Ölümünün 54.Yılında Nazım Hikmet Kavgaya Devam ediyor..!

Nazım Hikmet Ran, Türkiye Edebiyatı’nda politik kimliği ve bıraktığı eserleriyle kullandığı farklı üslupla, emekçilerin örgütlenip bilinçlenmesine önemli katkıları olmuş en önemli şairlerinden biridir.

1902 Selanik’te doğu,an Nazım Hikmet, İlköğrenimine İstanbul’da Göztepe Taş Mektep’te başlar. Galatasaray Lisesi (1914), Nişantaşı Numune Mektebi’ni bitirir. Orta öğrenimini, Bahriye Nazırı Cemal Paşa’nın öğüdü üzerine ( 12 yaşında iken yazdığı “Bir Bahriyelinin Ağzından” adlı bir şiirini dinleyip çok beğenen) Heybeliada Bahriye Mektebi’nde yapar (1918). Okul bitince, Hamidiye Kruvazörü’ne stajyer güverte subayı olarak atanır. Gece nöbetinde üşütüp zatülcemp olunca (1919) bir sene sonra, çürüğe çıkarılır.

Nâzım Hikmet Millî Mücadele’ye katılmak üzere Anadolu’ya geçerek, Bolu Lisesi’nde kısa bir süre öğretmenlik yapar(1921). İstanbul’un işgalinden etkilenir; 1917 Sosyalist Ekim devrimiyle yakından , Batum’a geçer, oradan Moskova’ya gider. Doğu Üniversitesi’nde ekonomi ve toplum bilimi (1922-1924) okuyan Nazım Hikmet, bir TKPnin militanı olarak yurda dönerek; Aydınlık dergisine katılır ama yayınlanan şiirlerinden dolayı hakkında “gıyaben” tutuklama kararı çıkınca, tekrara Sovyetler Birliğine çıkmak zorunda kalır . Af çıkınca Türkiye’ye döner ve bir müddet Hopa cezaevinde yatar.(1928)

O hayatı şiirleriyle ve yazılarıyla sorgular. Nazım’ın hayatına baktığımızda, çalkantılarla dolu olduğunu ve gel-gitlerinin, sanatına yansımasını, eserleri üzerinde ki etkilerini açıkça görürüz.

Nazım ”Pişman değilim! Sadece dön bak arkana; ne için, nelerden vazgeçtin? Neler dururken, sen neyi seçtin?” Diye sorar kendi kendine…

Daha sonra İstanbul’a yerleşir, çeşitli gazete ve dergilerle film stüdyolarında çalışır. Çok yönlü bir devrimi sanat adamıdır. İlk şiir kitaplarını ve oyunlarını (1928-1932) yazar. Bir ara yine tutuklanırsa da, Cumhuriyet’in 10. yılında çıkan af yasası ile özgülüğüne kavuşur. Akşam, Son Posta, Tan gazetelerinde Orhan Selim takma adıyla fıkra yazarlığı ve başyazarlık yapar (1933).

”Seni Düşünmek” Seni düşünmek güzel şey, ümitli şey/ Dünyanın en güzel sesinden/ En güzel şarkıyı dinlemek gibi bir şey/ Fakat artık ümit yetmiyor bana/ Ben artık şarkı dinlemek değil /Şarkı söylemek istiyorum… Derken, yaşadığı, ardında bıraktığı aşklara hasretini yansıtır. Duyguları, dört duvar arasında, taş duvarlara çarpan hırçın dalgalar şiddetindedir. Gönlünün feryadı , sözcüklerine saklanıp, şiirlerine dize olur.

Nazım Hikmet, komünizm propagandası yaparak öğrencileri etkilediği iddiasıyla, Harp Okulu Askeri Mahkemesi’nce 35 yıl hapis cezasına çarptırılır. 28 yıl dört aya indirilmiş cezasını çekerken açlık grevine başlar, 13 yıl cezaevinde yattıktan sonra af edilir. (1938) 50 yaşında ve hastadır. Hakkında askerlik kararı alınan Nazım, Türkiye’den ayrılarak Sovyetlere döner. Menderesin başında bulunduğu DP iktidarınca Vatan hain ilan edilerek vatandaşlıktan atılan, burada bir barış elçisi gibi dur durak bilmeden çalışır ve şiirleriyle enternasyonalizmi işler., umutsuzluğa kılıç çalar ve Moskova’da 3 Haziran 1963 senesinde, yurduna hasret; hayata veda eder.

İşçi ve emekçi halklara umut ve cesaret aşılayan şiirleri ve eserleriyle Nazım Hikmet emekçi halkların kavgasında yaşıyor.

Halkın Birliği