Kemal Yazar Cesurdu, Mertti, Faşizme Karşı Kaya Gibi Sertti Bir Gün Geldi ki Yoldaşım Dediklerince Hain Bir Pusuda Katledildi..!

Tarih yaprakları 27 Ağustos 1996’yı gösterdiğinde Almanya’nın-Duisburg kentinde MLKP çetelerince katledildi. Kemal Yazar yoldaşı kaybedeli 26 yıl oldu. Kemal yoldaş Erzurum’un Tekman ilçesinde yoksul bir Kürt Alevi aile çocuğu olarak dünyaya geldi. Küçüklüğü Tekman’da geçti. Yoksulluk ailesinin İstanbul’a göç etmesinin ardından Kemal Yoldaş da İstanbul’un varoşlarında yaşama tutunmaya çalıştı. Hem çalıştı ve hem de devrimci mücadeleyi kavga içinde öğrendi ve bilendi. Yokluk ve yoksunlukların özgürlük kavgayla yenileceğini anladığında TKP-ML Hareketinin saflarında mücadeleye katıldı. İstanbul mücadelenin kalbiydi bir yerde. Devrimci mücadelenin kalbi bu kentte grevler, direnişler, başkaldırılar yaşanmıştı. Fabrika fabrika, semt semt, emperyalizme, faşizme karşı direnişler yaşanmıştı. İşçiler ve emekçiler haklarını almak ve korumak için tarihe not düşen Kavelden 15-16 Haziranlara uzanan direnişlere tanıklık etmişti.Her sokağında bir devrimcinin kanı dökülmüştü. Gecekondu direnişleri, okul işgalleri, silahlı çatışmalar, faşist kuşatmanın kırılmasında hep İstanbul ilkler arasında yer almıştı. Onun içindir ki mücadelenin merkezi bir kentti İstanbul. Kemal yoldaş işte demirin suyunu alıp çelikleşmesi gibi bu zorlu savaşım içinde çelikleşti ve hemen her eylemde yer alarak, başı dik, anlı açık halkına ve devrim davasına yaraşır bir yaşam ve mücadele içinde olduEy kavgamızın güzel kenti İstanbul sen nelere gebesin! Sen nelere muktedir değilsin ki. Sen de şahitsin devrim ve sosyalizmin zaferi uğruna kellesini koltuğuna verip komünist yürekleriyle destan yaratanlara. Sende İstanbul’da işkencede ölümü kucaklayan Meral Yakar yoldaşın, elde silah son mermisine kadar çatışarak şehit düşen Ahmet Muharrem Çiçek, Atilla Özkan, İrfan Çelik, Maksut Tepeli, Mustafa Tunç, Hüseyin Toraman, Hasan Çiçek ve diğer yoldaşların silahını omuzlayarak, onların yarım bıraktıklarını tamamla azmi ve coşkusuyla ileriye Yüreğimizdeki bütün sırlar sende gizliydi İstanbul. Demokrasi ve özgürlük çığlıkları gün geçtikçe yankılanıyordu İstanbul’un surlarında. Dalga dalga yayılıyordu en dip kenardaki kimsesiz yoksul mahallelere kadar. Ali haydar Yıldız, İbrahim Kaypakkaya’da ölümü hiçe sayan devrimde ısrar eden direniş haykırışları, ardından Münir, Yücel, Ali, Kilis şehitleri ve diğer şehit yoldaşlarla sürmüştü.Bir ananın dilinde tilili, bir çocuğun minik parmaklarında zafer işareti, bir genç kızın Nevroz ateşi çevresindeki halayı ve bir delikanlının panzere fırlattığı taşın öfkesiyle bu şehrin sokaklarında yaşamıştı Kemal yoldaş. Ve artık bir kıvılcımla başlayıp dalga dalga büyüyen devrim ve sosyalizm çığlığıyla tanışmıştı Kemal’in yüreği. Yürek kafesi İstanbul’a sığmıyordu artık. Komünizm savaşçılarına platonik bir aşk gizeminde yüreğindeki kor ateşle bağlanmıştı. O’nun için hedef tamamdı.Bu devrim ve sosyalizm davaya kilitlenmek ve sonuna kadar devrim maratonunda yer almaktı..Kemal yoldaş hem çalışıyor ve hem de kavganın pratiğinde öğreniyordu. Öğrendikçe, yoksulluk ve sefaletin, baskı ve zulmün yere çalınması için, ateşli bir yürek çarpıntısının şiddetli bir