SINIFLI TOPLUMLARDA YOZLAŞMA..!

Bireysel ve toplumsal olarak, hiç gözü doymayan hep ilerisini düşünmeden hareket eden ve tutkularıyla sürüklenen insanlar, kölelikten zalimliğe,gururdan alçaklığa, kendini beğenmişlikten cesaretsizliğe geçerlerken, kendi felaketlerinin nedenleri yine kendileri oldular.
Köleler ve kadınlar, bu önüne geçilemeyen tutkularını karşılamak için, kendilerini sattılar. Rüşvet’de genel bir ahlak bozukluğuna yol açtı. Vezire yüksek imtiyazlar sattılar, vezir’de imparatorluğu sattı. Kadıya yasaları sattılar, kadı da adaleti sattı. Hocaya mihrabı sattılar, hoca da ahreti sattı. Altınla her şeye ulaşılabildiğinden, altını elde etmek için her yol geçerli sayıldı.Altın için, dost dostu, çocuk babasını, uşak efendisini, kadın iffetini, tüccar vicdanını sattı. Devletin içinde ise artık, ne iyi niyet, ne ahlak, ne dirlik,ne güç kaldı.
Nasıl ki mülkiyetin ortaya çıkışı kabileler arasındaki savaşta yenilenlerin köleleştirilmesi sonucu toplumsal ilişkiler yeniden biçimlendiyse, buna paralel olarak o dönemin ahlak anlayışı o toplumsal koşullarla belirlenen kurallarda ifadesini buldu. Aynı ilişkileri köleci toplumun yıkılıp yerine feodal toplumun gelişmesiyle birlikte yeni bir ahlak anlayışının gelişmesini, yani egemen sınıfın çıkar ilişkilerini koruyan bir anlayışın geliştiğini görürüz. Keza kapitalist toplumdaki ahlak anlayışı burjuvazinin çıkarlarını korumak ve kapitalist sistemin devamını sağlamakla ilişkili olduğu gün gibi ortadadır. Her toplumun toplumsal koşullarınca belirlenen ahlak anlayışı o günkü bilinç çerçevesinde ahlakidir. Bir sonraki dönemde ise eski dönemin kimi ahlak kuralları ahlak dışı sayılmıştır.
Sorunu çözmek için sömürü ve eşitsizliğin ömrünü uzatmaktan başka bir amacı olmayan burjuvazinin ahlak (ahlaksızlık) anlayışını bertaraf edip işçi sınıfının bilimsel sosyalizme dayanan proleter ahlak anlayışını geliştirmekten başka çıkar yol yoktur. Bu da kapitalizmin bütün kurum ve kuruluşlarıyla alaşağı edilmesi demektir ve bunun maddi temelleri vardır. İşin kilit noktası başkalarının hakkına saygı duymaktır. Çıkar ilişkilerinin önüne geçmektir. Kapitalist üretim ilişkileri yerini sosyalist üretim ilişkilerine bıraktığında, ondan önceki toplum biçimlerindeki dayatılan ahlak anlayışının sadece sömürücülere hizmet eden ahlaksızlıktan başka bir şey olmadığı görülecektir