DEVRİMCİ ÇALIŞMADA TÜKENMİŞLİK NE İNANÇ BOZULMASINI AŞMANIN YOLU TUTKUYLA KAVGAYA BAĞLANMAKTAN GEÇİYOR…!

!Değerli yoldaşlar; Devrim gelişme ve süreci yakalayabilmek, herşeyden önce kendimizi yenilemek ve teori- politik dağarcığımızı güçlendirmekten geçiyor. O halde daha çok kendimize yönelen ve devrimciliğimizi kamçılamayı hedefleyen yazıları okuyup, bilincimiz sağlamlaştırmak ve çalışmalarımızı daha sağlam bir zemin üzerinde örmek gerekiyor. Değerli Yoldaşlar: Devrimci hareketin kendisini toparlayıp sınıflar savaşımına aktif düzeyde müdahale etmede geride seyretmesi ve bu durumun giderek kanıksanır bir hal alması, devrimci kadrolar ve sempatizanlar üzerinde derin etki yaratmakta ve tükenmişlik ve inanç zayıflaması sendromu biçiminde tehlikeli bir durumu körükleyerek, umutsuzluğu yaymaktadır. Haliyle bu durum devrimci çalışmaya devrim olacakmış tutkusuyla devrimci görevlere sıkıca bağlanmayı ve sürece cesaretle müdahale etmeyi zayıflatıyor. Doğal yada zorunlu bir işte olsun yada isterse belli bir amaca bağlanmış devrimci çalışmada olsun, başarı her şeyden önce yapılan işe inanmaktan ve onu yapmaktan zevk duymaktan ifadesini bulur. Aksi halde çalışmada karşımıza zoraki iş yapma, yada göstermelik iş yaparak kendisini ve etrafını aldatmak gibi hiçte dürüst ve ahlaki olmayan bir durum ortaya çıkartır. Öncelikle tükeniş sendromu nedir sorusunu yanıtlamak gerekiyor. Tükenmişlik sendromu adı verilen psikolojik hastalık, başarısızlık, yıpranmışlık, güç ve enerji düzeyinin azalması, tatmin edilmez isteklerin oluşması sonucunda bireyin içsel kaynaklarında oluşan tükenmişlik durumu olarak tanımlanmıştır. Tükenmişlik sendromu İş yaşantısı gereği yoğun duygusal taleplere maruz kalan ve devamlı olarak insanlarla yüz yüze olan bireylerde görülen fiziksel bitkinlik, uzun süren yorgunluk, çaresizlik ve umutsuzluk duygularının, yapılan işe, hayata ve diğer insanlara karşı olumsuz tutumlarla yansıması ile oluşan bir sendrom olarak tanımlanmıştır. Tükenmişlik sendrom,özellikle bir bireyin kaldırabileceği iş yoğunluğunun üzerinde bir tempo ile çalışan kişiler ve yoğun stres altındaki bireylerde görülen tükenmişlik sendromunda bireyin kendini bu koşullar altında çalışmaya zorlaması sonucunda belirli bir evreden sonra çöküş başlar ve hastalık kendisini belli etmeye başlar. Günümüz toplumuna bakıldığında bu hastalığın tanınırlığı, ünlü kişilerde görülmesi ile atmıştır. Buna bağlı olarak sendromla mücadele eden pek çok kişide hastalıkları hakkında şüphe ve farkındalık oluştuğu görülür. Peki tükenmişlik ve davaya bağlanmada geriye düşme sendromu kendisini hangi biçimlerde ortaya koymaktadır? 1-Duygusal tükenmişlik; 2-Ortaklaşa iş yapmada tükenmişlik; 3-Bireysel becerilerde azalma ve isteksizlik. Yavaş ve sinsi bir şekilde ilerlemesi nedeniyle tükenmişlik sendromu yaşayan hastaların birçoğu muayene için sağlık kuruluşlarına başvurmaya gerek duymaz. Dünya genelinde pek çok kişi zorlu yaşam koşulları ile mücadele etmek durumunda olduğundan bu duygular hayatın normal bir parçası ve kaçınılmaz bir durum olarak görülebilir. Bu da hastalığın fark edilmesini zorlaştıran etmenler arasında yer alır. Hastalık tedavi edilmedikçe, mevcut yaşam koşulları ve stres devam ettikçe hastalığın şiddeti de artar ve belirgin semptomlar ortaya çıkmaya başlar. En yaygın olarak görülen tükenmişlik sendromu belirtileri şu şekilde sıralanabilir: · Bedensel tükenmişlik hissi · Duygusal tükenmişlik hissiyatı · Kişiyi esir alan olumsuz