Katledilmesinin 15.Yılında Hrant Dink Bir Çok kentte anıldı..!

Hrant Dink kont-gerilla tarafından katledilmesinin 15.yılında İstanbul, Ankara, izmir, Adana vb. bir çok kentte anıldı.

İstanbulda Hrant Dink katledildiği yerde anıldı: “15 eksik yıl…!

Agos gazetesinin kurucusu ve genel yayın yönetmeni Hrant Dink, katledilişinin 15’inci yıl dönümünde katledildiği sokakta ve saatte anıldı. Hrant’ın Arkadaşları’nın “15 eksik yıl” çağrısı ile Agos gazetesinin eski ofisinin bulunduğu Sebat Apartmanı önünde yapılan anmaya çok sayıda kişi katıldı.

Dink’in katledildiği yere karanfiller bırakılırken, apartmana da Hrant Dink’in resminin olduğu “Büyülü sözlerinden, keskin bakışında, barış inanından, o kocaman gülüşünden uzak 15 yıl geçti ahparig. Ama hafızanın hükmü geniş, senin sözünün arkasındayız. Cesaretini kalbimize yazdık, gülüşünü yüzümüze kazıdık. Bil ki her eksik yılda daha da çoğalıyoruz ahparig. 15 eksik yıl” yazılı pankart asıldı.

Dink şahsında yapılan saygı duruşu ile başlayan anmada ilk olarak Hrant’ın arkadaşı Bircan Yıldırım’ın mesajı okundu.

“Bazı taşların dili vardır”

Ardından Dink katledildiğinde 5 yaşında olan Nazım Özgün Afşin yaptığı konuşmada şunları ifade etti:

“Bazı taşların dili vardır, duymasını bilene konuşur. Hrant amcamın taşı gibi. Benim için Agos’un önündeki kaldırımdaki o taş, Hrant amcamın vurulup düştüğü taştan çok daha fazlası. Buluşma noktamız gibi, benim için Hrant amcama gitmek gibi o taşa gitmek… Her yıl 19 Ocak’ta ‘Keşke şimdi görebilsem’ diye düşünürüm o taşın yanında dururken. Asla taşa basmam. Şimdi, burada konuşurken de hissim aynı: Keşke bu yaşımda sohbet edebilseydim Hrant amcamla, keşke eski karnelerime bakıp kocaman gülümseyebilseydi… ‘Bu çocuktan asla vazgeçme, kumaşı başka, ruhu farklı’ demiş anneme otizm tanısı aldığımda, keşke Hrant amcam Hacettepe’yi kazandığımı görebilseydi, keşke…”

“Ne sultanlar, ne padişahlar, ne krallar yıkıldı. Yine yıkılacaklar!”

Ardından Hrant’ın Arkadaşları adına söz alan Rakel Dink “Çutağım” diye seslenerek başladığı konuşmasında “15 yıl oldu. 15 eksik yıl. O günün çocukları Nazım gibi büyüyorlar” dedi. Dink şu şekilde devam etti:

“Gelecek korkuları ve hayalleriyle, büyüklerinin acı dolu mirası arasında sıkışıyor çocuklar. Ya kendilerine ya başkalarına zarar veriyorlar. Oysa bir araya gelip su gibi aksalar karşılarında hiçbir şey duramaz. Bu dünya ne zorbalar, ne zulümler gördü. Gün geldi hepsi yıkıldı. Devirler değişti. Ne sultanlar, ne padişahlar, ne krallar yıkıldı. Yine yıkılacaklar.

Köyde çeşmenin başında, köprünün başında, silahıyla durup, gelenden geçenden haraç alana eşkıya derlerdi. Sonra silahları kâğıt parçalarının ardına sakladılar. Adlarına devlet dediler, şirket dediler. Kağıtlarda kendi koydukları kanunlar yazılıydı. Biz inandık, siz inanmayın çocuklar.

