Ölümünün 2. Yılında İşkencede Direnişini Mahkemede Faşizmi Yargılayarak Sürdüren Garbis Altınoğlu’nu Anarken .!

1968 devrimci kuşağının iddialı ve kararlı devrimci önderlerinden olan Garbis Altınoğlunu 14 Ekim 2019 yılında Belçika da sürgünde kahrolası kalp krizinden kaybettik. Yoksul ve soykırıma uğramış Ermeni milliyetinin neferi olan Garbis, daha genç yaşında devrimci mücadele ile tanışmış ve devam ettiği o zamanın Robert koleji Bugünün Boğaziçi üniversitesinde yükselen devrimci kavga katılmıştı. Bir dönem PDA-Aydınlık saflarında yer alan Garbis 1971 yılında sağ pasifist ve revizyonist bir hareket olarak gördüğü PDA-Aydınlıktan koparak Robert kolejliler ismiyle bilinen küçük bir örgüt kurarak devrimci kavgayı ileriye taşımaya çalıştı. 12 mart faşist darbesinin ardında sürek operasyonunda Kayseri de yakalanan Garbis yargılanarak ağır hapis cezasına çarptırılır. Zindanda bulunduğu süreçte durum değerlendirmesi yaparak 1974 yılında özeleştiri yaparak bir dönem PDA-Aydınlık saflarında birlikte mücadele yürüttüğü TKP-ML Hareketi saflarına katılır. TKP-ML Hareketinin MK’si dahil değişik örgütlerinde yönetici sorumluluk üstlenen Garbis yoldaş, 12 faşist darbesinin ardında bir operasyonda polisin elinde kurtulmak amacıyla boğuşurken bir gözünde yaralandı. İstanbul da ve ardında K.Maraşta günlerce süren ağır işkencelere karşı Kaypakkaya geleneğinin direnişiyle karşı durdu. Garbis için işkenceler yalnızca polis işkencehanelerin de değil, aynı zamanda her gittiği zindanlarda da devam etti. Ermeni ulusundan bir komünist olması nedeniyle işkencelerde bir kaç misli daha ağır işkencelere maruz kaldı. Önce idam ve ardından muhabbet hapis cezasına çarptırılan

Garbis 10 yıl değişik zindanlarda hapis yattı. 1991 yılında tahliye olduğunda devrimci görevlerinin başına döndü. Garbis yoldaş, 1986 yılında toplanan 2.genel konferansımızda TKP-ML hareketinin zindanda iken TKP-ML’nin MK’sine seçildi. Kendisi istemediği halde 1992 yılında yurt-dışına çıkarılan Garbis yoldaş, 1994 yılına kadar TKP-ML hareketinin önderliğinde yer aldı. Hareketinin çalışmalarına daha çok ve ağırlıklı olarak teorik-politik alanda katkıda bulundu. 1994 ekimin de TKP-ML Hareketi ve TKİH’in birlik konferansında kurulan MLKP sürecinde eski savunduğu değerlerden ve ilkelerde saparak iddialarında geriye düştü. Bir dönem birlikte yürüdüğü MLKP’nin küçük burjuva devrimciliğe evrilerek yozlaşan çizgisini 2000 yılında eleştirerek yollarını ayırdı. Bundan sonrası devrimci çalışmasını bireysel olarak sürdürdü. Önemli hata ve eksiklikler içinde olmuş olsa da Garbis devrim ve sosyalizm mücadelesine son nefesine kadar bağlı kaldı. 20.yıllık yalnız başına yürütmüş olduğu mücadelesinde, olumlu yada olumsuz anlamda öğrenilmesi gereken bir çok yan olduğunu unutmamalıyız.

