25.YILINDA KADROLAŞMAK VE YIĞINLARA BAĞLANMANIN EKSİKLİKLERİNİ AŞARAK İLERLEMEK…!

İş­çi sı­nı­fı­nın ege­men sı­nıf­la­rın ik­ti­da­rı­nı de­vi­re­bi­le­cek ba­ğım­sız, si­ya­sal bir sı­nıf gücü ola­rak ha­zır­lan­ma­sı ve bağ­la­şık­la­rı­nı ha­zır­la­ma­sı, bes­bel­li­ ki, zor­lu bir iş­tir, ye­nil­gi­ler ve za­fer­ler­le iler­le­me­ler ve ge­ri çe­kil­me­ler­le do­lu uzun yıl­la­rı kap­sar. Haliyle zorlu bir süreçte her türlü kuşatma altında komünist hareketi yeniden ayağa dikmek için yola çıkmış olan KP-İÖ bir çok bakımdan, önüne çekilmeye çalışan engelleri aşarak ayakta kalmaya ve varlığını sürdürmeye çalışıldı. Bir çok olanak ve kadroya sahip olan akımların ayakta durmadı zorlandığı hatta varlık-yokluk koşulları yaşarken yetişkin kadro sıkıntı ve olanaksızlar içinde ilkeli ve  kararlı duruşuyla buz kıran rolünü sürdürmeye devam etti.

 Elbette 25.yıllık süreçte içinde her türlü engelleri ve  yasakları elinin tersiyle iterek  bildiği devrimci sosyalist yolda yürümede inatçı ve ısrarlı olan KP-İÖ’yü hak ettiği bir düzeye çıkarmada başarılı olamadık. Bundan biz KP-İÖ’lülerin hata ve yetmezliklerin yanında dışımızdaki olumsuz koşullarında bunda önemli etkide bulunduğunu söylememiz yanlış olmayacaktır. Bizim temel sorunumuz çizgimize uygun kadro yetiştirme ve maddi olanaksızlıkları açmadaki tutukluluğumuz olmuştur.

 Önümüzdeki temel sorunumuz, bilinen bu hata ve zaaflarımızı inatla ve ısrarla aşmak için, her alanda işlere sıkıca sarılarak, hiç bir engel tanımadan yürümektir. Özellikle uzlaşmacı ve var olanla yetinmeci tutumlardan uzaklaşmak ve kadrolar yeniden devrimci bir temelde yenilemek ve özelliklede yeni insanları kazanarak örgütleyip kalıba dökerek ilerlemek gerekiyor. Bunun içinde    prog­ra­ma da­ya­lı ola­rak politik stra­te­ji­nin kla­vuz­lu­ğun­da, ön­cü, her gün­kü aji­tas­yon, pro­pa­gan­da, ör­güt­len­me ve ey­lem ça­lış­ma­sı ile faşist ge­ri­ci­lik dönemlerinde eğilip bükülmeden iş­çi sı­nı­fı­nı si­ya­sal bir sı­nıf ve emekçileri devrimin ordusu olarak hazırlayıp-geliştirmek gerekiyor

Bunun için pro­pa­gan­da, aji­tas­yon, ör­güt­len­me­den olu­şan gün­lük po­li­tik dev­rim­ci ça­lış­ma­da ör­güt­len­me­den bah­se­der­ken, ya­lınız­ca ör­güte ye­ni üye ve aday üye­ler ka­zan­dı­rıl­ma­sı ve ye­ni ye­ni ör­güt­le­rin in­şa edil­me­si an­la­şıl­maz; ay­nı za­man­da şu ya­da örgü ve müca­de­le bi­çim­le­ri­nin ge­liş­ti­ril­me­si­nde an­la­şıl­ma­lı­dır. İş­çi sı­nı­fı ve emekçi yı­ğın­la­rın po­li­tik eği­ti­mi müca­de­le­ci bir ni­te­li­ğe sa­hip­tir, ezi­len yı­ğın­la­rı müca­de­le eği­tir. Bu, yalınız­ca iş­çi sı­nı­fı­nın ön­cü po­li­tik kur­ma­yı­nın ön­der­li­ği al­tın­da­ki sa­va­şım­la­rı için de­ğil, bu­nun gi­bi ezi­len ve sömürülen yı­ğın­la­rın ken­di eko­no­mik, si­ya­sal, sos­yal hak­la­rı için, top­lum­sal ko­şul­la­ra, ege­men sı­nıf­la­ra ve kar­şı-dev­ri­me kar­şı gi­riş­tik­le­ri tüm müca­de­le­ler için­de ge­çer­li­dir. O hal­de ön­cü yal­nız­ca aji­tas­yon, pro­pa­gan­da ve ye­ni ye­ni ör­güt­ler kurmak­la ye­ti­ne­mez. Her be­lir­li du­rum­da ve dönem­ler­de, de­ği­şik du­rum ve dönem­le­re denk düşen uy­gun müca­de­le bi­çim­le­ri ile yı­ğın­la­rın müca­de­le­si­ni ör­güt­le­me­yi, yı­ğın­la­rı ha­re­ke­te sok­ma­yı ba­şar­ma­lı, böy­le­ce yı­ğın­la­rın sa­va­şı­mı­nı ha­zır­la­yan, ör­güt­le­yen ve yöne­ten güç ola­rak biz­zat ken­di­ni ­de  (ta­bi her düzey­de kad­ro ve ör­güt­le­ri­ni) eği­tip, be­lir­le­yi­ci sı­nıf sa­va­şı­mı­nı za­fe­re götür­me­ye ha­zır­lan­ma­lı­dır.

