NATO Laiklik Ve Kadın Düşmanı Emperyalizmin Savaş Aparatıdır..!

Bazı kesimler NATO’yu laiklik ve demokrasi bekçisi, kadın hakları savunucusu olarak pazarlanmaya çalışıyor.

Bilindiği üzere NATO kuruluşu itibariyle 1949, “Hür Dünya”yı (yani “kapitalist metropolleri”) “komünizm tehdidi”nden korumayı amaçlayan militarist bir savaş aygıtı. Mayasında bol miktarda Nazi aşısı var. Türkiye’nin 12 Mart ve 12 Eylül faşist darbeleri dahil dünyada pek çok ülkede ABD çıkarlarını korumaya yönelik askeri faşist darbelerin mimarı, destekçisi; Avrupa ülkelerinde (İtalya, Yunanistan, Belçika, Türkiye…) “komünizmle mücadele” amaçlı, ve bu ülkelerde işçi-emekçi hareketlerini kanlı provokasyonlarla bastıran çok sayıda kontrgerilla örgütünü kurdurup besleyen “terörist” örgüt.Çünkü NATO kuruluşu itibariyle (1949)

“Hür Dünya”yı (yani “kapitalist metropolleri”) “komünizm tehdidi”nden korumayı amaçlayan militarist bir aygıt. Mayasında bol miktarda Nazi aşısı var. Türkiye’nin 12 Mart ve 12 Eylül darbeleri dahil dünyada pek çok ülkede ABD çıkarlarını korumaya yönelik askeri darbelerin mimarı, destekçisi; Avrupa ülkelerinde (İtalya, Yunanistan, Belçika, Türkiye…) “komünizmle mücadele” amaçlı, ve bu ülkelerde işçi-emekçi hareketlerini kanlı provokasyonlarla bastıran çok sayıda kontrgerilla örgütünü kurdurup besleyen “terörist” örgüt.

Sosyalist bloğun (ve de Varşova Paktı’nın) dağılmasının ardından, ABD elinde etkisini Atlantik’ten Pasifik, Orta Doğu ve Afrika’ya kaydıracak bir yeniden yapılanışa tabi tutulan ve gerçek ve potansiyel rakiplere karşı ABD emperyalizminin (ve ona eklemlenen AB’nin) çıkarlarını savunan bir militer kompleks…

Bugünlerde NATO’nun “stratejik düşmanlar” listesinde Rusya ve Çin’in yer aldığı ve bu üç emperyalist odak arasındaki dünyaya egemen olmak için her alanda yoğun bir savaşım yürütüldüğü bir sır değildir.Yanı sıra, ABD’nin müttefiklerinin bütçelerinden askeri harcamalara ayırdığı payı yüzde 2’den 2035’e kadar yüzde 5’e çıkarmalarını talep etmesi, NATO üyelerini küresel ölçekli savaş sanayinin birincil müşterisi kılıyor:“…

‘Stockholm Uluslararası Barış Araştırmaları Enstitüsü’ (SIPRI) dünya genelinde askeri harcamaların 2 trilyon 240 milyar dolarlık rekor düzeyi aştığını daha önce ortaya koymuştu. 2019-2023 kesitindeki askeri harcamaları konu edinen raporda SIPRI, küresel boyutta askeri harcamaların önceki yıllara oranla yüzde 3.7 arttığını duyurmuştu. (…)

SIPRI küresel silah transferlerine ilişkin 22 Nisan 2024 tarihli raporunda ise dünya genelinde askeri harcamaların, dokuzuncu yıl üst üste artarak 2.45 trilyon dolarlık rekor seviyeye ulaştığını aktarıyor.”[“Örtülü operasyon”lar, silahlanma, militarizm, Rusya ve Çin’i etkisizleştirme tatbikatları, saldırganlık, savaş… Ve “Kadınların barış ve güvenliği…” Haydi canım siz de!

Ama “NATO’nun toplumsal cinsiyet hassasiyeti”nden retorik olarak yararlanmasının tanığıyız elbette. Buna “Afgan kadınlarını özgürleştirme”ye yönelik NATO’nun belki de ilk “feminist” (!!) müdahalesinde, Afganistan’da gördük… Aynı söyleme, Rusya karşıtı propagandada da bolca başvurulmakta.

Örneğin bir NATO yayınında, “Rusya (Ukrayna’ya karşı) çatışma bağlantılı cinsel şiddet kullanımı ve ‘geleneksel’ aile değerlerini destekleyerek toplumsal cinsiyet eşitliği dahil NATO değerlerine saldırmakla, gerçekten de derinlemesine toplumsal cinsiyet boyutu taşıyan bir savaş yürütüyor,”[17] denilmekte.

NATO’nun Afgan kadınları “toplumsal cinsiyet eşitliği dahil NATO değerleri” unutularak Taliban “geleneksel değerleri”ne terk ettiği unutularak…Kuşku yok ki, bu emperyalist cehennemi yok etmenin tek yolu, militarizmi “kadınlaşmak” değil, antiemperyalist ve antikapitalist mücadele bayrağını yükseltmektir…