Amerikan emperyalizmi Kübada İşbirlikçi Karanfil darbe peşinde Küba halkı bu emperyalist kışkırtmaya izin vermeyecektir..!

Anti-emperyalist tutumuyla dünya halklarını desteği ve sempatisini kazana ve bu tutumuyla emperyalizme teslim olmayan Küba içte ajanlarının kışkırtıcılığıyla iç karışıklık yaratarak kübaya emperyalist müdahale etmenin yolunu döşemeye çalışıyor. Amerikan bayraklarının açılmasıyla Küba’da dün ABD destekli provokasyon girişimi yaşandı . ABD bayraklarıyla sokağa çıkan gruplar, “özgürlük” talebinde bulundu. Sokağa çıkan gruplar, polis arabalarını ters çevirerek kullanılmaz hale getirirken, çevreye de zararlar verdiler.

ABD destekli gruplar ayrıca yağmalama eyleminde de bulundu.

KÜBA HALKI ABD DESTEKLİ PROVOKASYON GİRİŞİMİNİ ENGELLEDİ

Küba Devlet Başkanı ve Küba Komünist Partisi Birinci Sekreteri Miguel Díaz-Canel Bermúdez, televizyondan yayınlanan ulusa seslenişinde, “Amerikan imparatorluğuna bağlı olan devrim karşıtı paralı askerlerin istikrarsızlık yaratmasına izin vermeyeceğiz. Devrimci bir tepkimiz olacak” derken, “Bütün komünistleri bu provokasyonların yapıldığı sokaklara çıkmaya ve bunlara karşı çıkmaya çağırıyoruz” dedi.

Miguel Díaz-Canel Bermúdez’in çağrısıyla birlikte, Küba halkı sokaklara çıktı. ABD destekli yaşanan provokasyon girişimi, Küba Komünist Partisi ve Küba halkının verdiği hızlı yanıtla engellendi.

ABD bayraklarıyla sokaklara çıkan gruplar, Küba halkının verdiği tepkinin ardından ortadan kayboldu.

Öte yandan, ABD’li siyasetçiler ise bu fırsatı kaçırmadı. ABD’li siyasilerin mesajlarında, ABD bayraklarıyla sokağa çıkan gruplara sahip çıkılarak, Küba devletine gözdağı verildi.

Ayrıca Küba, 1960 yılından bu yana ABD ablukası/ambragosu altında ayakta kalma mücadelesi veriyor. En temel insani ihtiyaçların bile ABD ablukasına takıldığı ada ülkesinde, Küba halkı sosyalizmi savunarak, ABD’ye kafa tutuyor.

Küba’da şu anda sokaklarda devrimi savunan halkın gösterileri sürüyor. Miguel Díaz-Canel Bermúdez de halkla yan yana geldi. Küba halkı, Küba bayrağının yanı sıra çeşitli sloganlar ve Küba’nın efsanevi komutanı Fidel Castro’nun posterlerini taşıyor.

ABD VE BATILI EMPERYALİSTLER KÜBA’DAN ELİNİZİ ÇEKİN..!

Bugüne kadar Küba halkı her türlü ambargo ve kuşatmaya, provokasyonlara kaşı kendi gücüne dayanarak emperyalist kuşatma, Küba halkının kendi iradesiyle yanıt verdi , aç kaldılar ama asla teslim olmalıdırlar. Küba halkının sorunlarını yıllardan bu yana adaya kan kusturan yoksullukla terbiye etmeye çalışan başta ABD emperyalistleri olmak üzere batılı emperyalistler ve uşaklarının çözmesi mümkün değildir. İABD ve e ittifak güçleri batılı emperyalist işgal ettikleri yada uşakları eliyle adına “karanfil devrimi” dedikleri iç provokasyon ve ardından darbelerle iktidar değiştirdikleri Irakta, Suriye de, Libya da, Ukrayna da, Gürcistan da, Afganistan da demokrasi adına emperyalistlerin faşizm ve sınır tanımaz çeteleşme diktatörlükleri işbaşına getirdi.

Bugünde emperyalizmin bu demokrasi ve özgürlük yalanıyla provokasyon ve iç karışılık yaratarak darbeyle yada işgal ederek dünyada emekçi halklara emperyalizme karşı direnişiyle örnek olan Kübada uygulamaya sokulmaya çalışılıyor.

Küba’da 11 Temmuz Pazar günü ülkenin çeşitli kentlerinde ilaç eksikliği ve ekonomik sıkıntılar sebebiyle protesto gösterileri düzenlenmiştir. Öğle saatlerinde Küba Devlet Başkanı ve Küba Komünist Partisi Birinci Sekreteri Miguel Díaz-Canel, Havana’da gösterilerin yapıldığı bölgeye giderek halkla görüşmüş, ardından canlı yayında tüm kamuoyuna seslenmiştir. Díaz-Canel, Küba’nın içinden geçtiği sürece dair başından itibaren halka karşı açık olduklarını, Küba’nın yaptırımlar nedeniyle çok zorlu bir süreçten geçtiğini hatırlatmış, ardından durumu krize çevirmek isteyen emperyalistlere ve uşaklarına karşı fırsat vermeyeceklerini belirterek Küba halkını sokağa davet etmiş “Küba’da sokaklar devrimcilerindir, sokağın kime ait olduğunu göstereceğiz” demiştir.