Garbis işkenceli sorgularda ve zindan da devrimci militan tutum takındığı gibi aynı zamanda bu devrimci duruşunu burjuvazinin mahkemelerinde devrimi, sosyalizmi ve örgütünü savunma kararlılığıyla birleştirdi.12 Eylül faşist darbesinin etkisinin sürdüğü ve bir çok akımın önderi konumundaki kadroların az ceza ile işin içinde sıyrılma uzlaşmacı tutumunun oldukça yaygın olduğu bir dönemde, idam dahil en ağır hapis ceza almayı göze alarak mahkeme de faşist diktatörlüğü her bakımdan teşhir eden , devrim ve sosyalizmi savunan bir yargılama içinde oldu. Bir komünist önder olarak faşist darbenin idamlar ve ağır hapis cezalarıyla devrimci ve komünistleri korkutarak sindirme ve etkisiz hale getirme saldırısına , “it ürür kervan” yürü diyen faşizmi her bakımdan yargılayan savunmasıyla yanıt oldu. Burjuvazinin sömürü ve soygunu gibi, işkence de, zindanda, mahkeme de saldırısı da uluslararası karakterdedir. CIA,MİT, MOSAD vb. proletarya ve emekçi halklara saldırını bu özel alanında uzman işkence, katliam, provokasyon örgütleridir. Burjuvazinin yasaları her yerde aynı tonlarda ama ay içerikte saldırganlığın aracıdırlar, devrim ve sosyalizm savaşımını ezmek için . Yüzyılı aşan süredir, burjuvaziye karşı kavganın önderi proletarya, işkencede, zindanda ve mahkemelerde de, soylu direniş bayrağını yükseltmektedir. Ülkeden ülkeye proletaryanın önderleri ve neferleri daha kavuşturmalara, katliamlara, yıllara varan cezalara uğradılar, işkence tezgahlardan geçtiler. Onbinlercesi katledilen Paris Komünarlarından binlercesi işkenceden geçirilerek, zindanda çürütmeye terkedildiler. Komünarlar sokaktaki kahramanlığı işkencede, mahkemede, zindanda da sürdürdüler. Rosa Lüksemburg, Alman burjuvazisinin mahkemelerini hakkında dava duruşmalarında, sosyalist eylemin arenası haline getirdi. G.Dimitrov faşizmi, faşizmin mahkemesinde, dünya halklarının gözünün önünden provokasyonları, katliamları, ırkçı şoven baskılarıyla teşhir etti. O’nun savunma faşizmin kendi mahkemesinde yargılanmasıydı, sosyalizmin parlak bir savunusuydu. Dünya devrim tarihi sayısız kez komünistlerin, devrimcilerin yurtseverlerin anti-faşistlerin mahkemeleri devrim kürsülerine çevirdiklerine: burjuvazi faşizmi, köhnelemiş çarklarını teşhir ettiklerine tanık olmuştur. Ülkemizde işkencede, zindanda mahkemede proletaryanın direniş bayrağını yükseltmiştir. Proletaryanın uluslararası öncülerinin izinden giden önderimiz İbrahim Kaypakkaya yoldaş 12 Mart faşizmin işkencelerinden yükselen kızıl bir meşale oldu. O, ” ser ver su verme ” tutumunu bize bir miras olarak bıraktı, işkence de verdiği sorgusu, proletaryan sınıf tavrının, bilinçli önder bir komünistin düşmana saldırmasının örneğiydi. O’nun bu mirası, ülkemizin dört bir yanında, işkencede, mahkemede komünistlere, devrimcilere rehber oldu.12 Eylül faşist darbesiyle de, işkence tezgahları, komünistlerin, devrimcilerin, yurtseverlerin işçi ve köylülerin kanlarıyla sulandı. Proletaryanın kızıl bayrağı önce işkence tezgahlarında yükseldi; zindan da ve mahkemede de devam etti12 Eylül faşizmin mahkemelerinde de, İşbirlikçi tekelci burjuvazi ve büyük toprak sahiplerinin devleti, devletin kurumlar faşist diktatörlük, faşist-gerici yargı mekanizması yargılandı, komünistlere, yurtsever