Kaypakkaya Çok Yönlü Bir Komünist Önderdi..!

İşkencede katledilişinin 49. yılında andığımız Kaypakkaya yoldaş, çok yönlü bir önder olarak öne çıkmıştı. “Kişinin kendini proleter devrimin ve proleter partinin önderi olarak kanıtlaması için, teorik güç ile proleter hareketin pratik-örgütsel deneyimlerini bireyinde toplamak zorundadır”. (Stalin)

Bu açıdan, İK, öğrenilmesi gereken bir önder tipidir. Çok yönlülük söz konusu olduğunda, iK, sıradan önderlerden değildi. O, daha yüksek tipte bir önder, teorik enginliğe sahip, hareketi korkusuzca örgütleyip ilerleten, sorunlara kuşbakışı bakan, büyük bir dinamizm ve inisiyatif gösteren, çok yönlülüğü şahsında birleştiren bir önderdi. Teorinin sorunlarına egemenlik, cesur ve korkusuz eleştiricilik, kendi gücüne güven, davaya büyük bağlılık, şaşılacak sabır, büyük direngenlik, uzak görüşlülük, örgüt kitlesiyle birlikte hareket etme yeteneği, en zor anda dahi yolunu şaşırmadan korkusuzca yürüyebilme başarısı, vb. bütün bunlar onun önderliğinin diğer yönleriydi.

İyi bir önderlik için yalnız başına teori, yalnız başına inanç, yalnız başına pratisyenlik, yalnız başına profesyonel ustalık yetmez, bunların birleşmesi gerekir. ‹K’nın önderliğini anlamlı kılan bütün bunları şahsında cisimleştirmiş olmasıdır. Önderlik de kazanılır. Yani bir süreç sorunudur. Başarılı bir önderlik için teorik, siyasal ve örgütsel bakımdan hareketi yönetecek bir etkinliğe ulaşmak, iyi bir hazırlık ve donanım şattır.

Uyumlu ve istikrarlı bir önderlik için de bu gereklidir. İK’nın, “proletarya devriminin cebir dersine gerçekten nüfuz etmiş durumu”nu, bütün bu açılardan görmek olanaklı. İK’nın önderlik pratiği de gösteriyor ki, başarılı, uyumlu ve yetenekli bir önderlik yalnızca daha çok bilgiye; daha çok etkileme, inandırma ve sürükleme gücüne; örgüt kitlesiyle daha çok diyaloğa; daha çok dinamizm ve inisiyatife; bir önder gibi davranmada daha çok kararlı olmaya, vb. dayanır. Bu bakımdan önderlik, yetkilerle verilmez, ancak mücadele içinde, yorulmak bilmeyen bir çabayla kazanılabilir. Önderlik her günkü bir iştir. Başarılı bir önderliğin olmazsa olmaz koşulu, önderliğin gerektirdiği yoğunlaşmayı gösterebilmektir. Önderlik işi de bir sanattır, hem de oldukça büyük incelikleri olan, taşı taş üzerine ustaca koymayı gerektiren bir sanat. Sorunlara kuşbakışı bakmayanlar, iyi önderler olamazlar. İyi bir önder, herşeyden önce her durumda yolunu bulur, başkalarına yol gösterir. Kuramı “genellemeye çevirmez, aksine onu toplumsal düzeyin, ekonominin ve politikanın verili zamansal ve mekansal koşullarına uyarlar.”

Başarılı bir önderlik, karar verirken üzerine sorumluluk alma yeteneğini gerektirir. Sorumluluktan korkan insan önder olamaz. Önder odur ki, en ağır sorumluluklar üstlenmekten bir an bile tereddüte düşmemeli, zorluklardan yılmamalı, en zor anda dahi yolunu şaşırmadan dimdik ayakta durabilmeli, her zaman mücadelenin gerektirdiği özveriyi gösterebilmelidir. “Gerçek bir sosyalist lider yenilgi anında kendisini kaybetmeyen, başarı anında ne yapacağını şaşırmayan, kararların yürütülmesinde sarsılmaz bir sağlamlık gösteren kişidir” (Dimitrov) Bu açıdan, İK, yenilgi anında sızlanmaya başlayan ve cesaretini kaybeden, sıradanlaşan önderlere hiç benzemiyordu. Diğer yandan, “zafer, bazı önderlerin başına vurur, onları burnu büyük ve kibirli yapar. Onlar, böylesi durumlarda, zaferi kanıtlamaya başlar ve yan gelip yatarlar” (Stalin). Ama İK, bu gibi önderlere de hiç benzemiyordu. O, her dönemin önder tipiydi. Anısı mücadelemizde daima yaşayacaktır.