ÖLÜMÜNÜN 69.YILINDA BÜYÜK ÖĞRETMEN STALİN’İN ÖĞRETİLERİ YOLUMUZU AYDINLATIYOR..!

“Devrimci bir partisi bulunmayan işçi sınıfı kurmaysız bir ordudur.”

Dünya komünist hareketine uzun yıllar önderlik yapan ve Sovyetler Birliğin de önce devrimin zaferi ve ardından sosyalizmin inşasına yol gösteren Stalin yoldaş, 21 Aralık 1879’da,Gürcistan’ın küçük bir kenti Goride yoksul bir ailenin çocuğu olarak dünyaya geldi. Daha küçük yaşlarda komünist hareketle tanıştı ve ve mücadeleye katıldı. Rus komünist hareketinin en militan ve uzlaşma öncü kadroları arasında yer alan Stalin yoldaş yaşama gözlerini yumduğu 5 Mart 1953 tarihine kadar dur durak bilmeden proletarya ve emekçi halklara önderlik etmeye çalıştı.

Dün olduğu gibi bugünde her renkten oportünizmin ve revizyonizmin Marksizm-Leninizm’e karşı saldırıları sürmektedir, revizyonistler ve oportünistler Marksist-Leninist öğretinin en temel önermelerini çarpıtmaktadırlar. Kuşku yok ki bunların başında Leninist parti öğretisi, gelmektedir. Troçkistlerden, modern revizyonistlere ve “Maoistlere değin tekmil revizyonistlerin Leninist parti öğretisini çarpıtması tesadüf değildir. Onların amaçları proletaryanın, burjuvaziye karşı sınıf mücadelesinde öndersiz ve örgütsüz bırakmak, proletarya partilerini burjuvaziye ve gericiliğe karşı savaş örgütü olmaktan çıkarıp, burjuva revizyonist dünyanın bir parçası haline getirmektedir. Troçkistler komintern ve Bolşevik partisi içinde hizipçi ve yıkıcı bir faaliyet yürütürken Sovyet proletaryasını öncü örgütünden mahrum bırakmaya çalışıyorlardı.

Modern revizyonist elebaşılar, Kruşçev ve Brejnev’de aynı yoldan yürüdüler. Kruşçev’in altan alta yürüttüğü faaliyet Stalin’in ölümünden sonra su yüzüne çıktı. Kruşçev döneği Leninist parti öğretisine saldırdı. Sovyet proletaryasının öncü örgütü olan Bolşevik Partisini, revizyonist burjuvaziye önderlik eden “Halkın Partisine” dönüştürdü. Stalin döneminde partide geçerli olan Leninist. ilkelere havasızca saldırılarak bir kenara fırlatıldı, Maocu revizyonistler Leninist parti öğretisine daha kaba bir şekilde saldırdılar ve pespaye teoriler geliştirdiler. Maoculara göre partide birden çok çizgi ve hizipler olmalıydı. Onlar, parti içinde iki çizgi mücadelesinden sürekliliği teorisini icat ettiler. Savundular ve uygulayamaya çalıştılar.

Ülkemizde Troçkistlerin, Modern revizyonistlerin, Maocuların dışında da Leninist Parti öğretisine saldıranlar vardı. Bunlar bir yandan Leninist parti öğretisi savunuyor görünüyorlar ama pratikte bunun gereklerine uygun hareket etmeyen MLKP, TKİP vb. gibi akımlardı. Bu akımlar sözde işçi sınıfını çalışmalarının merkezinde tuttuklarını söyleseler de pratikte söylemlerinden kopuk kalmışlardır. Yani bu akımlar, yani sınıftan kopuk parti yaklaşımını savunarak, adeta Leninist parti öğretisine cepheden saldırmaktan geri kalmadılar., Hatta MLKP, Leninist parti öğretisinin yalnızca Rusya için geçerli olduğunu söyleyerek evrensel parti ilkelerinden söz edilemeyeceğini savunmaktan geri kalmadı. Bu tas tamam Leninist parti öğretisine açıktan saldırıyı ilanı demekti. Tüm bu saldırılar ve ülkenizde henüz proletarya partisinin yeniden kurulması görevinin gürdem de oluşu, Leninist parti öğretisinin mimarlarından birisi olan Stalin yoldaşta öğrenmek büyük önem taşımaktadır.