Kimsenin olmayana “benim” diyene inanmayın! Herkesin olana, “benim” diyene inanmayın!”

“Herkesin olanı, kimsenin olmayanı, ‘benim’ diyenden koruyorlar”

“Bu topraklarda yükselen her itiraza dış güçler dediler. Doğru. Sizin içiniz onların dışıdır. Sizin içiniz yandığında onlar hep dışarıda duman var dediler, pencerelerini kapattılar” diyerek devam eden Dink, Gezi Direnişi’nde katledilen gençlere değindi. Hrant şahsında her 19 Ocak’ta yaşanan başka zulümlerin anıldığını da belirten Dink son olarak şunları ifade etti:

“Seni toprağa verirken buradan yükselen isyan ve itiraz sesi susmadı, susmayacak. İşçiler, kadınlar, öğrenciler, köyler yine direnişte. Herkesin olanı, kimsenin olmayanı, ‘benim’ diyenden koruyorlar. Bir gün yine birleşip sel olup akacaklar.

Kiminin gönlü kırık. ‘Bize olurken neredeydiniz?’ diye soruyorlar. Biz öyle olmak istemedik, gücümüz yettiğince seslerine ses katmaya gayret ettik. Edeceğiz.

Sesin, kulağımızda. Sözümüz söz.”

Hrant’ın konuşmalarının ve Ermenice türkülerin dinletildiği anma, sık sık atılan “Faşizme inat kardeşimsin Hrant!”, “Biz bitti demeden bu dava bitmez!” sloganları tekrar haykırılarak sona erdi.

Hrant Dink Ankara’da anıldı..!

Agos Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink katledilişinin 15’nci yıl dönümünde Ankara Hrant Dink Anma İnisiyatifi ve Ankara Düşünceye Özgürlük Girişimi çağrısı ile İnsan Hakları Derneği Ankara Şubesi önünde anıldı.

Saygı duruşuyla başlayan anmada ilk sözü alan İnsan Hakları Derneği Eşbaşkanı Öztürk Türkdoğan, Hrant Dink’in toplumun vicdanına seslendiğini belirterek şunları ifade etti:

“15 yıl önce gerçekten hepimizi şok eden, hepimizin yüreğine kor düşüren bir cinayet işlendi ve Hrant’ı kaybettik. Aslında bir nevi vicdanımızı kaybettik. Yıllardır vicdanımızı arıyoruz. Adaletten önce, hakikatten önce vicdanlı olmak gerekir. Herkesin vicdanlı davranması gerekir. Hrant halkların barış içerisinde yaşamasını istiyordu. Geçmişte ne olup bittiğini araştırılmasını ve öğrenilmesini istiyordu. Soykırım gerçeğiyle yüzleşilmesini istiyordu. Ondan da önce vicdanlara seslenmek istiyordu ve ülkeyi terk etmemişti. Israrla ve inatla burada kalacağını söylüyordu. Ve güvercin ürkekliğiyle yaşadığını ifade ediyordu. İşte bir ülke bu ürkeklikle yaşayan bu insanı organize bir şekilde devlet içindeki her türlü çete yapısının el birliği ve iş birliğiyle öldürmeye karar vermişse zaten o ülke vicdanını yitirmiştir, kaybetmiştir. Şimdi bizler aslında hepimiz daha vicdanlı adaleti ve hakikati gözeten bir yeni ülkenin kurulması için demokrasinin kurulması için adaletin gelmesi için hakikatin ortaya çıkması için mücadele ediyoruz. Hrant’tan öğrendiğimiz çok şey vardı. Öğreneceğimiz de çok şey var. Anısı önünde saygıyla eğiliyorum.”

