Anasayfa / Özgür Kürsü / REFERANDUM SONUÇLARI DEVRİMCİ VE SOSYALİSTLERE DEVRİMCİ KAVGAYA DAHA SIKICA SARILMAYI DAYATIYOR..!
secimlerde-oylarn

REFERANDUM SONUÇLARI DEVRİMCİ VE SOSYALİSTLERE DEVRİMCİ KAVGAYA DAHA SIKICA SARILMAYI DAYATIYOR..!

İlk Seçim Sonuçları TSK, Devlet Olanakları ve Hileler Sonucu AKP İte Kaka Zoraki Yüzde 51 ile Evet, Yüzde 49. Hayır Çıktı..!

Tüm faşist baskı, yasak ve masa başı hilelere rağmen, AKP-MHP ittifakı anayasa değişiklik referandumunda yüzde 51 evet oyu alsalar da, bekledikleri sonucu alamadılar. .

OHAL koşullarında yapılan seçimlerde korku sandığa egemen olmuştur. Özellikle Kürdistan da devlet baskı yaparak hayırcıları engellemiştir.

Aslında anayasa değişiklik referandumunda AKP yüzde 51. evet oyuyla başkanlık referandumunu kazanmış olsa da, Evet cephesinin oluşturan AKP-MHP-BBP ittifakının oy oranı toplamda yüzde 65. bulması gerekirken, tüm baskı ve hilelere rağmen evet oyları yüzde 51.de kalmıştır. Bu aslında hem MHP ve hem de AKP tabanının bir çok kentte evet oyu vermediklerini ve özellikle MHP kitlesinin ezici çoğunluk kitlesinin, hayır oyu kullandığını gösteriyor. MHP’nin yönetimi evet oyu çağrısı yapmış ama kitlesi hayır yönünden oy kullanmıştır.

Nitekim CHP-HDP’nin toplam oy oranı yüzde 38 iken, referandumda Hayır oylarının yüzde 49 çıkması, geri kalan yüzde 11. hayır oylarının MHP’nin muhalifleri, SP ve AKP’de geldiğini gösteriyor. Başkanlık referandumu faşist gerici güçleri böldü. Referandumun kafa kafaya gitmesinde bu parçalanmışlığın önemi bir yeri olduğunu görmek gerekiyor.

Referandumda Hayır bloku çok farklı eğilimlerden oluşmaktaydı. Yüzde 49. Hayır sonucunu güçlerin ortak gücü olarak görmemek gerekiyor.

Referandum sonuçları AKP-MHP ittifakının büyük kentlerde tutmadığını ve önemli oy kaybettiklerini gösteriyor. Türkiye’nin üç büyük kenti; İstanbul, Ankara ve İzmir’in yanı sıra Diyarbakır, Van, Adana, Mersinde Hayır oyları önde çıkmıştır. Buda uzun bir dönemin ardında AKP’nin etkin olduğu büyük kentlerde önemli oy kaybettiğini gösteriyor. Yine referandum oylamasında , Ege ve Trakya illeri, Eskişehir gibi kentlerde hayır oyları önde çıkmıştır.

Bursa ve Kocaeli ile birlikte İç Anadolu, Karadeniz ve Urfa, Malatya, Elazığ, Adıyaman, Bingöl gibi Bölge illerinde AKP-MHP ittifakı ‘Evet’ oyları önde çıkmıştır. Erdoğan referandumda da milliyetçi muhafazakar ötekileştirici propagandayla tabanını konsüle de etmiş. Ama buna rağmen yüzde 60 evet düzeyini yakalayamamıştır. Bu zafer Erdoğan için pirüs zaferidir.

Erdoğan’ın ve Bahçeli tüm kirli propaganda ve tehditlere rağmen istedikleri sonucu almamışlardır. Referandumda ortaya çıkan sonuç aslında Erdoğan ve Bahçeli için başlangıcı anlamına geliyor. Erdoğan pirüs zaferi kazanmış ama halkın yarısı kendisine hayır demiştir. Erdoğan ve şürekası eskisi gibi rahat davranmada zorlanacaktır. MHP ve AKP’nin önemli tartışmalar bekliyor. MHP açıktan erimiş ve inandırıcılığı kalmamıştır. Önümüzdeki süreçte MHP’de bölünme ve parçalanmalar olacak, bahçelinin MHP’nin başında kalması güçleşecektir. MHP muhalifleri bu süreçte ya Bahçelinin ipini çekecekler yada yeni bir parti kurarak MHP’nin bölünmesini sağlayarak yoluna devam edecekler.

Referandum sonuçları CHP’de genelbaşkanlk tartışmasını öteleşmiştir. Belki de bu referandum CHP’nin faşist gerici çevrelerde daha fazla ilgi odağı haline getirebilir.

