EŞİK’ten Sözleşme’nin 10’uncu yılına dair rapor..!

İstanbul Sözleşmesi’nin imzalandığı ancak uygulanmadığı 10 yılda en az 2 bin 336 kadının yaşamını yitirdiğini belirten EŞİK, şiddete karşı Sözleşmenin etkin uygulanmamasının sonuçlarını verilerle paylaştı.

Eşitlik İçin Kadın Platformu (EŞİK), İstanbul Sözleşmesi’nin imzalanmasından bu yana geçen 10 yıllık sürece hazırladığı raporla dikkat çekti.

2 bin 336 KADIN KATLEDİLDİ

“Sözleşme, yürürlüğe girdiği 2014 yılından bu yana uygulansaydı en az 2 bin 336 kadın en yakınları tarafından öldürülmemiş olacaktı” denilen raporda, şiddete karşı Sözleşmenin etkin uygulanmamasının sonuçları şöyle paylaşıldı: “Sadece son 3 yılda 331 şüpheli kadın ölümü gerçekleşmeyecekti. On binlerce kadın can güvenliği nedeniyle polise, savcılıklara, mahkemelere koşmayacaktı, hastanelerde beden ve ruh acılarıyla tedavi olmayacaktı. Sokak ortasında katledilen Emine Bulut’un küçük kızı ‘Ne olur ölme anneciğim’ gibi bir cümle kurmayacak, annesini bu şekilde kaybetmenin travmasını yaşamayacaktı. Öldürülmüş kadınların çantalarından koruma kararları çıkmayacaktı.”

Raporda, Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile 20 Mart’ta alınan fesih kararından bu yana yaşanan şiddet ve katliamlara dair veriler ise şöyle yer aldı:

51 GÜNDE NELER YAŞANDI?

“* Şiddet yanlısı erkekler bunu kadına şiddet ve kadın cinayeti serbestisi olarak algılamış olacak ki haberin duyulmasının ardından 12 saat içinde 6 kadın öldürüldü, yani 2 saatte bir kadın hayattan koparıldı.

* Sözleşmeden çıkış kararının yayınlandığı 20 Mart’tan 27 Nisan’a kadar sadece basına yansıyan haberlerden derlenebildiği kadarıyla 24 kadın cinayeti işlendi, 21 kadın şüpheli bir şekilde öldü.

* Kimi erkekler avukatlarını arayarak ‘Sözleşmeden çıktık, karıma şiddetten aldığım cezayı toplam cezamdan düşebilir miyiz?’, ‘Şimdi çocuğumun velayetini alabilir miyim?’ gibi sorular sormaya başladı.

* Sokak ortasında eşlerine, eski eşlerine, sevgililerine ağır şiddet uygulayan erkekler, daha pervasız davranır oldu. Cinayetten ağırlaştırılmış ömür boyu hapis cezası alan 2 erkek, İstinaf Mahkemesi’nde beraat ettirildi.

* İstanbul Sözleşmesi karşıtları daha yüksek sesle ‘Sıra 6284’te, hatta Medeni Yasa’da demeye başladı.

* Gökkuşağı bayrağı her yerde hedef haline getirilerek, üniversitelerdeki LGBTİ+ kulüpleri kapatıldı.

* Bir LGBTİ+, öldüresiye dövülürken çekilen görüntüler, sosyal medyada paylaşıldı.

* Çocuğunu uyguladığı şiddet sonucu öldüren baba, önce indirim aldı sonra tahliye edildi.

*Yüzlerce kadın gerek sosyal medya hesaplarından gerekse evlerinin önüne bırakılan notlarla tehdit edildi. 29 Mart tarihinde Bursa’da 9 yaşındaki kızıyla birlikte yaşayan kadının daire kapısına, bıçaklı ve kanlı çarşaflı ölüm tehdidi bırakıldı.

* Kimi karakollar İstanbul Sözleşmesi kararından sonra 6284 sayılı yasa da kaldırılmış gibi davranmaya başladı. İstanbul Pendik’te şiddetten kurtulmak için karakola sığınan ve sığınağa gitmeyi talep eden kadına ‘darp raporu ve tehdit edildiğine dair kanıt lazım’ yanıtı verildi. Oysa yürürlükteki 6284 sayılı yasaya göre, şiddet gören kadının böyle bir kanıt sunmasına gerek yok. Başvurucu kadın yasayı hatırlatmasına rağmen, polisler kadını Şiddeti Önleme ve İzleme Merkezi’ne yönlendirmedi. ‘Eski usule döndük artık, darp raporun olacak ki seni sığınma evine gönderelim’ dendi. Kadın, bizzat devlet eliyle şiddet gördüğü eve geri gönderildi.