Yazar ve akademisyen Fikret Başkaya da yaptığı konuşmada Hrant Dink cinayetinin üzerindeki sis perdelerinin hâlâ aralanmadığını hatırlatarak “Geride yapılan yargılamalar, seyirciyi oyalama amacı taşıyordu. Eğer bir siyasi cinayetin faili devlet ise taammüden rejim tarafından tasarlanmış ve uygulanmış ise gerçeğin açığa çıkması mümkün olmaz. Eğer birileri dar ağacını kurmuşsa, ipi kurbanın boynuna geçirecek biri her zaman bulunur” dedi.

Ardından söz alan HDP Ankara Milletvekili Filiz Kerestecioğlu “Yaşadığımız acı bir zerre olsun dinmedi. Çünkü bu ülkenin gerçekten en barışçıl en vicdanlı en bilge insanlarından birini yitirdik. O gün ‘Beyaz Bereli’ dediler sonra ‘Ergenekoncular, FETÖ’cüler’ dediler aslında yıllardır işlenen bu cinayetlerde arka planda olan devlet aklı hiçbir zaman değişmedi ve o günden bugüne nasıl geçmişte ocak ayında yitirdiğimiz Mustafa Suphi’ler, Maria Suphi’ler, Uğur Mumcu’lar varsa bugün Hrant Dink varsa, Deniz Poyraz da aynı şekilde katledildi. Katillerin hiçbiri meczup değildi” dedi.

İzmir’de Hrant Dink anıldı..!

Hrant Dink, katledilişinin 15. yılında Alsancak’ta düzenlenen eylemle anıldı.

Hrant Dink’in ölümünün 15. yıl dönümünde İzmir Emek ve Demokrasi Güçleri’nin çağrısı ile anma gerçekleştirildi.

Alsancak Türkan Saylan Kültür Merkezi önünde saat 18.00’de bir araya gelen kitle sloganlarla Hrant Dink cinayetini lanetledi. Basın açıklamasından önce ajitasyon konuşmaları yapılarak “Katillerini, emir verenleri unutmayacağız” dendi. Eylemde konuşmaları, Dink şahsında demokrasi, barış ve devrim mücadelesinde ölümsüzleşenler için yapılan saygı duruşu takip etti. Saygı duruşunun ardından Emek ve demokrasi güçleri adına basın açıklamasını DİSK Ege Bölge Temsilcisi Memiş Sarı okudu.

“Tüm katliamlara, büyük acılara, sürgünlere, yıkımlara rağmen, halkların eşitliğine ve kardeşliğine inanan, bir sosyalist olarak eşitlik, özgürlük ve demokrasi mücadelesine hayatını adayan Hrant Dink, 15 yıl önce bugün, katledildi, aramızdan alındı!” ifadelerinin kullanıldığı açıklamada Dink’in katledilişine dair şu ifadeler kullanıldı:

“Hrant Dink, yaşamı boyunca bu topraklarda barışın ve kardeşliğin yerleşmesi; halkın haber alma hakkı, ifade ve basın özgürlüğü için mücadele etti. Barış ve özgürlüklerin düşmanı olan odakların el birliği ile 19 Ocak 2007 günü düzenlediği suikastta bir tetikçinin silahından çıkan kurşunlarla hunharca katledildi. Ogün Samast sadece tetiği çeken eldi. Hrant’ın asıl katili; kendisi gibi olmayana, ona itaat etmeyene yaşam hakkı tanımayan karanlık zihniyettir.”

“15 yılda cinayeti aydınlatmak istemediler”

“Tetikçi, devletin kolluk güçleriyle kutlama yaparken, işbirlikçiler ile yakalanmalarına rağmen arkasındaki güçler ‘devlet sırrı’ sayılarak korundu, deliller karartılıp, gerçekler gizlendi.” ifadeleriyle devam eden açıklamada, cinayet davasına dair “Gerçek suçluların açığa çıkarılmasının ve yargılanmasının engellendiği dava sürecinde verilen karar, Türkiye’nin sicili son derece bozuk olan demokrasi tarihine kara bir leke olarak geçmiştir” denildi.

