İyi ki doğdun Stalin Yoldaş : Doğumunun 142.Yılında Tarihe Düşülmüş Görkemli Bir Yaşam..!

Proletaryanın büyük öğretmenlerinden ve Lenin yoldaşın öğrencisi olan ve Sovyetler Birliğini başarıdan başarıya taşınmasına önderlik yapan aynı zamanda bu zorlu savaşımın yürütülmesi sürecinde hatalarda işleyen Stalin yoldaşın yaşamı ve önemli süreçlerde parti içinde oynadığı rol vb. üzerinde durmaya çalışacağız. Buradan olarak biz bu yazımızda Stalin yoldaşın devrimci yaşamını daha özel yanlarıyla vermeye çalışacağız Devrimci yaşamının pratik yanına ağırlık verecek ve bunu, özel yaşamının çeşitli kesitleriyle zenginleştireceğiz. Böylece sosyalizmin bu büyük ustasının tüm yaşamını daha geniş bir boyutla öğrenmiş olacağız. Onun görkemli yaşamını kendimize örnek almalı, daha çok devrimcileşmemizin teşvik edici unsuru yapmalıyız. O’nun hayatını okurken, sırf lafızanla merakımızı gidermek için değil, proletaryaya ve emekçi halka layık devrimciler olmak için çaba harcamalıyız. Stalin yoldaşın yaşamından esinlenmeliyiz, tüm yaşamımızı onun yaşam çizgilerine göre biçimlendirmeye çalışmalıyız. Devrime adanmış koca bir ömrü kendimize örnek almalıyız.

STALİN YOLDAŞIN ÇOCUKLUK YILLARI..!

Stalin yoldaş, 21 Aralık 1879’da,Gürcistan’ın küçük bir kenti Goride doğdu. Babasının adı Vissaryon, annesinin adı Ekaterina’dır. Babası bir kunduracıydı. Annesi Osetya’lı bir kadındı. İzbe bir gecekondu da dünyaya gözlerini açan bu bebeğin, sonradan sosyalizmin ustalarından biri olacağını kim bilebilirdi. Koca dünya onun doğumundan habersizdi. O’nun doğumunun verdiği sevinç, ancak küçücük bir alana yayılıverdi. Bu doğumun mutluluğunu tadanlar, yoksul Vissarvon ailesi ile komşuları birkaç yoksul aileden ibaretti.

Stalin yoldaşın doğduğu evin maddi zenginliği: bir mutfak ve bir oturma odasından oluşan bir gecekondu, ot şilteli bir divan, bir semaver, eski püskü bir çekmeceli dolap, bir masa, gaz lambası, üç tahta tabure Ve sobadan oluşuyordu. Stalin yoldaşın asıl adı, Vissaryon Cugaşvili idi-. Ailesi ve arkadaşları O’na ”Sosa” diye hitap ederlerdi. Baba Vissaryon, oğlunun iyi bir kunduracı olacağını düşlüyordu. Dindar olan annesi Ekaterina ise, oğlunun gözde bir din adamı olacağını hayal ediyordu.

Soso’nun çocukluk yaşamı yoksulluk yoğruldu. O’na bu devrede mutluluk veren biricik şey, anne sevgisiydi. Gürcistan’a giren kapitalizm, baba Vissaryon’un kunduracılık mesleğini yıktı. Bundan böyle ailesini geçindirmek için Tiflis’ te bir kundura fabrikasına işçi olarak girdi. Sosa annesinin ninnileriyle bebeklik devresini tamamladı. çocukluk devresinin ilk yıllarını mahalle arkadaşlarıyla oyun oynamakla geçirdi. Yedi yaşına gelince bir de çiçek hastalığına yakalandı.

Artık Soso’nun okul devresi gelip çatmıştı.

STALİN YOLDAŞIN ÖĞRENCİLİK YILLARI

Sosa sekiz yaşına ayak basınca annesi Onu Gori’deki kilisenin gündüz okuluna verdi. O, burada altı yıl okudu. Okulda anadili yasaktı. Dersler Rusça veriliyordu . Öğrencilik devresinin bu ilk yıllarında, Soso Milli baskıyı hissetmeye başladı. O’nun ülkesi Gürcistan, zengin yeraltı kaynaklarına, büyük vadilere, bereketli topraklara, zengin üzüm bağlarına , yarı tropikal bol ürünlere ve gür ormanlara sahipti. Ama Soso’nun halkı yoksuldu. Çünkü ülkenin zenginliği çarlık emperyalizmine akıyordu. Halkının sefil yaşamı daha küçük yaşta Soso’yu etkilemişti. O’nun ülkesinde sıra dağlar uzanıyordu. Dağların heybetli görünüşü çocukluk yaşamına çizgiler katmıştı. O,bu etkilenmeden uzun yıllar kurtulmayacak ve heybetli dağlardan esinlenerek sonraları Lenin için ”0, partimizin dağ kartalıydı” diyecekti. Soso cüretkar bakışlıydı ve az “konuşkandı” Doğru bildiğinde ısrar eden bir mizaca sahipti. Oturmuş bir kişiliğin çizgilerini daha bu devresinde yansıyordu.

