Yürümemiz Gereken Hedefimiz Yani Yolumuz Açık ve Net Olmalıdır..!

Yol kelimesi tek hece fakat milyonlarca şey sığdırıyor içerisine. Zaman mekan fark etmeksizin devrimciler olarak sürekli onun içerisindeyiz ve durduğumuzu sandığımız anda dahi ilerlemeye devam ediyoruz. Biz dururken, kurtuluşumuz yolumuz devrim ve sosyalizm ileriye doğru akmaya devam eder, hiçbir duruma, olaya, kişiye ya da makama aldırış etmeden. Bu emekçilerin kurtuluşu devrim yolunda kendimizle yaptığımız vicdan muhasebeleri bizi sık sık geriye döndürürken; iyi kiler ve keşkelerden başka kelimeler dökülmez dudaklarda.
Tüm bunlar olurken güneş hep yükselişte ve her şeye rağmen doğudan doğuyor. Son pişmanlık fayda etmiyor ve insan hatalarından ders aldığını sanarak ilerliyor kendi eşitlik ve özgürlük yolunda. Bazen de farkında olmadan farklı yollara sapıyor; labirentin hiç beklenmedik yerlerinde kendimizi bulabiliyoruz. Bazen bir deniz manzarası, bazen bir dar sokak, bazense hiçbir iz olmayan çıkmaz sokaklara çıkıyor yollarımız; çıkmaz ama çıkıyor bir şekilde. Döngü devam ediyor.
Zaman akıp giderken kendimizi unutuyor; bizde onunla akıp gidiyoruz. Günler günleri kovalamıyor artık; günler günlerin yakasını tuttu çoktan. Dünya eskisinden çok farklı bir hale büründü ve doğa isyan bayraklarını çekti göndere; şiddetli fırtınalarla. İnsan daha iyiye, daha güçlüye erişmek adına tüm yolları mubah sayarak ve ötesini berisini düşünmeden yakıp yıkıyor. Doğanın da bizim yol’umuzun bir parçası olduğunu unutuyor ve yolumuzun en önemli parçasını; pusulasını tahrip ediyoruz farkında olmadan. Peki kendimize verdiğimiz bu cezalar ne zaman son bulur? Kendi kendimize yaralar açıyor ve bu yaraları görmezden gelerek ilerliyoruz.

 Yol nereye kadar bu tahribata dayanır? Bu yaralar bir gün kapanır mı? Cevabı bilinen ama görmezden gelinen sorular ardı arkası kesilmeden çoğalıyor.
Kendimize durup soralım bir an, ansızın; “ Bu yol senin yolun mu? ” diye. Yoksa başka birisinin yolunu mu yürüyorsun bildiğin halde fakat bilmiyormuş gibi davranarak? İlkeli, açık ve net bir yolda yürünmediği sürece başkasına zarar verirken kendimizde de yaralar açtığımızı bir gerçektir. İnsan, hikayelerle büyüdüğünden midir bilinmez ama -mış gibi davranmak en iyi yaptığımız şeylerden bir olmalı ve ilkelerde şaşmaz bir çizgide durmalıyız .

Adı sanı belli olmayan bir ülkenin, pembe düşleriyle bezenmiş sokaklarında yürüyen bir insan  olmadığımızı fark ettiğimiz an; hikayenin sonuna gelindiğinde yol bizi nereye getirmiş olur bilinmez. Yol en iyi bildiği şeyi yapmaya sağa sola yalpalamadan ; hiçbir şeye aldırmadan kendi yolundan inatla ve ısrarala hiçbir engelle takılmadan  hedefe yürümek demektir