GEVŞEKLİĞİ VE KENDİLİĞİNDENCİLİĞİ AŞALIM..!

Devrimci çalışmanın ileri taşınmasında önemli köstekleyici rol oynayan hastalıkları arasında duran gevşeklik,kendi özgücüne güven eksikliği ve kendiliğindencilik bilinçli, planlı ve özel yüklenme taktiğiyle aşılmalı ve büyük hedeflere büyük iddia ve çalışmayla ulaşılır yaklaşamı düstur alınmalıdır. İnşa çalışmalarının yeniden kalıba dökülme sürecinden geçtiğimiz gerçeğini dikkate aldığımızda, bazı çürümüş parçaların kesilip atılması ve geçici olarak bir daralmanın bilinçli olarak yaşanması,saflarımızda gevşeklik ve kendiliğindencilik eğilimini geliştirici bir durum yaratmıştır. Bu durum devrimin öncü örgütünü yaratma iddiasıyla ortaya çıkan komünistler için asla kabul edilmemesi gereken bir olumsuzluk olarak görülmeli ve durumun aşılması için olabildiğince iradi devrimci bir müdahale içine girişilmelidir.Bilindiği üzere,sınıflar savaşımında,tarih sahnesine çıkan her önderlik,hedeflerini yakalayabilmek için hedeflerinin büyüklüğü oranında,iddia ve çalışmayla yüzyüze kalmış,başarılı olanlar sırat köprüsünü geçmiş,başarısız olanlar ise köprüden tepe takla aşağıya düşerek tasfiye edilerek sınıflar savaşamının dışına düşmüşlerdir.Sınıflar savaşımının sert koşulları,bu iki yol arasında orta başka bir yola hiç bir zaman için geçit vermemiştir.Buradan olarak köklü tarihsel toplumsal alt-üst oluşlara neden olan devrimler,her ne kadar son tahlilide kitlelerin eseri olsa da, gerçek mücadele, sınıfların önderliğine soyunan, politik öncü parti ve örgütler arasında cereyan etmiştir.İşçi sınıfının büyük tarihsel eylemi sosyalizmin zafere taşınmasına önderlik etme ve bu niteliklere sahip bir komünist önderliği kurma hedefini ortaya koyan komünistlerin,bu iddiayı uygun düşen bir devrimci çalışma içinde olarak politik önderliği yaratma bilinciyle hareket etmeleri gerektiği açıktır.Hangi noktada bakılırsa bakılsın;hedeflerin bu kadar açık ve büyük oluşu,buna uygun düşen bir devrimci iddiayı ve çalışmayı yaratmayı gerektiriyor. Mücadele gerçeğinin bu denli net, görevlerin bu derece sarih olmasına karşın; bu, sanıldığı gibi işin bir çırpıda halledileceğini göstermiyor. Sürecin başından itibaren büyük iddiada tutunma;büyük bir çalışma yürütmeyi zorunlu kılıyor. Dahası iki yönlü bir savaş sürdürmek; bir yanda dost diğer yandan düşman güçlerle, üstelik kıldan ince, kılıçtan keskin bir zeminde, sağa, sola yalpalamadan doğrularda inatla ve ısrarla savaşarak.Hedeflerimizin bu denli büyük ve koşulların her bakımdan aleyhimize oluşu, kadro ve mali olanaksızların çözüme kavuşturulamamış olması vb. devrimci çalışmanında o denli büyük olmasını,buna göre devrimci konumlanışı ve tempoyu zorunlu ve gerekli kılıyor. Tarihte hiç bir büyük gelişmeye yön veren önderlik görülmemiştir ki,büyük bir devrimci çalışma temposu göstermeden hedeflerine ulaşsın. Emek sarf etmeden ,ter dökmeden,büyük düşünmeden,büyük hedefler yakalanabilir mi; canla başla çalışmadan, büyük bedeller ödenmeden kalıcı mevziler yaratılabilir mi;yaratılsa bile elde tutulabilir mi;büyük iddia ve cesaret gösterilmeden,bazı zamanlarda