Leninizm; Emperyalizme Faşizme ve Her Türden Gericiliğe Karşı Mücadelemize Işık Olmaya Devam Ediyor ..!

Proletaryanın önderi Lenin’in en büyük amacı, kapitalizmin uzlaşmaz sınıf çelişkilerinden proleter bir dünya devrimi oluşturup toplumsal sınıf karşıtlıklarının olmadığı insan toplumunun tarihsel oluşumuna öncülük etmekti. Kendisi, Marksizm üzerine kurulmuş politik ve ekonomik bir teori olan Leninizm’in de kurucusudur. Leninizm, Marksizm’in çağın gereklerine göre hem kuramsal hem politik hem de ekonomik alanda, temel ilkelere bağlı kalarak yeniden uyarlanması olarak anlaşılır. Leninizm kavramı, yeni olgular ve yeni bilimsel gelişmeler doğrultusunda Marksizm’in yeniden üretilmesi gereği üzerinden değerlendirilir ve Marksizm’in devrimci ve bilimsel özüne uygun olarak geliştirilmesi olarak anlaşılır ve genelde Marksizm-Leninizm olarak anılır.

1917 Ekim devrimin mimarı olan Lenin yoldaş teorik-politik çözümlemeleri değil öngörülü çözümlemeleri ve örgüt teorisinde de devrimci yaklaşımlarıyla da Bolşevik partisinin çetrefilli durumlarda kolayca çıkmasını başardı ve sosyalizmin kuruluşuna önderlik etti ve yürünecek yolu gösterdi.

2. Enternasyonal opor­tünistlerinin sınıf barışı ve sosyalizme barış içinde geçiş teorilerini çürüttü. Devrimin hakim sınıfların zor yoluyla devrilmesi ve gerici devlet cihazının par çalanması ile gerçekleşti­rilebileceğini savundu. Sı­nıf işbirliğini reddetti. Proletaryanın bağımsız sınıf mücadelesini gerçekleş­tirmesi gerektiğini, bunun proletarya diktatörlüğünü i kurmaya varacağını ve pro­letarya diktatörlüğü altın­da da sınıf mücadelesinin süreceğini belirtti.

Lenin, 2. Enternasyonal’ in önderlerinden,”merkezci” Kautsky’ye karşı da mücade­le yürüttü. Troçki’nin 2. Enternasyonal, oportünistlerinden hiç bir farkı olma­dığını ispatladı. Onun karşı çıkar göründüğü emperya­list ilhaka, Almanyada emperya­list burjuvazisi adına kar­şı çıktığını ve Alman emperyalistlerinin başka ülke­leri ihlakını destekledi­ğini gösterdi. Kautsky’nin, allayıp pulladığı burjuva demokrasisinin; burjuva diktatörlüğü olduğunu belirt­ti. Burjuva devletini parçalayarak proletarya diktatör­lüğünü kurmanın tarihi bir görev ve zorunluluk olduğu­nu ortaya koydu. Kautsky’ nin burjuvanin tercih et­tiği bir politika olduğunu söylediği ve emperyalist burjuvaziyi bu politikanın yararlı olmasına inandır­maya çalıştı. Emperyalizmin özünü açıkladı. Emper­yalizmin kapitalizmin üst aşaması olduğunu, tekelle­rin hakimiyet kurduğu, çürüyen ve can çekişen bir kapitalist gelişme aşamasını |temsil ettiğini belirtti. Emperyalizmi ve çelişkilerini tahlil ederek Marksizme önemli katkıda bulundu.

