Klavuz İpimiz Marksist-Leninist Teori Olmalıdır.!

“Teorik meseleleri derinliğine kavramak, eski dünya görüşünden miras kalan geleneksel ibarelerin etkisinden kendilerini gittikçe kurtarmak ve sosyalizm bilim haline geldiğine göre, bir bilim gibi ele alınması gerektiğini yani incelenmesi gerektiğini akılda tutmak özellikle önderlerin görevi olacaktır.” (Lenin)

Marksizm-Leninizm bir bilimdir. Haliyle bu bilimin öğretilip-öğrenilmesi akademik seviyede bir eğitim-öğretim ve disiplin gerektirir. Ülkemiz gibi emperyalizm ve yerli işbirlikçilerinin egemen olduğu ülkelerde ise bunun sağlanması bir yana – geçmişte ve günümüzde hala- faşist baksı ve zulmün sürdüğü koşullarda   kişilerin kendilerini bu alanda istedikleri tarzda  yetiştirebilmesi pek kolay değildir. Toplatılan kitaplar, faşist baskı ve zulme maruz kalan yazar ve çevirmenler, burjuvazinin ideologları tarafından tahrif edilen eserler vb… Komünistler; bütün bu olumsuz koşullara karşın arasından doğru devrimci teoriyi bulup çıkarmalı ve kitlelere mal ederek önderliğin gereklerini yerine getirmelidir. Bunun için iyi niyet gereklidir. Ancak, sadece iyi niyetle yola çıkmanın yeterli olmayacağı tabiidir. “ Siyasi eylemin; en iyi niyetlerle; ya terör çağrısında bulunanların ya da iktisadi mücadelenin kendisine bir siyasi nitelik kazandırmaktan söz edenlerin bilincinden apayrı olan bir mantığı vardır. Cehenneme giden yol iyi niyetlerle döşenmiştir ve bu durumda iyi niyet insanın kendi rızası dışında ‘en az direnme değişine’ sol burjuva sol burjuva programı çizgisine çekilmesine engel olamaz” (Lenin /Ne Yapmalı/S: 9)

Sınıf mücadelesi çok çetin sınavları gerektirmektedir. Bu mücadelede çelikleşmiş devrimci kadroların gittikçe çoğalması söz konusudur. Mark’ın belirttiği gibi ‘ayaklanma bir sanattır’. Bu sanatı iyi öğrenemeyen ve uygulayamayan kadrolar kendileri ile birlikte emekçi yığınlarını da faşizmin kanlı ellerine itebilirler. Bu mücadele bu denli can alıcı ve hata götürmezdir. “Böyle bir mücadele, devrimci eylemi meslek edinmiş kimseler tarafından ‘sanatın bütün kurallarına uygun olarak’ örgütlendirilmelidir.” (Lenin /Ne Yapmalı/S: 158)

Ülkede, Marksizm – Leninizm bilimini doğru kavramamıza yardım eden kitaplar yayınlanmaktadır. Birkaç küçük örnek bir yana bırakılırsa; bu anlamdaki yayıncılığın durumuna genel bir bakış yapının hiç de umut verici olmadığını gösteriyor.

Lenin, o yıllarda bile var olan bu gerçeği şöyle anlatıyor:

“…-Eski Rus demokratlarından birinin özlemini çektiği ‘günler’ sonunda geldi. Tüccarlar yulaf satacakları yerde daha kazançlı işlere giriştiler. Ucuz demokratik dergiler satmaya başladılar.” (Lenin /Kültür Ve Kültür İhtilali Üzerine/S:30-31)

2020’lerin Türkiye’sinde yer alan onlarca sol yayınevi, dergi grubu, yüzlerce internet sitesi, blog… vs; kimi kişisel hırslarını, kimi ticari çıkarlarını, kimi hizmet ettikleri emperyalizm ve işbirlikçilerinin görüşlerini… Sergilemeyi sürdürüyor.

Ancak bu karmaşıklık içinde de doğrular bulunabilir. Kitlelerle kaynaşık mücadele; önderlerini ‘doğru olanı’ bulmaya süratle sevk eder.

Bilimsel sosyalizm yani M-L nasıl öğrenilmelidir?

“Sosyalizmi öğrenmek için, sadece sosyalist kitap ve broşürlerde yazılanları hazmetmek yeterli olsaydı; gider, kitap hokkabazlarına ve kendini övmeye meraklı kişilere başvurulurdu. Bu metod , çoğu kez bize zararlı olurdu. Çünkü bu gibi insanlar, M-L klasikleri de ve broşürlerde verilen bilgileri ezberler ama çeşitli bilgi dallarını bir araya getiremezler ve sosyalizmin gerçekten kendilerinden istediği biçimde hareket etmekten yoksundurlar.

Eski kapitalist toplumun bize miras bıraktığı en büyük kötülüklerden, bahtsızlıklardan biri, kitaplar ile gerçek hayat arasındaki uçurumdur. Her şeyi mümkün olan en iyi biçimde anlatan kitaplar vardı. Ama çoğu durumda bu gibi kitaplar ikiyüzlü yalanlarla doluydu.

İşte bu yüzden, sosyalizm hakkında kitaplarda verilen bilgileri ezberlemekle yetinmek çok hatalıdır.

Artık konuşmalarımız ve makalelerimiz sadece sosyalizm hakkında söylenenleri tekrarlamakla kalmamalıdır. Çünkü konuşma ve hareketlerimiz günlük hayatın her sahasıyla ilgilidir. Eylem olmadan, kavga verilmeden M-L broşürler ve eserlerden edinilmiş kitap bilgileri kesinlikle değersizdir. Çünkü bu kuram ile pratiğin eskiden olduğu gibi birbirinden ayrılması demektir. Bu ayrılık bir uçurum ise, eski burjuva toplumun en zararlı özelliği idi.