başlangıcı oluyordu. Nasıl ki Kerem’in sevdası içine sığmamışsa, Kemal yoldaşı ki de öyle olmuştu. Şehit yoldaşlardan devralınan bayrak inat ve ısrarla zafere taşınmalıydı. Elden ele dolaşarak dikilmeliydi devrimin tepelerine. Bunun için örgütlü olmak, bunun için sosyalist bilinçle donanmış olmak ve engelleri tanımaz bir hatta yürümek gerekiyordu.Kemal yoldaş mücadelenin gelişip güçlendiği ve yığınsal bir karakter kazandığı 1970’lerin ortalarında TKP-ML Hareketi’nin saflarında yerini aldı. Mücadele içinde kendisini eğitti ve militanlığı, cesurluğu ve gözüpekliğiyle işçi sınıfının yoğun olduğu ve fabrikalarla kuşatılmış olan yoksulların yaşadığı Alibeyköy sırtlarında, grevlerde, gecekondu direnişlerinde, askeri eylemlerde öne çıktı. İstanbul da hemen her eylem ve direnişte gözünü kırpmadan yerini alan Kemal yoldaş kitleleri örgütleme ve hareket geçirmede de olgun tavırlarıyla sivrilip öne çıkanlardandı. Önce Alibeyköy ve çevresinde sonra halkaları genişleyip büyüyen örgüt sorumluluğunu üstlenerek profesyonel devrimci çalışmaya başladı. Bundan sonrası yaşamını tümüyle devrimci kavgayı büyütmeye hasretti. Kısa bir sürede coşkusu, morali, fedakarlığı ve cesaretiyle gençlerin yoldaşlarının güvendiği, düşmanın korktuğu bir militanı haline geldi12 eylül askeri faşist darbesinde de düşmanın eline esir düştü ve Metris zindanında yattı, zindan direnişlerinde aktif olarak yer aldı ve 5 yıllık mahpusluğun ardında daha da bilenerek çıktı zindanda. Tahliye olduğunda bir çok kişi yeniden aynı zorlukları yaşamam korkusu nedeniyle mücadeleden kaçırırken kemal yoldaş dışarıda yaprak kıpırdamaz ve devrimciliğin sınandığı dönemde, dışarıya adımını atar atmaz tereddüt duymadan daha bilinçli ve deneyimleri olarak kaldığı yerden örgüt çalışmalarına koştu. İstikrarlı ve iddialı bir komünist militan olarak, dağılmış ve tasfiyeciliğin ölüm çukuruna yatırılmış olan örgütün yeniden ayağa kaldırılması için devrimci çalışmanın içine daldı.Örgüt çalışmaları belli bir düzey kazandıktan sonrası, artık yıllarca yüreğinde taşıdığı hasretine kavuşma zamanı gelmiştir diyerek, askeri çalışmaların ayrıştırılması ve sürece militanca müdahale edilmesi gerektiği yaklaşımını ortaya koyarak, Kaypakkaya yoldaşın işkencede katledilmesini ifade eden M18 (Mayıs18) adıyla askeri çalışmalarının örgütlenmesinde aktif olarak yer görev aldı. Birçok askeri eylemler örgütledi, düşmanla defalarca silahlı çatışmaya girip ve her defasında pusularda sıyrılıp çıkmasını başardı. Soğukkanlılığı, cesareti ve militanlığıyla eylemlerin başarıya taşınmasının sürükleyicisi oldu.Yine askeri çalışmaların devam ettiği bir sürçte düşmanın saldırılarıyla yüz yüze kaldı ve evi kuşatıldığında son mermisine kadar çatışarak ağır yaralı olarak düşmana esir düştü. Bir kez daha işkencede düşmanı yenilgiye uğratmanın hazzını yaşayarak polisin öldü dediği bir zamanda devrim için yaşama devam dedi.Zindanda devrimin onurunu yüksek tutan Kemal yoldaş TKP-ML Hareketinin önderliğine yuvalanmış oportünist revizyonistlerin gerçek yüzünü burada daha yakında gömdü, tanıdı ve birlik sürecine mesafeli yaklaşan yoldaşların başında yer aldı.Birlik sürecin son raunduna doğru yol alındığı dönemde tahliye olan Kemal yoldaşı oportünistler yurtdışına