düşünceler · Karamsarlık · Basit işleri bitirmekte zorlanma · İşten soğuma · Umutsuzluk · Kendini değersiz hissetme · Azalmış mesleki özgüven · Unutkanlık ve dalgınlık · Sürekli yorgunluk ve bitkinlik hissiyatı · Dikkat dağınıklığı · Uyku problemleri · Kabızlık ve ishal gibi sindirim sistemi düzenine ilişkin bozukluklar · Kalp çarpıntısı ve solunum güçlüğü · Baş, sırt ve bacaklar olmak üzere vücudun belirli bölgelerinde ağrılar Bunun yanında tükenmişlik olayları bireysel veya kolektif düzeyde de meydana gelebildiği gibi kişinin iç dünyasıyla ilgili amaçları, isteklerini ve beklentileri etkileyen psikolojik bir durum olarak da karşımıza çıkmaktadır. İşlerin iyi gitmemesi yada beklentilerin istenen düzeyde ve oranda olmaması vb. gibi olaylar, huzursuzluk ve iş yapmada isteksizliğe ve ilgisizliğe yol açmaktadır. Değerli Yoldaşlar Tükenmişlik ve inanç zayıflığı sendromu aynı zamanda, fiziksel, duygusal ve mantıksal beklentileri içerir. Tükenmişlik ve inanç zayıflığı sendromu en somut ifadesini yaptığı işte memnun olmama, aşırı yıpranmış ve yaptığı işin karşılığını alamama, gittikçe kendi gücüne yoldaşların, örgütün ve emekçilerin gücüne olan inancında çözülme yaşama ve güvensiz bir duruma düşerek, işin önünde yürüme yerine arkasında ayak sürterek gitme vb biçimde kendisini gösterir. Burada kişinin pusulasını şaşırması ortaya çıkar ve ” İşin ne anlamı var ” diye kendisine sormaya başlar. Böylece tükenen yada inancı zayıflayan kişi iş ve görev üzerine derin felsefi sorgulamaya girişir ve hiç bir şeyi beğenmemeye ve yapılanlara burun kıvırmaya başlar. Bir dönemler başarma inancı besler ve işlere tutkuyla asılırken, bir dönem sonra, kendisini yenileyememe ve işleri iyi organize ederek araçla-amaç arasındaki ilişkiyi sağlıklı olarak yerine oturtamama nedeniyle başarısızlığı abartır ve buradan kendisini, içinde bulunduğu ortamı ve kişileri sorgulamaya başlar. Kazanan, başaran giderek daha az sorgulayan bir uygulayıcıya dönüşürken, kaybeden yada başarısız olan yeniden başarmanın yollarını arama yerine kolay olan yolu seçerek kaybettiğini karamsarlık ve umutsuzlukla bütünleştirir ve böylece fikren-ruhen yüz yaşındaki bir yaşlı gibi hareket eder bir duruma gelir. Onun içindir ki iş yapmada önemli bir problem ve verim düşüklüğü olarak bütün çalışma alanlarında kendisini gösteren tükenmişlik ve inanç zayıflığı sendromu son yıllarda daha çok önemsenir ve ilgilenilir bir hal almıştır. Tükenmişlik ve inanç zayıflığı sendromunun etkisi altına almış olduğu kişi yada kurumlar verimsiz çalışıyor ve amaca kilitlenmede, istenilen düzeyde üretim yapmada başarılı olamıyorlar. Çünkü tükenmişlik ruh hali her bakımdan kişinin enerjisini harekete geçirme ve onu olabildiğince planlı kullanmada engel oluyor. Görünüşte iş yapıyormuş gibi ortada dolaşıyor ama ne yeteneklerini harekete geçirebiliyor ve nede belli bir amaca bağlanmış çalışma sistemi yaratarak herkesin enerjisi ve yeteneğinde yararlanmayı başarabiliyor. Tükenmişlik sendromunun farkından olmayan kişiler, durumlarındaki değişikleri başka etmenler yada tali unsurlarla açıklamaya çalışırlar. Böylesi bir durum kişinin kendi gerçekliğini görme, bilince çıkarma ve bunu dürüstçe aşmadaki tutuculuğunu gösterir başka bir şeyi değil. Peki tükenmişlik belirtilerinde bazıları kendisini nasıl gösterir? Fiziksel tükenmişlik ve inanç zayıflığı belirtileri; kronik güçsüzlük ,enerji kaybı, en küçük gelişmelerden etkilenme yıpranma, hastalıklara karşı daha hassaslaşma, sık