Katledilen Kürt aileye 15 yıldır sistematik saldırı vardı..!

ÖHD Raporunda, Konya Meramda 7 kişilik ailenin ırkçı saldırı sonucu katledilmesinin ardından aile yakınları, aile avukatı, soruşturma sürecini yürüten savcılık makamı ve emniyet mensupları ile yapılan görüşmeler ve gözlemler, daha önceki saldırılara ilişkin devam eden soruşturma dosyasından edinilen bilgiler yer aldı.

Dedeoğulları ailesinin 15 yıldır komşuları olan Keleş ve Çalık ailesi tarafından sistematik olarak ırkçı saldırılara maruz kaldığının beyan edildiği vurgulanan açıklamada, aile beyanına göre ilk saldırının 10 yıl önce silah sıkma suretiyle gerçekleştirildiği belirtildi.

Dedeoğulları’nın 12 Mayıs’ta uğradığı ırkçı saldırıya ilişkin verilerin de paylaşıldığı raporda, “Metin ve Barış Dedeoğluları; Yahya Çalık, Veli Keleş, Lütfü Keleş, Ali Keleş ve Ramazan Çalık tarafından sopalı saldırıya uğramış akabinde ise diğer aile bireylerine karşı sopa ve bıçaklarla saldırı gerçekleşmiştir. Mağdur beyanlarına göre saldırganlar Dedeoğulları ailesine hitaben ‘…Biz Ülkücüyüz. Siz Kürtleri buradan kaldıracağız’ diyerek, saldırmıştır. Mağdurlar ayrıca saldırganların birbirlerine bıçağı gösterip ‘Sapla buna’ diyerek doğrudan kendilerini öldürme kastıyla hareket ettiklerini ifade etmişlerdir. Olay tarihinde ağır yaralanan Yaşar Dedeoğulları ifadesinde şahıslarla aralarında 10 yıldır husumet olduğunu, husumetin sebebinin Kürt olmalarından, Kürtlük mevzusundan kaynaklandığını ifade etmiştir. Gerçekleşen silahlı saldırı neticesinde Dedeoğulları ailesi hayati tehlike arz edecek şekilde yaralanmıştır” denildi.

Raporda, katledilen Dedeoğulları ailesinin 12 Mayıs’ta aldığı darp raporlarına da yer verildi. Necmettin Erbakan Üniversitesi Meram Tıp Fakültesi Hastanesi tarafından düzenlenen tıbbi rapor verileri de şöyle paylaşıldı:

“* Barış Dedeoğulları’nın belinin sağ tarafında 1×1 cm kesi ve yaygın darp izleri oluşmuştur.

* Sibel Dedeoğulları’nın baş boyun sol parietalinde 1×1 cm kesi oluşmuştur.

* Metin Dedeoğulları’nın başına aldığı darbeler sebebiyle beyin cerrahi ünitesinde yoğun bakımına alınmış ve vücudunda kemik kırıkları mevcuttur. Kafa bölgesinde (Frontal orta hatta) 2×1 cm kesi, sağ parietalde 3×1 cm kesi, sol parietalde 1×1 cm kesi oluşmuştur.

*Yaşar Dedeoğulları baş tepesinden yaralanmıştır. Sağ kaşının lateralinde 3×1 cm kesi, sağ parietal bölgesinde 6×1 cm kesi, sol önkol ekstantör yüzde 3×1 cm kesi, sol beşinci parmak ekstantör yüzde 1×1 cm kesi ve kemik kırığı oluşmuştur.

* Serap Dedeoğulları’nın baş boyun bölgesinde 3×1 kesi sağ parietal bölgesinde 4×1 kesi, sol kaşta 1×1 cm kesi ile birlikte kemik kırığı oluşmuştur.

*Serpil Dedeoğulları’nın sol ön kol dorsalinde 1×1 cm abrazyon oluşmuştu.

Raporda, “Dedeoğulları ailesi olay yerine 4-5 kere polis ekiplerini çağırmasına rağmen failler polis ekipleri gelmeden kaçmayı başarmıştır. Dedeoğlu ailesinin şikayetçi olmasıyla soruşturma başlatılmış ve failler gözaltına alınmıştır” denildi.

Saldıranların serbest bırakılmasına ilişkin hukuki sürece de yer verilen raporda şunlar kaydedildi:

“* 13.05.2021 tarihinde Ayşe Keleş, Lütfü Keleş, Veli Keleş, Ali Keleş, Yahya Çalık, Ali Çalık TCK 86/1 sevk maddesi uyarınca Konya 5. Sulh Ceza Hakimliği kararınca tutuklanmalarına karar verilirken İbrahim Keleş, Ramazan Çalık ise adi kontrol kararıyla serbest bırakılmıştır.

* Konya 5. Sulh Ceza Hakimliği Ali Çalık’ı 31.05.2021 tarihinde adli kontrol kararıyla tahliye etmiştir.

