ELDE SİLAH SON MERMİSİNE KADAR DÖVÜŞEREK ÖLÜMSÜZLEŞMENİN TİMSALİ EKREM İNELAŞ YOLDAŞ..!

Yıl 1980. ’80’in Kasım’ı ve Kasım’ın 16’sı. Yani 12 Eylül karanlığının, bütün kasvetiyle ortalığı kapladığı, işkencehanelerin harıl harıl çalıştığı, vahşi faşist saldırıların ayyuka çıktığı, darağaçlarının kurulup devrimci ilerici ve komünistlerin yağlı ilmikler de sallandırıldığı günler.Yılgınlığın, teslimiyetin,devrime ihanetin ve çok yönlü çözülüşün moda olduğu, ağır yenilginin kendini bütün şiddetiyle hissettirdiği günler. Ama yalnızca bunlar değil! Aynı zamanda soylu direnişin, onurlu kavganın, kendini komünizm ülküsüne adamış bir komünist militanların faşizmin bağnna bir hançer gibi saplandığı günlerdir 16 Kasım. 16 Kasım, komünist örgütümüzün destansı direnişini yaratan EKREM İNELAŞ yoldaşın alçakça katledildiği gündür!
EKREM İNELAŞ yoldaş: yoksul bir ailenin çocuğu olarak dünyaya geldi, Bingöl ili Kığı ilçesinde. Kalabalık bir ailesi vardır (sanırız 10 kardeştirler) ve yoksulluk nedeniyle göç ettikleri Kahramanmaraş’tan parasız yatılı sınavlarını kazanarak Diyarbakır Ziya Gökalp Lisesi’ne yatılı öğrenci olarak gelir. M-L Hareket’imizle ilişkileri o dönemde başlar .Şunu hemen belirtelim ki, Ekrem yoldaş kararlı, cesur ve kararlı, davaya sonuna dek bağlı komünist bir yoldaştı
Ekrem İnelaş yoldaş : herşeyden önce örgüt ruhuyla hareket eden, örgüte bağlılığıyla bilinen bir yoldaştı Burada ’78 Ağustos hizbine karşı tutumunu belirtmekte yarar var. Ekrem yoldaş, ’78’daki Ağustos hizbinin. hizipçi faaliyetlerinin iç yüzünü göremediği ilk zamanlarda onlardan etkilendi. Ama öyle ki, hizipçiler tüm güçleriyle Ekrem yoldaşı ”kazanmaya” yönelmişlerdi. Ama bir süre sonra Ekrem yoldaş, durumu kavrayınca, militanca bir tutumla hizipçiliği, örgüt yıkıcılığını mahkum ederek onlara gereken tutumu alarak, örgütle birlikte hareket etmekten geri durmadı.
Ekrem yoldaş; militanca bir özveri ve cesareti, kararlılık ve azmi şahsında cisimleştiren bir yoldaştı.
Öyle ki, okuduğu okulda özellikle Sovyet sosyal emperyalistlerinin yandaşı modern revizyonistlerin 25-30 kişilik saldırılarına tek başına karşı koyan, bu saldırılardan geri adım atmak bir yana bilakis üzerlerine giden bir tutum içindeydi.O, okuldaki 8-10 kişilik sempatizan grubumuz içinde, militanlığıyla, gözü pekliğiyle, yiğitliğiyle öne çıkmış, kısa sürede gelişerek profesyonelce mücadeleye sarılmasını bilmiştir. Ekrem yoldaşın okula gitmesi modern revizyonist akımların huzurunu kaçı rıyordu. O, okula gitmediği gün rahat rahat ağalık yapıyordu bu revizyonistler . Bir kaç kez öldüresiye saldırmışlar , birinde ustaca aralarından sıyrılarak, diğerinde çakar almaz 6.35’likle 20-25 kişilik saldırı grubunu önüne katıp kovalayarak pusuyu atlamış ve ertesi günde tekrar okula giderek; ”yine buradayım, her zamanda burada olacağım” diyerek, deyim yerindeyse ”tek kişilik ordu” gibi davranmıştır .
