KİRLİ SAVAŞA SON KÜRT ULUSUNA EŞİTLİK VE ÖZGÜRLÜK İÇİN NEWROZ PİROZ BE..!

 

Newroz, (Yeni Gün) Ortadoğu ve Uzak Doğu’da yaşayan birçok halkın kültüründe yer etmiş bir efsane. Her ne kadar anlamı dilden dile, inançtan inanca, gönülden gönüle değişiyor. Her ulus, her halk her kültür ona farklı anlamlar yüklemektedir. Kimine göre baharın muştusu, kimine göre doğum günü, kimine göre sömürü ve zulme karşı savaşanların yüreğine düşen isyan ateşidir, Newroz.

Biliyoruz ki, bahar, kışın tembelliğine, monotonluğuna ve donukluğa karşı silkiniştir. Aynı zamanda bahar mevsimi mücadele ve başkaldırı günleriyle doludur aradan 2620 yıl geçmesine rağmen, direniş özünü kaybetmeksizin her 21 Mart günü coşkuyla, Kürt ve Ortadoğu halklarınca kutlanan Newroz, halkların özgürlüğe olan özlemini ve inancını da taşır.

Yüz yıllardır, tarihteki soykırımlara, katliamlara, Roboskilere, Sur’a, Çizre’ye, Şırnak’a, sürgünlere, zorla göçertmelere, yok etme saldırılarına rağmen bugüne dek içeriği zenginleşerek, güncel mücadelelerle birleşip gelen Newroz giderek serhildanlarla birleşip başkaldırıya dönüştü. Bu başkaldırı ve zalimleri yakan ateş son 40 yılda daha fazla dağı, alanı, sokağı aydınlattı, aydınlatıyor.

2017  Newrozu’nu; AKP faşizminin Kürt direnişini ezmek için Sri Lanka planını uygulamaya soktuğu, kazanılmış mevzilerin darbelenerek gasp edildiği, halkın iradesiyle seçilmiş olan HDP’li vekillerinin, Belediye başkanlarının, meclis üyelerinin ve Kürt politikacılarının kitlesel olarak tutuklanıp zindanlara kapatıldığı, kentlerin yakılıp-yıkıldığı 500 bin Kürdün yerinden yurdundan edildiği, gözaltı kayıpları, infazların ve  linç kampanyalarının alıp başını gittiği, işkencenin rutinleştiği, en küçük sokak eyleminin kan ve zulümle bastırıldığı koşullarda   karşılıyoruz.

Yeni Dehaklar her türlü kirli yöntemi devreye sokmaktan geri durmadığı halde, Kürt ulusunun kendi kaderini kendi eline alma hedefli; eşitlik ve özgürlük ateşini söndüremiyorlar. Özgürlük ateşi yeni Dehak’ları yakmak için daha gür yanarak, din, dil, ırk, ulus, cins farklılığı gözetmeksizin tüm emekçilerin birlikte kavgasının yolunu aydınlatıyor

Biliyoruz ki, Newroz efsaneden devrim çıkaran tek halk Kürtler olsa gerek. Kürtlerde Newroz, zulme başkaldırının eskiyi yıkıp, yeniyi kurmanın, dahası kulağa ilk fısıldanan direniş mesajı gibi. Kürtlere göre, 2 bin 628 yıl önce yani MÖ 612 yılında Ortadoğu’nun ve Mezopotamya’nın hakimi, çok zalim bir adı DEHAK olan Kral varmış. Kral Dehak, kocaman bir sarayda yaşar, ağzını açana, başını çevirene anında cezalar yağdırılmış.

Ancak bu Dehak zalimini, iki omzunda oluşan yaralarda önce kurtçuklar oluşmuş, sonra iki yılan peyda olmuş. Çaresiz acı içinde kıvranan Kral derdine derman bulmak için çırpınıp durmuş.

Henüz, MÖ 460 yılında yani 2 bin 500 yıl önce yaşayacak olan Hipokrat’ın dünyada olmadığı ve yeminin bilinmediği, bir dönemde kral soytarısı bir hekim, Krala, her gün iki gencin başını kesip, beyinlerini yılanlara yedirmesinin acılarını dindireceğini önermiş.

Nitekim Zalim Kral Dehak iyileşmek için emir vermiş; MED diyarından her gün iki delikanlı seçilmiş. Aşçı delikanlılardan birini beynini krala sunup diğerini gizlice dağa göndermiş. Kralın zulmü, katliamları, onun himayesindekilerin haksızlığı ve adaletsizlik büyük bir öfke biriktirmiş. Günlerden bir gün sıra Demirci ustası Kawa’nın oğluna gelmiş. Yiğit ve boyun eğmez bir adam olan Demirci Kawa 21 Mart günü üzerinde iş önlüğü, elinde kızgın demiri dövdüğü balyozuyla meydana çıkmış. MED halkı sel olup yollara dökülmüş. Sarayı basıp, zalim Dehak’ın başını ezmiş, sarayını yerle bir etmişler.

Demirci Kawa, demir eritmekte kullandığı körüğünün ateşiyle yaktığı meşaleyi akşamın karanlığında dağlara tutmuş; dağlardaki gençler gizlendikleri yerlerden çıkıp, ateşler yakmışlar. Dağlar, ovalar Newroz Ateşiyle aydınlanmış.

Kürtler tarihin oldukça uzun bir döneminde Osmanlının, Perslerin, Rusların zulmü ve esareti altında yaşadılar. 1639 Kasr-ı Şirin Anlaşmasıyla ikiye parçalandı. I. Emperyalist Paylaşım Savaşındaki Lozan anlaşmasıyla ikinci kez dört, parçaya bölündü.