* 01.07.2021 tarihinde Ayşe Keleş, 09.07.2021 tarihinde ise Konya 3. Sulh Ceza Hakimliği kararıyla Yahya Çalık ve Veli Keleş tahliye edildi. Yahya Çalık ve Veli Keleş’in tahliye edilmesine ilişkin hakimlik kararında ‘şüphelilerin yaralanmış olması nedeniyle mağduriyet yaşadıkları, adli sicil kayıtlarının eski tarihli olduğu, çiftçilik işi ile iştikal etmeleri nedeniyle gelen günlerin yaz günü hasat zamanı olması’ gerekçe gösterilmiştir.

* Ali Keleş ve Lütfü Keleş hala tutuklu bulunmaktadır. Saldıran ve sonrasında tahliye edilen sanıklar ise Dedeoğulları ailesine karşı koruma kararı almışlardır.

* 22.05.2021 tarihinde Dedeoğluları ailesinin uğradığı ırkçı saldırıya ilişkin; 22.05.2021 tarihinde, Ramazan Çalık, Ali Çalık ve Ahmet Keleş, Şerife Çalık, Hatice Keleş, Merve Şen, Esma Keleş Dedeoğulları ailesine hitaben sinkaflı küfürler ederek ‘Polisleri arayıp gelsinler. Sizi bizim elimizden kurtarsınlar, Siz durun sizi ortadan kaldıracağız. Bizim adamlar bir çıksın’ diyerek tehdit etmeleri üzerine Dedeoğulları ailesi tekrardan şikayette bulunmuşlardır.

* Dedeoğulları ailesi fertlerinden Barış Dedeoğulları verdiği bir röportajda, fiziksel saldırının ‘sözlü tacize ve tehdide’ dönüştüğünü söyleyip ‘Bizim evimiz basıldı, saldırıya uğradık, tehdit edildik. Fakat saldırganlar kendilerine koruma kararı çıkarttılar. Gelip rahatça evimizin önünde küfür edip çıkıp gidiyorlar’ şeklinde beyanlarda bulunmuştur.

Dedeoğulları ailesinin katledilmesi ardından ÖHD Ankara şube olarak Konya Şehir Hastanesi’ne gidildiğine dikkat çekilen raporun devamında şu ifadeler yer aldı: “31 Temmuz tarihinde sabah saatlerinde yapılan olay yeri incelemesine dahil olmak istenilmiş; ancak keyfi olarak polis müdürü tarafından olay yeri incelemesine katılmamız engellenmiştir. ÖHD Heyeti ve mağdur avukatları tarafından soruşturma ile ilgili savcılıkla görüşme talep edilmiş, 31.07.2021 saat 13:30’da bu görüşme gerçekleşmiştir. Soruşturma sürecinin ‘insanlığa 4 karşı suç’ kapsamında değerlendirilmediği, ‘Kasten Öldürme Suçu’ nitelemesiyle yürütüldüğü öğrenilmiştir.

* Soruşturma kapsamında elde edilen delillerin değerlendirilmesine ilişkin olarak olay yerini gören 3 adet kamera kaydının bulunduğu, bahçeyi gören kamera kaydının çözümünün yapıldığı ancak evin sol ve arka cephesini gören diğer kamera kayıtlarının hala çözümünün yapılmadığı bilgisi Savcılık aracılığıyla şifaen tarafımıza söylenmiştir. Elde edilen kamera çözümlerine göre failin kimliğinin tespit edildiği, failin maktullerle husumet yaşayan ailelerin akrabası olduğu; ancak henüz yakalanamadığı aktarılmıştır. Medyada yayınlanan haberlerde ise failin Ayşe Keleş’in kardeşi olduğu belirtilmektedir. İncelenen kamera kaydından bir kısmının kesildiği ve bu sebeple kaydın tekrar incelenmek üzere ilgili birime gönderildiği, görüşme yapan heyete ifade edilmiştir.

* Yürütülen soruşturmada kısıtlılık kararı olmamasına rağmen delillerin henüz çözümünün yapılmadığı gerekçesiyle delillerin paylaşılmayacağı savcılık tarafından görüşme yapan avukatlara iletilmiş; ancak akşamüzeri kamera kayıtlarının ‘Sabah Gazetesi’ gibi ana akım medya kanallarına verildiği öğrenilmiştir. Evin avlu kısmını gören kamera kayıtlarının soruşturma savcısı tarafından incelendiği ve Savcının beyanlarına göre ‘Failin arabasını Dedeoğulları’nın evinin hemen önüne çektiği, komşudan gelen ailenin iki kadın ferdinin ise kapı önünde faille konuştuğu, sonrasında ailenin erkek bireylerinin gelerek faille konuşmaya devam ettiği, ancak ne konuştuklarının bilinmediği, sonrasında failin evin avlusundan içeri girdiği, fail ile aile bireylerinin karşılıklı sandalyede oturarak konuşmaya başladıklarını, failin bir anda elinde bulunan poşetten silahını çıkardığını, silahı gören ailenin en küçük kadın bireyinin failin üzerine atladığı, sonrasında sırasıyla ailenin kadın ve erkek bireylerinin faili önlemek amacıyla üzerine atladığını, failin ise kendini kurtarıp ailenin 7 bireyine yakın mesafeden ateş etmeye başladığını, sadece maktullerin baş ve vücut kısımlarını hedef alarak ateş ettiği, maktullerin baş ve göğüs bölgesinde toplam 20 adet merminin isabet ettiği, akabinde failin aracına giderek benzin alarak evi yakmaya çalıştığı, evin avluya bakan kısmının yandığını ve kaçtığını’ belirtilmiştir. Dedeoğulları ailesinin ölen 7 ferdi ikindi ezanı akabinde Konya Saraçoğlu mezarlığında defnedilmesinin ardından taziye çadırı kurulmuştur.”

