CHP AKP, MHP, İyi Parti Kazakistan’da Halk İsyanında Aynı Gemide Buluştu..!

Bir birleriyle görünüşte kanlı bıçaklı olan burjuva düzen partileri iş halkların istemleri için sokağa eyleme geçtiklerinde aralarındaki farklılıkları unutarak ortak bir paydada buluşarak halk direnişçilerine karşı durdukları görünüyor. Her daima faşizmin koltuk değneği rolünü oynayan ve emekçi kitle hareketinin Saray faşizmine karşı sokağa eyleme geçmesinin önünde emniyet supabı olan CHP, bir kez daha Kazakistan’da ekonomik-demokratik ve politik hakları için sokağa için ve Rusya emperyalizminin desteğiyle 164 kişinin katledilmesi ve binlerce insanın yaralanması ve binlerce insanın gözaltına alınıp işkencelerden geçiren Kazakistan yönetiminin yanında olduğunu dile getirerek AKP-MHP faşist iktidarına payandalık rolünü yerine getirdi. Demokrasi, eşitlik, insanca yaşamda dem vuran CHP, Kazakistan’da petrol zamların geri alınması, ücret ve maaşlara yüzde 100 zam yapılması, çalışma koşullarının iyileştirilmesi, emeklilik yaşının düşürülmesi, Halka karşı düşmanlıklara son veriliği askeri birliklerin halka ateş açmasının durdurulması, Cumhurbaşkanı Tokayev dahil tüm Nazarbayev yetkilileri derhal istifa etmesi, Tüm siyasi hükümlü ve tutuklular serbest bırakılıp, İşçilere kendi sendikalarını, siyasi partilerini kurma, grev ve gösteri yapma hakkı tanınması, Yasaklı Kazakistan Komünist Partisi ve Kazakistan Sosyalist Hareketinin faaliyetleri yasallaştırılması vb. istemli sokak gösterilerinin kan ve zulümle bastırılmasına faşist şeriatçı AKP, MHP, İyi Parti ile birlikte destek vererek halk ayaklanmalarının nasıl korkuya kapıldığını ortaya koymuştur. Kazakistan’da halka zulüm kusan Nazarbayev şeflik rejiminin sürüp gitmesine omuz vermek, demokrasi ve özgürlükler sokağa çıkan emekçi yığınlara açıktan düşmanlık ilan etmek ve burada olası bir Saray rejimine karşı halk isyanında Saray rejiminin yanında saf tutmak demektir.

Kazakistan’da 30 yıldan bu yana Nazarbayev şeflik rejimi işbaşında. Zengin petrol kaynaklarına sahip olan Kazakistan’da emekçiler, işsiz ve yoksul. Gelir adaletsizliği derinleşerek sürdürüyor ve bir avuç oligark tüm toplumsal değerlere el koyarken milyonlarca çalışan yoksulluk sınırı altında yaşama mücadelesi veriyor. CHP, Türkiye’de Saray rejiminin emekçileri yoksullaştırıp sefalet içine itmesine ve şeflik rejimini sürdürmek için her türlü kirli yol eve yöntemi devreye sokmasına karşı çıkıyor görünürken Kazakistan’da halkın aynı istemlere sisteme karşı sokağa eyleme geçmesinin karşısında durarak iki yüzlü bir tutum içinde olduğunu bir kez daha ortaya koymuştur. Halk direnişlerinin karşısında faşist gerici güçlerle saf tutan CHP’nin Saray faşizmine karşı halkın eşitlik, özgürlük ve insanca yaşam talepleri için sokağa çıkıp eyleme geçen ve hesap soran bir çizgide yürümesi beklemek havanda su dövmeye benzer.

Her fırsatta devleti koruyup kollamayı kendisine amaç edinen CHP’nin demokraside anladığı kolu kanadı kırılmış batı tipi parlamenter sistem ve burjuva kliklerin hükümet yarışı içinde olmalarıdır. Yani Şeflik rejiminin göstermelik hale getirdiği parlamenter sitemi yeniden aktif hale getirmek. Ama burada işçi ve emekçilerin taleplerin köklü olarak karşılanması yoktur. “Teröre karşı çıkma” adına, Kürt ulusuna ve emekçi halklarımıza yönelik sürdülen kirli savaşın omuzdaşı olan CHP’nin emekçi halklarımıza demokrasi ve özgürlük getirmesi, bunun için mücadele etmesi mümkün değildir.

Saray faşist dinci rejimde hesap soracak ve emekçilerin demokrasi ve özgürlük istemlerini kararlı bir şekilde pratiğe sürecek olan işçi ve emekçilerin birleşik devrimci mücadelesi olacaktır. Faşizmi koltuk değnekliği yaparak, emekçi halklarımızın tepkilerini örgütlü bir halde sokağa taşıma çabası karşısında takoz rolü oynayan ve devrimizin baş uzlaştırıcı toplumsal gücü olan CHP’nin sistemi koruyup kollayan sahte demokrasi ve özgürlük nakaratları teşhir ve tecrit edilerek düzen partisi olduğu gerçeği açığa serilerek, proletarya ve emekçi yığınların ne Cumhur ittifakı ne Millet ittifakı yaklaşımıyla proletarya ve emekçilerin 3.bağımsız birleşik devrimci alternatifi bayraklaştırarak, emekçilerin alternatifsiz olmadıklarını ortaya koymalıyız.