Prog­ra­mı ve he­def­le­riy­le bağ­lı ol­du­ğu süre­ce, ön­cü hiç bir müca­de­le bi­çi­mi­ni il­ke ola­rak red­det­mez, bu­nun gi­bi hiç bir müca­de­le bi­çi­mi­nin fe­tiş­leş­ti­ril­me­si­ne de izin ver­mez. Prog­ram ve he­def­le­re bağ­lı ol­du­ğu süre­ce il­ke ola­rak tüm müca­de­le bi­çim­le­ri­nin kul­la­nı­la­bi­lir ol­du­ğu­nu koy­mak doğ­ru­dur, ama bu­da ye­ter­li ol­maz.

 Çün­kü her be­lir­li du­ru­ma uy­gun düşen müca­de­le bi­çim­le­ri­ni bu­lup çı­kar­mak, ba­şa­rıy­la ör­güt­le­mek ge­re­kir. Müca­de­le bi­çim­le­ri ön­cünün ira­de­si­nin ese­ri de­ğil­dir. On­la­rı ya­ra­tan tek­rar ve tek­rar ye­ni­den ya­ra­tan yı­ğın ha­re­ke­ti­nin ken­di­si­dir. Ön­cü uy­gun müca­de­le bi­çim­le­ri­ni ken­di zih­nin­de icat et­mez, biz­zat yı­ğın ha­re­ke­ti­nin için­den bu­lur, çı­ka­rır, on­la­rı de­ne­yi­mi, te­orik yak­la­şı­mı ve sos­ya­list sı­nıf bi­lin­ciy­le ay­dın­la­tır, de­ği­şik bi­çim­ler ara­sın­da­ki bağ­lan­tı ve ge­çiş­le­ri sağ­lar, ge­nel­leş­ti­rir, bi­linçli bir an­la­tım ka­zan­dı­ra­rak so­yut­laş­tı­rır. Bir di­zi mü­ca­de­le bi­çi­mi ay­nı süreçte gün­dem­de­dir. Ka­pi­ta­liz­min sıçra­ma­lı ve den­ge­siz ge­li­şi­mi ken­di­ni, pro­le­tar­ya­nın sı­nıf bi­lin­ci ve sa­va­şı­mı­nın ge­li­şi­min­de de gös­te­rir.

 Ay­nı süreçte bir di­zi müca­de­le bi­çim­le­ri­nin gün­dem­de olu­şu, ana ve ikin­cil un­sur­la­rı ayır­ma­yı, de­ği­şik süreçler­de de­ği­şik, fark­lı bi­çim­le­rin öne çı­ka­bi­le­ce­ği­ni ge­nel­le­şip bi­rin­cil ana un­sur ha­li­ne ge­le­bi­le­ce­ği­ne dik­kat gös­ter­mek ge­re­kir.

Her dönem­de yı­ğın ha­re­ke­ti­nin tüm dev­rim­ci ola­nak­la­rı­nı de­ğer­len­dir­mek, her bir dönem­de ön­cünün tüm güç­le­rin­den en yük­sek düzey­de ya­rar­la­na­bil­mek, her be­lir­li du­rum­da müca­de­le ve ör­güt bi­çim­le­ri­nin doğ­ru se­çi­mi­ne­ de bağ­lı­dır. Ça­lış­ma tar­zı­nı şe­kil­len­di­ren, yön­len­di­ren­de bu­dur.