Soso On bir yaşında iken babası öldü. Evin geçimini, komşuların çamaşırlarını yıkama ve dilişini dikme yoluyla annesi temin etmeye başladı. Ancak, bu kazanç yetersizdir. Ailenin yoksul yaşamı daha da ağırlaştı. Yoksulluğun ağır yükü Soso’yu da etkiliyordu

Kendi kendine yoksulluğun nedeni sormaya başladı. Yaşama yön veren düzenin sakatlığını yavaş yavaş sezinliyordu. Kafasında birikmiş bir ok sorun yanıt v bekliyordu

Cuqaşvili, Marksizmin yayılması için işçi grupları kurmaya koyuldu. Artık belli bir pratik deneyim kazanmıştı. Okulunda gizli bir qrup oluşturmaya karar verdi. Toplumsal zıtlıkları yanıtlayabiliyordu : Ama kafasındaki soruların bazıları hala yanıt. bekliyordu. Fakat sorunları çözmenin sırrına vakıf olmuştu. Okulda yürüttüğü devrimci faaliyet öğretmenlerin kula1ını dikmişti. 29 Eylül 1898’de müdüre verilen raporda şunlar yazılıydı:

“Bir grup öğrenci akşam saat dokuzda yemek salonunda Jozef Cugaşvili’nin çevresin de toplandı. Cuqaşvili onlara İlahiyat Okulu yetkililerince onaylanmamış bazı kitaplar okudu. Bu nedenle öğrencinin üzeri arandı.”

Jozef Cugaşvili, 27 Mayıs 1899’da, ”politik bakımdan güvenilir olmadığı gerekçesiyle İlahiyat Okulu’ndan atıldı. O, okuldan kovulduğunda 18 yaşında idi. Dört yıldan beri Marksist grupla ilişkisi sürüyordu. Son iki yılda, Tiflis’te kurulan işçi gruplarının ajitasyon çalışmalarına etkin olarak katılmıştı. 1898’de Rus Sosyal-Demokrat İşçi Partisi’nin Tiflis örgütü kurulmuştu. Okuldan atılmadan birkaç ay önce bu örgütün kurucu üyeliğine kabul edildi .. Stalin yoldaş Marksist oluşunu şöyle açıklıvor:

-“Sosyal durumum (babam bir ayakkabı fabrikasında çalışıyordu, anam da işçiydi) ,anam ve babamla aynı sosyal düzeyde olan içinde yaşadığım çevrenin başkaldırıcı karışıklığı ve son olarak da, bazı yıllarımı geçirdiğim Ortodoks Kilisesi İlahiyat Okulundaki Cizvit zulmü ve sert hoş görüşüzlük sayesinde Marksist olduğumu çevrem Çarlık zulmüne karşı çok büyük bir nefretle doluydu, tüm yüreğimle devrimci çalışmanın içine atıldım.”

STALİN YOLDAŞIN DEVRİMCİ YAŞAMININ ÇIRAKLIK DEVRESİ

Stalin yoldaşın devrimci yaşamı, Tiflis ilahiyat Okulu’nda başlar. Tiflis’e geldiğinden bir yıl sonra, yani 1894’te Titlis’ teki bir Marksist grupla ilişki kurarak devrimci yaşama adımını attı. 1894, Rus Marksist hareketinin doğuş devresini tamamladığı ve çocukluk devresine ayak bastığı yıldır. Popülizmin gerilediği ve Marksizm’in aydınlar ve gençlik arasında etkili olduğu dönemin başlangıcıdır. Stalin yoldaş tam da, Rus Marksist hareketinin bu tarihi kesitinde onunla ilişkiye geçti.

1898’de, Rus Sosyal-Demokrat İşçi Partisinin Tiflis örgütüne girdi. Bu tarih de Marksist hareketinin bir dönüm noktasıdır. Marksist hareket, çocukluk devresini tamamlayarak gençlik devresine girmiş, ancak gençlik devresinin bunalımına düşmüştü . Ekonomizm ve legal Marksizm’le mücadelesi başlamıştı. RSDİP bu tarihte birinci kongresini yaparak resmen kurulmuştu. Bu tarihte Lenin, Sibirya da sürgünde idi. Stalin yoldaş 1899’da okuldan atıldıktan sonra kendini tümüyle devrimci çalışmaya adadı

1898’de Lenin’in bir yazısı Stalin yoldaşın eline geçti. Yazı “ Halkın Dostları Kimlerdir ve Sosyal Demokratlara Karşı Nasıl Mücadele Ediyorlar” başlığını taşıyordu. Yazı, Rusya’nın ekonomik ; çözümlemesini taşıyordu. Marksizm’in doğma değil, bilimsel bir teori olduğunu vurguladı .Yazı Stalin yoldaşı derinden etkiledi._ Devrimci ustasının, önderini yazıda bulmuştu.

Stalin yoldaş, Lenin’in Rusya’yı işçi sınıfını iyi tanıyan, ne istediğini ve onu nasıl elde edeceğini iyi bilen bir önder olduğunu hemen anladı. Güçlü bir sevgi, saygı ve bağlılık duygusu onu hemen Lenin’e bağladı.

