Örgütçü Pratik Çalışmanın Öncüsü Olarak MÜNİR DIŞKAYA’YI Anarken..!

Türkiye acılara yüzlerce kez tanık olduğumuz ülke. Niceleri koyunlarında büyüdü. Kimileri, emperyalistlerin kirlendirdiği bu güzelim ülkemizi özgürleştirmek amacıyla belki de toprakları üzerinde onlarca kez dolaştı. İşte bunlardan birisi de Münir yoldaştı. Boyu uzun olduğundan ona herkes uzun diye seslenirdi. Önderi İbrahim’in su vererek çelikleştirdiği çocuklardan birisiydi Münir. Malatya’nın Kürecik ilçesi Harunuşağı köyünde, çok yoksul Kürt bir ailenin çocuğu olarak 1958’de dünyaya gözlerini açtı. Ailesi devrimci olduğundan dolayı Münir yoldaş erkence mücadeleyle tanıştı. İbrahim yoldaşın sıkıca arandığı 1971-1972 döneminde Münir yoldaşın babası, kapısını sonuna kadar devrimcilere açan mütevazi ve yiğit bir yoksul köylü devrimcisiydi. Münir yoldaş küçük yaşında devrimci babasını yıldırım çarpmasından dolayı kaybetti ve çok küçük yaşta öksüz kaldı. Annesi Münir’e kol kanat gererek, Münir’in okuyup ‘adam olmasını’ istedi. Orta-okul derken Malatya’da Turan Emeksiz lisesinde ve daha küçük yaşlarda faşistlere karşı Malatyalılığıyla öne çıktı.Münir yoldaş 1975-76’da artık yaşına rağmen gençlik içinde öne çıkan, ele avuca sığmayan yiğit bir devrim militanıydı. Bir yandan sivil faşist harekete karşı militanca dövüşüyor, bir yandan ise gençliği komünist hareket saflarında örgütlemeye çalışıyordu. Komünist hareket Münir yoldaşın önderliğinde o yıllarda Malatya’da önemli ilkeler ilişkiler yarattı ve birçok militanın kavgaya atılmasında ön ayak oldu. Yerinde durmayan çalışkan ve yarın devrim olmalıdır savaşkanlık tutkusuyla ileri atılan Münir yoldaş, profesyonel devrimci olarak devrimci kavgayı büyütmek için Antep’e geçti. 1978’e kadar Antep’te devrimci çalışmalarını coşkuyla sürdüren Münir yoldaş, 1978’İn yaz aylarında proletaryanın şehri İstanbul’a geldi. İstanbul’da herşeyin değişik ve perişan olduğu bir ortamda işlere sıkıca sarıldı ve yoktan var edileceğini 8 aylık kısa çalışma döneminde gösterdi. Tek bir ilişkiyi değerlendirmek, tek bir toplantı evini elden kaçırmamak, Bir lira parayı harcamada bile yüz kez düşünmek ve yoldaşlarına özverinin nasıl olduğunu uykusundan yemesinden-içmesinde kısarak, kendisini komünist harekete adamış bir komünist olarak görür ve onun verdiği görevleri büyük-küçük ayrım yapmadan en kısa zamanda yerine getirmeye çalışırdı. Sabahın erkenin de yollara düşer ve gecenin geç saatine kadar o toplantıdan öbürüne geçerek adeta İstanbul’u boydan boya birkaç kez kat ederdi. Yaşı küçük olmasına karşın oldukça zeki ve kişisel özelliklerinden dolayı olgun ve ağır başlı bir yapısı vardı Münir yoldaşın. Oldukça mütevaziydi ve hiç kimseyi kırmazdı. 1979 Nisanında bütün bu başarılı çalışmalarının sonucu TKP/ML hareketi önderliğine seçildi, önderlik içinde Örgüt Büroda görev alan en genç MK üyelerindendi. O çok ağır bir yükün altına girdiğinin bilincindeydi. Ama devrimci mücadele kendisine büyük görevler yüklemişti ve bu görevlerin altından kalkmak için var gücüyle çalıştı ve Nisan konferansının devrimci talimatlarını sağcılığa karşı savaşımı pratikte hızla aşmak için öne atıldı. Örgütçü özellikleriyle sıyrılıp öne çıkan Münir yoldaş, bir çok devrimci militanın yeniden kendisine gelmesinin de ve 78’in dağınık ortamının hızla aşılmasında, tartışılmaz devrimci önder iradesinin belirleyici rolü vardı. Teorik olarak belki de çok ileri düzeyde değildi. Ama yüksek kavrama yeteneği ve muhakeme gücüyle, politik öngörü ve güçlü sezgileriyle, olayları tahlil etme ve sonuçlara gitmede tereddütsüz tutumlarıyla önderlik içinde de kendini kabul ettirmiş bir durumdaydı. Gittiği her yerde devrimci coşku moral ve adeta ayaklanma gücü taşırdı. Elinin dediği yerde, hızlı canlanma ve gelişmenin yaşandığını onlarca kez tanıklık ettik.Devrimci savaşımını daha geniş yığınları savaşıma çekme ve sosyal demokrasinin umut olmaktan çıkmaya doğru hızlı bir değişimin yaşandığı bir ortamda, örgütçü önderlere ve pratiği örgütleyen devrimcilere daha fazla ihtiyaç duyuluyor. Münir gibi örgütçü ve pratik çözümleyici etkileme gerici yüksek ve adeta konuşmalarıyla mıknatıs gibi insanları etkileyerek devrimci savaşıma çeken önder devrimcilerin yokluğu devrimci savaşımın beklenenden daha geniş düzeyde seyretmesine yol açıyor. Bu gün deney, tecrübe ve kendini ortaya koyuşuyla yetişmiş örgütçü-pratikçi devrimci militanların neredeyse yok denecek düzeyde seyrettiği koşullarda, işlerin esasının acemi erlere bırakıldığı durumlarda süreklilik ve sistemlilik arz eden bir devrimci faaliyet yakalanamıyor. Deney-tecrübeye sahip devrimci militanların adeta bürokrat bir zihniyetle kitle çalışmasından ısrar edildiği ve acemi erlerin kitle çalışmasına sürüldüğü durumda ortaya ne olduğu belirsiz, teori ile pratiğin uyumsuzluğunun aşılamaması nedeniyle devrimci çalışma ve kitlelerle kaynaşma ve onları sabırlı bir çalışmayla kazanmada fazla bir gelişme yakalanamadı. Acemi erlerin polise karşı mücadelede acemi davranışları, moral bozukluğuna kitlelerin saflarında güvensizliği arttırmaktan öte fazla bir etki yapmıyor. Devrim şehitlerinin ardında güzel edebi laflar etmek ve her yıl bilinen şeyleri tekrarlamakla, ne şehitlere sahip çıkılır ve nede onların devrettikleri kavga bayrakları elden ele yükseltilir. Ölümünün 47.yılında önder Münir’e de sahip çıkmak, yıllardan bu yana söylenen bir ton laf yığınını tekrarlamak değil, dünyayı değiştirme faaliyetlerin de daha zor olanın altına girip bu alanda yapılamayanları yaparak, onların devrimci geleneklerini pratiğe sunmaktan geçiyor. Münir gibi örgütçü-pratik devrimci militanlar yetiştirerek ve onların olumlu değerlerini bu günlere taşıyarak, onların izinde yürüdüğümüzü iddia edebiliriz. Münir yoldaş 1979 Temmuzda Adana girdiği kanalda yüzme bilmediğinden aramızdan erkence ayrıldı. Onun kavgası her zaman bize ışık olmaya devam edecektir.