Yoksulluğa, sefalete, faşist baskı ve zulme karşı Halkın öfkesi Sokaklara Taşıyor, Saray iktidarı Korkuda Polis Terörünü Tırmandırıyor..!

Faşist dinci Saray iktidarının bir avuç sermayeyi zenginleştirme ve milyonlarca emekçiyi yoksulluğa ,işsizliğe faşist baskıya mahkum etme politikasına karşı sermayeden yana politikalarının emekçilerin bir çok kentte: İstanbul, Ankara, İzmir, Diyarbakır, Samsun Dersim başta olmak üzere birçok kentte eylemler yapıldı.” Artık yeter, zamların, işsizliği, yoksulluğun, baskı ve zulmün sorumlusu Saray Hükümeti istifa” sloganı öne çıkıyor. buradan ilerleyerek milyonlarca emekçinin istemlerine sahip çıkarak korku duvarının parçalanması için sokağa eyleme çıkmak ve bu eylemleri fabrikalara, okullara ve semtlere taşımak gerekiyor. Döviz kurundaki artış, artan fiyatlar, marketlerde temel gıda maddelerinin satışına konulan kotalar, halkın yoksullaşması, bankaların işlemlerini durdurması ve Saray cephesinden yapılan açıklamalar, halkın öfkesini dahada büyütüyor.

Döviz kurunun yükselmesi, temel tüketim maddelerindeki fiyat artışıyla birlikte uzunca bir süredir devam eden ekonomik krize karşı öfke bir çok kentte sokağa taştı. Ankara, İstanbul ve İzmir’de birkaç merkezde kitleselleşen, bazı noktalarda ise sınırlı öncü güçlerce yapılan eylemlere halk pencere ve balkonlarından tencere, tava çalarak, sloganlara eşlik ederek dahil oldu.

Halkın “Artık yeter diyerek ” Hükümet İstifa “şiarını yükseltmesinin temel nedeni ekonomik krizin yıkıcı yükünün emekçilerin sırtına yükleyen, yüksek zamlar, yüzde 50’lere ulaşmış enflasyon, işsizlik, yoksulluk, dinmeyen yasaklar ve faşist baskı ve yağma düzenidir. halka yoksulluk ve zulümden başka bir şey vermeyen Saray rejimi yıkılmalı ve demokrasi ve özgürlükler savaşımının önü açılmalıdır. Elbette buraya tesadüfi gelinmedi.

Merkez Bankası’nın faizleri düşürmesiyle bir süredir durdurulamayan döviz kurundaki yükseliş, dün rekor seviyelere yükseldi. Döviz kurundaki günlük artış yüzde 16’yı aştı. Tayyip Erdoğan’ın kur ve faiz açıklaması sonrasında yükselişini sürdüren dolar 13,45 ile rekor kırdı. Euro ise 15,20 zirvesini gördü. Dolar ve euro da gün kapanırken kısmi bir düşüş yaşandı.

Dövizdeki yükselişin ardından bankalar akşam saatlerinde döviz işlemlerini durdurdu, bazı ürünleri satışı da durduruldu. Bunların başında gübre ve zirai ilaçlar geliyor. Bu ürünlerin satışını yapan şirketler, Türkiye’nin farklı bölgelerindeki bayilerine “satışlarımız geçici olarak durdurulmuştur” şeklinde genel duyuru ilanı gönderdi.

‘GÜBRE VE ZİRAİ İLAÇ SATIŞLARI DURDURULDU’

İsminin açıklamak istemeyen gübre ve zirai ilaç şirketlerinin yöneticileri, satışların durdurulmasına gerekçe olarak, “Kurdaki yukarı yönlü sert yükselişler hammadde fiyatlarımızı da yukarı çekiyor. Artık fiyat belirleyemiyoruz. Sattığımız ürünün yerine mal koymakta zorlanıyoruz. Hammaddeye erişim sıkıntıları yaşıyoruz. O yüzden geçici süre satışları durdurmak zorunda kalıyoruz” açıklaması yaptı.