Bu­ra­da özel­lik­le mev­cut du­rum­da bir nok­ta­yı kuv­vet­le vur­gu­la­mak ge­re­ki­yor. Ön­cü, yı­ğın­la­rı ha­re­ke­te sok­ma­yı ve yönet­me­yi ba­şa­ra­bil­di­ği oran­da ger­çek bir ön­cüdür. Yı­ğın­la­rın ye­ri­ne ken­di­ni ko­ya­rak yı­ğın­lar adı­na ey­lem ya­pan, ya­da yı­ğın­la­rın ken­di­li­ğin­den ha­re­ke­ti­nin ge­li­şi­mi­nin ar­ka­sın­da ka­lan, on­la­rı kay­de­dip yo­rum­la­may­la ye­ti­nen bir “ön­cü”, ger­çek bir ön­cü ola­maz. O hal­de, de­mek olu­yor­ ki, po­li­tik ön­cü yı­ğın­lar için po­li­ti­ka ya­par ve po­li­ti­ka­la­rı bir baş­ka şe­kil­de do­ğal yı­ğın­lar ta­ra­fın­dan, yı­ğın­la­rın pra­ti­ğin­de­ de sı­na­nır. Bunu da yetişmiş kadrolarla yapar.

İş­çi sı­nı­fı­na bağ­lan­mak sık sık vur­gu­la­nan bir ko­nu. Bu hem bir he­de­fi gös­te­ri­yor, hem­de yönü çi­zen görev­le­re işa­ret edi­yor. Aynı zamanda on yıllardan bu yana ama aşıl­ma­sı ge­re­ken te­mel za­afı­da gös­te­ri­yor. İş­çi sı­nı­fı­na bağ­lan­mak salt fi­zi­ki bir bağ ola­rak an­la­şıl­maz  bu bağ or­ga­nik, ya­ni can­lı, de­ği­şen bir ni­te­lik gös­ter­mek du­ru­mun­da­dır. Bu can­lı, ha­re­ket­li ba­ğı, de­ği­şen du­rum­lar­la bir­lik­te ye­ni­den ye­ni­den kur­mak ge­re­kir.

Ama bu­ra­da özel­lik­le işa­ret et­mek is­te­di­ği­miz şey, yı­ğın­la­ra bağ­la­nın­ca öğ­re­ne­ce­ği­miz müca­de­le bi­çim­le­rin­de de an­la­tı­mı­nı bul­ma­sı ge­rek­ti­ği­dir. Ön­cü, yı­ğın­lar için po­li­ti­ka yap­tı­ğı­na göre, müca­de­le bi­çim­le­ri yı­ğın ha­re­ke­ti­nin du­ru­mu­na denk düş­me­li, yı­ğın­la­rın sa­va­şı­mın­da yan­kı­lan­ma­lı, dev­rim­ci la­fa­zan­lık ve iş­güzar­lık ola­rak yoz­laş­ma­ma­lı­dır.

Ön­cü, her be­lir­li du­rum­da bir di­zi ör­güt ve müca­de­le bi­çi­mi­ni, bun­la­rın kar­şı­lık­lı iliş­ki­le­ri­ni, bağ­lan­tı­la­rı­nı, gün­cel ola­rak de­re­ce­le­ri­ni or­ta­ya koy­ma­lı, ye­ni du­rum­la­ra denk düşen yan­la­rı da­mı­tıp ile­ri süre­bil­me­li­dir. Bu, yı­ğın­lar için po­li­ti­ka ya­pan ön­cünün ken­di du­ru­mu­nu hiç bir za­man mut­lak ola­rak sta­tik-ha­re­ket­siz de­ğil­dir, uyar­lan­ma­sı ya­ni du­rum­la­rın ge­rek­tir­di­ği şe­kil­de ye­ni­den ko­num­lan­ma­sı ge­re­kir.

