Sokaklar ısınıyor..!

Uluslararası Para Fonu’nun (IMF) internet sitesindeki Küresel Ekonomi kısmında, bu haftaki blog yazısı toplumsal huzursuzluklara (social unrest) ayrılmış. IMF sadece ekonomik ve finansal verilerle değil, “yatırım ortamını” ilgilendirdiği ölçüde toplumsal hareketlerle de ilgileniyor. Dünya genlinde 130 ülkede medyada görünen eylemlerin takip edildiği indekse göre, 2022’nin henüz ilk yarısı bitmemişken, eylemlerin sayısı pandemi öncesi döneme yaklaşmaya başlamış durumda. Grafikte koyu çizgi üç aylık ortalamaları kesikli çizgi ise aylık verileri gösteriyor.

TOPLUMSAL HAREKETLER

Toplumsal hareketlerin dünya genelindeki seyrine baktığımızda 2008 küresel finansal krizi sonrası yaşanan kabarmanın çeşitli dalgalar halinde küresel ölçekte sürdüğünü biliyoruz. Her ne kadar çok önemli siyasi ve ekonomik etkileri olsa da çoğunun sonuç alıcı nitelikte olmadığını söyleyebiliriz. Yani bu hareketler arasında amaçladıklarına ulaşabillen örnekler oldukça az.

2008 krizi sonrası görülen toplumsal hareketlerin saman alevi gibi parlayan ve aynı hızda sönen yapısı, hareketlerin etkisizliğinin nedeni olarak görülüyor. Yani kurumsallaşma eksikliği, bu tip toplumsal parlamaları kısa soluklu hale getiriyor. Elbette buna küresel ölçekte devletlerin bu tip toplumsal olayları bastırmakta kullandıkları tekniklerin giderek daha sofistike hale gelmesini eklememiz gerekir.

YENİ DALGA YAKLAŞIYOR

2008 sonrası toplumsal hareketler belki başarılı olamadı ama en azından pek çok ülkede sosyal adalet sorununu gündeme getirebildiler.

Pandemi dönemi boyunca uygulanan politikalar sonucunda zaten çok kötü olan gelir dağılımının giderek daha da bozulduğunu düşündüğümüzde, önümüdeki dönemde yeni bir toplumsal kabarışın maddi temelinin oluştuğunu ileri sürebiliriz. Buna ek olarak, Rusya’nın Ukrayna’yı işgal girişimi ve ABD ile Avrupa ülkelerinin buna karşı uyguladığı ekonomik yaptırımların yarattığı ekonomik sorunlar, dünya ekonomisini kritik bir dönemece doğru yaklaştırıyor.

Tedarik zincirlerinde yaşanan tıkanıklıkların enflasyonu daha da körüklediği, savaş oramı nedeniyle pek çok küresel Güney ülkesinde gıda krizinin kapıda olduğunu ve küresel ekonomide yeni bir krizin yaklaşmakta olduğu yönündeki emareleri eklediğimizde, 2022 ile başlayan dönemin yeni bir toplumsal hareket dalgası için işaret fişeği olabileceğini düşünebiliriz.

Kısacası, ekonomik şartların kötüleşmesine paralel olarak dünya genelinde sokaklar ısınıyor.