Anasayfa / İnşamız / Süreci Anlamak ve Devrimcilikte Israr Etmek..!
dustugumuz-yerde

Süreci Anlamak ve Devrimcilikte Israr Etmek..!

 

Lenin yoldaş bir politik akımın ciddiyeti ve devrime bağlılığının önemli unsurlarından birisi olarak, örgüt yada partinin kendi hata ve zaaflarına karşı göstermiş olduğu tutumla ilişkilendiriyordu. Bolşeviklerin defalarca ağır kayıp vermesine rağmen, yeniden ayağa kalkmasında kendi hata ve zaaflarıyla uzlaşmaz bir hesaplaşma içinde olmasıyla açıklıyordu. Nitekim Lenin’in bu doğru ve devrimci yaklaşımı devrimci ve sosyalistlere düstur olmalıydı. Neki uzun yıllar akıp gitmesine, rüzgar yeniden işçi, emekçiler ve devrimden yana esmesine rağmen, kendi pratiğinde öğrenme başarısı gösteremeyen devrimci hareket faşist bir daire etrafında dönmekten kurtulamıyor.

Kuşku yok ki devrimci hareketi zorlayan ve silkinip kendisine gelmesini sağlayan olgulardan birisi işçi ve emekçi yığınların mücadelesinin baskılanmasıdır. Kitle eylemlerinden istenilen düzeyde bir canlanma ve gelişmenin olduğu söylenemez. Bu durgunluk olduğundan daha fazla devrimci hareketi etkisi altına alıyor. Ama bu durum devrimci hareketi daha geniş bir alanda hareket etmesini sağlama ve zorlama bakımından etki yapacaktır.

Buradan daha ötesi vardır. Devrimci hareket çalışmalarını kitle mücadelesinin bulunduğu düzeye göre düzenlemez.

Yığınların gerçekliğini doğru olarak analiz ederek buna uygun mücadele ve örgüt biçimleriyle sürece müdahale eder.

Buradan devrimci irade bir çalışma ile yığınları, kendiliğinden bu bilinçten sınıf bilincine ulaştırma yardımcı olma ve onları devrimci mücadeleye kazanmalıdır. Bunun için burjuva kapitalist sistemin ekonomik, sosyal ve politik alanlarda işçi, emekçi yığınların çözüm bekleyen sorunların zamanında ajitasyon-propaganda çalışması yapılırdı, yığınların aydınlatılıp kurtuluşlarının nereden geçtiğinin gösterilmesi gerekiyor. Bunu yapacak olayın bilincinde olan ve süreci doğru olarak aydınlatan devrimci ve sosyalistler, öncülük zaten gerçekleri önceden görüp, buna göre tutum almaktır. Buda örgütlü, bilinçli ve sistemli bir örgütlü çalışmayla mümkündür. Aksi halde yığınların sınıf bilincine ulaşmalarını sağlamak ve önderlik rolünü oynamakla mümkün olmaz.

Mevcut duruma baktığımızda işsizlik, yokluk yoksulluk, sağlık ve eğitimin paralı hale getirilmesi, temel tüketim maddelerine dur durak bilmeden süren zamlar, gençliğe, kadınlara dayatılan geleceksizlik, Kürtlerin yok sayılması, faşist baskı ve saldırıların dur durak bilmeden sürmesi, bölgede ABD nin truva atı oynamak için uşaklıkta sınır tanımazlık içinde hareket etmek ve olguları işçi, emekçi ve Kürt yığınlarını rahatsız edici ve sistemle olan çelişkilerini derinleştirici bir zemin yaratmaktadır.

Yani devrimci ajitasyon-propagandanın belki de hiç bir dönem etkide bulunamayacak bir nesnel gerçeklikle karşımızda duruyor. Egemen sınıf klikleri ve burjuva düzen partileri arasında süren it dalaşını derinleştirmek ve sistemin nasıl çürümüş ve yoz lasmış olduğunu yığınlara taşımak bakımından iklimin uygun olduğunu dikkate aldığımızda durum devrim aleyhine değil, tersine lehine doğru bir eğri çiziyor.

Gel gör ki bu uygun politik ortamda yığınlara seslenecek ve onları sisteme karşı, iş ekmek ve özgürlük istemleri temelinde mücadeleye seferber edecek devrimci bir eylem ve güç birliği yada cephe yaratılmış değil. İşçi sınıfının öncü örgütü olarak da ortada caka satan örgüt ve partilerin bırakalım yığınlara önderlik etmekten uzak bir konumda durmaları olduğu, zaman devrime akıyor ama devrimci hareket bu durumu seyretmekten öteye elle tutulur somut bir şey yapmıyor.

Grupçuluk ve ben merkezci küçük burjuva yaklaşımlar devrimci hareketi yıllardan bu yana kötürüm hemen her akım birleşik devrimci mücadeleyi geliştirmekte dem vuruyor, ama bunun gereksinimleri doğrultusunda her hangi bir adım atılmıyor.

Toplamda bunları geçemeyen ve yığınlardan kopuk yürümeye çalışan devrimci hareketin ne işçi nede emekçi yığınlar arasında ciddiye alınacak bir etki ve samimiyetleri var.

Yığınların gerçekliğini kavramakta uzak, sübjektif ve dogmatik düşünce tarzını aşamamış olan devrimci hareketin önderlikleri tabanlarına gaz vermek için bir biriyle çelişen değerlendirmeler yapmaktan geri kalmıyorlar. Hemen herkes işçi sınıfı diyor, ama işçi sınıfına ilgi grev ve direnişlerin dışına çıkmıyor.

Elle tutulur ne işçi nede sendikal çalışma söz konusu. Liseli, üniversiteli ve mahalle gençliği arasına sıkışmış ve ciddi bir sendikalaşma yasayan devrimci hareket iktidarı devrimle koparıp alma perspektiften fiilen kopmuş ve inandırıcılığını önemli ölçüden yitirmiştir.

Var olanı harcayan ve yerine yenisini koyamayan devrimci hareket legalist tasfiye sürecini yaşıyor. Burada rahat önderlik ve kendinden menkul devrimcilikte kurumuş ve artik meyve vermez bir ağaç haline gelmiş devrimci hareketi bu haliyle yeniden canlandırmak zordur.

Altta yeni bir kuşak dipten doruğa bürokratik, statükocu ve ben merkezci grup devrimciliği parçalayıp aşmadan, devrime olan zamanı devrim için kullanmada başarıyı yakalamak mümkün olmayacaktır.

HALKIN BİRLİĞİ

1391897368336

ZORLUKLARI KARŞI DİRENÇLİ VE UMUTLU DEVRİMCİ OLMAK..!

Herşeyin yeniden köreldiği ve ayrışmanın dayatıldığı bir süreçten geçiyoruz. Bu süreç iddialı ve umut dolu …