* Sosyal medya trolleri iyice rahatladı; Twitter’da #morardınızmı etiketleri açıldı, 12 Nisan tecavüz günü ilan edildi ve TT yapıldı.

* Emniyet Genel Müdürlüğü’nün İstanbul Sözleşmesi’nden çıkılmasına dair Cumhurbaşkanı kararının ardından koruma kararlarının keyfi olarak uygulanmadığı haberlerine ‘gerçek dışı’ diye açıklama yaptığı gün Adana’da bir kadın, tehditler aldığı yönündeki beyanına ve şikâyetçi olmasına rağmen karakoldan koruma kararı alamadan ayrıldı.

* Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, Ankara’da Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile görüşmeye geldiğinde bir süre ayakta bırakıldı. Bu protokol krizi, Erdoğan’ın kadın haklarıyla ilgili yaklaşımının göstergesi olarak yorumlandı.

* Antalya’da bir tarlada yarı gömülü halde cansız bedeni bulunan Dilara Kandak’ı öldürme suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırılan Ahmet Yorulmaz isimli erkek, İstinaf Mahkemesi tarafından beraat ettirildi.

* Iğdır’da Güner Çağraş cinayeti davasında verilen karar bozularak ‘haksız tahrik’ indirimi uygulandı.

* İstanbul’da Alime Demirdağ cinayeti davasında verilen indirim yetersiz bulunarak karar bozuldu ve ceza daha da düşürüldü

* Bursa’da aynı sitede oturduğu erkek tarafından şiddet gören bir kadın, karakola gittiğinde aynı sitede oturmaları gerekçe gösterilerek koruma kararı çıkarılmadı.

* Kayseri’de defalarca koruma kararını ihlal eden erkeği şikayet eden kadına savcı, ‘Buradan taşın’ önerisi yaptı.

* Erzurum’da bir kadın, boşanma aşamasında olduğu ve koruma kararını defalarca ihlal eden erkeği yeniden şikayete gittiğinde, polisten ‘kavga ede ede ölürsün’ yanıtı aldı

* Kütahya’da Hanım Çiftçi, koruma kararını defalarca ihlal eden erkek tarafından bıçaklanarak ağır yaralandı.

* İzmir’de Filiz Tekin’in şüpheli ölümü davasında, ‘eşe karşı kasten yaralama ve eziyet’, ‘ihmal suretiyle kasten öldürme’ suçlarına yönelik deliller değerlendirilmeden zanlı erkek beraat ettirildi.

* İstanbul’da boşanmak istediği erkek tarafından öldürülmek istenen Handan Sevin davasında, karar bozularak sanığa verilen ceza düşürüldü.

* ‘Kararı geri çek sözleşmeyi uygula’ eylemi yapmak isteyen Tokat Kadın Meclisi üyesi 6 kadın gözaltına alındı. Tokat Gaziosmanpaşa Üniversitesi’nde Kadın Meclisi’nin kurulmasının ardından rektör sosyal medya hesabından ‘Bunlar marjinal gruplar’ açıklaması yaptı.

*Kilis’te 2 yıl boyunca maruz bırakıldığı sistematik cinsel istismar sonucu hamile kalan E.’nin davasında, sanık hakkında daha önce aynı suçtan verilen takipsizlik kararı gerekçe gösterilerek beraat kararı verildi.

* İstanbul Sözleşmesi’nden çekilme kararını protesto eden Kadın Meclisleri üyesi 2 kadın, Ankara’da gözaltına alındı. İstanbul Bakırköy Özgürlük Meydan’ında ve Kadıköy Rıhtım Meydanı’nda bir araya gelen kadınların açıklamaları engellendi.

* 9 Nisan tarihinde ölüm tehdidi alan bir kadın daha sosyal medyadan destek istedi.

*Fesih kararına itiraz etmek suç olarak görülmeye başlandı; protesto eylemlerine katılan kadınlar para cezalarına çarptırıldı.