bilinmeyenlere atılmadan,o büyük iddiaların yanına yaklaşılabilinir mi?. Tek kelimeyle, değil hedeflere yaklaşmak,en küçüğünün yanında bile geçilmez.Bu genel perspektif ışığında,kendi pratiğimizde, buna benzer sorunlarla karşılaşıldığında bazı gerçekler, çoğu zaman gördüğümüz ama bilince çıkaramadığımız bir olumsuzluk veya tersinden olumluluklarla yüz yüze kalmak kaçınılmaz oluyor. Bir bakıma, İnşamız kendisiyle yani devrimci pratiğiyle yüzleşmektedir aynı zamanda. Yüzleşebildiğinde kolaylıkla görülecektir ki, İnşanın stratejik ve taktik hedefleri açıkça ortaya konulmasına rağmen,dönemsel hedeflerin, belli bir iş bölümü temelinde açıkça belirlenmesine rağmen,teorik- politik ve örgütsel alanda belli bir mesafe alınmasına rağmen, aslında durumun gerçek ve hedeflenen boyutta olmadığı da kabul edilmesi gereken bir olgu olduğu karşımızda duruyor. Bunların nedenleri arasında,kadro ve mali yetmezlikler., sorunların başında geldiği bir gerçek. Ama buraya takılıp kalmadan pratiğimizde ortaya çıkan zaaf ve yetmezlikleri aşmada ciddi bir enerji noksanlığının,devrimci coşku, şevk,güven ve kazanma alanlarında ciddi problemlerin olduğu unutulmaması gereken bir gerçekliktir.İnşa’nın büyük olanaksızlıklar ve yoksunluklarla mücadele ederek yapılamaz,başarılamaz denenleri başardığı bir gerçektir.Ama bunu örgütümüzü geneline yaydığımızda hiçte olumlu bir mevzide durduğumuz ve iddiamıza uygun bir devrimci pratik çalışma tutturduğumuz söylenemez. İnşa’nın ,politik etkisi, yarattığı olanaklar, kitle imkanları vb.yeterince görülemiyor ve faaliyet yürüten insanlarımızca bu olgular işin gerektirdiği biçimde değerlendiri lemiyor.Eldeki araçlar yeterince işin gerekleri doğrultusunda kullanılamıyor ve vasatın altında bir devrimci tempo ile çalışılıyor. Kitle çalışmasında ölü toprağı aşılabilmiş ve hazırcı alışkanlıklar geride bırakılabilmiş değil. Hep üsten ve başkalarında bir şeyler bekleyen yaratıcılığı ve inisiyatifi öldüren eğilimler tümden darbelenerek saflarımızın dışına atılmış değil.Dahada önemlisi engelleri aşmada devrimci plan ve iradi müdahale yeterince kullanılamadığında, var olanIarla yetinen ve kendi etrafında dönüp duran bir yerde kendisini yiyip bitiren kendiliğindenci çalışma tarzı ve işlere sıkıca sarılmayan gevşek ve adam sendeci zihniyet darbelenmiş değil, aksine bu durum kanıksanır bir hal almış.Bu aslında faaliyet içinde bulunan insanlarımızın kendi güçlerine, örgütün çizgi ve gücüne güvendeki eksiklik ve kitlelere ulaşmadaki tutuklukla bağlantılı bir durumdur. Sempatizanlara ve kitlelere yönelik düzenli ve planlı bir devrimci çalışma içinde olmayan,yada yeterinci güven duymayan ve onları devrimci mücadeleye katma çabası içinde bulunmayan bir zihniyetin olanak yaratamadım,şunu bulamadım, filan engelleri aşamadım vb. gibi serzenişte bulunması doğaldır.Burada öncü konumda ıisrarlı olma yerine artçı konuma düşülüyor ve kuyrukçu bir konumda yer alınarak sempatizanlara ve kitleler yönelik salvo atışlar yapılıyor demektir.Kitlere devrimci önderlik iddiasıyla ortaya çıkanların,böyle yakınmaya hakları olamaz.