47. Yılında Faşist Maraş Katliamı Hala Kanamaya Devam Ediyor: MARAŞ KATLİAMINI UNUTMAYACAK UNUTTURMAYACAĞIZ..!

‘’Gelin kadın karnı yarın dediler,Bunlar Alevi Kürt komünist vurun dediler,çekip işkenceye sorun dediler,sel oldu kızıl kan aktı Maraş’ta…Kanlı Maraştan Kara Maraştanküçük çocukları şişe taktılar,kahkahalar atıp gülüp baktılar,ele ne geçmişse onu yaktılarsel oldu kızıl kan aktı Maraş’ta…Kanlı Maraştan Kara Maraştan’’Ozan Vicdani47.yıl öncesinde 19 Aralık 1978 yılında başlayıp 27 Aralık’a 1978 yılına dek süren ve Türkiye politik tarihinde olanca vahşetiyle belleklerde çakılıp kalan faşist Maraş katliamını unutmamak, unutturmamak için her daima katliamlara karşı duyarlılığımızı açık tutmalıyız.. Bilindiği üzere, bundan tam 47. yıl önce, 24 Aralık, 1978 günü ülkenin dört bir yanına yanmış yakılmış insan etlerin kokusu yayılmıştı. Evet, faşizm yine vahşice kan dökmüştü. Hem de kadın, erkek, genç ihtiyar ve çocuk demeden… Sadece insanlar katledilmekle kalınmamış, evleri de yakılıp, yıkılıp talan edilmişti. Bu, Türkiye siyasi tarihinde resmi ve sivil faşist güçlerin organize olarak gerçekleştirdiği en büyük katliam olma özelliğini de taşıyordu. İşte Alevi, Kürt ve devrimcilerin hunharca katledildiği K.Maraş katliamını lanetlemek, katliama da ölümsüzleşenlerin anısını yaşatmak ve yeni katliamların önünü kesmek için çıkarılması gereken dersleri, birkez daha hatırlamak büyük önem taşıyor.Alevi inancından halkımızın her çağda yeniden kanatılan yarası, dinmeyen acısı, bitmeyen yası ve davasıdır Maraş. Faşist Maraş katliamında yaşananlar her yeni zulüm, her katliam Kerbela’nın acısını tazeler. Yezitlerin düzeninin hükmünün sürdüğünü haber verir. Her biri Kerbela davasıyla birleşerek Alevi, devrimci- demokrat halklarımızın fikrine, duygusuna, sözüne, ağıdına siner, adalet defterine kaydolur.Koçgiri’de sakallı Nurettin Paşa ve Topal Osman çetelerinin vahşi saldırılarında katledilen Kürt Kızılbaşları, Kuruçay’lı Muzahir’in ağıdın da dile geldiği gibi “Kerbela günüdür Hüseyin’e çağırın” diye seslendiler. Dersim’de, görülmemiş zulüm ve katliamlar ortasında idama götürülen Seyit Rıza “Evlad-ı Kerbela’yız, bihatayız” diyordu. Maraş’ta, Çorum’da, Sivas’ta, 1977 1 Mayıs’ta, Gazi’de, Gezide, Roboski’de, Suruçta,Ankara Garda , Surda faşist katliamları yaşayan günümüz kuşaklarının bilincinde ve eyleminde bir dava olarak taşınıyor: “Benim davam devam eder Maraş’ta/ Benim davam duman tüter Sivas’ta/ benim davam Hızır Paşa hep başta/ Benim davam Ehl-i Beyt her yasta.”Bu nedenle Maraş, Solcu, Sosyalist ve Alevi halklarımız için geçmişte yaşanmış ve o dönemde, o coğrafyada kalmış devletin desteğin faşist MHP-Ülkü Ocakları tarafından gerçekleştirilmiştir. Katliam açıktan geliyoruz demiş, ama devletin güvenlik güçleri ve mülki amirler faşist katliamın bizzat destekçileri olmuş ve yüzlerce emekçinin Hitleri aratmayan biçimde vahşi yöntemlerle katledilmiştir.Elbette Maraş yalnızca bir faşist katliamdan ibaret değildi. O günden bugüne Alevilere, devrimcilere, Kürtlere yaşatılan her adaletsizlik ve zulümle yeniden tazelenen, katlanarak artan acılarla yoğrulmuştur. Dünkü Yezit’in zihniyetini bugüne taşıyan faşist Demireller, Türkeşler, Erbakanlar, Ecevitler, Çiller zorbaların gadrine uğrayan mazlumların elinde, bir adalet bayrağı ve davası olarak taşınmıştır.Yüzlerce Alevi, Solcu emekçinin katledildiği faşist Maraş katliamı sadece bir yas değildir. Aynı zamanda emekçiler halklarımızın adalet hafızasıdır. Bu bakımdan faşist Maraş katliamının dersleriyle Nitekim Maraş katliamdan dersler çıkarmak ve öğrenmek olası yeni katliamlara karşı hazırlıklı olmak bakımından ışık tutmuş olacaktır. Herşeyden öncesi emekçi halklarımız, Maraş katliamında Alevi-Sünni, Kürt-Türk ulus ve inanç temelinde bölünmesinin önemli etkisinin olduğunu bu durumu faşist şeriatçılarca kullanıldığını kafasına yazmalıdır. Sınıf menfaatlerine dayanmayan her türlü bölünme kaldırılıp bir yana bırakılmalıdır. Alevi’si, Sünni’si, Türkü, Kürdü, Arap’ı, Çerkez’iyle çeşitli ulus ve ulusal azınlıklardan emekçi halklarımız ortak