KURUKAHVECİ MEHMET EFENDİ: SİPARİŞLERİMİZ DURDURULDU

Bu arada Kurukahveci Mehmet Efendi şirketinden siparişlerin geçici olarak durdurulduğu açıklandı. Şirketin İstanbul Bölge Sorumlusu Ezgi Bandak, “Bildireceğimiz bir sonraki tarihe kadar, siparişlerimiz durdurulmuştur” açıklaması yaptı.

Pelit Şirketler Grubu’nun da, satış ve sevkıyatlarını durdurduğu belirtilirken, şirket bunun iddia olduğunu, satış ve sevkıyatlarını sürdürdüklerini iddia etti.

APPLE, TÜRKİYE’DE SATIŞLARINI GEÇİCİ OLARAK DURDURDU

Apple da dün akşam saatlerinde resmi sitesinden açıklama yaptı, Türkiye’deki satışlarını geçici olarak durdurduklarını açıkladı. Apple’ın resmi sitesinden iPhone, mac, iPad, Watch, AirPods ve aksesuar ürünleri satın alınamıyor. Sipariş vermeye çalışanlar, “Şu anda mevcut değil” uyarısı ile karşılaşıyor.

MARKETLERDE KOTALI SATIŞ BAŞLADI

Açlık sınırının altında yaşamını devam ettirmeye çalışan halk, temel tüketim maddelerine her gün gelen zamlarla tencerelerinde kaynatacak bir şey bulamazken, bir de yağ, un, şeker ve ardında petrolde kotalı satışlar başladı. Büyük marketler çeşitli ürünlerin bulunduğu raflara az sayıda ürün yerleştirirken, bir de kotalı satış dönemi başlatıldı.

Tayyip Erdoğan’ın “fiyatları uygun” diyerek tavsiye ettiği Tarım Kredi Kooperatif Market’te ayçiçeği yağının kalmadığı iddia edildi, şeker ve un satışları da 1 adetle sınırlandırıldı.

Yoksul halkın adetini dahi zor alabildiği ürünlerin satışının sınırlandırılmasını stokçuluğu engellemek olarak gösteren Tarım Kredi Kooperatif Market, “Ürünlerinden ve indirimlerinden tüm müşterilerin faydalanabilmesi ve stokçuluğun önüne geçilebilmesi” açıklaması yaptı.

Benzer bir uygulamada pek çok markette de yapılmaya başlandı. Yoksul halka fahiş fiyatla satış yapanlar, stoklarındaki ürünlerin satışını sınırlayarak karlarına kar katmanın derdine düşmüşken halk ise bir tencere yemeği nasıl kaynatacağının derdinde.

ŞATAFATLI SARAYIN SÖZCÜLERİ HALKA ‘AÇ KALIN’ ÇAĞRISI YAPTI

Halkın açlık ve yoksulluğu artarken, lüksün, israfın simgesi sarayın temsilcileri halka “porsiyonları küçültün” çağrıları yaptı.

Artan döviz fiyatları nedeniyle her türlü temel gıda maddesi zamlanırken, saray rejiminin yeni dönem ekonomi politikası ise emekçilere “az yiyin” demekten ibaret.

AKP Elazığ Milletvekili Zülfü Demirbağ, “Normal şartlarda ayda bir kilo, iki kilo et yiyorsak, yarım kilo yeriz. Domates iki kilo yerine iki tane alırız. Kış günü turfanda sebzeleri kullanmak zaten sağlığa da çok faydalı değil. Biberi bir kilo alacağımıza 3 tane alalım” diye konuştu.

Bir süre önce de Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez, ”Kombiyi 1 derece kısarak faturalarda yüzde 7’lik tasarruf sağlanabilir” diyerek halka tasarruf adı altında üşümeyi salık vermişti.

AKP MKYK Üyesi Mücahit Birinci de Türkiye’nin büyümede dünyada 3. sırada olduğundan bahsederek büyüyenin sermayedarların kasası olduğunu itiraf etti. Yoksul halkla adeta dalga geçen Birinci, enflasyon rakamlarının “psikolojik” olduğunu savundu.

