Öcalan’ın mektubunu kamuoyuna açıklayan Özcan: “Sadece Öcalan, Demirtaş’ın canını kurtarabilir ” açıklamasıyla Erdoğan’ın Tetikçiliğini Yapıyor..!..!

3 Haziran 2019’da yenilenen İstanbul seçimlerinden önce Öcalan’ın mektubunu kamuoyuna duyuran, bir dönemler PKK saflarında aktif politika yapan ve bir dönem sonrasında Erdoğan-devletin limanına demir atan Prof. Dr. Ali Kemal Özcan, Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “Edirne’deki en büyük hesabı İmralı’dakine verecek” sözlerine dair konuşan Özcan, “Çıktığında canını kurtarırsa eğer, siyaseten iş yapmayı bırakın sadece Abdullah Öcalan canını kurtarabilir” diyerek açıktan Demirtaş’ı hedefe oturtarak zindanda Demirtaş’ın “kim vurduya gidebileceği ” havası yaratıyor. Yani aba altında sopa gösteriyor.

Hatırlanacağı üzere 2019 yılında yenilenen İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçimi öncesi PKK lideri Abdullah Öcalan ile görüşen ve Öcalan’ın HDP’ye yönelik “yerel seçimlerde tarafsız kalın” yani açıktan AKP’ye destek amacı güden ihanet yüklü çağrısını bir mektupla aktarmasıyla hatırlanan devletin Ali Kemal Özcan, Erdoğan’ın geçen hafta (12 Ocak 2022) grup konuşmasında yaptığı çıkışı üzerine konuştu. Medyascope’ta Ferit Aslan’ın sorularını yanıtlayan Ali Kemal Özcan, “Erdoğan’ın niyetinin ne olduğunu bilemem. Bunu yalnız Erdoğan mı biliyor? Selahattin Demirtaş’ın Öcalan’a, Öcalan’dan da öte Kürt halkına, çıktığında bunlar sorulacak. Sen ‘Seni başkan yaptırmayacağız’ niye dedin?” diyerek, Demirtaş açıktan tehdit ediliyor..

Kendisini seçim öncesinde İmralı Adası’na gönderenin “devlet” olduğunu söyleyen Özcan, “Devlet kim? Başındaki Erdoğan. Ben Erdoğan’ın onay ve takdiri olmadan gidemem. Bu doğrudur, bunu kaç kez söyledim” diye konuştu. Özcan, “çözüm süreci”ni bozmaktan sorumlu tuttuğu Selahattin Demirtaş için ise “Çıktığında canını kurtarırsa eğer, siyaseten iş yapmayı bırakın sadece Abdullah Öcalan canını kurtarabilir” değerlendirmesi yaptı.

Özcan’ın açıklaması şöyle:

“Ben Erdoğan’ın niyetinin ne olduğunu ne için söylediğini bilemem. Peki bunu yalnız Erdoğan mı biliyor. Yani Selahattin Demirtaş’ın Öcalan’a, Öcalan’dan da öte Kürt halkına çıktığında bunlar sorulacak. Sen ‘Seni başkan yaptırmayacağız’ niye dedim. Beni İmralı’ya devlet gönderdi. Devlet kim? Devletin başında Erdoğan. Elbette ki Erdoğan’ın takdiri ve onayı olmadan ben gidemem. Bu doğrudur bunu ben kaç kez söyledim. Peki beni gönderen devlet açıklamayı Öcalan ısrarla istememesine rağmen ters teper, ki ben de devlet yetkililerine söyledim, uyardım, hatta Amerika’daki oğlumla da görüştüm o da aman sakın yapma dedi ama ben yaptım. Ama ben yaptım niye yaptım? Çünkü beni İmralı’ya gönderen bunlar. Ben çözüm peşindeyim, üzüm yeme peşindeyim. Dolayısıyla sorumluluğu onlara bırakarak mektubu okudum. Yanlış yaptım, objektif olarak ama üzüm yemek üzere, çünkü çözüm devletten geçer PKK’den geçmez, beni İmralı’ya gönderen akla ben uydum. Ve mektubu okudum. Peki Selahattin Demirtaş’ı İmralı’ya kim gönderiyordu? Hem de bir değil birkaç kez göndermiş. Gurup gurup gönderiyorlardı. Öcalan siyasetin merkezine girmişti. 20 sene sonra Recep Tayyip Erdoğan’ın başında olduğu bir devlet Öcalan’la muhatap oldu. Bu muhataba Kürtler adına Selahattin Bey neden ısrarla herkesten daha fazla düşmanlık yaptı ve ben seni başkan yaptırmayacağız diye 3 cümlelik meclis konuşması yaptı. En önce Erdoğan’a Demirtaş bey saldırıyordu. Bugün saldırsa iyi neyse, o dönem seni bir iki haftada bir seni Öcalan’ın yanına gönderiyordu. Mudanya’ya yaklaşınca canlı yayın kameraları bekliyordu. Meclis’te aynen şu cümle, MHP ile CHP, o zaman bunlar beraberdi biliyorsunuz, Çözüm istemiyorlardı. Diyorlardı ki Abdullah Öcalan Tayyip Erdoğan, gırgır geçiyorlardı. Demirtaş bunların hepsinin öncülüğünü yaptı. Şimdi Demirtaş çıktığında, ben tahminimi söylüyorum, canını kurtarırsa eğer bırakın siyaseten iş yapmayı sadece Abdullah Öcalan kurtarabilir. Sadece Abdullah Öcalan Demirtaş’ın canını kurtarabilir.”