çıkarlar temelinde, ortak sınıf düşmanlarına karşı, sımsıkı örgütlenip birleşmelidir. Alevi-Sünni, Türk-Kürt emekçiler arasındaki düşmanlığı körükleye tutumlar mahkum edilmelidir. Kim ki, emekçi halklar arasında düşmanlık körüklüyor emekçi halkların düşmanıdır. Bilinçli yada bilinçsizce yapılan halklar arası düşmanlık körüklemede halka değil, halk düşmanlarına hizmet eder.Halklar arası ırkçı ve ayrımcılığı körükleyen faşist ve gericilerin provokasyonlarına geçit verilmemelidir. Egemen sınıf ve onların temsilcisi parti ve örgütlerin böl ve yönet taktiği bütün sömürücü zalimlerin halk üzerindeki baskı ve sömürülerini sürdürmek için eskiden uygulaya geldikleri bir yöntemdir. Bu sadece faşistlerin değil aynı zamanda tüm sömürücü sınıfların uyguladığı bir yöntemdir. Sömürücü sınıflar emekçi halkları çeşitli yöntemlerle bölerek, bir kesimi diğer kesime karşı kışkırtarak, emekçi halkları birbirine düşürerek, egemenliklerini ve sömürülerini sürdürmeye çalışırlar.Nitekim egemen sınıfların sürekli uygulamaya çalıştıkları böl ve yönet taktiği yanında, Kürt ulusu, Çerkez, Arap, Laz, Ermeni vb. azınlık uluslara baskı uygulayan, onların haklarını yok sayan, kültürlerini yok eden yine onlardır.Ne var ki çeşitli ulus ve ulusal azınlıklardan farklı ulusla kimlik ve inanç taşıyan emekçi kitlelerin bölünmelerinde hiçbir menfaatleri yoktur ve olmaz. Bölünmek; ulus, ulusal azınlık, din, inanç ve bölge farklılıklarını emekçi kitlelerin kendi ortak sınıf çıkar temelinde birleşmesinin önüne engel olarak çıkartmak, sömürünün ve zulmün devamından yana olmaktı. En azından egemen sömürücü sınıflara hizmet etmek demektir. Maraş davasını unutmama, hesap soruncaya kadar peşini bırakmamalıyız. Çünkü her katliamda hesap sorulmadığında dolayı devlet ya da devletin maşa olarak kullandığı sivil faşist şeriatçı çeteler katliamlara devam etmişlerdir. T.C. devletinin tarihi Alevi, devrimci ve Kürt katliamlarıyla bezenmiştir.Elbette Türkiye çok ulus, ulusal azınlık, din ve inanç farklılıkları vardır. Bu farklılıklarda dolayışı yada bu etnisiten şu ya da bu inanç, şu ya da bu dinden emekçi halka hiç kimsenin baskı uygulamaya hakkı yok ve olamaz.Yine bu farklılıklar emekçi halkın birleşmesine engel değildir. Farklı esnite ve din-inanç taşıyan farklı din ve mezheplerden olan çeşitli ulus ve ulusal azınlıklardan emekçi halkın ortak menfaatleri, ortak düşmanlarına, karşı birleşmelidir. Emekçi halklarımız ortak sınıf düşmanlarına karşı sürekli hazırlık ve uyanık olmalıdır. Örneğin, Maraş’ta faşist çeteler Sünni halkı kandırıp iğrenç amaçları için peşlerine takarak, Sünni halkı alçakça kullanarak katliamı gerçekleştirdiler. MHP-Ülkücü faşist çeteler bölgede Alevi-Sünni çelişkisi körüklemişler. Maraş’ta Sünni halk bu oyuna gelmeseydi katliamın gerçekleştirilmesi güç olacaktı. Sünni halk faşist ve şeriatçı gericilerin her türlü oyun ve kışkırtmasına karşı uyanık olmak gerekiyor. Çünkü Sünni halk ile Alevi halkın çıkarları ortaktır ve düşmanları birdir. Osmanlıdan bu yana emekçi halklarımıza yönelik oyunları ve yeni saldırıları dikkate alınarak, uyanıklığı elde tutmak gerekiyor. Düşmanın sadır amaçları ve kullanmış olduğu araçlar açığa çıkarılarak, emekçi kitlelere yönelik linç ve katliam girişimlerine karşı sürekli ve sistemli teşhir çalışmaıs yürütülmeli ve faşisr planlar teşhir edilmeli.Keza sadece faşist planların teşhir edilmesiyle sınırlanmamalı, devrimciler olarak emekçi halklarımız uyarılıp faşist katliamlara karşı her türlü direniş örgütlenmelerine giderek, silahlanma dahil savunma için her türlü aracın devreye sokulması için hazırlık yapılmalı ve faşist saldırılara karşı anti -aşist birleşik mücadele hattı sıkıca örülmelidir.Faşist Maraş katliamında hunharca katledilen katliamında kaybetmiş olduğumu yüzlerce ölümsüzlerin nezdinde dünyanın dört bir yanında eşitlik ve özgürlük için dövüşerek toprağa düşenlerin anıları daima mücadelemize ışık olacaktır.47.Yılında Faşist Maraş Katliamını Unutmadık Unutturmayacağız..!Maraş Şehitleri Ölümsüzdür..!Maraş’ın, Sivas’ın, Roboski’nin, Suruç’un Hesabı Sorulacaktır.