“Onlar ki
toprakta karınca,
suda balık,
havada kuş kadar
çokturlar;
korkak,
cesur,
cahil,
hakim
ve çocukturlar
ve kahreden
yaratan ki onlardır,
destanımızda yalnız onların maceraları vardır
En bilgin aynalara
en renkli şekilleri aksettiren onlardır.
Asırda onlar yendi, onlar yenildi.
Çok sözler edildi onlara dair
ve onlar için:
zincirlerinden başka kaybedecek şeyleri yoktur,
denildi.”
Bundan tam 122 yıl öncesinde Yunanistanın Selanik kentinde 15 Ocak 1902 yılında
dünyaya merhaba diyen Nazım Hikmeti 3 Haziran 1963 tarihinde Sovyetler
Birliğinde kalp krizinde kaybettik.
Sevgiye, emeğe, enternasyonalist dayanışmaya savaşa, umuda, sömürü ve zulme,
karşı umudu körükleyen ve umutsuzluğa kılıç çalan şiirler yazdı ve faşizme ve
emperyalizme karşı emekçi halkların özgürlüğü için mücadele yürüttü.
Elbette Nazım Hikmet özellikle Ermeni, Rum ve Kürt sorununda partisi TKP’nin
hatalı yaklaşımlarının dışına çıkmada sorun yaşadı ve Kemalizme ile ideolojik
bağını koparıp atmada başarılı olmadı. Aynı zamanda 1953 yılında Sovyetler
Birliğinde Kruşçev revizyonizmin iktidarı darbe ile ele geçirip Sovyetler
Birliğini kapitalizme evrilmesine ve Stalin yoldaşa yönelik saldırılara destek
olmasıyla da ilkesel davranmada başarılı olamadı. Ama şiirleri, romanları ve
öyküleriyle emekçilerin devrimleşmesinde ve devrimcilerin umudu büyütmelerinde
devrim ve sosyalizm savaşımına önemli katkılarda bulundu.
Nazımın Hikmetin yaşamı ve mücadelesini yakınen tanıyıp ondan öğrenip daha bir
inatla ve ısrarla mücadeleye sarılmalıyız. O kendisiyle ilgili şöyle diyordu:
Yaya olarak Anadolu’yu dolaştım. Öğretmenlik yaptım. Halkın ne kadar ağır
koşullarda yaşadığını gördüm. Kendim de yarı aç yarı tok yaşadım.
“Anadolu’da, Almanya’ya gidip gelmiş Türk işçileriyle karşılaştım.
Marksizm diye bir şeyin varlığını, halkın yoksulluktan kurtulması için
komünizmin gerekli olduğunu onlardan öğrendim. Bununla ilgili olarak ‘Kırk
Haramilerin Esiri’ şiirini yazdım ve bu şiiri alanlarda, halkın önünde okudum.
“Başka şiirler de yazıyordum. Bir köyde ayaklanma oldu, ama bir şey
çıkmadı. Almanya’ya gidip Marksizm teorisini ilk kaynaklarından öğrenmeye, daha
sonra pratiğini görmek için de Rusya’ya gitmeye karar verdim. Fakat daha sonra
planlar değişti, bir anda Rusya’ya Lenin’e gitmeye, ona, Rusya’da yapılanı
kendi vatanımda gerçekleştirmek için devrimin nasıl yapılacağını sormaya karar
verdim.
“Böylece 19 yaşımda bir arkadaşımla birlikte Rusya’ya geldim. Batum’da
Lenin’i görmenin kolay olmadığına inandım.
“Hayatım boyunca yürüyeceğim yolu seçme sorunuyla karşı karşıyaydım. Bir
yandan dayım bakan, babam büyük bir memurdu, dört yıl kadar sonra milletvekili
olabilirdim. O zaman da dar kafalı bir adamın hayal edebileceği her şeyin
gerçeklemesi için olanaklar elime geçebilirdi. Seyahat etmeyi seviyorsan bunu
yapabilirsin, yemeyi içmeyi, kadınları seviyorsan bunları da fazlasıyla elde
edersin.
“Mücadele yolunda ise örneğin gözlerini yitirmek, hapse düşmek, işkenceye
uğramak mümkündü. Çocukluk yıllarımdan beri gözlerimi kaybetmekten çok
korkardım. Uzun uzun düşündüm. Halkın mutluluğu için gözlerimi bile feda
edebileceğime karar verdim. Sonunda mesele hallolmuştu. Ruhum hafiflemiş,
rahatlamıştım. Bu türden sorular da bir daha hiç aklıma gelmedi. “
Nazım Hikmeti esas olarak kavga ve sevda şiirleriyle , Rüzgâra karşı yürümede
inatçı ve bir o kadarda kararlı olan duruşuyla kurulu düzene başkaldırına ve
camları döven şiirleriyle hep halklarımıza yol gösterici olmuştur.
Nâzım Hikmet, yergi şiirlerinde hayatı ve geleceği gözeten; insandan yana bir
savaşım ortaya koyar. Uzlaşmaz bireysel ve toplumsal çelişkilerin başka bir
yolla çözülemeyeceğine inanır Çünkü bu sınıfsal kavgada saklanmaz, kendi yerini
açıkça belirgin kılar. O, korkusuzdur, inandığı ideolojik ve kültürel değerler
elindeki tek maddi güçtür. Bu gücü de sonuna kadar kullanır başkaldırı
şiirlerinde. Nâzım Hikmet’in vuran/kıran/ yıkan eleştirileri bu kadarla sınırlı
değildir. Hemen hemen bütün şiirlerinde insanî kusurların, insani çelişkilerin
kalınca altını çizer. Bu ülkede hatta dünyada bir Nazım hikmet geçti. hataları,
yetmezlikleri, ideolojik politik geriye düşüşleri, emperyalizme, faşizm ve
gericiliğe karşı devrim ve sosyalizmi tok bir duruşla ortaya koyan
yaklaşımlarıyla doğumunun 122 yılında Nazım Hikmeti saygıyla anıyoruz.
Halkın Birliği Devrimci Halkın Birliği