Artık Lenin’in yazılarını dört gözle bekler olmuştur. Lenin’le beş yıl sona mektupla tanıştı. Bu tanışma Stalin yoldaşı şu kanaate vardırdı; ” o sırada O’nun kişiliğinde, partinin yalnızca bir mütevazi bir önderi değil, aynı zamanda partinin gerçek kurucusunu da görüyordum. Çünkü partimizin iç varlığını ve acil gereksinimlerini yalnızca o anlıyordu. Onu silah arkadaşları Plehavov ve Martov, Akselrod ve öbürleriyle karşılaştırıldığımda, Onlar Lenin’de bir baş aşağıda kalıyorlardı.

Onların yanında Lenin yalnızca bir önder değil, aynı zamanda daha yüksek tipte bir önder değil, mücadelede korku nedir bilmeyen ve Rusya devrimci hareketinin keşfedilmemiş yollarında partiyi cesaretle ilerle tep bir dağ kartalıydı.”

Stalin yoldaşın devrimci yaşamının çıraklık devresi 1894 ‘te başlayıp 1894 başlayıp 1905 ayaklanmasına dek sürer ilkin toplumun i toplumun gelişme yasalarını öğrendi. Rusya’daki akımları tanıdı ve Lenin’ in safında yer aldı. Devrime işçi sınıfı önderliğini hakim kılma zorunluluğunu kavradı. Kısa sürede propagandacılık, ajitatörlük ve örgütçülük yeteneği öne çıktı. Tiflis demiryolu işçilerini örgütleme görevi kendisine verildi. Büyük bir istekle bu göreve sarıldı ve başarılı bir faaliyet yürüttü. Devrimci fikirleri işçilere coşkuyla anlatıyordu, Başarılı faaliyetiyle örgütün güvenini kazandı ve işçiler arasında broşür dağıtma görevini üstlendi. Güç koşullar altında bu görevi başarıyla yerine getirdi.

Tarih, 1900 yılının 1 Mayısı. Stalin yoldaşın öncülüğünde Tiflis işçileri, 1 Mayısı, otokrasinin yasaklama kararını parçalayarak kutladılar. Kutlamaya 500 işçi katılmıştı. İzinsiz gösteride Stalin yoldaş bir konuşma yaptı. O, bu eylemi, “Gak büyük bir iş değil, ” ama gene de bir başlangıç” diye niteledi. Bu, Stalin yoldaşın örgütlediği ilk yığınsal eylemdi. O, 22 Nisan 190l’de bir miting daha örgütledi. Kanunsuz gösteriye iki bin işçi katıldı. Polis gösteriye vahşice saldırdı. Ama gösterinin önderini yakalamayı başaramadı. Böylece Kafkaslarda çarlık zulmüne karşı kitlesel eylemlerin çığırı açılmış oldu.

Politik ajitasyonun ve kitlesel eylemlerin geliştiği bu dönemde Rus Marksist hareketi içinde iki eğilim belirdi. Devrimci eğilim grevlerin politik mücadeleye de araçlık etmesini savunuyordu. Ilımlı eğilim ise grevlerin yalnızca ekonomik mücadeleye araçlık etmesinden yanaydı. Bu saflaşma ilerleyerek Bolşevik-Menşevik bölünmesine vardı. Stalin yoldaş bu saflaşmada devrimci eğilimin içinde, yani Lenin’in yanında yer aldı.

Stalin yoldaş, Kafkasya’ da devrimci bir mahalli gazeteyi çıkarmaya karar verdi.

Böylesi bir gazetenin politik ajitasyona ve kitlesel eylemlerin yaygınlaşmasına araçlık edeceğini düşünüyordu. Ilımlı Sosyal-Demokratların pazar okulunda güneşin nasıl ilerlediğini öğrenen Genç Todriya ‘ya şu öneriyi götürdü: “Bak arkadaş, güneş için kaygılanma, yörüngesinden çıkmaz. İyisi mi sen devrimci davanın nasıl ilerlemesi gerektiğini öğren. Küçük bir basımıevi kurmam için gel bana yardım et.”

1901 Eylülün de Stalin yoldaşın grubu Bakü de gizli bir basımevi kurdu ve “Mücadele ” adlı Gürcü Sosyal-Demokrat gazeteyi çıkardı. Gazetenin baş yazılarını Stalin ve Ketşoveti-kaleme alıyordu . Kasım 1901’de, Tiflis Sosyal-Demokrat örgütü İl konferansını yaptı ve Kafkaslardaki Rus Sosyal-Demokratlarının ilk yönetici komitesini seçti. Stalin yoldaş bu komiteye seçilerek Bat um’ a gönderildi. örgüt O’nun örgütçü Lük yeteneğine güveniyordu. Kısa sure sonra Batum polisi Stalin yoldaş irin şunları kaydetti:

” … RSDİP’nin Tiflis Komitesinin, üyelerinden biri olan Tiflis ilahiyat okulu eski altıncı sınıf öğrencisi Jozef Cugaşviliyi fabrika işçileri arasında propaganda yapmak üzere Batuma gönderdi,1901 yılında sonbaharından bu yana Sosyal-Demokrat hareket büyük ilerleme kaydetti. Cugaşvili’nin faaliyetleri sayesinde Batumdaki bütün fabrikalarda ilk başta-Tiflis Komitesi tarafından yönetilen Sosyal-Demokrat örgütler ortaya çıkmaya başladı.”