çıkartarak başlarından savmak istiyorlardı. Kemal yoldaş İzmir’de dışarıya çıkarken yakalandı ve bir kez daha düşmanın ağır işkencelerine karşı komünist direnişi gösterdi. Kısa bir sürecin ardından tahliye olan Kemal yoldaş, İzmir çalışmalarından görevlendirildi. Ve Birlik Kongresi delege seçimlerinde başkaları tarafından aday gösterilmesine karşın, birliğe inanmadığı ve bunun sağlıklı biz zemin üzerinde tartışılarak gerçekleşmediği gerekçesiyle karşı çıkarak, delege seçimlerinde aday olmadı. 1994 eylül ayında MLKP- K kurulduğunda Kemal yoldaş MLKP-K sürecine katılmadı ve örgütle bağlarını kopardı. O biliyordu ki MLKP-K yamalı bir bohçaydı ve farklı ideolojik duruş içinde olanların uzun vadede birlikte yürümeleri söz konusu olmazdı.Nitekim öyle de oldu. Yaklaşık bir yıl sürecin ardından TKP-ML Hareketin temel politikaları ve sosyalist değerleriyle donanmış olan bir grup komünist, MKLP- K’nın yozlaştığını ve küçük burjuva bir çizgi ve pratiğe kapaklandığını, sosyalist program ve politikalarda, örgütsel ilkelerde uzaklaşarak darbeciliğe yöneldiğini söyleyerek komünist hareketin yeniden vücuda getirilmesi için 21 ağustos 1995’de Komünist Parti-İnşa Örgütünü (KP-İÖ) kurdular.Kemal yoldaş KP-İÖ’ nün kuruluşunu öğrendiğinde mutlu oldu ve ardında yoldaşlarla ilişki kurarak süreç ve gelişmeleri izledi, tartıştı ve Şubat 1996 yılında KP-İÖ saflarına katıldı. KP-İÖ’nün yeniden örgütlenip ayağa dikilmesi için canla başla çalıştı ve İstanbul’da yeni ilişkiler yarattı. Bir yandan düşmanın saldırıları öte yandan MLKP önderliğin ihanet yüklü karşı devrimci saldırıları altındaiKP-İÖ ilerlemeye çalıştı. MLKP önderliği KP-İÖ’yü kuran ve saflarından yer alan yoldaşlar hakkında” örgüt yıkısı” gerekçesiyle ölüm kararları aldılar.MLKP’nin hakkında ölüm fetvası verdiği yoldaşlardan birisi de Kemal Yazar yoldaştı. Alibeyköy de bir yoldaşları kaçırıp katletme amaçlı saldırıda Kemal yoldaş çeteci saldırıya gelenlerle konuşup onları ikna etmeye çalışacak kadar iyi niyetli ve hoşgörü içindeydi. MLKP’liler, KP- İÖ ile tartışmaktan kaçtıkları gibi, PDA-Aydınlık, PKK,DHKP-C, TDKP’nin karşı devrimci yöntemlerini temel alarak kontracıları aratmayacak saldırılara girişti. İstanbul da silahla dergi bürosunu basarak yoldaşları yaraladıkları gibi, bürodaki eşyaları kırıp döktüler, ölüm listeleri yayınladılar, 3 yoldaş zoraki kaçırılıp rehin tutularak işkenceci faşist polislerin yöntemlerini kullandılar, evlere-işyerlerine, araçlara baskın yapıp, pusularda yoldaşları ucu çivili ve demir sopalarla dövdüler, ve hamile kadın yoldaşlara bıçak vurdular. Mitinglerde yoldaşlara saldırarak polise saldırı için davet çıkardılar ve provokasyon yaptılar. Adeta her yerde faşist terör estirdiler ve faşist gazetelere, Ülkü Ocaklarına, MHP’ye taş atmayanlar, KP-İÖ’ye yönelik 69 karşı devrimci eylem gerçekleştirdiler. Kuşku yok ki bunda amaç MLKP oportünist önderliğinin yüzündeki maskenin yere düşmesini engellenmekti. MLKP önderliği bu karşı-devrimci saldırılarını gizlemek için yalan üzerine,yalan ürettiler, hem suçlu hem de güçlü rolünü oynamaya çalıştılar. Alibeyköy de bir yoldaşı kaçırmaya giden ve evi kuşatan MLKP’liler olduğu halde, utanmadan “KP-İÖ’lerin yolda giden MLKP’lilere saldırdıklarını” söylemekten