HDP ve devrimci güçler iyi bir kampanya örgütleyememiştir. Bunda HDP ve devrimcilere yönelik bitmek bilmeyen polis operasyonları ve tutuklamaların önemli bir etkisi olmuştur. HDP’nin eş başkanları ve bir çok milletvekili tutuklanmış, yine en önde olan binlerce HDP’li gözaltına alınarak, tutuklanıp zindanlara kapatıldı. HDP’nin referandum kampanyası önceki seçimler gibi iyi organize olunmuş ve hemen her yere ulaşan bir referandum kampanyası örgütlenemedi. Hatta kampanya çok geç başlatıldı. Tüm güçler harekete geçirilemedi ve iyi organize yapılmadı. Bunu referandum sonuçlarında Kürt illerindeki alınan oylarda da görmek mümkündür.

Kuşku yok ki, OHAL ve kirli savaş koşullarında referanduma gidilmesi, devletin korku dağlarını büyütmesi, kentlerde sokağa çıkma yasağının,mitin ve propaganda yapmanın yasaklandığı, Kürdistan da neredeyse polis, subay ve korucuların AKP’li ağaların-şeylerin, Hizbu-kontracıların ittifak içinde hareket ederek, Kürt halkına zulmün reva görüldüğü, 500 bin Kürt emekçisinin zoraki göçertilerek iradelerinin gasp edildiği koşullarda referanduma gidildi.

Devletin tüm faşist baskı, zulüm, ve yasaklarına rağmen Kürt halkının önemli bölümü HDP-DBP’nin hayır çağrınsa uyarak referandumda hayır oyu vermişlerdir.

Neki HDP-DBP’li Kürt seçmeninin yüzde onluk bir kesimi, hem HDP-PKK’ye hem de somutta yaşamlarında bir değişiklik yapmayacağını düşünerek referandumda sandığa gitmeyerek tutum almıştır. Aslında PKK-HDP’yi destekleyen bu yüzde onluk Kürt kitlesi, Kürt sorununun T.C. devleti ile masa başında görüşmelerle çözülmeyeceği ve buradan olarak sistemde beklentilerin kalmadığını sandığa gitmeyerek ortaya koymuştur. Ağrıda, Van da, Kars da, Iğdır da, Diyarbakır da, Bingöl, Bitlis, Mardin de, Urfa vb. birçok Kürt kentinde Hayır oylarındaki düşüş, faşist baskı ve zulmün ve TC devletinin de beklentilerinin kalmadığını ortaya koymasının yanında, aynı zamanda HDP genel başkanlarının ve binlerce kadrosunun tutuklu olması ve devlet tarafından hareketsiz bırakılmasının da önemli etkisi olmuştur.

Kuş ku yok ki referanduma katılım yüzde 86 gibi yüksek bir orana çıkmış. Yüzde 14’lük gibi önemli bir kitle ise sandığa gitmemiştir.

Bunların bir kesimi duyarsızlaşmış ve ilgisizleşmiş, hemen bir çok şeyde umudunu kesmiş bir kesimi oluştururken, geri kalan önemli bir kesimde öyle yada böyle değişik nedenlerle sandığa gitmeyerek pasif de olsa boykot etmiştir. Aslında sonucu bu boykotçu kitle belirlemiştir. Boykotçuların sandığa gitmemesi Erdoğan başkanlık yolunu açmıştır. Birde yerde AKP-MHP ittifakının değirmenine su taşımışlardır. Geçmiş seçimlerde HDP-DBP’de oy veren yüzde ona yakın bir kesim sandığa gitmeyerek güya HDP’yi cezalandırma adına AKP-MHP’nin şeflik sistemine dolaylı da olsa destek sunmuşlardır.

Referandum sonuçları yüzde ellik bir kitlenin AKP ve Erdoğan’ın karşısında durduğunu ve buradan ilerleyerek,örgütlü bir savaşım geliştirerek Erdoğan AKP iktidarının hareket alanının dahada daralması olanaklarının doğduğunu görmeli ve buradan kazanılan moralle daha sıkıca devrim ve sosyalizm savaşımına sarılmak, tüm devrimci-demokrat ve ilerici güçlerin, Erdoğan’ın şeflik rejiminin, faşist baskı ve saldırılarına karşı hazırlıklı olmak ve yeni saldırılar karşısında birleşik devrimci direnişi örerek faşizmin kurumlaşmasına geçit vermemek için safları sıklaştırmalıyız.

HALKIN BİRLİĞİ

devrim-icin

Sömürü ve Zulmü yenmek Örgütlenmekten Geçiyor..!

Örgütlenme elbet ki başlı başına bir meseledir. Kuru kuruya «bir olalım», «birlikten kuvvet doğar” gibi …