23 Nisan Adı egemenlik ve Çocuk Bayramı..!

Ne ülke emperyalist zincirden koparak egemenliğini kendi eline almış ve nede çocuklar özgür olup şekerde yiyebildiği Türkiye yaratılmış değil. Egemen sınıflar gerçeği gizlemek için sahte nutuklar atmaya egemenlik ve çoçukların özgür olduğu yalanını pompalamaya devam edecekler. d

. Biliyoruz ki hem ülkenin tam bağımsızlığı ve hem de çocukların iliğine dek üç kuruşa çalıştırılıp okuma haklar daha küçük yaşlarda ellerinde alınan milyonlarda emekçi halk çocuğu , daha çocuklarını yaşayamadan kapitalizmin çarkları arasında her bakımdan ezilmekte ve gelecekleri karartılmaktadır.

Biliyoruz ki yeni-sömürgecilik zincirini kırıp tam bağımsızlığı kazanmak ve çocukların çalıştırılmadan devlet olanaklarıyla ezilip, sömürülmeden ve baskı ve şiddete ve istismara maruz kalmadan özgürlük ortamında yetişmeleri anacak devrimi ve sosyalist halk cumhuriyeti iktidarı koşullarında olacaktır. Onun içindir işçilerin, emekçilerin, kadınları ve çocukların düşmanı saray rejiminin yıkılması içinde fazla çalışmalı ve yığınları sarsıp dayağa kaldırmak için mücadele etmeliyiz.

23 nisan egemenlik ve Çocuk Bayramına Dair yıllar Önceden bu yana değişen bir şey olmadığını Çetin Altanın yazısı gerçeği olduğu gibi egemen sınıfların suratına çarpıyor.

İşte Altanın yıllar öncesinde 23 Nisana dair yazdığı yazı:

EĞLENİN YAVRULARIM

– Ülkemizin sömürülen tüm çocuklarına –

Bugün Türkiye Büyük Millet Meclisinin açılışının yıldönümü. Bugün Egemenlik ve Çocuk Bayramı.

Eğlenin yavrularım, eğlenin. Gülün, oynayın, koşun, bağırın. Egemen bir ülkede özgür ve mutlusunuz.

O kadar özgür ve mutlusunuz ki kazara aklınıza vatanımızda dalgalanan çok yıldızlı bir yabancı bayrağına bakarak kuşku girerse, savcı yapışabilir yakanıza:

– Niye düştünüz bu kuşkuya, diye…

Ve şayet küçücük çıplak ayaklarınızla koskoca İstanbul şehrinde yatacak bir yer bulamıyor da, kapı diplerinde kıvrılıyorsanız, yüreğiniz hiç kararmasın. 23 Nisan Egemenlik ve Çocuk bayramı sizler içindir.

Eğlenin yavrularım, eğlenin. Gülün, oynayın, koşun, bağırın. Egemen bir ülkede özgür ve mutlusunuz.

On yaşına kadar bin tanenizde dörtyüz ellinizi mezarlıklara mı götürüyorlar? Büyük kentlerin gecelerinde dar ve karanlık sokaklarda sizi on liraya satanlar mı var? Köylerde okulsuz, bakımsız ve pabuçsuz inekleri mi güdüyorsunuz?

Aman sakın… Savcı çok kızar bu sözlere. Egemen ve özgür olduğunuzu inkâr sayılır bu; sınıfı sınıfa düşürmek, hükümetin manevî kişiliği, milletin bütünlüğü, demokrasiye karşı çıkmak, millî çıkarlara aykırı hareket ve daha türlü türlü maddelerle bir gece yarısı alınıp cellâtlara verilirsiniz.

Eğlenin yavrularım, eğlenin. Gülün, oynayın, koşun, bağırın. Egemen bir ülkede özgür ve mutlusunuz.

Savcılar, polisler, zindancılar, jandarmalar, “Egemen ve özgür değiliz” demeye çok kızarlar. Hele küçücük boyunuz, daracık göğsünüz, sıska vücudunuz ve yırtık pantolonunuzla, araba vapuru iskelelerinde otomobil camı silerken, gözünüz arabanın içindeki temiz giyimli, şık ayakkabılı, taranmış saçlı çocuklara kayarsa içinizi çekmeyin. Bir iç çekiş sosyalistlik, iki iç çekiş komünistlik, üç iç çekiş anarşistlik, dört iç çekiş ihtilâl, özgürlüğe ve egemenliğe karşı çıkmak, Rus casusu olmak, Pekin’e satılmaktır.

Sonra sizlere, fakirlikte eşitlik arıyor, derler. Demokrasi düşmanı derler. Millî değilsiniz derler. İçinizi çekmeden, silin arabaların camlarını. Ellerinin tersiyle sinek kovar gibi sizleri kovanlara özgürlük ve egemenlik aşkına neşeli gülücükler yapınız. Ezilip, horlanıp sürünmek şanıdır demokrasimizde yaşayan fıkara çocuklarının. Bu şandan sizleri tutamaksız bırakanları yoksun etmeyiniz.

Eğlenin yavrularım, eğlenin. Gülün, oynayın, koşun, bağırın. Egemen bir ülkede özgür ve mutlusunuz.

Babanız, on liraya harç mı çekiyor bir inşaatta, köyde ağa yanaşması olarak mı çalışıyor boğaz tokluğuna, gazete mi dağıtıyor sabahın kör karanlığında? Bir de babalarınızın harç çektiği binaların yükselişine bakınız, ağaların ton ton pamuk balyalarına ve gazetelerin büyük rotatiflerine. Onların içinde ve gölgesine yaşayan çocuklar sizlerin kardeşlerinizdir. Özgürlük ve egemenlikte eşitsiniz onlarla, hele şehitlik payesi en çok sizler içindir.

Eğlenin yavrularım, eğlenin. Gülün, oynayın, koşun, bağırın. Egemen bir ülkede özgür ve mutlusunuz.

Egemen ülkemizin özgür ve mutlu çocuklarına Millî Egemenlik ve Çocuk Bayramının yılıdönümünde bir büyük Türk ozanının, Nazım Hikmet’in, bir şiirini armağan etmek isterim

KANTER İÇİNDE

Yapıcılar türkü söylüyor

Yapı türkü söyler gibi yapılmıyor ama.

Bu iş biraz zor.

Yapıcıların yüreği

bayram yeri gibi cıvıl cıvıl

ama yapı yeri bayram yeri değil.

yapı yeri toz toprak.

Çamur, kar.

Yapı yerinde ayağın burkulur

ellerin kanar.

Yapı yerinde ne çay her zaman şekerli

her zaman sıcak,

ne ekmek her zaman pamuk gibi

yumuşak

ne herkes kahraman

ne dostlar vefalı her zaman.

Türkü söyler gibi yapılmıyor yapı

bu iş biraz zor,

zor ama

yapı yükseliyor, yükseliyor.

Saksılar konuldu pencerelere

alt katlarında.

İlk balkonlara güneş taşıyor kuşlar

kanatlarında.

Bir yürek çarpıntısı var her putrelinde

her tuğlasında

her kerpicinde.

Yükseliyor, yükseliyor yapı

kanter içinde.

Eğlenin yavrularım, eğlenin. Gülün, oynayın, koşun, bağırın. Egemen bir ülkede özgür ve mutlusunuz.

ÇETİN ALTAN