1 Mayıs’ın Tarihinde Öğrenerek İlerlemeliyiz..!

1 Mayıs, bütün dünyada işçilerinin birlik, dayanışma ve mücadelesini simgeleyen emeğin sermayeye karşı enternasyonalist bir gündür. İşçi sınıfının hak ve çıkarlarını kazanma mücadelesinin içerisinde doğmuş ve işçi sınıfı mücadelesinin sembolü olarak gelenek halini almıştır. Her yıl 1 Mayıslarda dünyanın çeşitli yerlerinde işçiler, emekçiler, din, dil, ırk, cinsiyet ayrımı gözetmeksizin düzenledikleri çeşitli etkinliklerle 1 Mayıs’ı faşist ve gerici sömürücü güçlere karşı; sömürüsüz ve zulümsüz, eşit ve özgür bir düzen amacıyla kutlamakta, güncel taleplerini dile getirmekte, insanca demokratik-özgürlükçü ve sosyalist bir sistem kurma savaşımını dillendirmektedir.Kısacası 1 Mayıs, işçi ve emekçi yığınların, vahşi emperyalist kapitalizmin sömürü ve zulüm düzenine karşı, eşit, özgür ve insanca yaşama mücadelesinin adıdır. Uluslararası İşçiler Birliği 1886’da, dünya işçilerine dayanışma ve 8 saatlik işgünü için mücadele çağrısı yaptı. 19. yüzyılda işçiler kol emeğine dayalı çok ağır koşullarda çalıştırılıyorlardı. Öyle ki, çalışma saatleri bazen 16-18 saati buluyordu. Ortalama çalışma saati ise 16 saatti. Kesintisiz 16 saatlik bir çalışmanın karşılığında aldıkları ücret ise sadece hayatta kalmalarına yetiyordu. Kadın ve çocukların çalışma koşulları ise daha da ağırdı. Kölece çalışma koşullarından onların payına düşen daha fazla, çalışma ücret ise hep daha azdı. On binlerce işçi fabrikaların çevresindeki ilkel barakalarda kalıyor, yaşamlarını sağlıksız koşullarda tüketiyorlardı. İşçilerin ortalama yaşam süresi 40 yıl kadardı.İşçiler bu “yaşam” koşullarına karşı örgütlenmeye yöneldiler. Önce yardımlaşma sandıkları ve dayanışma örgütleri oluşturdular. Bunlar sonradan sendikal örgütlenmelere dönüştürüldü. İlk olarak 1856 yılında Avusturalya’lı işçiler başlattı sermayeye karşı mücadeleyi. İşçiler 8 saatlik işgünü istiyorlardı. 1866 yılında Uluslararası İşçiler Birliği (I. Enternasyonal) tüm dünya işçilerine dayanışma ve 8 saatlik işgünü için mücadele çağrısı yapıyor.1881 yılında 500 bin işçiyi temsilen örgütlü Meslek ve Meslek Birlikleri Federasyonu 8 saatlik işgünü mücadelesini başlattı İşçiler 8 saat uykuya, 8 saat çalışmaya, 8 saat de sosyal faaliyete zaman ayırmak istiyorlardı.1886 yılında ABD’de 1 Mayıs’ta 350 bin işçi greve çıktı. Bunun 40 bini Şikago’dadır.28 Nisan l886′dan itibaren, Şikago’da Milwaukee’de olaylar başlar. Gösterilerin kapsamından dehşete düşen burjuvazi, eylemci işçilere ateş açtırır ve sekiz işçi öldürülür.Patronların tepkisi olayları daha da tahrik edecek niteliktedir. McCormick tarım fabrikalarının patronları bin 400 işçiyi sokağa atarak yerlerine grev kırıcı işçileri yerleştirirler.Grevciler, 3 Mayıs günü, “sarı” olarak nitelendirdikleri grev kırıcısı işçileri protesto etmek için fabrika çıkışında toplanırlar. Polis oradadır. Çatışma başlar. Polis kurşunlarıyla altı işçi ölür, elli kadarı yaralanır. Oysa işçiler oraya sadece protesto için ve çoğu çocuklarıyla birlikte gelmiştir.15 bin kadar olduğu tahmin edilen işçi topluluğu, önderlerinin konuşmalarını dinledikten sonra dağılmak üzereyken “beklenmedik” bir durum ortaya çıkar. Polislerin arasına ansızın düşen bir bomba, sekiz kişinin ölümüne ve altmış kişinin yaralanmasına neden olur. Bunun üzerine polis kalabalık üzerine yoğun ateş açar. Bu katliamın kesin bilançosu hala meçhuldür. Ayrıca bombayı kimin attığı da bir türlü tespit edilemez. Ancak o dönem ki işçi dalgasının ezilmesi gerektiği düşünülürse bunun burjuvazinin provokasyonu olduğunu anlamak zor değildir.Burjuvazi ve hükümeti, bu olayları işçi liderlerini tutuklatma yolunda değerlendirir. Tutuklananlardan sekizi hakkında dava açılır. Bu liderlerden biri olan Parsons, önce cezaevinden kaçar. Ama duruşma günü mahkemeye gelerek “Emeğin hakkı, ezilenlerin özgürlüğü ve yazgılarının düzeltilmesi davası için idam sehpasına çıkmaya da hazır olduğunu” açıklar.Bombayı kimin attığına dair kesin bir delil bulunamamış olmasına rağmen, yargılanan işçi önderlerinden yedisi ölüm cezasına ve sekizi ömür boyu hapse mahkum edildiler.Tutuklananlardan Louis Lingg duruşmadan sonra hücresine götürüldü ve bayıltılıncaya kadar dövüldü, ardından ağzında dinamit patlatılarak katledildi. Sondra da intihar ettiği yalanı söylendi. Ölüm cezasına mahkum edilenlerden dördü ;Albert Parsons, Adolph Fischer, George Engel ve August Spies , 11 Kasım 1887′de idam edildiler. İdam edilenlerden August Spies idam sehpasında “Öyle bir zaman gelecek ki bizim suskunluğumuz sizin bugün ipe çektiğiniz seslerden daha güçlü olacaktır” diyordu.Albert PERSONS isimli işçi, özür dileme şartıyla affedileceğinin söylenmesi üzerine, mahkeme heyetinin karşısında tarihe geçecek sözlerini söyledi: “Bütün dünya biliyor suçsuz olduğumu. Eğer asılırsam cani olduğumdan değil, emekçi olduğumdan asılacağım.”İşçi önderlerinin cenaze törenine yüz binlerce insan katıldı. ABD’de yaşanan bu olaylar uluslararası işçi örgütlerini harekete geçirdi. II. Enternasyonal 1889’da Paris’te düzenlediği kongrede, Amerikan işçilerinin mücadelesini desteklemek amacıyla dünya çapında gösteriler düzenledi. 1890’dan başlamak üzere 1 Mayıs’ı da,“Uluslararası Birlik, Mücadele ve Dayanışma Günü” olarak kabul etti ve 135. yıldan bu yana dünyanın dört bir kıtasın da, işçi ve emekçiler 1 Mayısı isyan günü olarak yaşattı ve yaşamaya devam ediyorlar.