Batum, petrol rafinerilerinin olduğu büyük bir işçi merkeziydi. Stalin yoldaş bütün fabrikalarda işçi eğitim grupları örgütledi. Bunu, gazete ve broşürlerin dağıtımı izledi. Yılbaşı eğlencesi görünümünde bir işçi grubu konferansı yaptı. Konferansta yaptığı konuşmayı şu sözlerle bitirdi:

“Bakın, Şafak söküyor ! Az sonra Güneş doğacak. Güneş bizim için parıldayacak. İnanın sözlerime, yoldaşlar.” çalışmalar ürün vermeye başladı. Batumu grev dalgası sardı. Stalin yoldasın grubu örgütlediği grev komiteleri vasıtasıyla grevlere öncülük ediyordu. Polis grevi kırmak için 7 Mart 1902’de geniş bir tutuklamaya girişti. Ertesi gün Stalin yoldaşın öncülüğünde tutuklamaları protesto gösterisi düzenlendi. Üç yüz gösterici tutuklandı. Ama gösterinin öncüsü yine yakayı sıyırmıştı.

Dok ve demiryolu işçilerinin de Katıldığı daha büyük bir gösteri düzenledi. Kızıl bayrakların taşındığı görkemli gösterinin başında devrimin çırağı Jozef Stalin yürüyordu. Göstericiler sürgün barakalarına doğru yürüdü. Polis kitleye ateş açtı, 15 işçi öldü, 54 işçi de yaralandı. O, yaralıların kalabalıktan çıkarılmasına yardım ederek, fedakarlık örnekleri gösterdi. Kayıp verildi, ama tutuklanan grevcilerin salıverilmesi de sağlandı. Üç gün sonra Stalin yoldaş ölen göstericiler için bir cenaze töreni düzenledi. Bir bildiri kaleme alarak Batum ve çevresinde dağıtılmasını sağladı.

1.5 Nisan 1902’de önder parti grubunun toplantısı polis tarafından basıldı ve Stalin yoldaş ilk kez tutuklandı. Önder grubun öğretmeni olarak hüküm giydi. Mahkumiyet hayatı Batum ve Kutay hapishanelerinde geçti. Hapishanedeki devrimci yaşamın olumsuzluklarını düzeltmeye koyuldu. Günlük yaşamı verimli hale getirdi, verimsiz devrimci tartışmaları örgütlü tartışmalara dönüştürdü. Örgütçülüğü hurda da kendini gösterdi. Ona göre 11Konu üzerinde anlaşmaya varılmalı. Sözcüler saptanmalı. Kararlara varılmasını hedef alan örgütlü bir tartışma olmalı. Bir yıl hapiste yattıktan sonra Sibirya’ya sürgüne gönderildi. Sürgün kampları çeşitli eğilimlerden devrimcilerle doluydu, Buralarda Lenin hızla taraftar kazanıyordu. Stalin yoldaş, düzenli yaşam ve örgütlü tartışmayı sürgün kamplarında da hayata geçirmeye çalıştı. Lenin’le ilkin Orada mektupla tanıştı. O, sürgünde iken toplanan Kafkasya Bölge Konferansınca yönetici organa seçildi. 4 Ocak 1904’den sürgünden kaçtı. Sibirya’nın karlarını yararak, Urallardan ve Volgadan geçerek altı hafta sonra Gürcistan’a vardı.

Bu sırada Rusya kaynıyordu. Rus-Japon savaşında Rusya yenik düşmüş, bu soyguncu savaş sonucunda yoksulluğu artan ve milli gururu incinen halkın öfkesi ayyuka çıkmıştı. Savaş rejimin çürümüşlüğünü sergilemişti. Devrimci ayaklanmanın belirtileri ufukta görülüyordu

DEVRİM ÇIRAĞINDAN KAFKASYANIN BOLŞEVİK ÖNDERLİĞİNE

Stalin yoldaş sürgünde iken toplanan Kafkasya konferans Onu bir bölgenin yönetici organına seçmişti. Artık O, Kafkasya yöresinin bir Bolşevik önderiydi. Bu arada Marksist harekette önemli gelişmeler olmuştu. Bolşevik-Menşevik ayrılığı derinleşmiş

1903’teki 2.Parti kongresiyle kopmaya varmıştı. Kimileri bu bölünmeyi kavgalara doktriner çekişmelere ve kıskançlıklara bağlıyordu. Kimileride, bölünmenin el yordamıyla yürüyen bir hareketin tersliklerini yarattığını savunuyorlardı. Stalin yoldaş doğru olan ikinci değerlendirmeye katıldı. Menşevik kanada karşı tavır aldı. Kafkaslarda ikinci kongrenin kararları tartışılıyordu.

Stalin yoldaş kolları sıvadı ve Kafkasları karış karış taradı. Bolşevizmin sarsılmazlığıyla tartışma toplantılarına katıldı. Menşevizme karşı Bolşevizmi kararlılıkla savundu. Doğru bildiğinden şaşmayan, ilkelere bağlı olan, inandıklarının direnen, mücadele hırsıyla dopdolu olan ve nihayet güçlü bir zafer inancı taşıyan bir Bolşevikti. Düzenlediği örgütlü tartışmalarla Kafkaslarda Bolşevizmi başarıdan başarıya götürdü.