Stalin yoldaş devrimci yaşamı boyunca her çeşit oportünist ve revizyonist saldırıya karşı Leninist parti öğretisini titizlikle savundu, geliştirdi. ve uyguladı. Stalin yoldaşın özetlediği Leninist parti öğretisi dün olduğu gibi bugün de tap tazedir. O dünya proletaryası elinde yenilmez bir silahtır., Bolşevikler ile Menşevikler arasındaki mücadelenin patlak verdiği ilk alan parti örgütlenmesine ilişkin sorunlar oldu. Yeni dönemin zorlu koşullarında gündeme gelen görevler nasıl bir örgütle yerine getirilecekti? Bu görevlerin yerine getirilmesi sağlam bir parti olmadan mümkün müydü? Kimlere parti üyesi olma hakkı tanımalıydı? Parti üyeliği meselesi oportünizm ile Marksizm arasındaki ayrılığın çıkış noktasını oluşturuyordu.

Bolşevikler Lenin’in önderliğinde Menşeviklere karşı kıyasıya mücadele ettiler. Bu mücadelede Bolşeviklerin yanında Stalin yoldaşta yerini aldı. Menşevikler, parti üyeliği için herhangi bir parti örgütüne üye olmaya ve parti iradesine bağlı kalmaya karşı çıkıyorlardı. Menşevikleri eleştirirken Stalin şöyle der: ” Fakat parti, hiçbir parti örgütüne bağlı olmayan ve bu nedenle de kendisini kayıtsız şartsız parti disiplinine uymakla yükümlü saymayan kişileri normal olarak nasıl yönetebilir? Stalin yoldaş, Menşevikleri binlerce düşmanın proletaryanın bilincini baskı altında tuttukları koşullarda, kapıları oportünizme açmakla eleştiriyordu. Oportünizmle Marksizm arasındaki mücadele kesintisiz sürdü. Leninist parti öğretisi bu mücadele içinde daha da berraklaştı. Pratiğin mihenk taşında doğruluğu sınandı, elde edilen tecrübeler ile zenginleşti. Stalin yoldaş Leninist parti öğretisinin temel unsurlarını parlak bir şekilde özetledi. O, Proletarya Partisini “işçi sınıfının öncü, müfrezesi” olarak tanımladı. Parti sınıfın mücadelesini yönetmeli ve peşinden sürüklemeliydi. Bunun için ” Parti, işçi sınıfının en iyi unsurlarını , bu unsurların tecrübesini, devrimci ruhunu, proletarya davası uğruna sonsuz fedakarlığını emmesi pere

kir. Ana gerçekten bir öncü müfreze olması için partinin, devrimci teori ile, hareketin yasalarının bilgisiyle silahlanmış olması gerekir. Proletarya partisi, işçi sınıfının diğer sınıf örgütlerinden farklıdır. Proletaryanın öncü müfrezesidir, öncü müfreze sınıftan çok daha ileriyi görmeli, sınıfı kendi bilinç seviyesine çıkarmayı hedeflemeli, her zaman sınıfın başında ve Onun siyasi kılavuzu olmalıdır.

Parti doğru, Marksist-Leninist bir hat izleyerek sınıf mücadelesinin karmaşık koşullarında, sınıfa yol göstermeli, sınıfı iktidar hedefine doğru götürmelidir. Parti sadece öncü müfreze olmamalı, aynı zartanda sınıfın bir müfrezesi olmalıdır. Yoldaş Stalin, “Ana parti sadece öncü müfreze olamaz. Aynı zamanda sınıfın bir müfrezesi, sınıfın bir parçası, varlığının bütün kökleriyle ona sıkı sıkıya bağlı bir parçası olmalıdır” der “0, bir yandan parti ile sınıf arasındaki farka işaret ederken öte yandan partinin sınıfı içerisinde kök salması gerektiğini vurgulamaktadır. Parti sınıfının öncü unsurlarını, en fedakar en deneyimli sosyalizm bilimiyle silahlanmış disiplin ruhu ve mücadele şevkiyle dopdolu unsurlarını bağrında toplamalıdır. Bu, parti ile sınıf arasındaki sınıra işaret eder. Bu sınır hiç, bir şekilde partinin sınıftan kopacağı anlamına gelmez. Tersine parti sınıfın derinliklerine kök salmalı, sınıfın içinde erimelidir. Böylece kitleler içerisinde manevi ve siyasi saygınlığını arttırmalıdır. Partinin kitleler içerisinde alabildiğine, yaygın manevi ve siyasi itibari olmaksızın. Yine kitlelerle kopmaz bağlan bulunmaksızın sınıfa önderlik etmesi mümkün değildir. “Parti sınıfın kopmaz bir parçası” olmalıdır.