Yoksul işçi ve emekçiler evlerine götürecek ekmek bulamazken, 5 bin TL değerinde atkı takan Birinci, “Biz kimiz de o atkıyı takabiliyoruz di mi… Mütedeyyinler, maneviyata sahip insanlar kim ki… Dünyanın meşru nimetlerinden tek, azınlık ama egemen düşüncenin kurşun askerleri faydalanır. Bu azgın azınlığa göre biz, ‘Bizimkiler’ dizisindeki kapıcılarız” sözleriyle demagoji yapmıştı.

AKP’li Birinci, dün katıldığı bir televizyon programında Erdoğan’ın açıklamalarını referans alarak temel tüketim maddelerindeki fiyat artışından sadece marketleri sorumlu tuttu, iktidarın politikalarını aklama çabasına girişti.

ERDOĞAN’IN EKONOMİK KURTULUŞ SAVAŞI DEMAGOJİSİ TUTMADI

Dün ayrıca Cumhurbaşkanlığı kabinesi toplandı. Toplantının ardından açıklama yapan Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, döviz kurundaki artış ve faizle ilgili olarak, ‘dış mihraklar’, ‘terör’, ‘beka’ açıklamalarına sığınmaya çalıştı. Erdoğan, “Ülkemizi eskiden hep yaptıkları gibi denklemin dışına itmek isteyenlerin, kur, faiz fiyat artışları üzerinden oynadıkları oyunu görüyoruz. Biz aynı oyunu vesayetle mücadelede gördük. Sabrettik ve başardık. Biz aynı oyunu terör örgütleriyle mücadelede gördük. Karşı atağımızı yaptık başardık. Bu ekonomik kurtuluş savaşından da milletimizi zaferle çıkaracağız” diye konuştu. Öte yandan Erdoğan, fahiş fiyat artışı yapanların takipçisi olacaklarını belirterek, “Kurdaki yükselişi bahane ederek fahiş fiyat artışları yapan fırsatçılara göz açtırmayacağız” iddiasında bulundu.

Döviz kurundaki yükselişin istihdamı, yatırımı etkilemeyeceğini iddia eden Erdoğan, ‘ekonomik kurtuluş savaşı’ verdiklerini savunarak, kendi kitlesini konsolide etmeye çalıştı.

Fakat artan yoksulluk, işsizlik bir dönem AKP’ye oy veren halkın öfkesine artırırken, ‘vatan, millet, Sakarya’, ‘beka’, ‘terörle mücadele’ gibi söylemlerin artık bir yararı olmuyor.

Konuşmasında enflasyonun yükseldiğini, fiyat artışlarını kabul etmek zorunda kalan Erdoğan, sorunu ‘fiyat artışı’ yaşanan durumu ise ‘ekonomik sıkıntı’ olarak tanımlayarak hafifletmeye çalıştı.

Amerika, Almanya, ve Çin’deki enflasyon artışlarından bahsederek, Türkiye’de yaşanan krizin üstünü örtme çabasına giren Erdoğan’ın konuşmalarının yoksul halk üzerinde etkisi olmadığı ortaya çıktı.

Gün boyu yapılan açıklamaların ardından akşam saatlerinde pek çok kentte sokaklara çıkıldı. Saray rejimine karşı emekçilerin tepkisi “Hükümet istifa” sloganı etrafında somutlaşıyor. Geniş kesimleri sokağa çekmek bakımından oldukça önemli. Buradan tutunarak emekçilerin yakıcı talepleri iş, ekmek ve özgürlük istemleri etrafında emekçilerin birleşik mücadelesini örmek ve korku duvarının yıkılması ve daha büyük eylemlerinin önünü açmak bakımından sokağı eylemlerini geliştirmek ve dayanışmayı büyütmek gerekiyor. G Her yerde ve her okulda, fabrikada sokakta yaygın emekçilerin öfkesini mücadeleye seferber ederek durgunluğu ve korku duvarını yıkarak mücadeleyi saray rejimine karşı geliştirip ileriye taşımak gerekiyor.