Özcan, “Erdoğan şu anda eski Erdoğan değil. Sayın Erdoğan ‘titreyip kendine dönerse, fabrika ayarlarına dönerse Öcalan faktörünü yeniden devreye koyarlar” diyerek Erdoğan’a Öcalan’ın önünü aç ve bu yolla HDP’nin önünü kesmek demek istiyor.

Erdoğan’ın Öcalan’la görüşme olasılığının yüksek olduğu ve daha önceden olduğu gibi Öcalan’ın devletle işbirliği içinde Kürt sorunu devrimci hattında çıkartma politikasına yol vermek ve 2023 seçimlerinde Cumhurbaşkanlığı ve parlamento seçimlerini kazanmak için Öcalan’ın bir bölen olarak yeniden devreye sokulması beklenmedik bir gelişme olmayacaktır. Kim ne açıklama yaparsa yapsın, Demirtaş’ın Öcalan eliyle bypas edilme kirli politikası devreye sokulabilir, -daha önceden Demirtaş’ın İmralıya gidişinde rahatsız olan Erdoğan-devlet , Öcalan’ın da onayıyla-görüşme tutanaklarında devlet erkanın Demirtaş için toy olduğu değerlendirmesini dile getirmesiyle ve DTP’ye yönelik ağır eleştirilerde bulunmasıyla Demirtaş hakkında Erdoğanla aynı hatta durduğu ortadaydı- ama Kürtlere kan ve gözyaşından başka birşey vermeyen- veremeyecek olan Saray faşizminin şefi Erdoğan ve şürekasına, 2019 yerel seçimlerinden olduğu gibi Kürt halkı Öcalan’ın yeni mektuplarına dönüp bakmayacak ve Saray rejiminin Kürt direnişinin önünde en büyük engel olduğunu yaşanmışlıklarında aldığı dersle bir kez daha arkadan hançelenmesine geçit vermeyecektir.

Öcalan 99 yılında ABD tarafından T.C. devletine teslim edildiğinde, İmralıda ortaya koymuş olduğu hem işkencede çözülerek ve örgütü, yoldaşları hakkında herşeyi anlatarak, devlet izin versin bir hafta içinde PKK’yi dağda indiririm” açıklamaları ve İmralı’da yapılan Kürt ulusun ulusal ve demokratik haklarını, bu haklarının silahlı mücadele ile kazanılacağını reddeden ve T.C devleti karşısında özür dileyen, onlara akıl hocalığı yapan ne olduğu belli olmayan anarşist-reformist karması görüşleriyle Kürt ulusunun özgürlük yürüyüşünde artık takoz rolü oynar bir mevziiye savrulan Öcalan daha fazla Kürt hareketine zarar vermemesi ve HDP’nin Türkiyelileşmesinin yolunun kesilmemesi bakımından Kürt ulusal hareketi ve Kürt halkı iradesini Öcalan’a bağlayan yani bir ulusun geleceğini kişiye teslim etme tutumundan uzak durarak, Kürtlerin önderleri tarafından bir kez daha ihanete uğramalarına geçit vermelidirler.