Yaşamı Devrimci Temelde Örgütleme ve Özveride Sınır Tanımamanın Adıdır Fahri Kaya Yoldaş..!

Yalnızlık nedir? Yığınlar kalabalığı içerisinde diğerlerine benzememe savaşımı mı, yoksa diğerlerine benzeşme mi. Özünde yalnızlık tek başına yaşanılmaz, en acı yalnızlık kalabalık içerisinde öteki olarak yaşamaktır. Yaşam, doğasına aykırı bir biçimde farklılıkları sindiremeyen monoton bir akış içerisinde sürdürülmeye çalışılıyor. Diğerlerine benzeşirsen ilkesizleşiyor ve kendin olmaktan uzaklaşıyorsun. Diğerlerine benzemezsen yalnızlaşıyorsun. Yüreğini güzelliklere ve gerçeklere açmışsan bir o kadar da acıya ve yalnızlığa açmışsın demektir. Fahri Kaya yoldaş kendi olma kavgasını verdiğinden yüreğini acıya da yalnızlığa da açmıştı. Haliyle mücadelenin tüm zorluklarına, acılarına rağmen kendi olmayı ve kendi kalmayı başardı. Kendi olma savaşımını sürekli olarak yürüttü. Şeyh Bedrettin’in urganın ucunda güneşin batmadan önceki hali gibi inandığı doğrulara sahip çıkma kararlılığı aşları dimdik ayakta ecelsiz can vermeleri gibi , Fahri yoldaşta yaşama ve insanlara yaklaşımı bu aynı ikircimsiz devrimi yaklaşımdan ibaretti.

Fahri yoldaş 1966 Elbistan doğumludur. Devrimci hareketle çocuk yaşlardan itibaren ilgisi vardır. Bölgede devrimci hareketin güçlü olması ve toplumsal alanda çelişkilerin keskinliği daha küçük yaştan itibaren onda sisteme karşı muhalif bir karakter yaratmıştır. Sistem dışı arayışları oldukça güçlü olan Fahri yoldaş, eşitlik ve özgürlük arayışına yanıtı TKP-ML Hareketinin ideolojisinde ve onun yaşam anlayışında bulur.

Fahri yoldaş beklemediği bir zamanda ağır devrimci sorumlulukların altına girmek zorunda kaldı. Neki bu zorlukların altında asla ezilmedi, üzerine düşen devrimci görevleri kavrayışı ve bilinci ölçüsünde eyerine getirmeye çalıştı. Fahri yoldaş hem iyi bir dinleyici ve hem de insanları tanımda olumluydu.

Yavaş ancak istikrarlı bir biçimde gelişen fahri yoldaş mizah yönü gelişkin ve güleç yüzlü bir yoldaştı. Duygularını dışarıya yansıtmakta hiçte zorluk çekmezdi. Onu tanımayanlar Fahri yoldaşın ne kadar duygu yüklü ve emekçilere değer veren bir yoldaş olduğuna tanık olmuşlardır. Devrimci mücadeleyle daha yakında tanıştıktan ve hareketin ideolojik-politik hattını derinden kavradıktan sonra o derin devrimci duyguları kökleriyle buluşmuştu. Doğal bir özelliği insan severlik komünist hareketle bilimsel bir karakter kazanarak, daha kapsamlı ve çok yönlü bir kişilik kazanmıştı. Fahri yoldaş, Komünist ideolojisiyle etkileşim içerisine girdikçe öz karakteri daha fazla gün yüzüne çıkmıştır. Duruşuyla ve görevlere yaklaşımıyla her zorluğu göğüslemeye hazır olduğunu ve ölümüne bu mücadeleye sarıldığını pratiğiyle tanıtladı.

Fahri yoldaş kişideki bilinç ve duygu birliğinin yürek ve beyin ortaklaşmasının anlamlı ve somut bir örneğidir. Komünist harekete katılımının temelinde de hareketimizin yoldaşlık ilişkilerindeki sadeliği ve paylaşımlarda yaşanan derinliğinin de etkisi vardır. Yoldaşın insanlara verdiği değer, ilişkilerinde somut ifadesini buluyordu. Onun için insanların insan olma savaşımını yürütmeleri sevilmeye değer kılardı onları. Bireylerin yaşadıkları ne olursa olsun anlatmaya ve anlamaya yürek ortağı olmaya çalışırdı. Bunu yaparken hem iyi bir dinleyiciydi hem de iyi bir gözlemciydi.

Fahri yoldaş yaşamıyla, sohbetleriyle hatta duruşuyla insanları etkilemeyi ve karşısındakine yön vermeyi başarıyordu. Bunu yaparken karşısındakine de hissettirmeden, iradesine ve yaşadıklarına saygı göstererek bunu yapıyordu. Sevmek Onun için emek harcamak ve birbirinin iradesini kırmadan paylaşmaktı. İlişkilerinde karşısındakinin kendisine benzemesini istemez, herkesin özsel gerçekliğiyle yaşama katılması gerektiğine inanırdı. Kendisiyle yürüttüğü en büyük savaşım ise duygularını daha güçlü dışa vurmaya yönelik savaşımdı. Kolay değildi, kendisine yıllarca duygularını dışa yansıtmaması öğretilmişti. Fahri yoldaş aldığı her devrimci görev ve sorumluluğa , daha büyük bir ciddiyetle yaklaşır ve o çalışmayı herkesten daha iyi bir biçimde yapmaya çalışırdı. Mücadelenin zorlu ve çetrefilli süreçlerini yeni olmasına rağmen tek başına ayakta kalarak aşmaya çalışan, beyniyle ve yüreğiyle etrafını aydınlatmaya çalışan bir yoldaştı. Fahri yoldaşta amir-memur ilişkisi yoktu. Mücadele ederken de, emek harcarken de, birini eleştirirken de bunu hep çaktırmadan yapardı. Göstermelik olan, herkesin göreceği şeyleri yapmayı sevmezdi. Yaşama ve insanlara ucuz yaklaşmazdı. Emek harcarken de bunun karşılığını beklemez ve değişimin kolay olmadığını bilirdi. Onun için önemli olan karşısındaki insanın devrimci yönünü güçlendirmek ve kafasında kişinin kendisine ilişkin soru işaretleri oluşturabilmekti. Bu nedenledir ki birçok kişi anlayamazdı onu. KP-İÖ’nün kuruluşu ve ileri taşınmasında hep en kararlı ve dirençli olanların başında oldu. Bir çok ağır devrimci görevler üstlenmesine karşı bunları yaygara kopararak yapmadı, ama sürekli olarak pratikleşme istemini örgüte yansıttı. Fahri yoldaş için hiçbir zaman kendi istemleri önemli değildi. Onun için örgütün ve emekçilerin ne istediği önemliydi. Buradan olarak, Fahri yoldaş gerçek bir komünist olduğunu öncelikle kendi yaşamı ve pratiğiyle herkese kanıtladı Fahri yoldaşı 5 Şubat 2011 yılında kahrolası kalp krizden erkence kaybettik. KP-İÖ ve mücadelenin en çok kendisine ihtiyaç duyduğu bir zamanda aramızda ayrılalı 10.yılı oldu.. Ama öylemi daha dün gibi etrafımızda dolaşıp duruyor. Fahri yoldaşı birkez daha saygı ve özlemle anarken, yarım bıraktığı devrimci görevleri tamamlamak için, daha bir kararlılıkla devrim ve sosyalizm savaşımına