Sadece sosyalist sloganları ezberlemeye çalışmak daha da tehlikeli olacaktır. Eğer bu tehlikeyi zamanında görmeseydik, eğer bütün çalışmalarımızı bu tehlikeyi bertaraf etmeye yöneltmeseydik, sosyalizmi bu şekilde öğrenip, kendilerine sosyalist adı verecek bir milyona yakın genç kadın ve erkek sosyalizm davasına büyük çapta zarar vermiş olacaktı.” (Lenin /Kültür Ve Kültür İhtilali Üzerine/S:98)

“Bu bilgileri, sadece hazmetmekle yetinmemeli, eleştirmelisiniz. Böylece kafalarınızı gereksiz safsatalarla doldurmak yerine, bugünün iyi eğitilmiş insanı için vazgeçilmez olan verilerle zenginleştirmiş olursunuz. Eğer sosyalistin biri – ciddi ve sıkı bir şekilde çalışmadan eleştirili bir şekilde araştırması gereken verileri anlamadan belirgin birtakım sonuçlar elde etti diye – sosyalizmi ile öğünmeyi kafasına koymuşsa ona gerçekten acımak gerekir. Bu gibi yüzeyde kalan davranışlar kesinlikle zararlıdır. Eğer çok şey bildiğimi anlamışsam, daha çok şey öğrenmeye çabalamalıyım. Ama adamın biri kalkar da ben

Sosyalistim. Her şeyi en iyi şekilde bilmem gerekmez derse, sosyalist falan olamaz asla.” (Lenin /Kültür Ve Kültür İhtilali Üzerine/S:101)

Aynı kavramı Georgi Dimitrov şöyle anlatıyor:

“…Biz yeter derecede güçlüyüz, yeter derecede biliyoruz, biz her şeyi yapabiliriz gibi düşünceye sevk eden sekterlikten vazgeçmelidir…. Çok bildiğinizi gösterme hırsı olmasın, bilgiçler ciddi eylemci değildir.

Kadrolarımızın ideolojik bakımdan iyi silahlanmış olmaları gerekiyor. Marksist öğreti bize bu olanağı vermektedir. Bu ilmi öğrenirken elbette Marksist eserlerden yararlanacağız. Bütün sayfaları ezbere bildikleri halde her adım başında yanlışlık yapanlar gibi harfiyen benimsememeli. Marksist kitapları ezberlemek değil, Marksist öğretinin esaslarını benimsemek, diyalektik metot gereğince tartışmayı, olayları açıklamayı benimsemek gerekiyor.” (Dimitrov /Gençlik Üzerine/S:40)

Öğrenmek, özümlemek, yorumlamak ve kitlelerin anladığı biçimde anlatmak zorunluluğu vardır. “

Kadro dediğimiz, merkezî iktidardan gelen ve sadece ana hatları belirlenen temel yönergeleri yorumlayacak, benimseyecek, benimsetecek bir politik bilinç düzeyine yükselmiş bir kişidir. Ayrıca bu kitlelerin en saklı özlem ve isteklerini görmesini bilen bir insandır. Kadro, ideolojik alanda olduğu kadar, yönetim alanında da yetiştirilmiş, demokratik merkeziyetçiliği bilen ve uygulayan disiplinli bir kişidir. Diyalektik metodun çelişkilerini en iyi sonucu alacak şekilde değerlendirmesini, üretimde kolektif tartışma, tek karar ve sorumluluk ilkesini uygulamasını bilir. Sadakati sınanmış hem fizik hem medeni cesareti ideolojik formasyonu sırasında bilenmiş, konusu ne olursa olsun her tartışmaya katılmaya ve hayatı pahasına bile olsa Devrimi korumaya her an hazır ve kararlı bir insandır.” (Che Guevara /Siyasal Yazılar/S:136 )

“ …Kadrolar politik yöneticiler olarak, eylemleri ile işçilerin saygısını kazanmalıdırlar. Kendilerine rehber olmak durumunda bulundukları yoldaşların güvenini ve bağlılığını kazanmasını mutlaka bilmelidirler.” (Che Guevara /Siyasal Yazılar/S:140)

Sosyalizm bilimini öğrenmiş olmak demek; kitlelerle temas ettiğinizde, somut olayların somut – ve doğru – tahlillerini yapmak; giderek bu yöntemi kitlelerle birlikte uygulamak ve giderek kitlelere yaptırmak demektir. Çalışarak veriler toplayıp, düşünerek ve tartışarak sonuçlar çıkarmak yerine, kalıp formüllere sarılmak her olaya bir formül aramak (şablonculuk) Marksist bir yöntem değildir.

“Fikir tembelliğinden muzdarip, birtakım yoldaşlar, canlı gerçekliğin olaylarını somut olarak düşünmeyi bilmediklerinden, somut durumu ve sınıf güçlerinin derecesini ayrıntılı olarak ve inceden inceye araştırıp öğrenecekleri yerde, hiçbir anlamı olmayan genel formüller kullanmaktadırlar. Onlar tam hedefe isabet ettiren keskin nişancıları değil; sistemli bir biçimde ve şaşmadan hedefin kâh yukarısına kâh aşağısına, kâh uzağa, kah yakınına yani hedef dışına nişan alan ‘usta nişancıları’ hatırlatmaktadırlar.

Yoldaşlar biz ise işçi hareketinin komünist militanları sıfatıyla, hedefe gerçekten yanlışsız isabet ettiren keskin nişancılar olmak istiyoruz.” (Dimitrof /Seçme Eserler I/S:281)

Bilimsel sosyalist teoriyi yani Marksizm-Leninizm bilimini doğru kavramak bir devrimci için ilk ve önemli kuraldır