Stalin yoldaşın parti ve sınıf arasındaki ilişkiyi koyuşu her çeşitli oportünizme revizyonizme karşı panzehirdir, çünkü onlar parti ile kitleler arasındaki ayrım çizgisini ortadan kaldırmakta, Partinin Öncülük görevini çarpıtarak, kuyrukçuluğunu vaaz etmektedirler. Stalin Yoldaş, partinin “sınıfın örgütlü müfrezesi” olduğunu da vurguladı. Partiyi “örgütlerin toplamı” olarak tanımladı. Partinin görevleri yaygın oldukça karmaşıktır. Parti, ulusal ve uluslararası plandaki çetin

koşullarda sınıfa önderlik etmek, sınıfı örgütlemek, disiplin ruhuyla eğitmek zorundadır. Partinin bu görevi başarabilmesi için disiplin ve örgüt ruhunun canlı örneği olması gerekli ve zorunludur

Stalin yoldaş partinin, örgütlerinin sadece aritmetik bir toplamı olmadığını belirtir. Partinin örgütlerinin organik bir birliği olduğunu vurgular,ve şunları belirtir:”Ama parti, sadece örgütlerinin toplamı değildir. Aynı zamanda parti, bu örgütlerin biricik sistemi, alt ve üst yönetim organlarıyla, azınlığın çoğunluğa uymasıyla bütün parti üyeleri için zorunlu olan pratik kararlarıyla, bu örgütlerin bir bütün olarak olumlu birliğidir”. Parti ancak bu ilkeleri faaliyetlerinde kılavuz edindiği oranda, işçi sınıfının “örgütlü çekirdeği” görevini yerine getirecek, geniş kitleleri disiplin ruhuyla eğitecek ve örgütleyecektir. Parti işçi sınıfının tek sınıf örgütü değildir. Sınıfın, çeşitli koşullarda ve çeşitli sebepler ile daha bir dizi sınıf örgütüne ihtiyacı vardır. Bu Örgütlerin bir kısmı partiye doğrudan doğruya bağlıdır ve partinin kolları durumundadır .

Sınıfın bir kısım örgütleri ise partiye doğrudan doğruya bağlı değildir, bunlar parti dışı örgütler durumundadırlar ve her biri kendi alanında faaliyet yürütürler. Ancak bu örgütlerin hepsi de proletaryanın sınıf örgütleridir. Proletaryaya hizmet etmekle yükümlüdürler.. Bu bakımdan bu örgütlerin bütününün eylemlerini tek bir doğrultuda yürütmeleri gereklidir. Bütün bu örgütlerin yönetim birliği sağlanmalıdır. Sendikalar, kooperatifler gençlik dernekleri, v.b. bütün bu örgütleri birtek genel çizgi üzerinde hareket ettirecek ve yönetecek, bunların mücadelesini tek birkanalda birleştirecek biricik örgüt partidir.

Stalin Yoldaş “Parti, proletaryanın sınıf örgütünün en yüksek şeklidir” derken bunu vurgulamaktadır. Stalin Yoldaş, parti dışı örgütlerin bağımsızlığı”, “tarafsızlığı” gibi oportünist teorileri şiddetle eleştirmektedir. Ancak bu, parti dışı örgütlerin “partinin yönetimine resmen ast olarak bağlamalarını savunmak değildir. Çünkü parti, parti dışı örgütler de önderliğini, bu örgütleri çerisindeki parti üyelerinin aracılığıyla ve ikna yoluyla sağlar.