Bu sırada Stalin yoldaş Alvabar adında Rus Marksist hareketinin en büyük gizli basımevini kurdu. Burada bildiriler, duyurular, broşürler, kitaplar, dergiler Rusça Gürcüce, Ermenici ve Azerice basılıyordu. Bunların birçoğu Stalin yoldaş tarafından yazılıyordu. Ancak iki yıl sonra polis gizli basımevini bulabildi. 16 Nisan 1906 tarihli günlük basında açığa çıkan gizli basımevi şöyle anlatılıyordu:

” Gizli Basımevi: 15 Nisan Cumartesi günü, Alvabarda, Bulaşıcı Hastalıklar Kent Hastanesine 150-200 adım kadar uzaklıkta, O. Rostomaşvili’ye ait ve içinde kimsenin oturmadığı bir evin bahçesinde, yirmi metre kadar derinde bulunan ve makaralı bir halatla inilen bir kuyu bulunmuştur. Onbeş metre derinlikteki bir koridor başka bir kuyuya açılmaktadır. Bu ikinci kuyuda bulunan on bir metre yüksekliğindeki bir merdivenle, evin kilerinin altındaki bir mahzene çıkılmaktadır. Mahzende tam teçhizatlı bir basımevi bulunduğu görülmüştür. Basımevinde Rusça, Gürcüce ve Ermenice yirmi kutu hurufat, bin beş yüz-ikibin ruble değerin de olan ve elle çalıştırılan bir baskı makinesi, bomba yapımında kullanılan çeşitli asitler, yanıcı jelatin ve başka araç ve gereçler, çeşitli askeri birliklere ve devlet kuruluşlarına ait mühürler, çok sayıda gizli yayın ve içinde otuz kile dinamit bulunan bir saatli bomba ele geçmiştir. Basımevi, gaz lambalarıyla aydınlatılmış ve elektrikli alarm sistemiyle donatılmıştı.”

1904’ün güzü. Gizli basımevi harıl harıl çalışıyor. Bu sırada toplanan Bolşeviklerin Tiflis konferansına Stalin yoldaş başkanlık ediyor. Konferansta “Carlık is¬tibdadına karşı kesin bir saldırı” kararı alındı. Bir ay sonra Baku’da iyi örgütlen-miş büyük bir işçi grev patlak verdi. Bolşeviklerden oluşan grevin yönetim kurulun¬da Stalin yoldaş da vardı. Grev, işçilerin zaferiyle sonuçlandı. Patronlarla toplu sözleşme imzalandı. Böyle bir olay, Rus-işçi sınıfı tarihinde ilk kez oluyordu. İşçilerin zaferi Rusya’nın her yanında yankılandı.

Tarih, 9 Ocak 1905. Günlerden Pazar. St.Petersburg’da Papaz Gapon’un peşinden Kışlık Saray’a doğru yürüyen yüz kırk bin işçi, ” Küçük Baba” çardan isteklerde bulundu. Ama çar onları kurşunla karşıladı. Sonuç, bin ölü, iki bin yaralı. Bu olay, tarihe ”Kanlı Pazar” diye geçti. Katliam Rusya işçi sınıfını ayağa kaldırdı. Ülkenin her yanı grev dalgalarıyla sarsıldı. “Kahrolsun istibdat” sloganı, grevlerin ve gösterilerin baş sloganı haline geldi. İlkbahara doğru köylü ayaklanmaları başlamıştı. Ayaklanma donanmaya da sıçradı. Başını Potemkin zırhlısı çekti. Toplumun ezilen tüm sınıf ve tabakaları ayağa kalktı.

Yurt dışında olayları dikkatle izleyen Lenin şöyle yazıyordu: ” Proletarya savaşıyor; burjuvazi sinsice iktidara yaklaşıyor. “Gerçekten yükselen devrimden ürken burjuvazi, Çarı anayasal ödüne zorluyor ve kitleleri devrim yolundan anayasal yola yöneltmeye çalışıyordu. Tabii söz konusu ödünler burjuvaziye iktidar yolunu açıyordu Ancak, kitleler, çarın ödünlerine kanmadılar, devrim yolunda ilerlemeye devam ettiler.

Çar, annesine yazdığı mektupta durumu şöyle açıklıyordu: “ Tüm ayak takımı sokaklara döküldü, ayaklanma açıkça ilan edildi ve sanki kimse aldırış etmedi … Haberleri okudukça hasta oluyorum …. Ama bakanlar hızlı kararlar alacakları yerde, yalnızca ürkmüş tavuklar gibi bir araya toplanıyorlar ve bakanların ortaklaşa hareket etmesini sağlamaktan söz ediyorlar. . . : Tamamen dağılmış bir yönelim cihazıyla bir devrimin ortasındayız ve esas tehlike de burada işte.”