* Antalya’da Kovid-19 infaz düzenlemesiyle serbest bırakılan Besat Doğan isimli erkek, tahliye edildikten sonra Rabia Doğan’ı öldürdü. Emniyet binasının önüne gelen failin arkadaşları, tezahüratlar eşliğinde cinayet zanlısını kutladı (!).

* İstanbul’da ağabeyinden gördüğü şiddet sonucu kulağı yırtılan bir kadın, karakola başvurduğunda ‘Biz buna bakmıyoruz, savcılığa gidin’ yanıtı aldı.

* İstanbul’da evli olduğu erkeğin silahlı ve uyuşturucu bağımlısı olduğunu söylemesine rağmen koruma başvurusu işleme alınmayan bir kadın, savcılığa gönderildi.

* Ankara Etimesgut’ta, boşandığı erkeğin sürekli evinin etrafında dolaşması sebebiyle uzaklaştırma kararı aldırmak için karakola giden bir başka kadına, Aile Mahkemesi’ne gitmesi söylendi.

* İstanbul’da evli olduğu erkeğin tehdit ve hakaretlerine maruz kalan bir kadın, uzaklaştırma kararı için karakola başvurdu. Kendisinden psikolojik şiddeti kanıtlaması, delil sunması istendi.

* Galata Kulesi’nde otururken bir erkek tarafından tehdit edilen kadınlar, polis çağırdı. Geç gelen polis kadınları ‘Akşamın bu saatinde neden burada beklediniz? Eve gitseydiniz’ diye uyardı.

* İstanbul’da şiddet gördüğü eski sevgilisi S.D.’den uzaklaştırma kararına rağmen tehdit aldığını belirten Y. T., ölüm korkusu nedeniyle evine gidemediğini, 15 gündür otomobilinde yaşadığını söyledi.

* Nurgül Boz’u öldüren Ersin Korkmaz’ın ağırlaştırılmış müebbetle yargılandığı davada, Anadolu 15. Ağır Ceza Mahkemesi heyeti, Boz’un 44 kez bıçaklanmasını ‘Canavarca hisle veya eziyet çektirerek kasten öldürme’ olarak değerlendirmedi ve sanığa sadece ‘kasten öldürme’den müebbet verdi.

* Kadınların Türkiye’nin her yanında İstanbul Sözleşmesi’ne sahip çıkmak için yaptığı eylemler polis tarafından engellendi.

* İçişleri Bakanlığı, belediyelere resmi yazı yazarak soruşturma yürütür gibi temel görevlerini sorgulayıcı şekilde LGBTİ+ çalışmaları yürütüp yürütmediğini sordu.

* Bilecik Belediyesi’nce hazırlanan İstanbul Sözleşmesi billboardları hakkında ‘polis ve öğretmenleri zan altında bıraktığı’ gerekçesiyle İçişleri Bakanlığı tarafından soruşturma başlatıldı.

* Boğaziçi Üniversitesi Cinsel Tacizi Önleme Komisyonu’nun tek ofis çalışanı, atanmış rektör tarafından zorunlu ücretsiz izne çıkarıldı.

* Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu’nun Zincirlikuyu’da bir binaya astığı dev şikayet dilekçesi indirildi. İstanbul Sözleşmesi kararına karşı eyleme katılan 4 İranlı mülteci, gözaltına alınarak Geri Gönderme Merkezi’ne sevk edildi.

* Diyarbakır’da Rosa Kadın Derneği üyelerinin de aralarında bulunduğu 26 kadın gözaltına alındı. 11’i tutuklanan kadınlara, daha çok ‘8 Mart’a niye katıldın?’ gibi sorular soruldu, ‘Tutuklanıyorsun ama bu İstanbul Sözleşmesi şeysi, Temmuz’da çıkarsın’ gibi sözler söylendi.”

YANIT ARANAN SORULAR

EŞİK, raporda ayrıca aradan geçen 10 yıla dair yetkililer ve siyasetçilere şu soruları yöneltti:

“* Türkiye İstanbul Sözleşmesi’nin yazımına büyük bir katkıda bulurken, imzaya açarken, ‘çekincesiz’ imzalarken, diğer devletleri imzalamaları için teşvik ederken başarı hikayelerini dillendirenler, zafer çığlıkları atanlar şimdi nerede?

