Komünist İrfan Çelik’i Anmak ve Anlamak …!

14 Eylül 1980, Türkiye proletaryasının önderleri ve örgütleyicilerinden İrfan Çelik yoldaşın, 12 Eylül faşistleri tarafından alçakça katledildiği tarihtir. Önder yoldaşı yitirdiğimizin 41.yıl dönümü TKP-ML Hareketinin kurucu önderlerinden İrfan Çelik yoldaş 25 Haziran 1980 de İstanbul’da 2 kadın yoldaşıyla birlikte siyasi polis tarafından yakalandı. Gözaltına alındığından itibaren MİT ve Kontrgerillanın tam teşekküllü işkence merkezine götürüldü. En tecrübeli ve usta işkenceciler, önder yoldaşı teslim almak için, günler, haftalar süren ağır işkence yaptılar. Bu işkenceciler bu süreç boyunca tüm hünerlerini ortaya koydular. Amerika’da eğittikleri ve yetiştirdikleri uzman psikologlarla, psikolojik işkenceyi denediler. Ama hep boşuna uğraştılar! O, işkence de soylu bir direniş destanı yazdı. Tıpkı önderi Kaypakkaya yoldaş gibi. Cellatlar karşısında direndikçe yüceldi.! O, zalimler tarafından yapılan insafsız işkenceler karşısında yılmadı, teslim olmadı, sonuna kadar direndi ve diretti. Faşist işkenceci katiller sürüsü önder yoldaş da örgütü hakkında çok şey alacaklarını umuyorlardı. Ama onların bu paslı silahı geri tepti. Yiğit yoldaşımız işkenceciler karşısında proletaryanın granitten örülü direniş barikatını buldular ve yoldaşlarımız karşısında yenilmekten kurtulamadılar. Kuşku yok ki en ağır işkence komünist önder İrfan Çelik yoldaşa yapıldı. Her türlü işken metodu İrfan yoldaşın üzerinde denendi ama ağır işkenceler ona kar etmedi. Cellatlar işkence yaptıkça, o, onların iğrenç suratlarına tükürerek ” KONUŞMAYACAĞIM, PARÇALASANIZDA HİÇ BİR ŞEY KONUŞMAYACAĞIM ” diye haykırdı. Bu kızıl direniş ruhu karşısında yenik düşen işkenceci cellatlar, yoldaşı ” FİİLİ İŞKENCEYLE KONUŞTURAMAYACAKLARI KANAATİNE VARDIKLARINI ” gizlemeden söyleyerek, ona “SEN KAZANDIN” demek zorunda kaldılar. Ve böylece bir kez daha proletaryanın direniş ruhu işkenceci zalimler karşısında, kan ve ter içinde başarıyla sınavdan geçerek ZAFER KAZANDl ! .. Önder yoldaşın bu baş eğmez direnişi karşısında çaresiz kalan işkenceci faşistler O’nu cezaevine göndermek zorunda kaldılar. Davutpaşa kışlasına nakledildiğinde işkence burada da bütün şiddetiyle devam etti. O’nun kararlılığı ve yenilmez direnişi karşısında acizleşen eli kanlı faşist katiller, O’nu 1980 faşist darbesinin ardında Davutpaşa zindanında özel olarak işkenceye alıp konuşmasını aksi halde öldürüleceğini belirttiler. Başında Adnan Özbey faşistin bulunduğu zindan çetesi önce ağır işkence yaptılar ve ardından 13 Eylül’ü 14 Eylül’e bağlayan gece sabaha doğru Davutpaşa zindanında bizzat faşist cuntanın emriyle hücresinde asarak “ intihar etti” yalanıyla katlettiler. İntihar etti yalanı Yaşamını devrim ve sosyalizm davasına adamış, defalarca işkenceden geçmiş ve her defasında düşmanı ininde yenmiş İrfan Çelik yoldaşın intihar etmesi mümkün olamazdı. 