Ancak Newroz, Kürtler için sadece yıldan yıla yakılan bir ateş ve tüm baskılara rağmen gerçekleştirilen bir kutlama olmadı. Newroz yürekte sönmeyen bir diriliş, eşitlik ve özgürlük, ayağa kalkma koruydu. Ne Halepçe katliamı, ne de diğer parçalardaki katliamlar bu direnişi ateşini söndürebildi. Zalimler bir bir dize getirildi. Bu kor ateşi, yürek atışıyla körüklenip, sürekli canlı tutuldu. Ve gün geldi ateşe dönüştü. Mahabad’da, Süleymaniye’de, Erbil’de, Amed’de, Kobane’de, Afrin’de, Cizire’de, Botan’da, Serhat’ta… Bu gün Rojava’da, Surda, Diyarbakır’da, İdilde, Silopi’de, Cizre de Kürdistan’ın her yerden eşitlik ve özgürlük için yanıyor ateş.  Kobane direnişi, Kuzey Kürdistan direnişi-Serhildanları Newroz efsanesini bir anne sütü gibi emmiş olarak büyüdü!

Onun içindir ki için için yanan Newroz ateşi bu gün özgürlük ateşi olarak tüm insanlığın içini ısıtıyor ve halkların birleşik savaşımın alan açıyor. Biliyoruz ki; zulmü karşısında büyüyen direniş de er ya da geç, ama mutlaka, zaferle sonuçlanacak.

Faşist diktatörlüğün her türlü baskı, saldırı ve katliamlarla özgürlük savaşımını boğmaya çalıştığı bir ortamda Türkiye ve Kuzey Kürdistan’lı işçi ve emekçiler Newroz’da özgürlük ve sosyalizm bayrağını yukarı çekerek bu saldırıya yanıt vermeli, her biri kendi konumlarından devrimci halk iktidarı yürüyüşünde omuz omuza kavgayı yükseltmelidirler. Çeşitli ve ulus ve ulusal azınlıklarda işçi ve emekçilerin düşmanı ortaktır; ezen ve sömüren güçler. O halde ortak düşmanlarımıza karşı amacımızda ortaktır. Özgürlük ve sosyalizm ortak amacımızdır.

Öyleyse, çeşitli ulus ve ulusal azınlıklardan işçi ve emekçiler ortak ve birlikte örgütlenerek, her cephede kavgayı ileri taşımak hedefiyle ileri atılmalıyız. Bu yıl Newroz kutlamaları, özgürlük ve sosyalizm şiarlarını alanlara taşıdığımız, sınıfın Newroza sahip çıkarak halklarımızın eşitlik ve özgürlük şiarlarını pratikte ete kemiğe büründürdükleri bir gün olmalıdır. Newroz ateşleri yalnız Kürdistan’ın dağları ve şehirlerinde değil Türkiye’nin her yanında yanmalıdır. Her fabrika, sokak, okul ve her alan Newroz ateşleriyle ısınmalıdır. Newroz bayramı, Türk, Kürt işçi ve emekçilerinin eşitliği, özgürlüğü ve kardeşliği egemen güçlerin çürümüş baskıcı faşist inkarcı ve imhacı düzenlerini başlarına yıkıp, işbaşındaki yeni Dehakları yok etmek için savaşımı ileri taşıdığı bir gün olarak kutlanmalıdır.

Yüzlerce yıl önce zalim Dehak’ın zulmüne karşı Demirci Kawa’ın öncülüğünde yakılan Newroz ateşi, bugün devrimci sosyalist Kawaların önderliğinde daha bir güçlü harlanarak, AKP’nin  kirli savaşına, OHAL-KHK rejimine, rüşvete, yolsuzluğa, talana, faşist zalimlere, halk düşmanı yeni Dehaklara ve bunların baskı ve sömürü düzenlerine karşı, Kürt, Türk ulusları ve ulusal azınlıklardan işçi ve emekçilerin ortak amaçları, eşitlik, özgürlük ve sosyalizm kavgasında bütünleşerek iktidar için yürümelidir. İşçi sınıfı ve emekçi yığınların gerçek kurtuluşu ancak bu yolla sağlanır.

Asırlar öncesi, demirci KAWA’nın yaktığı isyan ateşi, bugün de Kürt ve Ortadoğu halklarının bağımsızlık, demokrasi ve sosyalizm mücadelelerinde yaşıyor. Yeni Dehak’lar, hangi yol ve yönteme başvururlarsa vursunlar, NEWROZ ateşini asla söndüremezler Günümüz Dehak’larının da, kan ve zorbalık üzerinde kurulu sömürü düzenleri, halkların beyninde ve yüreğinden yanan isyan ateşiyle ergeç ama mutlaka yerle bir edilecektir.

Tüm yasaklama, kuşatma ve içeriği bozma çabalarına karşın NEWROZ ateşi yanmaya devam ekmektedir. Onu, ne günümüzün. Dehak’ları olan emperyalistler, faşistler, gericiler, ne de reformistler ve revizyonistler söndürebilir. Her yer Newroz ateşini yakarak eşitlik, kardeşlik ve özgürlük şiarını alanlara taşıyalım.

Newroz Piroz Be Yaşasın Newroz..!

Bimre Koledar Biji Azadi..!

Yıkılsın Kölelik Kürtlere Eşitlik Özgürlük..!