Ekrem yoldaş; yatılı okuldaki yaşamın kazandırdığı bazı bireyci özelliklerini, mücadele sürecinde kısa zamanda aşmış, dahası, yoldaşlık duygularıyla beslenmiş ,özverili yaşamıyla tüm yoldaşlara örnek olmuştur .
Ekrem yoldaşın düşmana karşı acımasız tavrını kendi hatalarına karşı da aynı duyarlılıkla göstermesi, onun davaya,örgüte ve mücadeleye bağlılığının göstergesidir.Gerçekten Ekrem yoldaş, kendini kısa sürede aşabilen, gelişip ön saflara çıkan bir yoldaş olması bakımından da bir örnektir. Ekrem yoldaş; Diyarbakır’dan Gaziantep’e gönderildikten bir süre sonra, bazı yönetici yoldaşlara durumunu sorduğumda aldığım yanıt karşısında şaşırıp kalmıştım. Yoldaşın, gelişmeye açık, kendi kısa sürede yenileyebilen bir yoldaş olduğunu biliyordum. Ama bazı yerleşik zaaflarını (uykunun ağırlığı gibi) aşmasının zaman alacağını düşünüyordum. Mücadele dayattıkça yoldaşın uzlaşmaz ve kararlı bir tutumla bu zaafını da kısa sürede aştığını gösterdi.
Nitekim o,evi sarıldığı sırada uykudaymış .Kapının çalındığını duyunca hemen fırlıyor ve yatağının altından hiç eksik etmediği otomatiğini kapıyor!
Evdeki taraftarın eşini ve çocuğunu dışarı atmasıyla kapıyı tekrar kapayıp tetiğe basması bir oluyor!
12 Eylül’ün en amansız terörünün estiği, geçici yol arkadaşlarının safları terk ettiği. Korku ve panikle yılgınlığın yaşandığı o günlerde Ekrem yoldaş. şehit düşen yoldaşların görevlerini üstlenerek. daha bir cesaret ve özveriyle mücadeleye sarılıyor ve düşman gelip kapı ya dayandığında; ” YAŞASIN TKP-ML HAREKET İ”, ”KAHROLSUN FAŞİST DİKTATÖRLÜK”, ”YÜCEL YOLDAŞIN KANI YERDE KALMAYACAK” şiarıyla meydan okuyor!.
2 Kasım’da Yücel HAZAR yoldaşın şehit olduğunu öğrendiğinde ilk tepkisi. o kendine has kızgın çehresi,çatık kaşlarıyla dişlerini sıkarak ”katillerden mutlaka hesap soracağız” dediğini öğreniyorum Ve Ekrem yoldaş; sözüne sadık. Teslim almaya gelen faşist caniler, panzerleriyle, kariyerleriyle, toplarıyla saldırmalarına rağmen tir tir titriyorlar!
Ekrem yoldaş öyle ustaca çatışıyor ki, evde en az bir kaç kişinin olduğundan emin olduklarını söylüyor caniler. Gerçekte o tek başına değildi caniler, cellatlar karşısında, tek kişilik bir orduydu o. Düşman TKP/ML HAREKETİ’yle karşı karşıya olduğunu anlamakta gecikmedi, silah sesleri kesildikten sonra bile yıkıp harabeye çevirdikleri gecekonduya girebilmek için sabahı bekledi.
Bugün Ekrem yoldaş aramızda yok. Ama ölümü gülerek kucaklamasının 25.yıl dönümünde o, erdemleriyle, kararlılığıyla, militan mücadele ruhuyla, özveri ve cesaretiyle, uğruna benliğini adadığı devrim ve sosyalizm mücadelemizde yanı başımız da. Yine O’nunla aynı havayı soluyor, kanımızın son damlasına kadar, kanıyla kızıllaştırdığı devrim bayrağını zafer burçlarına dikinceye dek savaşacağımıza bir kez daha ant içiyoruz