Ön­cünün müca­de­le tak­tik­le­ri­ni yı­ğın­la­rın du­ru­mu­na göre sap­ta­ma­sın­da, yı­ğın­la­rın du­ru­mun­da­ki de­ği­şi­min ge­rek­le­ri­ne göre ye­ni­den ko­num­lan­ma­sın­dan söz et­ti­ği­mi­ze göre, bu­ra­da yı­ğın­lar der­ken, or­ta­la­ma­nın du­ru­mu mu te­mel alı­na­cak­tır? Bu so­ru­nun ya­nı­tı, biz­zat adı üze­rin­de, ön­cünün sı­nıf sa­va­şı­mın­da­ki görev ve mis­yo­nun­dan ba­ğım­sız ola­rak ya­nıt­la­na­maz. Ön­cü yı­ğın­lar­dan da­ha ile­ri­yi, ge­nel çiz­gi­le­riy­le ge­le­ce­ği, ha­re­ke­tin iz­le­ye­ce­ği nok­ta­yı ve he­def­le­ri­ni gör­mek zo­run­da­dır. Bun­lar ol­mak­sı­zın “ön­cülük” boş bir laf ola­rak ka­lır. Ama ay­nı za­man­da yı­ğın­la­rı ile­ri çe­ke­bil­mek için yı­ğın­lar­dan ile­ri­de ol­ma­lı, yı­ğın­la­rın önün­de koş­ma­lı­dır.

Kuş­ku­suz, ön­cü yı­ğın­la­rın, or­ta­mı­nı, öz­lem ve eği­lim­le­ri­ni, or­ta­la­ma­nın du­ru­mu­nu ve de­ğiş­me yönünü an­la­ma­lı­dır. Bu­nu­la bir­lik­te, ön­cü, or­ta­la­ma­nın du­ru­mu­nu te­mel ala­maz. Zi­ra o sı­nı­fın ya­da o ge­nel söy­lem­de yı­ğın­la­rın po­li­tik sı­nıf bi­lin­ci ve ör­güt­len­me­si­ni ge­liş­tir­me­yi, de­ğiş­tir­me­yi he­def­le­mek­te­dir. Halk or­ta­la­ma­sı­nın te­mel alın­ma­sı, ön­cünün, yı­ğın­la­rın po­li­tik sı­nıf bi­lin­ci ve ör­güt­len­me­si­ni ge­liş­tir­me­nin, de­ğiş­tir­me­nin mo­to­ru-di­na­mo­su ol­mak­tan vaz­geçme­si an­la­mı­na ge­lir. Di­ğer bir an­la­tım­la bu, is­ter is­te­mez yı­ğın­la­rın ge­ri­sin­de ka­la­cak şe­kil­de ko­num­lan­mak olur. Oy­sa yı­ğın­la­rın ile­ri­si­ne düşe­rek, on­lar­dan kop­ma­ma­ya özen gös­te­ren ön­cü, yı­ğın­la­rın önün­de koş­ma­lı­dır ­ki, yı­ğın­la­rı ile­ri­ye, ken­di ko­num­la­rı­na çe­ke­bil­sin, yı­ğın­la­rın po­li­tik sı­nıf bi­lin­ci ve ör­güt­len­me­si­ni ge­liş­ti­re­bil­sin.

Ön­cü müca­de­le tak­tik­le­ri­ni sap­tar­ken sı­nı­fın ve ça­lı­şan emek­çi yı­ğın­la­rın sı­nıf bi­lin­ci, müca­de­le ve ör­güt­len­me de­ne­yi­mi ba­kı­mın­dan her ke­si­min -ön­cü öğe­le­rin de­ğil- du­ru­mu­nu te­mel al­ma­lı­dır. Bu sı­nı­fın ve emek­çi yı­ğın­la­rın ge­ri­sin­de kal­ma­mak için ol­du­ğu gi­bi, ile­ri­si­ne düşe­rek sı­nıf­tan kop­ma­mak için­de ge­çer­li­dir.

  An­cak bu te­mel yak­la­şım­la, ön­cü sı­nı­fın önün­de ko­şa­bi­lir. Ko­münist ör­güt en ge­niş iş­çi ve emek­çi yı­ğın­la­ra hi­tap ede­bil­mek, po­li­ti­ka bi­lin­ci ve ör­güt­len­me­si­ni ge­liş­ti­re­bil­mek, po­li­tik bir sı­nıf or­du­su ola­rak ha­zır­la­mak için, sı­nı­fın ken­di­li­ğin­den­ci sa­va­şı­mı için­de öne çı­kan, sı­nıf bi­lin­ci, müca­de­le de­ne­yi­mi ve ör­güt­len­me alış­kan­lı­ğı ba­kı­mın­dan ile­ri olan ke­sim­le­ri­ne yak­laş­ma­yı, az çok ay­nı dil­den ko­nuş­ma­yı ba­şar­mak zo­run­da­dır. Sı­nı­fın ile­ri ke­sim­le­ri­ni an­la­mak, on­la­rın di­lin­den ko­nuş­mak, müca­de­le ve ör­güt bi­çim­le­ri ba­kı­mın­dan, ey­lem şi­ar­la­rı ba­kı­mın­dan özel­lik­le be­lir­le­yi­ci bir öne­me sa­hip­tir.