Raporun sonuç kısmında yer alan ifadeler ise şöyle: “Öncelikle Dedeoğulları ailesi defalarca kez saldırıyla karşılaşmış olmasına rağmen etkili soruşturma yürütülmemesinin ve cezasızlığın sonucu olarak 7 kişilik ailenin katledilmesinde görevinin gereğini yerine getirmeyen tüm adli ve idari merciler sorumludur. 7 kişilik ailenin katledilmesinin ardından kaçak olan fail ya da faillerin yakalanması için şehrin giriş ve çıkış noktalarında herhangi bir arama noktası kurulmaması, ırkçı saikle gerçekleştirildiği olaylara tanık olan birçok kişinin beyanı ve bir önceki soruşturma dosyasının varlığı ile açıkça ortaya konulmuş olmasına rağmen İçişleri Bakanı Süleyman Soylu ve Adalet Bakanı Abdulhamit Gül tarafından ırkçı saldırı olmadığı yönündeki beyanatları ise etkili soruşturma yapılmasına da müdahale niteliği taşımaktadır.

Bu açıklamalardan sonra 31.07.2021 tarihinde soruşturmayı yürüten Konya Cumhuriyet Başsavcılığı’nın da olayın ırkçı bir saldırı olmadığı yönünde açıklama yapması soruşturmanın tarafsız ve etkili bir şekilde yürütüleceği yönünde şüpheler oluşturmaktadır. 28 Temmuz tarihinde Ankara Elmadağ ilçesinde Kürt bir aileye saldırıldığı, 21 Temmuz tarihinde Konya Meram ilçesinde en az 60 kişi olan ırkçı bir grup tarafından Kürt aileye silahla saldırıldığı, saldırıda aile fertlerinden 43 yaşındaki Hakim Dal öldürüldüğü yine 20 Temmuz tarihinde Ankara Altındağ ilçesinde Karslı Kürt bir aileye saldırıldığı bilinmektedir. Bunlar sadece son 10 günde yaşandığını bildiğimiz ırkçı saldırılardır. Her sene mevsimlik Kürt tarım işçilerine yönelik gerçekleştirilen saldırılar, Deniz Poyraz’ın katledilmesi ve daha birçok ırkçı saldırı aynı kaynaktan beslenmektedir. Bu kaynak ise cezasızlık zırhı ve ırkçılığın hükümet eliyle ve bazı basın-yayın(!) kuruluşları aracılığıyla pompalanmasıdır.

* Adli ve idari mercilerin belirli görevleri yerine getirmesi gerekmektedir. Öncelikle yaşanan olaya ilişkin olarak yürütülen adli soruşturma sürecinin şeffaf ve etkin yürütülmesi sağlanmalı, tüm delillerin bir örneği mağdur vekillerine verilmelidir ve toplanması talep edilen deliller ivedilikle toplanmalıdır.

* İdari merciler tarafından ise olayın meydana gelmesinde ihmali olan tüm kamu görevlileri hakkında soruşturma yürütülmesi gerekmektedir.

* Irkçı söylemleri pekiştiren kişi ve gruplar hakkında Cumhuriyet Başsavcılığı re’sen harekete geçerek, bu kişi ve gruplar hakkında adli tahkikat işlemlerine başlamalıdır.

* RTÜK tarafından ırkçı saldırılara zemin hazırlayacak şekilde yalan haber yapan, yalan olduğu ortaya çıkmasına rağmen herhangi bir düzeltme kaygısı dahi taşımayan basın yayın kuruluşları hakkında ceza uygulanmalıdır.

* Ayrıca hükümet yetkilileri soruşturmanın etkili, şeffaf ve bağımsız yürütülmesi için yargı sürecine dahil olmamalı, süreci etkileyecek beyanatlarda bulunmamalıdır

* Irkçı saikle işlenen suçların topluma karşı işlenen suçlar olarak değerlendirileceği unutulmamalı ve bu sebeple yargı sürecinin her aşamasında bağımsız heyet olarak nitelendireceğimiz insan hakları mücadelesi yürüten sivil toplum örgütlerinin de dahiliyeti kolaylaştırılmalıdır.”