Kabaran devrim dalgası, Aralık 1905’te doruk noktasına yükseldi. S.Petersburg Sovyetine Menşevikler egemendi. Burada siyasal genel grev, ayaklanmaya dönüştürülmedi. Moskova Sovyeti Bolşeviklerin yönetiminde idi. 18 Aralıkta Petersburg Sovyeti tutuk¬lanınca, 20 Aralıkta Moskova Sovyeti ayaklanmayı başlattı. Sekiz bin silahlı işçi dokuz gün Çarın kuvvetlerine karşı kahramanca dövüştü. Askerlerin ayaklanmaya katılmayışı ve ayaklanmanın Moskova ile sınırlı kalışı yüzünden yenilgi kaçınılmaz oldu

Ayaklanma sırasında Stalin yoldaş Kafkaslarda bulunuyordu. Mücadelenin en uzun sürdüğü ve en çok başarıların elde edildiği alan, Kafkaslar idi. Stalin yoldaşın yönetiminde Alvabar basımevi kesintisiz çalışıyordu. Ayaklanma çağrıları basılıyor, Kafkaslarda dağıtılıyordu. Bu bölgede Menşevikler çoğunlukta olmasına rağmen, başta Stalin yoldaş gelmek üzere kararlı Bolşeviklerin önderliği sayesinde Kafkaslar, devrimin hareketli alanlarından biri oldu. 1905 devriminin deneyimi devrimin çırağını daha da olgunlaştırdı. O, artık Kafkasyanın tartışmasız bir önderiydi. O, artık Rusya devriminin bir kalfası idi. 1905 devrimci günlerinde Stalin yoldaş şöyle anlatıyor:

“Koba yoldaş (Stalin) kürsüye çıktı ve dinleyicilere seslendi: ‘Sizi açıkça uyarmam gereken kötü bir alışkanlığınız var’ dedi. ‘Kürsüye kim çıkarsa çıksın, ne söylerse söylesin, hepsini yürekten bir alkışla karşılıyorsunuz ‘Yaşasın özgürlük’ deniyor, alkışlıyorsunuz. Bu elbette çok doğru bir şey. Ama birisi çıkıp da ‘Kahrolsun Silahlar!’ dediği zaman gene alkışlıyorsunuz. Acaba silahsız bir devrimin başarıya ulaşma şansı olabilir mi, ‘Kahrolsun Silahlar’ diye bağıran bir kimse acaba nasıl bir devrimcidir. Bunu söyleyen konuşmacı bir devrimci değil, bir Tolstoycu olsa gerek. Ama neci olursa olsun, bir devrim düşmanıdır, halkın özgürlüğünün düşmanıdır … Kazanmak için gerçekten neye gereksinimimiz var? İç şeye. Bunu iyi kavrayalım ve akıldan çıkar mayalım: Birincisi silah, ikincisi silah, üçüncüsü gene silah! “

Stalin yoldaş, 1905 Kasımında RSDİP Kafkasya Federasyonunun Bolşevik Konferansını yönetti. Aralıkta Finlandiya’da Tüm Rusya Konferansına katıldı. Leninle burada ilk kez yüz yüze geldi. Konferansın yönetici politik komitesinde Lenin’le birlikte çalıştı. Lenin Petersburg’a, Stalin Kafkaslar1a gitti. Kendi alanlarında ayaklanmalara önderlik edeceklerdi.

Devrim yenilgiye uğramış, azgın gericilik yılları gelip çatmıştı. Yılgınlık rüzgarı parti saflarında yavaştan yavaşa esiyordu. Ama iki önderde en ufak bir sarsıntı belirtisi görülmedi. Lenin ve Stalin. Onlar, 1905 devriminden gereken dersleri çıkarmışlardı. Çarlığın temellerinden sarsıldığını tespit ettiler ve geleceğe güvenle baktılar. Gelecekteki görkemli ayaklanmaların koşullarını hazırlamak için sarsılmaz bir inançla devrimci faaliyete sarıldılar. Onlar 1905 devriminin yenilgisini başlıca iç koşula başladılar: Birincisi, ayaklanmanın olduğu yerlerde saldırı değil, savunma savaşı verilmişti. İkincisi, Askerlerin ayaklanmaya katılışı sağlanamamıştı. Üçüncüsü, birbirinden kopuk köylü ayaklanmaları birleştirilip kentteki ayaklanmalara bağlanamamıştı. Gelecekteki ayaklanmalar bu zaaflara düşmeksizin, hedefe doğru yürüyecekti. Stalin yoldaş şöyle diyordu : “Ayaklanmanın zafere ulaşması için birleşik bir parti, bu parti tarafından örgütlenen silahlı bir ayaklanma ve bir saldırı politikası gereklidir.”