geri durmadılar. Alibeyköy olayında silahı ilk kullanan MLKP’liler olduğu ve Kemal yoldaşın bu olayda hiçbir biçimde silah kullanmadığı ve silah kullanmak zorunda kalanlar başka bir bölgede gelip tesadüfen orada bulunan yoldaşlar olduğu halde MLKP önderliği hayali senaryolar çizerek, kara propaganda yaparak Kemal yoldaşı katletmek için gerekçe yaratmaya çalıştılar..Nitekim olayların arttığı dönemde Kemal yoldaş yurtdışı çalışmalarını toparlamak için dışarıya gönderildi. Suçlu MLKP yalanda medet uman ve kirli kara propaganda da PDA-Aydınlığı aratmayan MLKP önderliği Kemal yoldaşı iyi tanıyorlardı. Kemal yoldaşın yurtdışına çıkmasında paniğe kapılarak, yoldaşa yönelik suikast kararını uygulamaya soktular. Faşist diktatörlüğün, işkencelerde ve çatışmalarda katledemediği bu yiğit komünisti bir zamanlar yoldaş dediği oportünist MLKP önderliğinin talimatıyla tetikçilerde tarafından 27 ağustos 1996 günü Almanya’nın-Duisburg kentinde hunharca katledildi ve bir başka yoldaş yaralandı..Kemal yoldaş KP-İÖ’ nün önderliğinde yer alan ve çalışkanlığı, cesareti ve militanlığıyla gittiği yerlere devrimci hava taşıyan, onlara moral veren yürekli bir komünist önderdi. Kuşku yok ki, Kemal yoldaşın erken kaybı, KP-İÖ çalışmaları için önemli bir boşluk yarattı. Yılların zorlu kavgası içinde pişmiş, her bakımdan denenip, sınanmış bir yoldaşın yerini doldurmak öyle kolay değildi. Ama KP-İÖ, Kemal yoldaşın boşluğunu kapatmak için canla başla çalıştı ve onun bizlere devrettiği devrim bayrağını yukarıda tutmak için çalıştı. Girişken, iddialı, mücadeleye tutkuyla bağlı olarak dinamik bir kişiliği, örgütlü mücadelede Kemal yoldaşı doğal olarak da öne çıkardı. Kemal yoldaş kişiliği, esas olarak da devrimci niteliği çarpıcı olan ve pratikçiliği öne çıkan bir önder kadromuzdu. Pratikleşerek mücadelenin sürekli geliştirilmesini önüne koyan bir tarzın sahibiydi. KP-İÖ açısından mücadelenin geliştirilmesi her zaman yeni insanlar kazanma, örgütleyip mücadeleye sevk etme olduğundan, hareketimizin mücadele tarzına en Kemal Yazar yoldaş hain bir pusuda katledileli tam 26. yıl oldu. Bu 26 yılda yaralarımızı yalnızca kabuk bağladı, ama hiçte iyileşmedi. Örgüte ve devrime daha fazla hizmet edeceği bir zamanda MLKP’nin kariyerist önderliğinin talimatıyla pusuda katledildi. Katledilmesinin üzerinde 26. yıl geçmesine karşın Onu her gün andık ve ondan öğrenmeye çalıştık. Kemal yoldaşı hunharca katledenler ve katletme kararı verenlerin birçoğu mücadelenin dışında, bireysel yaşamlarını sürdürürken, Kemal yoldaş saygı ve sevgiyle anılmaya devam ediliyor. “Ey dünya, ey halkım, ey insanlık, ey can yoldaşlarım! İşte vuruldum” diyor Kemal yoldaş.Ağustos’un ılık bir gecesinde ‘elveda’ diyorum sizlere. Elveda kavgam. Elveda halkım. Elveda yoldaşlarım. Elveda yüreğimdeki gizemli şehir İstanbul, Avrupa. Kaypakkaya ile başladı bu sevda İrfan, Münir, Ali, Yücel, Altılar, Kemal, Ali Ekber, Necla, Fahri ve diğerleriyle kavga aşkın yüzü oluncaya dek devam edecektir. Kemal yoldaş, bıraktığın silahını omuzlayıp, geride bıraktığın bayrağı en yükseğe dikinceye dek durmayacağımıza, başta devrim için canlarını veren ölümsüzlerimize layık olacağımıza söz veriyoruz. Anın daima sosyalizm mücadelemize ışık olacaktır.