“Hrant Dink’in dediği gibi ‘Biz yaşadığı cehennemi cennete çevirmeye talip insanlardanız’! Tam da bu nedenle tüm Türkiye halkları gibi biz de ‘Hepimiz Hrant’ız, Hepimiz Ermeni’yiz’ diyerek bu katliamın karşısına dikiliyoruz!” diye belirtilen açıklamada, üzerinden geçen 15 yılda iktidarın cinayeti aydınlatmak istemediğine işaret edilerek şu vurguyla son buldu:

“Hrant Dink; kendisi dahil, bu topraklarda yaşayan herkesin etnik kökenine, diline, inanç ve kültürüne, cinsiyetine ve cinsel yönelimine bakılmaksızın eşit yurttaşlar olarak tanınmasını; tekçilik üzerine inşa edilmiş cumhuriyetin demokratikleşmesini istiyordu. Bu nedenle ırkçıların ve faşistlerin hedefi oldu. Barış güvercini olan Hrant’ın katilleri yargılanana kadar; bu topraklarda barış, adalet, insan hakları sağlanan kadar mücadelemiz devam edecek!”

Açıklamanın ardından anma alkış ve sloganlarla bitirildi.

Adana Emek ve Demokrasi Güçleri, İnönü Parkı’nda yaptıkları basın açıklamasıyla katledilişinin 15. yılında Hrant Dink’i andı.

Adana Emek ve Demokrasi Güçleri adına basın metnini İnsan Hakları Derneği (İHD) Adana Şube Başkanı Avukat Yakup Ataş okudu.

Dink cinayetinin arkasında katliamcı devletin bulunduğu vurgulanan açıklamada şu ifadeler kullanıldı:

“Hrant Dink, Ermeni kimliğini savunduğu için, barışın ve kardeşliğin dilini kullandığı için, özgür, eşit ve adil bir ülke istediği için öldürüldü. Adana Emek ve Demokrasi Güçleri olarak, Ermeni halkıyla dayanışma ile tarihsel gerçeklerin açığa çıkarılması ve toplumsal yüzleşmenin yaşanması çabalarımızı sürdüreceğiz.”

Ataş’ın ardından HDP Adana Milletvekili Tülay Hatimoğulları da yaptığı konuşmada Hrant Dink’i andı.

emep

EMEP ve TKP’den toplantı değerlendirmesi.!

EMEP Genel Başkanı Ercüment Akdeniz ve TKP Genel Sekreteri Kemal Okuyan, dün HDP’nin çağrısıyla bir araya geldikleri toplantıyı değerlendirdi.

HDP’nin çağrısıyla Emekçi Hareket Partisi (EHP), Emek Partisi (EMEP), Halkevleri, Sosyalist Meclisler Federasyonu (SMF), Türkiye İşçi Partisi (TİP), Toplumsal Özgürlük Partisi (TÖP), Türkiye Komünist Partisi (TKP) temsilcileri dün Ankara’da bir araya gelmiş ve sonrasında da ortak bir açıklama yapılmıştı. Toplantıya dair EMEP ve TKP temsilcileri değerlendirmelerde bulundu. TKP Genel Sekreteri Kemal Okuyan “ittifak konuşulmadı” derken “Demokrasi ittifakı deniyor, halk ittifakı deniyor, biz böyle bir ittifakın parçası değiliz zaten” ifadelerini kullandı. EMEP Genel Başkanı Ercüment Akdeniz ise “Sendikalar ve meslek örgütlerini, aydınları dahil etmek üzere çok güçlü bir halk hareketi hedefliyoruz” diye konuştu.

“Restorasyon” tartışmaları, sosyalizm ve sol hareket

“Çok güçlü bir halk hareketi hedefliyoruz”

EMEP Genel Başkanı Ercüment Akdeniz, Rusya’nın Sesi FM’e verdiği demeçte toplantıyı “çok verimli” ve “umut verici” diye değerlendirerek “fikir alışverişi oldu” dedi. “1-2 güne kadar yazılı bir açıklama da gelecek” diyen EMEP Genel Başkanı, “mücadele programı” oluşturma hedefiyle yaklaşıldığını ifade etti.