devrimcilere işkence tezgahlarında, zindanlarda yaşanan zulüm örnekleri sergilendi: suçluların, proletarya ve halkımız tarafından yargılanacağı ilan edildi. Hiç kuşkusuz bunların büyük çoğunluğu mahkeme tutanaklarına bile geçmedi: dava dosyalarına konmadı. Büyük bir kesimi daha zindan görevlilerince gasp edildi Komünistler, devrimciler, demokratlar mahkemelerdeki militan tutumları, devrim ve sosyalizmi savunmaları; zulmü ve sömürüyü teşhir etmeleri karşılığında, mahkemeden atılma, dayak, 6 yıldan başlayan mahkumiyetler yediler. Ama yılmadılar, halka ve devrime bağlılıklarının davaya karşı sorumluluklarının gereğini yerine getirdiler. İşte bunlardan biri de Hareketimizin üyesi Garbis Altınoğlu yoldaştı. Burjuvazi onu ele geçirdiğinde büyük bir sevince kapıldı. ” Azılı bir komünisti ele geçirmenin başarısıyla sarhoş oldular. Garbis yoldaş, yakalandığında İstanbul Emniyet 1. şubede iki aya yakın ağır işkence altında tutuldu gene 1981 yılı Mayıs ayından itibaren Maraş emniyetinde yetmiş gün boyunca çok ağır işkence gördü. Komünist bir kararlılıkla direndi; düşmanın moral bozma hedefli iğrenç saldırılarını boşa çıkardı. İşkenceci cellatlar çaresizleşti : ortaya çıkmış olanları kabul etmesi için O’na yalvarmaya durdular. Garbis yoldaş’ın militan tavrı, işkencede devrimciye, komüniste, ilham ve moral kaynağı olmuştur . İşkence, baskı, dayak yaşadığı zindanlarda da sürdü. Selimiye Davutpaşa, Metris, Sultanahmet, Gaziantep, Eskişehir, Mersin Tekrar Adana , Sinop, Çanakkale zindanlar O’nun için hep dayak. yasak, hücre ve tecritle geçti. Bulunduğu her yerde zindan direnişinin en önünde oldu. Faşist diktatörlük her yerde Onu hedef aldı . Hatta tutuklu yakınlarına bile. ” çocuklarınız bir Ermeni’yi izliyorlar” diyerek, hedef gösterdi. Davanın savcısı diğer şeylerin yanı O’na yığınlar geri bilincine seslenerek faşist ırkçı-soven ağızla” ermeni oğlu ermeni” diye saldırmaya çalıştı. Garbis Altınoğlu, kararlı mücadelesi ve ilkeli tutumunu, faşist diktatörlüğün mahkemesinde de sürdürdü. Mahkeme kendisine duruşmalarda sorgu ve savunma yapma hakkı tanımadı. O, faşizmi yargılayan sorgusunu ancak yazılı olarak mahkemeye gönderebildi. Karşılığında 6 yıl ceza aldı. Sorgusunda, dava savcısı Selahattin Karagöz’den başlayarak, faşist devleti faşist-gerici kurumların ve görevlilerinin gerçek yüzünü sergiledi. Ülkemiz gerçeklerini, emperyalizme bağımlılığı, işbirlikçi tekelci burjuvazi ve büyük toprak sahiplerinin düzeni; egemenlerin sömürü ve zulmünü, kokuşmuş burjuva toplumsal yaşamı sergiledi. Siyasal mücadele yaşamı boyunca sorumluluğu gereği, eylemlerini, çalışmalarını, komünist hareketimizi savundu. Faşist diktatörlüğün demagojilerini açığa çıkardı. Ermeni milliyetinden bir komünist olarak, O, ulusal sorunda ve Ermeni sorununda proleter enternasyonalist bir tutum takındı. Burjuvazinin tüm demagojilerinin aksine, her milliyetten proletaryanın ve ezilen emekçilerinin devrim ve sosyalizm kavgasında birliğini savundu. Sonuç olarak, Garbis yoldaş, bir komünistin işkencede, zindanda, mahkeme de militan tavrının seçkin bir temsilcisi olarak devrime ve sosyalizme, Komünist hareketimize karşı görevlerini yerine getirdi. Ölümünün 2. yılında Garbis Altınoğlunu saygıyla anıyoruz.