Avrupada
ırkçı ve göçmen karşıtı politikaların yeni halkası hayata geçiriliyor.
Avrupa Parlamentosu (AP) ile Avrupa Birliği Konseyi, iltica başvuruları
reddedilen mültecilerin üçüncü ülkelere yani Avrupa Birliği sınırları
dışında kurulacak olan kamplara gönderilmesini sağlayan yasayı düzenleme
konusunda anlaştı.
Düzenleme, Avrupa ülkelerinde
bulunan ve sığınma başvuruları reddedilen mültecilerin AB sınırları
dışındaki merkezlerde tutulmasının önünü açıyor. İnsan hakları örgütleri
tarafından uzun süredir eleştirilen uygulama, iltica hakkının fiilen
devletlerce gasp edilmesi ve mültecilerin hukuki güvencelerden mahrum
bırakılması riskini beraberinde getiriyor.
AP
tarafından yapılan açıklamada, geri gönderme kararlarının tüm Şengen
bölgesinde geçerli hale getirileceği ve üye devletlerin ortak bir
“Avrupa geri gönderme kararı” uygulayabileceği belirtildi. AB Komisyonu
ise anlaşmayı memnuniyetle karşılarken, yeni sistem yoluyla sınır dışı
işlemlerinin daha hızlı ve etkili yürütüleceğini savundu.
AB’deki
son uzlaşma, Almanya İçişleri Bakanı Alexander Dobrindt’in 26 Mayıs’ta
açıkladığı geri gönderme merkezleri planının ardından geldi. Berlin
yönetimi, iltica başvurusu reddedilen göçmenlerin üçüncü ülkelerde
kurulacak merkezlere gönderilmesi için çeşitli devletlerle görüşmeler
yürüttüğünü duyurmuştu.
Alman hükümeti ayrıca sınır
dışı işlemlerinin hızlandırılmasını ve “gönüllü dönüş programlarının”
genişletilmesini hedefleyen yeni düzenlemeler üzerinde çalışıyor.
Böylece birkaç hafta önce Almanya düzeyinde tartışılan uygulama, bugün
AB çapında ortak bir politika haline gelme yoluna girmiş oldu.
Uzmanlara
göre, Avrupa’daki yeni göç uygulama ve yasaları son yıllarda güç
kazanan faşist hareketler ve faşist parti ve başkanlarının ırkçı faşist
açıklamalarından bağımsız değerlendirilemez. Almanya’da AfD’nin
yükselişi, Fransa’da Ulusal Birlik’in güç kazanması, Hollanda,
Avusturya, İtalya ve Belçika’da göçmen karşıtı ırkçı faşist partilerin
siyasette belirleyici hale gelmesi bu politikaların bir an önce
uygulanmasını tüm göçmen ve Avrupa halklarına dayatıyor.
Özellikle
savaşlar, ekonomik krizler ve siyasi baskılar nedeniyle Avrupa’ya
ulaşmaya çalışan göçmenler, giderek daha sert sınır politikalarıyla
karşı karşıya kalıyor. İnsan hakları savunucuları, Avrupa hükümetlerinin
faşist hareket ve partilerin söylemlerine karşı durmak yerine bu
politikaları devlet politikası haline getirdiğine dikkat çekiyor.
AB’nin
üzerinde uzlaştığı modelin, İtalya’nın Arnavutluk’ta kurduğu tartışmalı
göçmen merkezleriyle benzerlik taşıdığı belirtiliyor. İtalya Başbakan
faşist Meloni hükümetinin hayata geçirmeye çalıştığı sistem kapsamında,
Akdeniz’de yakalanan göçmenlerin iltica işlemleri için Arnavutluk’taki
merkezlere gönderilmesi planlanmıştı.
İnsan hakları
örgütleri, geri gönderme merkezlerinin mültecileri Avrupa hukukunun
koruma mekanizmalarından uzaklaştıracağını, keyfi uygulamalara ve kötü
muamele risklerine açık hale getireceğini belirtiyor. Hak savunucularına
göre AP ile AB Konseyi arasında sağlanan son uzlaşma, Avrupa’nın göç
politikalarında güvenlikçi ve dışlayıcı yaklaşımın daha da
kurumsallaşacağının işareti niteliğinde.
Halkın Birliği Devrimci Halkın Birliği