Stalin Yoldaş ” Sadece, bu örgütlerden olan ve bunların tartışma götürmez şekilde etkili olan parti üyeleri, bu parti-dışı örgütlerin çalışmalarında proletarya partisine yaklaşmaları ve onun siyasi önderliğini gönül rızasıyla kabul etmeleri için bütün ikna yollarına başvurmalıdır” diye belirtmektedir.

“ Partinin diğer sınıf örgütlerine siyasi önderliği böyle gerçekleştirilebilir. Partisiz örgütlerin disiplin gereği partinin genel çizgisini” bağlaması diye birşey olamaz. Bu örgütlerin partiye yaklaşımı ve onun siyasal önderliğini kabule breleri tamamen gönüllülük ilkesine dayanır» Stalin Yoldaş partinin ” Proletarya iktidarının aleti ” olduğunu vurgulamaktadır. Partinin sınıfın bağrında ve sınıfın örgütleri arasında asıl yönetici güç olması, hiç bir zaman onun bir sonuç olduğu, kendi kendine yeter bir güç olduğu anlamına gelmez. Proletaryanın burjuvaziye ve gericiliğe karşı yürüttüğü mücadele kendi diktatörlüğünü, kurduktan sonra da sürer. Proletaryanın iktidarını kurmadan olduğu gibi, kurduktan sonra da partiye ihtiyacı vardır. Stalin yoldaşı “Parti … proletaryanın elinde, henüz kurulmadan önce diktatörlüğünün kurulmasına yarayan, kurulduğu zaman da bu diktatörlüğün pekiştirilmesine ve genişletilmesine yarayan bir araçtır” demektedir. Proletarya sınıfsız bir dünya amaçlandığından kendi diktatörlüğünü kurmak zorundadır. Çünkü ancak güçlü bir proleter devlet aygıtıyla dünya komünizmi gerçekleştirmek mümkün olacaktır .Proleter devlet aygıtım kurmaya yetenekli tek örgüt proletaryanın partisidir. Ama proleter devletin kurulması henüz işin başıdır. Proleter devletin işlevini yerine getirmesi için partinin doğrudan önderliği gereklidir. Çünkü milyonlarca proleterin disiplin ve örgüt ruhuyla teçhizatlandırılmaları , yığınların küçük burjuva geleneklere ve alışkanlıklara karşı eğitilmesi ve küçük burjuva tabakaların dönüştürülerek sosyalist inşaya katılmalarının sağlanması gerekir. Bunu gerçekleştirmeye yetenekli tek örgüt proletarya partisidir

Proletarya ancak partisinin aracılığıyla sınıfları ortadan kaldıracak ve sosyalist üretimi örgütleyecektir . Partiye tüm bu görevlere araçlık etme başarısını kazandıran güç, O’nun “birliğinden ve disiplininden” gelir. Partisi olmaksızın işçi sınıfının burjuvazi, ve gericiliği alt ederek kendi İktidarını kurması ve sürdürmesi mümkün değildir, (toplum komünist aşamaya varıncaya dek, proletarya partisine ihtiyaç olacaktır. Komünizme varıldığında parti proletarya diktatörlüğüyle birlikte kendiliğinden sürecektir. Proletarya partisinin gücü saflarındaki birlik ve denir disiplinden gelir. Demir disiplin partililerin irade ve hareket birliğiyle sağlanabilir. Partinin öngördüğü disiplin bilinçli ve gönüllü itaate dayanan bir disiplindir. Bu fikirlerin gücünün yerini otoritenin gücünün almasıdır

Bu parti içinde fikir mücadelenin gerekliliği ve varlığı ile çelişmez. Stalin Yoldaş “Tam tersine demir disiplin eleştiriye ve fikir mücadelesine engel olmak şöyle dursun, partinin bağrında fikir mücadelesini gerektirir. üstelik bu, disiplinin “kör” disiplin olması da demek değildir. Tam tersine, demir disiplin, bilinçli ve gönüllü olarak kabul edilen, bir itaati öngörür, çünkü, ancak bilinçli bir disiplin, gerçekten demir disiplin olabilir. Ama fikir mücadelesi bitince, eleştiri tükenip karara varılınca, bütün parti üyelerinin irade birliği ve eylem birliği şarttır. Bu böyle bir sorunlu şarttır ki, onsuz ne birleşmiş parti ne de parti-de demir disiplin düşürülebilir” diyor. Partinin birliği ve disiplini, partide bir tek ortak merkezin varlığına dayanır”.