1905 devriminin ateşiyle Menşevikler sola kaymıştı. Çarpışmalara katılma ve şehitler vermeyle de belli bir itibar kazanmış¬lardı. Öte yandan çarlığın zulmü ağırlaşmıştı. Bu koşullar parti saflarında birlik eğilimini geliştirdi. Lenin, Stalin ve di¬ğer Bolşevik önderler Menşeviklerle bir birliği olanaklı görmüyorlardı. Ancak, onların yalnızca gerçeği görmeleriyle sorun çözülemezdi. Onbinlerce parti kadrosunun bu gerçeği kavraması gerekirdi. Kendi deneyimleriyle gerçeği kavramalarına yardımcı olmak için, Bolşevik önderler, birlik isteğine katıldılar. 1906 Nisanın da Stokholm’de birlik konferansı toplandı. Menşevikler liberallerle birliği önerdiler ve kapitalist demokrasinin sosyalizmin önünü açacağını savundular. Stalin yoldaş konferansta Menşevikleri şöyle yanıtladı:” Proletaryanın hegemonyası mı; yoksa demokratik burjuvazinin hegemonyası mı işte partinin içindeki sorun budur, ayrıldığımız nokta budur. ” Bolşevikler toprağın millileştirilmesini savundular. Menşevikler ise belediyeleştirilmesini savundular. Menşeviklerin toprak programı köylüleri devrimden caydırmanın etkeniydi. Ve yine Menşevikler Duma’yı, demokratik devrimin bir ürünü sağlayarak ona sarıldılar. Bolşevikler ise Duma’yı, otokratik rejimin bir unsuru saydılar, çarlıkla birlikte tarihe gömülmesi gerektiğini savundular. Birlik konferansında Menşevikler alır bastı, oportünist kararlar alındı.

Ancak Bolşevikler yılmadılar. Yerel ör¬gütleri kazanmak için Rusya sathına yayıl¬dılar. Stalin, Voroşilov ve Orconikidze, Kafkasya’ya gittiler. Stalin yoldaş, ” Şim¬diki durum ve İşçi Partisinin Birlik Konferansı adlı bir broşür kaleme aldı, Yerel devrimci gazetelere yazılar yazdı. Menşevik görüşlere karşı mücadele bayrağı açtı

1907 Mayısında Londra’da altıncı kongre toplandı. Kongre her konuda Bolşeviklerin zaferiyle sonuçlandı. Stalin yoldaş, Bir Delegenin Notları” adlı raporunda kongrenin tahlilini yaptı. Kongreden çıkan birinci sonucu şöyle saptadı:

” … Londra Kongresi, Rusya Sosyal-Demokrat İşçi Partisinin daha da birleştirilmesine ve sağlamlaştırılmasına büyük ölçüde yardımcı oldu.”

O, Kongreden çıkan ikinci sonucu da şöyle açıkladı:

“Kongre ‘Bolşevizmin, devrimci sosyal – demokrasinin, partimizin oportünist kanadı olan ‘Menşevizm üzerindeki zaferiyle sonuçlandı … Dolayısıyla, bundan böyle parti kesinlikle sosyalist proletaryanın sınıf politikasını izleyecektir. Bundan böyle proletaryanın kızıl bayrağı liberal hilebazların önünde düşürülmeyecektir. Proletaryaya asla yakışmayan entelektüel yalpalama ölümcül bir darbe yemiştir.”

Kongre’de Troçki orta-yol tutturarak Bolşeviklerle Menşevikleri uzlaştırmaya çalıştı. Kongre’den sonra yeni mücadeleler için Rusya sathına dağılındı. Stolopin’in gericilik dönemi başlamıştı. İdamlar, kurşuna dizmeler, zindanlara atmalar ve sürgüne göndermeler zirveye ulaştı. Karşı-devrimin beyaz terörü en şiddetli esintisini sürdürüyordu. Devrimci saflarda çözülmeler baş gösterdi. Devrime inançsızlık, dökülmeler, sık sık rastlanır olgular oldu. Çözülme, ön derler arasında da etkisini gösterdi. Tanrı arayıcıları çıktı, Marksizm’i revizyondan geçirmek isteyenler türedi. Menşeviklerin safında partiyi tasfiyeyi amaçlayan likidatörler çıktı. Bolşeviklerin içinde de, legal olanakları yadsıyan ve sonuçta partinin kitlelerden kopmasını savunan Otzovistler çıktı. Ama yine de çözülmeden en az etkilenen Bolşevikler oldu. Menşevikler ve öbür küçük-burjuva örgütler çözülmenin darbeleri altında derinden sarsıldılar. Menşevik Dan, bu durumu şöyle anlatmaktadır:

“Partinin Bolşevik kesimi kendisini çelikten bir disiplin ve birleştirici rehber kararlarla toparlanan bir savaş örgütüne dönüştürürken, Menşevik kesimin safları kavgalar ve gevşeklik içinde gittikçe daha vahim bir biçimde dağlıyordu.

Gericiliğin ağır koşulları, partiyi parasal yönden de bunalıma düşürmüştü. Aidat ve bağış yolları dumura uğramıştı. Parasal sorunun çözümü, partinin yaşamı için zorunlu bir etken olmuştu. Stalin yoldaş, sorunun çözümünü bulmakta gecikmedi. Kamulaştırma eylemine girilecekti. Çocukluğundan beri tanıdığı, Bolşevik sağlamlığına ve kamulaştırma eylemlerindeki yeteneklerine güvendiği Kamo’yu bu iş için görevlendirdi. Eylem 27 Haziran 1907’de Tiflis’te başarıyla gerçekleşti. Bir anda partiye 250 bin ruble sağlandı. Menşevikler Stalin’i bireysel soygunculuğu desteklemekle suçladı. Stalin yoldaş Menşeviklere şu yanıtı verdi. Bu tür olaylar politikamızın ayrılmaz bir parçası değildir, ama tehlikeli durumlar tehlikeli tedavileri gerektirir. Devrimci partiye sınırsız hizmet dışında bir ölçüt kabul edenler partiye katılmamalıdırlar.