Lenin çeşitli konularda kah o, kah bu görüşü savu­nan ve Menşeviklerle parti aleyhine birleşen Troçki’ye karşı da aralıksız bir mücadele yürüttü. Özellikle Troçki’nin tek-ülkede devrimin gerçekleşemeyeceği, bir dünya devriminin gerçekleşe­bileceği görüşüne karşı durdu. Emperyalist dönemde kapitalist ülkelerin gelişmesinin eşitsiz olduğunu, emperyalizmin sömürge ve yarı sömürgeleri k atarak, bir “dünya sistem” oluşturduğunu belirtti. Devrimin, ekonomik ge­lişme seviyesi meselesi ol­madığını, emperyalist zin­cirin en zayıf halkasından kırılmasıyla önce bir veya birkaç ülkede devrimin başarıya ulaşacağını savundu. Emperyalizm şartlarında tek tek ülkelerde sosyalizmin kurulabileceğini belirtti. Lenin, sömürge millet­lere kendi kaderlerini ta­yin etme hakkını, sol geve­zelikler ardına gizlenerek reddeden Piyatakov’a (Kievski) ve diğer “emperya­list ekonomistler”e karşı mücadele etti. Emperyalizm döneminde sömürge meselesi­nin büyük önemini ortaya koydu ve sömürgeler için mil­letlerin kendi kaderlerini tayin hakkını kesinlikle savunulması gerektiğini be­lirtti.

Lenin, Avrupa’daki “sol” komünistlere karşı da müca­dele etti. Gerici sendika­larda çalışmama, her şart altında parlamentoyu boykot gibi taktiklerin hatalı ol­duğunu, partiyi yığınlarla bu çizginin partiyi yığınlarla birleştiremiyeceğini söyle­di. Yığınların bulunduğu her yerde çalışmak gerekti­ğini ve illegal çalışmayla doğru bir şekilde birleş­tirilmek şartıyla, bütün legal (yasal) imkanlardan faydalanmak gerektiğini belirt­ti. Lenin “sol” komünistlerin görüşlerini, “çocukluk hastalığı” olarak niteledi.

Lenin, Sovyetler Birliği’nde bütün ekonominin yönetiminin “Bütün Rusya Üre­ticiler Kongresi”ne bırakılmasını isteyerek partinin rolünü, proletarya dikta­törlüğünün önemini inkar eden ve kendisine “işçi muhaleteti” adını takan guru­ba karşı mücadele etti. Par­tinin yönetici rolünü ve proletarya diktatörlüğünün önemini vurguladı.

Lenin, partinin sendika ve Sovyetlerde öncü rolüne son vermek isteyen ve parti içinde hizip ve gruplaşma özgürlüğü isteyen “demokratik merkeziyetçiler”e karşı da mücadele etti. Görüş­lerinin Menşevik özünü açı­ğa çıkardı, parti disipli­nini savundu.

Bu sıralarda ortaya çı­kan “sol komünistler” gru­bu da benzer şeyler savunu­yor, kitlelerle ilişkileri çıkmaza sokacak ve parti desteğini zayıflatacak tedbir­ler öneriyordu. Lenin “sol komünistler” grubunu da alt etti.

Lenin’in proleter ideolojisinin saflığını korumada­ki kararlılığını örnek almalı ve Marksizm-Leninizm’i her türlü anti-Leninist akıma karşı savunmalıyız.

Leninizm için bugün en tehlikeli akım, reformist-revizyonist ve post-modern akımlardır.

Bugün bu akımlar Leninizm’in ehlileştirrek burjuvazinin çıkarlarına dokunmayan bir aziz konumuna getirmeye çalışıyor. Le­nin’ i ve Lenin’in öğretile­rini devrimci ruhunda»soyutlamaya ve tahrif etmeye gayret ediyorlar. Onların bu­nu yapmaktaki amaçları; devrimi yeniden ayağa kalkmasını önlemek,, sosyaliz­mi yoketmek, dünya proletaryası ve halklarını köleleş­tirmektir. Hayat Lenin’in şu sözlerini doğruladı:

“Hakim sınıflar, sağlıklarında büyük devrimcileri , bitmez tükenmez kovuşturmalarla ödüllendirirler; . teorilerine en azgın düş manlıkla, en vahşi bir kinle, en hayasız yalan ve iftira kampanyalarıy­la karşılık verirler, ölümlerinden sonra ise, onları zararsız . azizler haline getirmeye, söz uygun düşerse, kutsallaş­tırmaya çalışırlar. Ezi­len sınıfları ‘teselli etmek’ ve uyutmak için isimlerinin etrafını bir şöhret halkasıyla çevir­meye uğraşırlar. Böylece onların teorilerinin özü nü yok eder, onu alçaltır ve ihtilalci niteliğini köreltirler. İşte bu şe­kilde, burjuvaziyle oportünistler Marksizm’i ‘uz­laştırarak’ işçi hareke­tinin bağrında birbirleriyle buluşmaktadırlar.”(Devlet ve İhtilal)

Fakat hiçbir ihanet ve saldın Lenin’in devrimci mirasını ve Leninizm’in yük­seklere çekilmiş bayrağını lekeleyemez. Lenin’in öğretisi dünyanın her tarafında yaşamakta, yeni zaferler için hazırlık yapmaktadır.

Lenin1in öğretisini is­tismar etmeye kalkan, her türden modern revizyonistlerin gerçek yüzlerini teşhir etmek ve reformizme-modern revizyonizme karşı mücadeleyi kararlılıkla sürdürmek bugün özellikle gereklidir. Bu sebeple, Le­nin’ in oportünizme karşı öğretileri ve tavırları tüm proleter devrimciler ve gerek Marksist-Leninist örgütler için olağanüstü önem kazanmaktadır.

Başta ABD ve rusya emperyalist devletleri gelmek üzere empeyalistler arası hege­monya mücadelesinde yerel ve bölgesel savaşları artırırken günümüz şart­larında, savaşa karşı müca­dele ve hazırlık görevleri­ni layıkıyla yerine getir­mek, ancak Lenin’in öğreti­sini sıkı sıkıya kavramakla mümkün olabilir. Çünkü ça­ğımız halen emperyalizm ve proleter devrimleri çağıdır ve Lenin’in öğretisi güncelliğinden hiçbir şey kay­betmemiştir. O, dünya pro­letaryası ve halklarının elinde, emperyalistler, ve her türden oportünist ve revizyonistler için öldürücü bir silahtır.

Halkların devrim, mil­letlerin kurtuluş mücadelesinde Lenin’in şu çağrısı her zamankinden daha fazla önem taşımaktadır. ‘Bütün ülkelerin işçile­ri ve ezilen halklar, bir­leşiniz “

Devrimin başarıya ulaş­ması için gerekli en temel şart olan proletarya parti­si üzerine Lenin’in öğretileri, sınıfı örgütleme savaşımında bize yol göstermeye devam ediyor. Lenin bize, çeşit ulus ve ulusal azınlıklardan proletarya ve emekçi halklarımızı öncü müfrezesine kavuştur­mak göreviyle karşı karşıya bulunduğumuz bu gün, buna giden yolun her türden Marksizm-Leninizm aleyhtarı akıma karşı tavizsiz , ideolojik-siyasi mücadeleden geç­tiğini kavramalı ve bu mücadeleyi yoğunlaştırmalıyız . Marksizm-Leninizm aleyhtarı her çeşit oportünist, revizyonist akıma karşı taviz­siz mücadelede Lenin’i ör­nek almalı, Lenin’in öğretilerinin saflığını gözbebe­ğimiz gibi korumalıyız.

Emperyalizm, faşizme ve faşizme, her türden gericiliğe karşı Anti-emperyalist demokratik devrim ve sosyalizm mücadelesinde, Lenin’ den ilham alalım, onun bir an olsun elinden bırakmadı­ğı proletaryanın bayrağını daha da yükseklere çekmeye kararlığın olalım.

Dünya proletaryasının büyük önderi ve öğretmeni Lenin, 21 Ocak 1924’de ha­yata gözlerini kapadı. 98. ölüm yıldönümünde komünistler olarak Lenin yoldaşın proleter devrimci yolunda inatla ve ısrarla yürümeye devam edeceğiz.

Yaşasın Marksizm-Leninizm..!

Şan Olsun Leninizm’e..!