12 eylül faşist darbesinin ağır koşullarında olayın çok yönlü araştırılması söz konusu olamadı. Davutpaşa zindanında 13 eylül 1980’de hem devrimci tutsakların temsilcisi olması ve hem de TKP-ML hareketinin önder kadrosu olması nedeniyle Davutpaşa zindanında yeniden işkenceli sorguya alındı. Önüne iki yol kondu; ya örgütün hakkında konuşacaksın yada öleceksin. İrfan yoldaş direniş yolunu seçti ve yaşamını emekçi halkalaarmızın kurtuluş davasına adadı. O dönemde aynı ortamı paylaşan, olayı görmediği halde düşmanın herkese ölüm ilan ittiği koşullarda etkilenen bir kişinin bilgileri temel alınarak, yaşam arkadaşı ve yoldaşının subjektif yaklaşımı ve dönemin tasfiyeci ve mücadelenin sorunlarıyla ilgilenme gereği duymayan MK’nin oldu bitti yaklaşımıyla İrfan yoldaşın direniş ve zorlu mücadele tarihi yok sayılarak “intihar ettiği” iddiasına onay verilerek faşist işkenceciler temize çıkarılmaya çalışıldı. Dönemin Davutpaşa zindan müdürü Adnan Özbey’in her fırsatta alıp sorguladığı devrimcilere, “ sizin de sonunuz İrfan gibi olacak ” diyerek irfan yoldaşı kendilerinin öldürdüğünü sıklıkla açıklayıp tehditler savurduğu ve buna Davutpaşa zindanında bir çok devrimci tanık olduğu halde, o dönemde Davutpaşa zindanında görevli bazı askerlerin “İrfanın öldürüldüğü” yönlü devrimci tutsaklara bilgi taşımaları, H.Karakuş’un görmediği-tanık olmadığı halde “ İrfan yoldaşın kendini asara intihar ettiği” iddiasının mesnetsiz olduğunu gösteriyor. Yaşama ve mücadeleye sıkıca bağlı komünist bir öder yoldaşın , örgüte ve mücadeleye zarar vermeme adına intihar seçmiş olmasını düşünmek ve intihar güzellemesine girişmek İrfan yoldaşa saygısızlığın kendisidir. İrfan yoldaşa yönelik öne sürülen Davutpaşa zindanında işkenceye dayanmadığından dolayı intihar yolunu seçtiği savı tümüyle hatalı ve yanlıştır. O dönemde zindanlarda araştırma-soruşturma olanaklarımız oldukça sınırlıydı. MK’nin böyle bir sonuca nasıl ulaştığında meçhul. Tek veri H.Karakuş’un beyanları. Ama H.Karakuşta kesin ve somut birşey söyleemiyor. İrfan yoldaşın Davutpaşa da neler yaşadığı ve nasıl bir işkenceli süreçte geçtiği, Davutpaşa zindan yöneticilerin devrimcileri teslim almak için nasıl bir faşist baskı ve terör estirdikleri, hiç bir zindanda olmayan özel işkence tezgahının Davutpaşa da pratikleştirilerek teslim alınmaya çalışıldığını, sürekli olarak “ölümden ölüm beğenme “anonslarının yapıldığı Davutpaşa zindanında İrfan Çelik yoldaş bilinçli bir şekilde katledilmiş tıpkı İbrahim Kaypakkaya yoldaş gibi “ intihar etti” savıyla işkenceciler temize çıkarılmaya çalışılmıştır. Üstelik Davutpaşa zindancı başı faşist işkenceci Adnan Özbey” devrimci öncülere “ hepinizin sonu İrfan gibi olacak “ dediği halde. ben irfanı Geçmiş süreçte de her hangi bir araştırma-soruşturma yapmadan, yalnızca eşinin sübjektif ve tek yanlı, kendi içinde açmazlıklar ve çelişkiler taşıyan bilgilerine dayanarak tasfiyeci MK tarafından İrfan yoldaşın intihar ettiği savının doğru olmadığını yeniden araştırma-inceleme ve verileri değerlendirme sonucu bir kez daha ulaştık. İrfan yoldaşa yapılan bu itibar zedeleme haksızlığı düzeltilmeli ve itibarı iade edilmelidir. Örgütü