Öğrenelim Daha Güçlü Savaşalım: DİYALEKTİK MATERYALİZM Nedir?

Diyalektik materyalizm doğanın, toplumun, düşüncenin değişim ve gelişmesinin en genel yasalarının bilimidir. Diyalektiğin, materyalizmin çözülmez bir birliğidir. Marksizm’in bileşenlerinden biridir. İşçi sınıfının dünya görüşüdür. Komünist partileri programının , strateji ve taktiğinin felsefi temelidir.
Karl Marx, Friedrich Engels tarafından ( 1840 yıllarında) yaratılan, V.İ.Lenin, diğer Marksistler tarafından geliştirilen diyalektik materyalizm, felsefede devrimci bir dönüşüm meydana getirdi. Hegel’in diyalektiği, ondan önceki filozofların (özellikle Feuerbach’ın) materyalizmi, diyalektik materyalizmin teorik-felsefi temelini oluşturdu. Marx, Engels diyalektik materyalizmin yargılarını toplumsal yaşama uyguladılar. Şunu saptadılar: Dünyamızda madde birincidir, ruhun, aklın kaynağı maddedir. Dünyada var olan herşey yer, zaman içinde hareket eden maddedir. insan bilgisi, insandan bağımsız olarak varlığını sürdüren doğayı yansıtır. insanın toplumsal bilgisi de toplumun ekonomik düzenini, türlü görüşler, öğretiler halinde yansıtır.
Diyalektik materyalizm, dünyayı devrim yolu ile değiştirip yenileştirmek, sömürücü toplumu ortadan kaldırmayı hedefler. Diyalektik materyalizm bilimin, devrim hareketi pratiğinin gelişmesine paralel olarak, idealist felsefenin her türlü belirtileriyle aralıksız bir savaşım içinde gelişmektedir.

İşkencede Katledilişinin 41.Yılında İlk Kadın Şehidimiz Meral Yakar Kavgamızda Yaşıyor..!
İbrahim Kaypakkaya yoldaşın önderliğinde kurulan TKP-ML Hareketinin kurucu kadroları arasında yer alan Meral Yakar yoldaş, 22 Ocak 1973 yılında İstanbul-Ümraniye de bir evde kaza kurşunu ile yaralandı. Hastaneye kaldırılmasına karşın üç gün boyunca konuşması için polisçe işkence yapıldı . İşkencecilere boyun eğmeyen Meral yoldaşın tedavisi yapılmadığından dolayı, 25 Ocak 1973 yılında ölümsüzler ordusuna katıldı.
Gaziantep’in Nizip kazasındandı yoldaş. önce öğretmen Okulunda sonra İzmir Yüksek öğretmen Okulunda okudu. Aynı yıllarda büyük bir coşkuyla savaşıma atıldı.
Daha sonra İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesine girdi.Aktif olarak devrimci savaşımına devam etti. Meral yoldaş çalışkanlığı, alçak gönüllülüğü, fedakarlığı ve devrime olan inancıyla çevre sinde sevgi ve güven yaratmasını bilmişti. O bu erdemleriyle örnek bir komünistti.
12 Mart’ın o azgın faşist terörü onun mücadeledeki kararlılığından bir şey alamadı. Önce gençlik içinde daha sonra ise işçi çalışmasında aldığı görevleri gerçek bir sorumluluk bilinciyle yerine getirdi.
Kaldığı evde daktilo ile yazı çoğaltırken bir yoldaşının kaza kurşunuyla yaralandı. Yoldaşının yakalanmaması için yaşamını hiçe sayarak evi boşaltmasını ve kaçmasını istedi. Yoldaşının yaka lamasındansa ölmeyi tercih ederek devrimci özverinin en iyi örneğini gösterdi.
Hastanede de faşist işkenceci canilere boyun eğmediği sonuna değin yiğitçe direndi baş eğmedi,” KAYA” gibi durdu.
Meral yoldaşın kısa yaşamı tüm devrimcilere örnektir. Erdemlerinden öğrenilecek çok şey var… Anısı savaşımımızda sonsuza dek yaşayacaktır.