* İstanbul Sözleşmesi’ni 24 Kasım 2011’de Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde bir çekimser oya karşılık 246 kabul oyuyla kabul edenler, şimdi ne diyor?

* İstanbul Sözleşmesi’ni kimsenin haberi yokken, bir gece yarısı tek kişinin kararı ile değil Meclis’te tartışarak ve yasa çıkararak 29 Kasım 2011’de Resmi Gazete ’de yayımlayanlar şimdi ne düşünüyor?

* Sözleşme’yi 1 Ağustos 2014 tarihinde büyük bir gururla yürürlüğe koyanlar şimdi ne yapıyor?

* Sözleşme ilkelerine bağlı kalarak hazırlanan 6284 Sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Yasa’yı Meclis’te oybirliğiyle onaylamak için 8 Mart 2012 Dünya Kadınlar Günü’nü seçen ve 12 gün sonra yürürlüğe girmesini sağlayanlar şimdi nerede?

* İstanbul Sözleşmesi’nin temelini oluşturan toplumsal cinsiyet eşitliği kavramını eğitim öğretim hedef listelerine koyan Milli Eğitim Bakanlığı, toplumsal cinsiyet eşitliği projesini tutum belgesi yapan YÖK’e şimdi ne oldu?

* Emniyet, yargı ve diğer ilgili kamu görevlilerini toplumsal cinsiyet eşitliği eğitimine alan, Meclis’te Kadın Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonu’nu kuran, her fırsatta kadına karşı şiddete sıfır tolerans göstereceklerini açıklayan siyasetçiler şimdi nerede?

* Peki bütün bunlar olurken, birdenbire düğmeye kim, neden bastı?

* Kadından sorumlu bakanlığın adından ‘kadın’ı çıkarmakla ters yöne gitmeye başlayan iktidarla, Sözleşme’yi imzaya açan iktidar aynı değil miydi?

* Kadının evde eş, kardeş, anne olarak kalıp ‘kan kusunca kızılcık şerbeti içtim’ diyecek, ‘konuşmayacak, gülmeyecek, hamileyken sokağa çıkmayacak, çalışmayacak, okumayıp erkenden evlenecek, erkeğe itaat edecek’ ikincil varlık olarak görenlere, tacizi, tecavüzü, hatta öldürmeyi savunanlara yolu kim açtı?

* MEB ve YÖK belgelerinden toplumsal cinsiyet eşitliği kavramını kim neden çıkardı?

* Kadınları, kız çocuklarını, LGBTİ+ları şiddetten koruyacak önlemleri sıralamaktan başka amacı olmayan İstanbul Sözleşmesi’ni, toplumun ve seçmenin yarısını oluşturanların canını, şiddetsiz yaşama hakkını, seçimler için pazarlık konusu haline, bir avuç tarikatçının karanlık Türkiye tasavvuruna kim kurban etti?”

TOPLUMUN YÜZDE 63’Ü

Yapılan araştırmalara göre, toplumun en az yüzde 63’ünün Sözleşme’den yana olduğu belirtilen raporda, “’Sözleşme yüzünden kadınlar kafasına göre koruma kararı aldırıyor’ dediler. Oysa 2019 yılında kadınların 41 bin 383 koruma başvurusu reddedildi. Koruma talebi kabul edilmediği için ya da etkisiz koruma kararları verildiği için sayısız kadın şiddete uğradı, onlarcası öldürüldü” denildi. Kadınların yıllarca verdikleri mücadeleyle elde ettiği kazanımlardan kolay kolay vazgeçmeyeceği vurgulanan raporda, fesih kararının ardından ulusal ve uluslararası kamuoyundan gelen tepki ve açıklamalara da tek tek yer verildi.

DAHA NİCE YAŞLARA

Raporla birlikte şu açıklamada yayınlandı: “Bu hukuksuz çekilme kararı bizim için o kadar yok hükmünde ki, İstanbul Sözleşmesi’nin 11 Mayıs 2011 tarihinde İstanbul’da imzaya açılmasının ve Türkiye tarafından ilk imzacı olarak imzalanmasının 10’uncu yıldönümünde #İstanbulSözleşmesi10Yaşında, ‘Daha nice yaşlara’ diyoruz. Karardan geri dönülene kadar ulusal ve uluslararası alanda, hukuki her türlü yolu deneyeceğiz.”