Faşist Saray Rejiminin Kayyum Darbesine Sesiz Kalma.!

Uygulamış olduğu faşist halk düşmanı politikalardan dolayı halktan gücün kaybeden faşist Saray rejimi seçimlerde kendine alternatif olduğundan dolayı yargı darbesiyle CHP’nin meşru yönetimine el koyarak eski genel başkan Kılıçdaroğlu ve ekibini kayyum olarak atadı.
Saldırının, yargının verdiği bir karar olarak değerlendirilemeyecek derinlikte olduğu bilinmez bir dur Rum değildir.
Bilindiği üzere faşist dinci Erdoğan rejimi; hangi dönem, hangi aparat ve yöneleceği hangi hedef, iktidarını uzatma işlevi görecekse, o dönemde onu kullanmış, ona yönelmiştir. Soylu, Kurtulmuş,Fevzioğlu gibilerin satın alarak tasfiye ederken bugünde Kılıçdaroğlu vasıtasıyla CHPyi teslim almaya yöneldi.
AKP-MHP faşist rejiminin, 10 yılı aşkın bir süredir işçi ve emekçilerin tüm toplumsal dinamiklerine karşı uyguladığı faşist saldırı politikaları aynı amaca hizmet etti: Bir avuç sermaye sınıfının ve onun temsilcisi faşist şefin ve iktidarının bekasının garanti altına alınması hedeflendi.
Hatırlamağı üzere Gezi ve Kobane direnişinin ardından 2015 seçimlerinde ilk yenilgisini alan Erdoğan rejiminin, demokratik halk hareketinin önünü kesmek için bizzat koruyup kolllsnfığı IŞŞD’çiler eliyle Amed’de miting meydanında, Suruç’ta , Antep’te, İstanbul’da, Ankara’da barış mitinginde patlatılan bombalar patlatarak katlism üzerine katliam yaptı
15 Temmuz darbe girişiminin ardından OHAL uygulamaları değişik isimler altında şef.Nitekim CHP yeni yönetimine yönelik bugünkü ‘butlan adı altında kayyum darbesi öncü gücü olan Kemal Kılıçdaroğlu’nun, dokunulmazlıkların kaldırılmasında oynadığı özgün rolle birlikte HDP Eş Genel Başkanları ve vekilleri tutuklandığını unutmayalım.Kürt siyasetçiler başta olmak üzere özgür basın emekçileri, muhalifler, devrimciler, sosyalistler hedef sistemli olarak hedef alındıalındı.
Dinci faşist Saray baskısının yoğunlaşmasıyla beraber yolsuzluk, yoksulluk, sömürü, kadına yönelik erkek şiddeti, toplumsal çürümenin dahada derinleşti.
Şunun altını çizmeliyizki faşist Saray rejimi gücünü, esas olarak uyguladığı faşist baskı ve zorbalıktan almaktadır. Çünkü faşist rejim, ne toplumsal rızayı inşa edebildi, ne de ona meşruiyet kazandırabildi. Adalet, özgürlük, eşitlik ve barış talepleri egemenlerin korkulu rüyası olmaya hep devam etti.
Aslında Saray faşizmi “sürece” , “iç cephenin tahkimatı” olarak yaklaşarak önce Kürt ulusal demokratik hareketini bekleme koridoruna tasfiye etmeyi hedefliyorkezatoplumsal dinamiklerin öncülerine yönelik saldırılar yoğunlaştı. İçinden geçilen sürecin en temel zaafı, faşist rejimin saldırıları değil, bu saldırılar karşısında ortak birleşik eylemce güç birliğinin yaratılmamış oluştur.
Emekçilerin devrimci ve demokratik dinamiklerin bu zaafı hızla bertaraf edilmeli; adalet, eşitlik, özgürlük, barış ve demokrasi mücadelesini ortak bir kanala akıtma hamlesine hızla girişilmelisin.
Elbette çözümün burjuva muhalefetin çıkarlarının yanında hareket etmekle mümkün olmayacağını olamaz. İşçi ve emekçilerin, devrimci ve demokrasi güçlerinin eşitlik ve özgürlük cephesini kurmanın olanakları daha fazla artmış durumdadır. Asgari bir mücadele programı etrafında ortak mücadele şu talepler etrafında zorunlu hale gelmiştir:Faşist baskı, saldırı gözaltı ve tutuklama terörü son bulmalı, tüm politik tutsaklar serbest bırakılmalı.
‘Mutlak butlan’ dahil tüm kayyum kararları geri çekilmeli, belediyeler halkın iradesiyle seçilmiş temsilcilere bırakılmalı, meşru seçilmişlerin iradesi tanınmalıdır.
Söz, örgütlenme ve eylem hakkı önündeki tüm engeller kaldırılmalıdır.
Kürt ulusunun kolektif demokratik talepleri kabul edilmeli, adil demokratik barış için adım atılmalıdır.
Cinsel, ulusal ve sınıfsal sömürüye son verilmeli, ‘şüpheli’ kadın ölümleri aydınlatılmalı, failleri yargılanmalıdır.
Doğanın ve yaşam alanlarının sermayeye peşkeş çekilmesi durdurulmalıdır.
Gençliğe dönük çürütme ve geleceksizleştirme saldırıları son bulmalıdır.