Emek ve demokrasi güçleri: “OHAL derhal kaldırılmalıdır”..!

Darbe girişiminin ardından ilan edilen üç alık OHAL’e karşı emek ve demokrasi güçleri Mülkiyeliler Birliği’nde bir basın toplantısı gerçekleştirdi. DİSK, KESK, TMMOB, TTB, DBP, DP, EMEP, EHP, ESP, HDP, ÖDP, SYKP, YSGP, HDK, HTKP, Haziran Hareketi, Halkevleri, İHD, TİHV, Hacı Bektaş-ı Veli Vakfı, PSAKD, Alevi Bektaşi Federasyonu ve Demokratik Alevi Dernekleri’nin imzacı olduğu açıklamaya her kurumdan temsilciler katıldı. Basın toplantısında açıklamayı DİSK Genel Başkanı Kani Beko gerçekleştirdi. Beko, “Ne askeri ve sivil darbe, ne olağanüstü hal! Acil demokrasi” başlıklı açıklamada ilk olarak her türlü darbe, darbe girişimi ve antidemokratik uygulamaların karşısında olduklarını ifade etti. AKP iktidarının OHAL ilan ederek toplumu susturmaya, kendisinden olmayan herkesi sindirmeye çalıştığını belirten Beko, “Demokrasi talebiyle sokağa çağrılan kitlelerin önüne şeriat söylemi ve kışkırtmalarıyla geçilerek, halkın üzerinde tahakküm kurulmak istendiğini ve bunda ısrar edildiğini görüyoruz” dedi.

Açıklamada OHAL ilanına ilişkin şu ifadeler yer aldı:

Bakanlar Kurulu’nun OHAL ilanı, açık ki, sivil darbe ile Başkanlık sisteminin; ‘Başkomutanlık’ adı altında uygulanması, kurumsallaştırılması anlamına gelmektedir. OHAL ile TBMM tamamen devre dışı bırakılmış, hukuk askıya alınmıştır.

Açıklamada son olarak acil demokrasi için 10 talep şöyle sıralandı:

OHAL derhal kaldırılmalıdır.

Darbeciler yargılanmalı, bu yargılama evrensel hukuk ve insan haklarına bağlı kalarak gerçekleştirilmelidir. İşkence yasağı mutlaktır ve buna uyulmalıdır.

Darbecilerle birlikte sokakta gerçekleşen linç girişimleri ve emniyetteki işkenceler de araştırılmalı, sorumluları yargılanmalıdır.

İdam, demokratik bir talep değil insanlık suçudur. İdam cezası kabul edilen uluslar arası sözleşmeler ile kaldırılmıştır, hiçbir şekilde geri getirilemez.

Sendikal hak ve özgürlükleri, toplantı, gösteri ve yürüyüş haklarını ortadan kaldıran uygulamalardan vazgeçilmelidir.

Kamuda, üniversitelerde ve yüksek yargıda hiçbir hukuki gerekçe öne sürülmeden başlatılan görevden almalar, şeffaflıktan yoksun uygulamalar nedeniyle tüm kamunun AKP’lileştirilmesi kaygısını doğurmakta, muhaliflerin tasfiyesinin hızlandırıldığını göstermektedir. Bu adımlardan derhal vazgeçilmeli, hukuka uygun davranılmalıdır.

Acil demokrasi adımları atılmalıdır. Atılacak tüm adımlar ve çıkarılacak yasalar TBMM ve tüm toplum kesimleriyle paylaşılarak atılmalı, KHK’lara başvurulmamalıdır.

Suriye’de izlenen savaş politikasından, cihatçı yapılanmalarla kurulan ilişkilerden vazgeçilmelidir.

“Demokrasi nöbetleri” adı altında yapılan kimi sokak gösterilerinde başta Alevi vatandaşlarımızın yoğunlukta yaşadığı mahallere saldırı girişimleri olmak üzere çok daha tehlikeli bir sürece yol açabilecek provokasyonlara karşı acil önlemler alınmalıdır.

Kürt sorunu nedeniyle yaşanan silahlı çatışmalara son verilmeli, barışçı ve demokratik çözüm için derhal adımlar atılmalıdır.

Basın açıklamasının ardından bir basın emekçisinin 30 güne çıkarılan gözaltı süresine ilişkin sorusuna İHD Genel Başkanı Öztürk Türkdoğan yanıt verdi. Türkdoğan, “Bu onur kırıcı bir davranıştır. AİHM’in bu konuda Türkiye’yi mahkum ettiği çok sayıda karar vardır. Kaldı ki OHAL Kanunu’nun gözaltı sürelerine ilişkin 26. maddesi 1992 yılında kaldırıldı. Uluslararası kuruluşların tavsiyeleri sonucunda olmuştur. 4 günlük gözaltı süresi ancak hakim kararıyla uzatılabilir. Bu uygulama şekil bakımından da yetki bakımından da sorunludur. 15+15 güne kadar uzatılıyor. Hükümet yetkisi olmayan bir karar almıştır. Bu yanlıştan bir an önce vazgeçilmelidir” ifadelerini kullandı.

Türkdoğan’ın ardından söz alan TİHV Genel Sekreteri Metin Bakkalcı da Türkdoğan’ın sözlerine ek olarak “Türkiye tarihine bakınız. 30 günlük gözaltı süresinin ne zaman olduğuna bakınız. 12 Eylül 1985-1985 arasında Türkiye sathında 30 günlük gözaltı süresi var idi. Bu OHAL Kanunu bir darbe hükümeti tarafından çıkarılmıştır. Amacı askeri darbe zihniyetini sürdürmektir. 30 günlük gözaltı süresi kabul edilemez” dedi.

Bakkalcı’nın konuşmasının ardından tekrar söz olan Beko, anti demokratik uygulamaların karşısında meydanlarda olmayı sürdüreceklerini belirtti.