıdı. Gelinen durumda ortada duran politik gerçeklere bakarak hayaller peşinde koşmanın gereği yoktur.

Faşist TC devleti Kürtlerin çözüm bekleyen temel sorunların çözümü dahil emekçi halkların ekonomik ve politik istemleri için hiç bir demokratik adım atmayacak, aksine yine Kürt emekçilerini Osmanlı oyunlarıyla oyalamaya devam edecektir.Bu süreçte kazanan Erdoğan-Bahçeli faşist dinci rejimi oldu. Ama emekçi halkların ve Kürt ulusunun özgürleşme ve toplumsal kurtuluş mücadelesi varlığını sürdürüyor

Haliyle emekçi halklarımızın eşitlik ve özgürlük savaşımı, faşist diktatörlük yıkılıp, halklarımız özgürlüğe kavuşana dek süreceğini belirtmek gerekiyor. Kuşku yok ki PKK’nin silahlara veda etmesi ve TC devletine nefes aldırma çabası devrimci ve sosyalistleri, Kürt direnişinin omuzdaşlarını üzmüştür. Ama devrimci sosyalist hareket bu olumsuz gelişmeyi en az hasarla atlatıp, doğru bildiği devrim ve sosyalizm yolunda, daha bir inanç ve kararlılıkla yürütecektir. Faşizme Ölüm Kürt ulusuna Özgürlük.!

Türk Kürt uluslarından ve ulusal azınlıklardan emekçilerin kurtuluşu birleşik devrimle gelecektir..!