“Zaman içerisinde bunun daha da ilerletilmesi için sistematik hale gelmesi, periyodik toplantıların gerçekleşmesi yönünde de görüş birliği var ki bu çok önemlidir” diyen Akdeniz’in konuşmalarından şu vurgular öne çıktı:

“Şu an sendikalar ve meslek örgütlerini ve aydınları da dahil etmek üzere çok güçlü bir halk hareketini hedefliyoruz. Bu çerçevede bir görüş birliği var. Bu çok değerli. Bu kadar partinin ‘Evet, biz bu konuda anlaşıyoruz’ demesi çok değerli ve yeni bir şey.”

“‘Biz teşekkür ederiz, biz kendi adacığımıza dönüyoruz’ diyen herhangi bir yapı olmadı. Ama uzlaşmadan kastımız da ‘Her şeyi bir kenara bırakıp sandığı konuşalım’ da değil. Toplantılar serisi olgunlaşmayı daha da ileri götürecektir. Bunun için de elimizden geleni yapacağız. Bu başlangıç toplantısıydı ve umut vericiydi.”

Açmazlar, arayışlar ve ittifak tartışmaları

“Toplantı bir ittifak çağrısı değildi”

Türkiye Komünist Partisi (TKP) Genel Sekreteri Kemal Okuyan ise Sol TV Genel Yayın Yönetmeni Gökhan Kazbek’in “Bakış” programında toplantıyı da değerlendirdi. Toplantının “ittifak” üzerine olmadığını söyleyerek neden HDP ile ittifak kuramayacaklarından söz eden TKP Genel Sekreteri “‘Halk ittifakı yola çıktı’ gibi haberler çıkıyor, böyle bir tablo yok. Zaten biz defalarca açıkladık, bizim ittifaktan anladığımız şey ilkelerde, programda anlaşan siyasi güçlerin yan yana gelip güçlerini birleştirmesi. O toplantıdaki siyasi güçlerle böyle bir ittifak olasılığı çok uzak. HDP’nin kendisi de söylüyor, onların ittifak politikası solla sınırlı değil, zaten HDP’yle temel meselelerde önemli görüş ayrılıklarımız var” diye konuştu.

İttifak tartışması konusunda “Toplantıda somut olarak bir ittifak projesi konuşulmadı” diyen TKP Genel Sekreteri “ittifak politikalarının üç ilkesini” “sınıf eksenli bir siyaset, laiklik meselesinde net bir tavır, emperyalizme karşı duruş” diye sıraladı ve “Buralarda ortak bir doğrultumuz olmayan kimseyle ittifak yapamayız zaten” diye ekledi.

“Bazı gelişmelere ortak tepki mekanizmaları kuralım”

Bunun dışında toplantıya sundukları iki öneriden söz eden Okuyan, konuşmasının devamında şu ifadeleri kullandı:

“Ama biz çok nazik bir davet aldık ve dedik ki ‘biz kendi düşüncelerimizi paylaşacağız sizinle ve dinleyeceğiz’ Toplantıya da bazı önerilerle gittik. Nedir bunlar: Bir kere basın üzerinden tartışma olmasın, bunun yerine yan yana gelip görüşlerimizi doğrudan anlatacağımız mekanizmalar kuralım. İki, Türkiye’de ittifaktan daha farklı şekilde, seçim usulsüzlüğü, hukuksuzluk vs. gibi güncel gelişmelerde bazı ortak tepkiler verilebilir mi? Bunların da mekanizmalarını kuralım. Yoksa solda birlik, ittifak gibi bir amaçla yapılmadı bu toplantı, biz de bu niyetlerle katılmadık.”

Özcan