Partide bir tek ortak – Merkezin ortadan kalkması, partide birliğin ye disiplinin sonu demek tir.. Bunun için Stalin Yoldaş partiyi ” Hiziplerin varlığı ile bağdaşmayan irade birliği olarak” tanımlamaktadır “. Yine o ” Dolayısıyla, hiziplerin varlığı parti birliği ile demir disiplinle bağdaşamaz” Hiziplerin, varlığının bir çok merkezlerinin varlığına sebep olduğu açıktır. Bir çok merkezin varlığı ise partide ortak bir merkezin yokluğu, irade birliğinin parçalanması, disiplinin gevşemesi vb. dağılması demektir, diyar ” Partide hizipçiliğin yarattığı tehlike son derece açıktır. Bu bakımdan partide en ufak bir hizipçi girişime müsaade edilemez “.

Çünkü, “Parti, her türlü hizipçiliği ve parti içinde her türlü iktidar bölünmesini imkansız kılan irade birliği”dir. Bunun için Stalin yoldaş parti içinde her türlü hizipçiliğin cezalandırılarak, tamamen bastırılmasının gerektiğini, özellikle vurgular. Stalin yoldaş, ” Partideki oportünist unsurlar işte hizipçiliğin kaynağı” demekte ve ” Partinin , kendini oportünist unsurlardan arındırarak güçlene”ceğini vurgulamaktadır. Proletarya burjuvaziye ve gericiliğe karşı amansız bir mücadele yürütür. Bu mücadelede proletaryanın başarısı saflarının sağlamlığına bağlıdır. Oysa oportünist unsurlar “partiye kararsızlık ve oportünizm ruhunu, moral bozukluğu ve güvensizlik ruhunu getirirler. Hizipçiliğin ve geçimsizliğin başlıca kaynağı, içten baltaladıkları partide kargaşalığın kaynağı onlardır” .

Stalin Yoldaş ” böyle unsurlara karşı «inansız mücadele ve bunların , “partiden kovulması”nın emperyalizme karşı savaşın ön şartı olduğunu vurgulamakta, partinin gelişme ve güçlerine yolunun, saflarını bu unsurlardan arındırılmasından geçtiğini belirtilmektedir ”. O, oportünizmle uzlaşmacı acımasızca mahkum etmektedir”, “İdeolojik mücadele ile partinin içindeki oportünist unsurların ” yenilebileceğini, parti içinde bu unsurların “üstesinden gelebileceğini” savunan teori, partiyi felce ve kronik sakatlığa mahkum etmenin belirtisi olan çürük ve tehlikeli, bir teoridir. Bu teori, partinin oportünizme peşkeş çekilmesi tehlikesini doğurur. proletarya devrimci partisinden, emperyalizme karşı mücadelesinde başlıca silahından yoksun bırakmakla tehdit eder. ” Proletarya partisi, proletaryanın burjuvaziye ve gericiliğe karşı mücadelesinde “başlıca silahıdır. Bu silah olmaksızın burjuvazi ve gericiliğin alt edilerek, proleter iktidarın kurulması mümkün değildir. Yine bu silah olmaksızın proletarya ” iktidarını koruyamaz ve sürdüremez.

Her renkten revizyonizm ve oportünizm Leninist parti öğretisine umutsuzca saldırarak, proletaryayı başlıca silahı olan partisinden mahrum bırakmak istiyor” Ancak onların bu umutsuz çabaları Marksist-Leninist partilerini kurulmasını engelleyememektedir. Onların gücü burjuvazi ve gericiliği kurtarmaya yetmeyecektir.

Şan olsun proletarya ve komünistlerin önderi Staline..!