 Sı­nı­fın di­lin­den ko­nuş­mak, ile­ri ke­sim­le­ri­nin düşün­düğü, tar­tış­tı­ğı so­run­la­rı ya­nıt­la­mak­tan, kar­şı kar­şı­ya ol­du­ğu sos­yal, eko­no­mik, po­li­tik ya­da te­orik so­run­la­rı ay­dın­la­ta­bil­mek­ten, ör­güt ve müca­de­le bi­çim­le­rin­de ile­ri ke­sim­le­rin nab­zı­nı el­de tu­ta­bil­mek­ten baş­ka bir an­la­ma gel­mi­yor. Sı­nı­fın di­lin­den ko­nuş­mak ( bu ger­çek­te ile­ri ke­si­min di­li­dir ) ön­cünün prog­ram ve stra­te­ji­sin­den, bi­lim­sel sos­ya­liz­min pro­pa­gan­da­sı­nı yap­mak­tan vaz­geçme­si, te­orik ko­num­la­rı­nı ter­k et­me­si an­la­mı­na gel­mez. Bi­la­kis, ön­cü, bu dev­rim­ci ko­num­la­rı­nı ko­ru­ya­rak, bun­la­ra sı­kı sı­kı­ya bağ­lı ka­la­rak sı­nı­fın sa­va­şı­mının gün­de­lik ih­ti­yaçla­rı­nı ya­nıt­la­ya­bil­me­li­dir.

 Ön­cü an­cak, her be­lir­li du­rum­da yı­ğın­la­rın ruh ha­li­nin, -mo­ral du­ru­mu­nun- en ya­kı­cı is­tem ve öz­lem­le­ri­nin, yı­ğın­la­rın en faz­la il­gi­len­di­ği, on­la­rı ha­re­ke­te so­ka­bi­le­cek sı­cak so­run­la­rın, yı­ğın­la­rın düşün­düğü, tar­tış­tı­ğı, ya­nıt ara­dı­ğı so­run­la­rı, her alan­da­ki yı­ğın­la­rın ve­ri­li du­ru­mu­na denk düşen, do­la­yı­sıy­la yı­ğın­la­rı ha­re­ke­te so­ka­bi­le­cek müca­de­le bi­çim­le­ri­ni an­la­ma­yı, bu­lup çı­kar­ma­yı za­ma­nın­da ile­ri sür­me­yi ba­şar­mak zo­run­da­dır. Yı­ğın­lar­la can­lı, ha­re­ket­li ve de­ğiş­ken, or­ga­nik bağ­lar kur­mak bu an­la­ma ge­lir. Özel ola­rak sap­tan­mış be­lir­li du­rum­la­rı dış­ta tu­ta­cak olur­sak, yı­ğın­lar için po­li­ti­ka ya­pan ön­cü ey­lem şi­ar­la­rı­nı öy­le ayar­la­ma­lı­dır ki, yı­ğın­la­rın ha­re­ke­tin­de yan­kı ve ya­şam bul­sun. Ey­lem şi­ar­la­rı yı­ğın­lar­da yan­kı bul­ma­yan ön­cü, yı­ğın­lar­dan ko­puk de­mek­tir. Ve ön­cünün ey­lem çağ­rı­la­rı dev­rim­ci la­fa­zan­lık bi­çi­min­de yoz­la­şır, sözüy­le ey­le­mi bir­bi­ri­ni tut­ma­yan, tu­tar­sız, sözüne güve­nil­mez bir görün­tü ser­gi­le­nir.

 Tüm bunları yakalabilmek ve yığınların öncüsü olabilmek için, 25.yılında KP-İÖ’yü yığın çalışmasına içine dalarak, hem  yeni ilişkiler yaratma ve hemde kadrolaşarak öncülük rolünü ileri taşıma kararlılığı içinde yürümek gerekiyor.