var etmede her alanda önder İrfan Çelik yoldaş, TKP/ML Hareketi’nin ilk inşasının hemen tüm siyasi, teknik, askeri işlerinde görev alıyor. Kuruluşu omuzlayan ilk kadrolardan oluyor yılı başında bölge çalışmasına katılmak için Kürdistan’a gittiğinde yakalanıyor. Mardin ve Diyarbakır’da düşmanın işkencehanelerin de, direniş çizgisinin ilk neferlerinden. Kaypakkaya’nın kanıyla yazdığı, düşmana “ser verip sır vermeme” geleneğinin ilk uygulayıcılarından olmak, sonraki işkence deneylerinde de sürdürdüğü çizgisi ilk yazından ’75 ortasına kadar süren zindan yaşamında, yenilgi almış Marksist-Leninist hareketi yeniden toparlama; işkencede olumsuzu yargılama, olumludan olumsuzluğu arındırmaya önderlik eden; eğitim, araştırma çalışmalarında, askeri eğitimde öğretmen gelişen ve geliştiren yönetici kadro. Mahkemede de süren militanlığı, örnek bir tutumdur. 12 Mart’ın döneklik, yılgınlık, pasifizm teori ve pratiklerine verilmiş bir yanıt olarak komünist devrimci tavrın yaratılmasına en önlerde katılmak bu devrede misyonu Temmuz unda yeniden dolaysız mücadele içinde yer alma olanağına kavuşuyor. 0, artık örgütlü mücadelenin başında. Koordinasyon Komitesi üyesi. Yani, ideolojik, politik ve örgütsel – pratik mücadelenin en önünde, önderi konumundadır. Bir yıllık süreçte KK üyesi ve bir bölge komitesi sekreteri olarak daha çok örgütsel pratik çalışmaların başında yer alıyor dogmatik Partizan bölünmesiyle biten iç mücadele dönemi içinde sivrilerek önderlik içinde de öne çıkıyor. Geçmişin dogmatizmine, sübjektivizmine karşı savaşımda ayak direyen eğilimle hesaplaşmanın, cereyana göğüs germenin öncüsü, önderi oldu. Cereyana göğüs geremeyerek pasifleşenlere karşı mücadeleyi de başarıyla gerçekleştiriyor. Sol culuğa karşı savaş, sağ a kaymanın olanaklarını artırınca, O, bu alanda da savaşı aksatmadan kararlılıkla götürmede önder ve örnek oldu. Dogmatik Partizan hizbin cereyanı etkisine girenleri kazanmak; dağılan örgütleri yeniden kurup geliştirmek, O’nun inisiyatif ve kararlı önderliği altında gerçekleşti. İdeolojik-politik görüşlerin hatalarından arındırılması çalışmalarında yer alıp ilerletici, örgüt kitlesinin kazanılmasında tayin edici bir yeri oldu örgütsel düzeltme kampanyasının doğrudan sorumluluğu altındaki bölge örgütlerinde, tek tek kadro ve sempatizanların şahsında gerçekleştirilmesinde, eğitici, ikna edici dönüştürücü; perspektifler vererek ön açıcı; pratik kararlılık, olmazı olur kılma, azim verici birinci önder kadro oldu Ağustos unda iç mücadelenin parti ve geçmiş sorununda bir bölünmeye varması, yeni bir durum, yeni bir tahribat dönemi. İrfan Çelik burada da, çok kesin bir mücadelecilikle ayrılığın ideolojik özünde, örgütsel önder. Bölünmeyi yaratan hizbin yenilgiye uğratılmasında, tahribatın giderilmesi ve bölgelerde örgütlerin toparlanmasında birinci derecede yer aldı. Örgüt iç mücadelesinin kurallarının yaşama geçirilmesinde kararlılık ışığı o oldu Nisan Konferansı TKP/ML Hareketi için bir dönüm noktası oldu. İrfan Çelik, ’73 yenilgisinden