Önderlik,adı üzerinde engelleri aşmak,olanak yaratmak ve var olanı değiştirmek için organlar oluşturmak, görev vermek ve denetlemek değilmidir? O halde elde var olan araçları kullanmayanların gerektiği yerde,gerektiği işlerde değerlen diremeyenlerin, olanağım yok serzenişinden bulunarak yaratıcı olmayanların, var olanları iyi kullanamayanların yakınmaya hakları olabilir mi? Düzenli yayın dağıtımı yapmayan, kitlelere gitmeyen, aidat işini sıkıca ve düzenli olarak örgütlemeyi başarmayan ve çevresindeki insanları her bakımdan çalışmaya sevk etmeyen, sempatizanlara yeterince el uzatmayan insanların büyük hedefleri büyük enerji yaratarak yakalamasını beklemek kadar saflık olamaz.Aslında çalışma yürüten yoldaşlarımız kazanımlar ve olanaklarımızın yeterince farkında değiller,yada bunu görme ve bilince çıkarmada ciddi zorlukIar yaşıyorlar. Bize her elini uzatanı İnşanın içine çekme ve onu devrimci çalmanın bir bileşkesi halene getirmede, kitlelerin olanaklarını devrimci çalışmaya seferber etmede ne kadar zorlayıcı ve etkileyici oluyoruz. Bu alanda iddia ve cesarette önemli bir yoksunluk yaşadığımız görülmelidir.Adeta insanların oturduğumuz yerde bize gelmesine ve kendiliğinden devrimci olmasını bekliyoruz.Bu vasatlık ve sıradanlıktan kurtulmadan,bu gevşekliği ve kendiliğindenciliği üzerimizden atmadan,devrimci görevlerin büyüklüğünde inat ve ısrar etmeden,büyük hedeflerin yanına yaklaşmanın zor olacağı bilinmelidir.Farkında olunsun yada olunmasın,lnşa’mızı nice zorlukları, gerilikleri,içte ve dışta saldırı ve ihanetleri aşarak önemli bir gelişme ve mevzi elde etmiştir. Bunlar bugüne kadar hedeflerimize ulaşmak için gösterlen çalar sonucunda elde ettiklerimizdir. İnşamızın çok az sayıda kadro ve olanaklara rağmen gelişim süreciyle yüzleşildiğinde,bu çarpıcı gerçeklik rahatlıkla görülebilecektir. Bu gerçeklik, içinde geçmekte olduğumuz olumsuz süreci aşma ve büyük hedeflere doğru yürüyüşümüzü sürdürmede bütün yoldaşlara güç ve enerji vermelidir. Daha büyük iddia ve cesaretle,daha büyük bir çalışma temposuyla devrimci görev ve sorumlulukIara sarılmadan, engellere iradi müdahale yapmadan istenen gelişmenin yakalanması söz konusu olamaz.Şunun altı bir kez daha çizilmelidir ki, her ciddi örgütsel yapı, kendi başarı ve kazanımları üzerinde yükselir.Büyük fedakarlık ve cesaretle elde ettiklerimiz,yeni büyük fedakarlık ve cesaretle geliştirilecektir. Gerek devrimci hedeflerimizin büyüklüğü, gerekse içinde bulunduğumuz yönelimimiz,tepeden tırnağa bütün İnşa güçlerini,daha iddialı olmaya, daha büyük düşünmeye ve çalışmaya zorunlu kılıyor.İnşacılar olarak,önümüzde duran büyük devrimci görevleri yakalamak ve sürece istenen boyutla devrimci müdahalede bulunabilmek, bugün her zamanda daha fazla bizim ellerimizdedir. Gevşeklik ve kendiliğindenciliğin çürütücü ve devrimci ortamı bozucu olumsuz etkisini görüp bilince çıkartarak, devrimci hedeflerimize ,işin kolayına kaçmadan,hayal aleminden yüzmeden,daha büyük devrimci cesaret, coşku ve çalışmayla yüklenerek varılacak ve engeller birer birer iradi vuruş ve inisiyatifle aşılacaktır