sık baş ağrıları, kas krampları, bel ağrıları, uykusuzluk, iştahsızlık vb. gibi değişik biçimlerde kendisini gösterir. Dahası vücut dinç ve diri değildir. Duygusal tükenmişlik belirtileri; kendisini sürekli olarak desteksiz ve güvensiz hissetme, umutsuzluk, evde, iş yerinde ve arkadaşları arasında sürekli gerilim, kızgınlık, hemen parlama, sabırsızlık, huzursuzlukta artış, saygı ve yoldaşlık duygularında, yardımlaşmada, paylaşımda vb. azalma. Mantıksal tükenmişlik ve inanç zayıflığı belirtileri ise daha çok, doyumsuzluk, kendini işine ve görevlerine, genelde yaşama verememe ve bunlar karşısında olumsuz tutumlar içinde olma. Sonuçta işi, görevleri bırakma, savsaklama, bugünkü işi yarına erteleme, kendi yapacağı işleri başkalarına havale etme vb. gibi davranışlarda görülmektedir. İş yaşamında ve devrimci faaliyetlerde erken olarak gündeme gelen tükenmişlik sendromu uzun dönemde sorun yaratmıyor gibi görünse de esasında müdahale edilip, zamanında aşılmazsa; hem iş ve görevleri ve hem de kişiyi adım adım savurur ve çürütücü bir konuma iter. Onun için tükenmişlik sendromu görüldüğü her yerde üzerine gidilmeli ve bir yönüyle miskinlik-tembellik olarak kendisini dışa vuran tükenmişliğin, daha fazla denetim, kişinin uygun ortamda bulunmasının sağlanması, iş ve görevinin değiştirilmesi yada başka işlere yönelmesi-kişinin başarılı olabileceği çok basit iş ve görevlerde olabilir-sağlanabilir. En önemlisi de kişinin kendi gerçekliğini bilmesi ve buna karşı bilinçli bir savaş açması gerekiyor. Bunun kolektif çalışma, yardım ve destekle, hoşgörü ve sıkı denetimle birleştirilerek tükenmişlik hastalığının tedavi edilmesi, kişiye yeniden özgüvenin kazandırılması ve yaşama sıkıca bağlılığın sağlanmalıdır. Kişi kendi başarısının sonuçlarını görmüyor yada göremiyorsa, bu kişilerde tükenmişlik sendromunun daha sıkça yaşanması hiçte beklenmeyen bir durum olamaz. Değerli Yoldaşlar Nitekim tükenmişlik ve inanç zayıflığı sendromunda, çalıştığı işin ve görevin önemi, bu işin altında kalkacak durumda olması, çalışma ortamı ve aynı zamanda kişinin bireysel olarak kendisini hazırlanmasının önemli bir etkisi vardır. İşlerin iyi gitmemesi, yada gerçeklerden ırak düşerek sübjektivizme düşmek gibi durumlar kişiyi strese ve streste aşılamadığından tükenmişlik sendromuna kadar götürebiliyor. Örneğin aşırı yük alma ve bunların altında boğulma; hem kendisinin ve hem de çalıştığı insanların ihtiyaçlarının yeterince karşılanamaması; yöneticilerden yeterince destek alamama ve onun hazını duymama, çalışanlar arasında iyi bir kolektif ilişkinin kurulamamış olması, aşırı zor ve yoğun işlerle yüz yüze kalma vb. gibi. İşte ve görevde kontrol kaybının yaşanması, hayal kırıklığını körüklemektedir. Sosyal yardım ve yoldaşlık ilişkilerinin zayıflığı yada yetersizliği tükenmişlik sendromunu etkileyen bir diğer faktördür. Buna işlerin kolektif yapılmasındaki zayıflık ve hep bilinen problemli insanlarla çalışmak zorunda kalmak ve birin iki olamaması vb. durumlar, kolektif ruhu öldürdüğü gibi, işte başarı düzeyini de darbelemektedir. Bazı kişilerin kişisel özelliklerinden dolayı da tükenmişlik ve inanç zayıflığı sendromuna yatkın olduklarını da akıldan ırak tutmamak gerekiyor. Gerçek dışı hedefler içinde olan, olaylara yüzeysel bakan ve işlerin acele yapılmasını isteyenlerde tükenmişlik ve inanç zayıflığı sendromu daha derin etkide bulunmaktadır. Devrimci çalışmada ve kendisini teorik- politik ve örgütsel alanda yetkinleştirememe, yenileyememe