bu tarihe kadar her dönemde, en badireli anlarda yılmaz bir militan, güçlü bir örgütçü, kararlı bir önder olarak bu sürece damgasını basmıştır. Bu dönemin başarıları kadar hatalarının da birinci derecede sorumlu birisidir. Örgüt ve önderlik organında otoritenin somutlaştığı komünisttir. İçinden geçilen iç mücadelelerde de otorite olarak oy birliğiyle MK ya seçilmesi, sekreterliğe gelmesi bu durumun doğal bir sonucudur. Nitekim yeniden düşman eline düşene kadar siyasi ve pratik çalışmaların en önünde, önderi oldu. Çok geniş çerçeveye yayılan pratik – örgütsel çalışmalarından teorik – siyasal çalışmaya ancak bir yıllık zamanda geçebilmiş olması bir talihsizlik. Zira bu devre, teorik önderlikte güç ve kapasitesini mücadele yeteneğini ortaya net bir şekilde Mao Zedung tartışmaları içinde örgütte çıkan çok önemli düşünce ayrılıklarının giderilmesinde tayin edici bir rol oynadı. 25 Haziran 1980’de yeniden yakalandığında, komünist bir önderin görkemli, düşmana yenilgiyi tattıran direnişine ve daha sonra faşizme karşı zindan direnişinin kararlı önderinin pratiğine tanık oldu. İrfan Çelik yoldaş 12 Eylül faşist darbeciler tarafından Davutpaşa zindanında yeniden işkenceye alınarak ağır işkencelere maruz kaldı. Faşist işkenceciler İrfan yoldaşta örgütü ve yoldaşları hakkında bilgi istiyordu. Örgütü ve yoldaşları hakkında bilgi isteyen düşmanı ser verip sır vermeyen direnişiyle geri püskürttü. Ne ki düşman onu 14 Eylül 1980 gününde katletti. Bugün, 12 Eylül faşizminin yol açtığı devrimci hareketteki gerilemeyi geride bırakmak, açılan yaralarımızı yeniden sarmak, gedikleri kapatmak ve proletaryanın güçlü ve nitelikli komünist hareketini yaratma ve geliştirme zor göreviyle karşı karşıyayken, İrfan yoldaş gibi önder komünist yoldaşları, onların erdemli proleter özelliklerini daha yakıcı hissediyoruz. O ve O’nun gibi yoldaşların yarattığı boşluğun büyüklüğünü beynimizde şimşek çakarcasına daha çarpıcı duyuyoruz. İrfan Çelik yoldaş, insana değer veren, onu olduğu gibi kabul eden ama her günkü görevleri içinde onları eğiten ve ilerleten deneyimli ve eğitici bir komünist idi. İrfan yoldaş, hatalara karşı mücadelede de örnek ve önderdi. Önyargıdan uzak, alçak gönüllü ama hatalara karşı uzlaşmazdı. Örgüt kitlesini doğru fikirlere kazanmadaki başarısı hiziplere ve Mao’cu revizyonizme karşı mücadelede örgütümüzü ilerletici olmuştur. Dahası, İrfan yoldaşı ve komünist erdemlerini yaratan döneminin fırtınalı devrimci ve komünist savaşımıydı. O dönemin İrfan yoldaş ve diğer şehitlerimiz de cisimleşen devrimci ve komünist değerlerini, bugün proletaryanın kendiliğinden hareketiyle sıkıca bağlanma yolunda kararlı ve militan bir komünist hareket geliştirme savaşımının sökülemez harcı yapalım! Faşizmi ve kapitalist boyunduruğu yerle bir edecek devrimci fırtınayı geliştirme yolunda, inatla ve ısrarla yürüyerek İrfan yoldaşın komünist çizgisini ete kemiğe büründürelim.Katledilmesinin 41.yılında komünist önder İrfan Çelik yoldaşı saygıyla anıyoruz.

2Ibrahim Mor ve Cemal Cicek