KATLEDİLMESİNİN 44.YILINDA İŞKENCECİLERİİNİNDE YENEN KOMÜNİST SAVAŞÇI PİR AHMET SOLMAZ ÖLÜMSÜZDÜR .!

Pir AHMET SOLMAZ’ı tanımak erdemlerini betimlemek için Elazığ’ın varoşlarını gidip görmek ve o dönemi yaşamak gerekir. Aksi taktirde onu tanımak oldukça güçtür. O, Elazığ varoşlarının duvarlarında cisimleşmiş slogan, evlerin eşiğinden atılmış bildiri, gecekondularda yapı, derneklerde yargılayan, sorgulayan ve eğiten bir ses, fabrikada direniş, kavgada siper adamıydı. Çantasında dergi, bildiri, broşür, belinde silahı eksik olmazdı. Çok yönlü, yaratıcı ve öğretici kişiliği ile inisiyatifi bütünleştirmiş tamda “Leninist Kadro ” tipiydi. Gencecik yaşta -18 yaşına yeni girmişti- olgun aklı selim, bilimsel sosyalizmi kavramış ve kavradığını yaşamın her alanına uygulayan bir yetenekti Piro. Yaşamadığı sevgilerin, aşkların en koyusunu yaşıyordu halkıyla. Halk ozanı bunu şöyle dile getirmişti: Devrim tarihinin boyasıdır kanHalka inananlar yılmaz savaştan Türküden, ağıttan, şiirden, marştan Tüm halkın dilinde Pir Ahmet yoldaş” Pir Ahmet SOLMAZ, yoldaş 9 Eylül 1977’de Elazığ polisinin eline düştü. Tam beş gün beş gece Piro’ya en ağır işkenceler yapıldı. Zayıf vücudu bu ağır işkenceleri kaldırmayan Piro yoldaş, Elazığ Cezaevine atıldı. Cezaevinde durumunu gören tutuklular yoldaşın hastaneye gönderilmesini sağladılar. Hastanede doktor kılıklı işkencecilerden Musa Duman ve Vahdettin Ayık’ın raporlarıyla işkenceci polisler temize çıkarılmaya çalışıldı . Oysa Dr. Mustafa Pazarcılıklı verdiği raporda; Pir Ahmet’in işkence gördüğünü belirtiyordu. İşkenceci doktorlardan Musa Duman ve Vahdettin Ayık, Pir Ahmet Solmaz yoldaşı “bir şeyi yoktur” diyerek cezaevine geri gönderdi. Ağır işkenceler gören ve komaya giren Pir Ahmet yoldaş ser verip sır vermeyenler ordusunun bir neferi olarak 13 Eylül1977’de Elazığ zindanlarında can verdi “Piro” yoldaş ağır işkencelerden dolayı yürüyemez haldeyken, şehit düşmesine ramak kalmışken, cumhuriyet savcılığınca ifadesi alınırken gürleyen gök misali attığı ” Kahrolsun Faşist Diktatörlük” sloganı ile düşmana korku salıyordu. Böyle bir durumda olan bir insanın bu kadar gür sesi nasıl çıkardığını bir türlü anlayamayan dönemin cumhuriyet savcısı,10 yıl sonraki itiraflarında bu söyleminin altını özellikle çiziyordu. İşte o sevdadır Piro’ya gök gürlemesi gibi slogan attıran. – İşte o sevdadır Piro’yu işkence tezgahlarında yenilmez kılan – O sevdadır düşmanı dize getiren -İşte o sevdadır kızıl bayrağı kanıyla daha da kızıllaştıran – O sevdadır “ser verip sır vermeme” geleneğini sürdüren Dağ Kartalında can telaşının zerresini görmek mümkün değildir. O, göğün yükseklerinde her zaman devrim havasını teneffüs etti, o havayla yaşama gözlerini kapadı. O kızıl bir güldü, O PİR AHMET’ti SOLMAZDI KAVGAMIZDA DAİMA YAŞAYACAKTIR..!