ve gelişmelere vakıf olamamadan dolayı sübjektif düşünme olarak dışa vuruyor. Somut hedeflerin konmaması hem kişinin özgüvenini zayıflatıyor ve hem de çeşitli sorunlara karşı daha hassasiyetle yaklaşımını koşuluyor. Bireysellik, duyarlı kişiler de, duyargaları zayıf olan kişilerde tükenmişlik ve inanç zayıflığı sendromu değişik düzeylerde etkisini gösteriyor. Tükenmişlik ve inanç zayıflığı sendromu verimsizlik ve işlerin kendiliğindenliğe terk edilmesi demek olduğuna göre ve hem kişiye ve hem de içinde bulunmuş olduğu kuruma- kurumlara zarar verdiğine göre bu olumsuz durumun olabildiğince hızlı bir biçimde aşılması gerekiyor. Aksi halde ne işler doğru düzgün yapılabilir ve ne de amaca bağlanmış çalışmalar hedefine taşınabilir. Onun içindir ki tükenmişlik sendromunu aşmak için alınacak önlemler; bireysel(kişinin kendisini tanıması ve hastalığı bilmesi) kolektif çalışma ve denetimin sağlanması, yardım ve desteğin sistemli yapılması, işin ve görevin iyi organize edilmesi, görev değişikliğine gitme yada görevleri azaltma vb. gibi tedbirlere başvurarak, kişiyi motive edecek ve çalışmada zevk alması için ortamın sağlanmasına özen göstermek gerekiyor. Değerli Yoldaşlar Elbette tüm bunların yaşama geçirilebilmesi için bireyin kendisine çok büyük işler düşüyor. Kişi kendi gerçeğini görme ve bilince çıkarma tutumunda değilse, ne kadar yardım ve destek verilse de tükenmişlik ve inanç zayıflığı sendromunun aşılması söz konusu olamaz. Bir yönüyle kişinin ideolojik-politik inanç çözümüyle bağlı bir durum olarak tespit etmek gerektiğinden dolayı, tükenmişlik ve inanç zayıflığı sendromunun tehlikeli bir durum olduğu unutulmamalıdır. Bireysel çabanın kolektif çabayla birleşmesi hastalığın yenilmesi ve aşılmasında belirleyici etki yapacaktır. Bu bakımdan tükenmişlik sendromunu aşmak için; zor işlerin dönüşümlü yada paylaşılarak yapılmasının ortamını hazırlamak, işleri gün içinde daha fazla kişiye dağıtmak ve aynı zamanda tükenmişlik sendromu yaşayan kişiye küçükte olsa başarabileceği ve elle tutabileceği işler vermek ve daha çok işi başaracak yeteneğe ve enerjiye sahip olduğunu pratikte kendisine kavratmak gerekiyor. Kendi gücüne, kolektifin gücüne ve yığınların gücüne güven duymayan bir kişinin yıkılmış-pörsümüş inancını yeniden bileyerek ayağa kaldırılması öyle basit ve kolay da olmayacaktır. Bunun için kişilerin yardımına koşmalı ve bunlara karşı daha hoşgörülü ve kazanımcı davranılmalıdır. Elbette kendini yenilemek, çalışmak ve enerjisini mücadelenin emrine sunmak isteyenler için bu böyle olacaktır. Tersi durumda olanlarla uğraşacak fazla zaman öldürmeye sanırız hiçte gerek olmayacaktır. Tükenmişlik ve inanç zayıflığı sendromu özellikle 1980’lerden sonra olabildiğine yayıldı ve bugün hastalık düzeyinde bir virus gibi yayılır hale geldi. Temel sorun, sorunlara sübjektif bakmadan bugünle yarın arasındaki ilişkileri diyalektik bir yaklaşımla kavramaktır. Hayalden gerçeğe inildiğinde, sanırız tükenmişlik sendromu daha erkende aşılacak ve etrafımızı kirlendirme durumunda darbelenmiş olacaktır. Elbette tüm bu olumsuzlukları aşmanın yolu, yine iradi çaba, devrim ve sosyalizm mücadelesine inanç, kitlelere, kendine ve davaya bağlılık, özgüven ve cesaretten geçiyor. Bunu yakaladığımız ölçüde saflarımızdaki tükenmişlik sendromunun etkileri temizlenmiş ,devrimin ve örgütün ihtiyaçları ve görevlerine kilitlenmiş olunur. Tüm yoldaşlara ortak devrim ve sosyalizm savaşımızda başarılar diliyoruz.