Sarayın Patronları ; Sermaye İçin Suriyeli Göçmenleri Ucuz İş Gücü Olarak Görüyor ..!

Erdoğan’ın hıkçılarından Prof ünvanını nasıl aldığı bilinen Yasin Aktay, “Suriyeliler gönderilirse, ekonominin bazı sektörleri çöker” diye yazmıştı. Ardında Hitle taslağı İç işleri bakanı Süleyman Soylu da, “Suriyeliler giderse önce o iş adamları isyan edecek” sözleriyle gerçek niyet ve amaçlarını açığa vurdu.

Evet, son yıllarda yığınlar halinde Türkiye’ye gelen göçmenler sorununa kapitalistlerin, özellikle son zamanlardaki servet transferiyle enseleri iyice kalınlaşan aç gözlü İslamcı patronların bakışları bu iki cümlede dile getirildiği gibidir. Büyük çoğunluğu sigortasız ve çok düşük ücretlere adeta bedava çalıştırılan göçmen işçiler, patronlar için önemli bir sömürü, fazladan artı-değer elde etme kaynağıdır. Bu yüzden onların gönderilmeleri, patronlar için asla arzulanmayan bir gelişme olur. Ağızlardan düşürülmeyen “mazlumlara kucak açmak”, “din kardeşlerimizi koruyup kollamak” türü sözler, gerçek amaçları gizlemek için başvurulan yalanlardan başka bir şey değildir. Ağır ekonomik kriz koşullarında, göçmen işçilerin emek güçlerinin en ağır işlerde, en düşük ücretlerle ve en uzun çalışma saatleriyle istihdam edilmesi, yerli işçi sınıfı saflarında işsizliğin iyice artmasına yol açmaktadır. Diğer bazı nedenlerin yanı sıra bu olgu, yabancı düşmanlığının gelişmesine zemin hazırlamaktadır.

Öte yandan, toplumun bütün kesimlerine yayılan, yer yer ırkçılığa varan yabancı düşmanlığı, milliyetçi linç saldırı dalgası, toplumdaki asıl temel çelişkileri unutturmaya, emekçilerin sınıf karşıtları kapitalistlere duyulması gereken öfkelerinin çoğu gariban diğer uluslardan işçi kardeşlerine yönelmesine vesile olmaktadır. Bütün kapitalist ülkelerde, yığınlarda bir sempati yaratabilmek için faşist partilerin temel sloganı, önceliğin kendi uluslarından işçilere verilmesi gerektiği ve göçmenlerin sınırdışı edilmeleri üzerinedir. Bu sayede, krizlerin, işsizliğin, ekonomik sorunların asıl kaynağı olan kapitalizm gözlerden saklanır, bütün dikkatler göçmen işçilere yöneltilir, sanki onlar gönderilirse bütün sorunlar, hiç değilse en önemlileri çözülebilecekmiş yanılsaması yaratılır.

Aslında ülkeye sokulmaması ve derhal gönderilmesi gerekenler İslami terör örgütlerinin üyeleri ve uzantıları olan karanlık unsurlardır. Bölgede emperyalist çıkarlar ve kışkırtmalarla körüklenen ve sürdürülen savaşların ülkelerinden savurduğu kadınlı çocuklu geniş göçmen yığınlara gelince, bu sorun, “Suriyelileri en kısa zamanda ülkelerine göndereceğiz” cümlesinde ifade edildiği kadar basit bir sorun değildir. Dünya zenginliklerinin paylaşılması ve egemenlik kavgasının bir sonucu olarak büyük emperyalist devletlerin ve bölgedeki onların işbirlikçisi hükümetlerin kendi aralarındaki boğuşmaların bir sonucu olarak doğmuş bir sorundur. Çözümü de ancak, bölgeden emperyalist soyguncuların çıkartılması, savaşların sona erdirilmesi ve bölge ülke halklarının kendi aralarındaki sorunları barışçıl, ilhaksız bir biçimde, kendi kaderini tayin hakkı ve demokratik ilkeler çerçevesinde ele almasıyla mümkündür. Bir taraftan bunun mücadelesi verilirken, aynı zamanda göçmenlerin diğer bütün ülkelerde, özellikle de gelişmiş kapitalist ülkelerde orantılı bir biçimde kabulü, uluslararası göçmen anlaşmalarında tanınmış bütün haklardan yararlanmaları için mücadele edilmeleridir.

Soruna gerçekten insani çözüm arayanların bakış açısı temel ilkeleriyle böyle olmak zorundadır. Bu gerçekleşene kadar, halkları birbirine düşman eden her türlü faşist ırkçı yaklaşımla mücadele, göçmenlerin bütün haklardan yararlanarak insanca yaşamasının koşullarının yaratılması için mücadele, en başta demokrat, devrimci ve sosyalistlerin olduğunu söyleyen herkesin görevidir.