Díaz-Canel’in çağrısının ardından devrimci Küba halkı da sokaklara çıkmış ve gece saatlerine kadar sokakları boş bırakmamıştır. Protesto gösterilerinde az sayıda örnekte kamu araçlarına zarar verilmesi ve dükkanların yağmalanması gibi şiddet olayları yaşanmış, kolluk kuvvetleri de asgari güç kullanımında bulunmuş, şiddetin tırmanmasının önüne geçilmiştir.

11 Temmuz Pazar gecesi itibariyle Küba’da sokaklar boşalmış, sükunet sağlanmıştır. Díaz-Canel ve hükümet yetkilileri, Pazartesi sabahı süreçle ilgili olarak halka ayrıntılı bilgi vereceklerini duyurmuştur.

Hatırlanacağı üzere Küba, 60 yıldır süren ve son iki yılda 243 yeni önlem eklenerek iyice ağırlaştırılan ABD ablukası nedeniyle ekonomik olarak çok zor bir süreçten geçmesine rağmen, Covid-19 virüsüne karşı Latin Amerika’da kendi aşısını geliştiren ilk ve tek ülkeyi olmayı başarmıştır. Kitlesel aşılama, abluka nedeniyle yaşanan kaynak ve malzeme eksikliği nedeniyle kısmen yavaş ilerlemiş, Matanzas ili başta olmak üzere kimi yerelliklerde bu kaynak sıkıntısı, vakaların artmasına sebep olmuştur. Protestoları tetikleyen sebeplerden biri, Pazar günü 6923 yeni vaka ve 47 ölüm açıklanması olmuştur. Ayrıca pandemi ve giderek ağırlaşan abluka, ülkede kimi tüketim mallarının tedariğinde sıkıntı yaşanmasına yol açmış, bu da halkın huzursuzluğunu artırmıştır.

İçinden geçilen sürecin iki sebebi vardır: Covid-19 pandemisi ve ABD ablukası. Küba halkı, kısıtlı kaynaklarıyla pandemiye karşı etkili aşılar geliştirmeyi başarmıştır, sorunun bu boyutu yakın zamanda çözülecektir. Ancak ABD emperyalizmi, pandemi ortamında ablukayı giderek ağırlaştırarak, Küba halkının insanca yaşama hakkını elinden almakta, bütün bir nüfusu ölüme mahkum etmektedir. Bunun adı soykırımdır ve derhal sona ermelidir.

ABD emperyalizminin tetikçileri, Küba’da Pazar günü yaşanan gösteriler henüz sürerken savaş naraları atmaya başlamıştır. Devrimden kaçan Kübalı zenginlerin yoğun olarak yaşadığı Florida eyaletindeki Trumpçı ABD Kongre üyeleri, ABD’nin derhal adaya askeri müdahalede bulunması çağrısı yapmışlardır.

Her türlü “insani müdahalenin” gerek ve yeter adımı, ABD ablukasının sonlandırılmasıdır. Küba halkı kendi sorunlarını çözmesini bilir.

Emperyalizmin Küba’ya herhangi bir askeri müdahalede bulunmaya kalkışması durumundaysa, “Zafer yahut Ölüm” sloganının kanla yazıldığını tüm dünya bir kez daha görecektir. Küba halkı, kendi iradesini kimseye teslim etmeyecektir. Küba halkıyla ve anti-emperyalist iktidarla dayanışmayı büyütmeli ve Amerikan emperyalizminin Küba halkının idaresini kırarak teslim almasına geçit vermemelidir. Amerikan emperyalizmi sanki kendi ülkesinde uşaklarının iktidarda olduğu ülkelerde burjuvazi için demokrasi geniş yığınlar içinse diktatörlüktür.. Küba da emekçiler demokrasi burjuvazi ve zenginler için diktatörlük söz konusudur. Küba da halk için demokrasi vardır ve Küba yönetimi tüm varlığıyla bu durumu koruyup güçlendirmeli, içte ve dışta Küba halkının iradesi ortadan kaldırıp emperyalistlerin ve uşaklarının işbaşına gelmesinin yolunu döşeyecek karşıdevrimci karanfil devrimine geçit vermeyeceklerdir. komünist partisinin halkı devrimci savunmak için sokağa çağırması da bu gerçeği ortaya koyuyor.

Küba yönetimi herkese demokrasi yalanıyla emekçilerin yönetimini ve kazanımlarını yok etmeye çalışan emperyalist kuşatma ve uşaklarının provokasyonuna karşı liberal bir yaklaşım hatasına düşmeden bu karşı-devrimcilerin n ezilmesi için devrimci şiddet örgütlü halde pratiğe sürülmelidir.

Yaşasın Küba Halkının emperyalizme ve uşaklarına karşı direnişi..!