Parasal sorunu çözen Stalin yoldaş Bakü’ye döndü. Voroşilov ve Orconikidze ile birlikte “Bakü İşçisi” adlı yerel devrimci gazeteyi çıkarmaya başladılar. Menşeviklere ağır darbeler indirdiler. Voroşilov Petrol İşçileri Sendikasının önderi oldu. Sendikanın etkinliği artınca, işverenler sendikaya

Ortak toplantıyı önerdiler.” Bakü işçisinden” işverenlerin önerilerini şöyle,” sendikanın tanınması, delegelerin serbestçe seçilmesi basının özgür olması koşulluyla evet”, işçilerin ezici çoğunluğu bu yanıtı destekledi. Atölye temsilcileri Konseyi Bolşeviklerin eline geçti. Bu mücadeleler kayıtlarda şöyle dile getiriliyor: “Rusya da gericiliğin kol gezdiği bir dönemde iki hafta boyunca, Bakü’de Bolşeviklerin önderliğinde bir işçi parlamentosu kuruldu. Bu parlamentoda, işçiler istemlerini saptadılar ve asgari programları için yaygın bir propaganda yürüttüler. ” İşçilerle patronlar arasında uzun bir mücadele başladı. Bu mücadele, önderlikte Stalin yoldaş birinci derecede rol oynadı. Gericilik döneminde ülkenin diğer yörelerinde politik hareketsizlik hü¬küm sürerken, Kafkaslarda politik kaynaşma kesintisiz sürdü. Kafkasya’da aralıksız dalgalanan mücadele bayrağı, yenik düşen Rusya emekçilerinin moral kaynağı oldu.

Stalin yoldaşın ikinci tutuklanışı, 25 Mart 1908’e rastlar. Sekiz ay Bakü hapishanesinde yattı. Hapishanenin ağırlaşan koşulları çelik iradesine en ufak bir etkide bulunmadı. Cezaevi zorbalığını karşı siya¬si mahkumların ayaklanmasına öncülük etti, Ayaklanma bastırıldı. Askerler iki sıra dizildi. Asker sıraları arasında geçen her mahkum, her askerden güçlü bir dipçik yiyerek cezalandırıldı, Stalin yoldaş, koltuğu¬nun altında bir kitap ve başı dimdik, askerlerin arasından yürüdü. Dipçik darbeleri altında hiç sendelemeden mağrur yürüyüşüy¬le geçip gitti. Hapis cezası bittikten sonra üç yıllık sürgün için Sibirya’ya gönde¬rildi. Stalin’in politik hasmı Semya, Bakü hapishanesindeki anılarını anlatırken şun¬ları söylüyor: “Geceleyin bir idamın infa¬zı beklenirken tüm hapishanenin tedirgin, uykusuz ve gergin olduğu bir sırada, Stalin sakin bir şekilde uzanır yatardı . Kafkaslarda genellikle bir ikinci Lenin olarak nam salmıştı, önde gelen Marksizm uzmanı olarak görülüyordu.”

1909 Haziranı, Stalin yoldaşın ikinci kez sürgünden kaçışının tarihidır. Önce St.Petersburg’a geldi, oradan da Bakü’ ya geçti. Menşevikler teslimiyeti yayıyorlardı. ” İşçiler silaha sarılmamalıydı “, ” İşçiler devrime önderlik edemez. Bu bir burjuva devrimidir ve burjuvazinin önderliğinde olmalıdır” diyorlardı. Stalin yoldaş teslimiyete şu yanıtı verdi: “Gelecek sefer daha fazla silahımız olacak ve daha iyi dövüşeceğiz. Devrime işçiler önderlik etmelidir, çünkü müttefikleri olan köylülerle birlikte geleceği elinde tutan onlardır. O, Troçki’ye karşı ilk mücadelesini ” Kafkaslardan Mektuplar ” isimli yazıları ile başlattı. Partinin merkezi yayın organında basılan bu mektuplar Lenin’in övgüsünü kazandı.

Stalin yoldaşın üçüncü tutuklanışı, Mart 1910’da oldu. Bakü hapishanesinde altı ay yattıktan sonra Sibirya’ya sürgüne gönderildi. 1911 yazında sürgünden üçüncü kaçışını gerçekleştirdi. St. Petersburg’a giderek hızla örgütleme faaliyetine sarıldı. Önündeki ivedi görevler, toplanacak parti konferansının ön hazırlıklarını tamamlamak, legal bir gazetenin çıkarılmasını sağlamak, Rusya’daki pratik faaliyeti yürütmesi için illegal parti merkezinin oluşumunu sağlamaktı. Bu görevlere istekle sarılırken, Eylül 1911’de dördüncü kez tutuklandı. Bu tutuklanışa çok öfkelendi. Konferans toplanmak üzereyken eli-kolu bağlı kalmıştı.

Prag da 1912 Ocağında toplanan konferans, önemli kararlar aldı. Menşevikler ve Troçkistlerle örgütsel bağ koparıldı. Lenin bunların artık yol arkadaşları sayılamayacağını, parti düşmanı konumuna düştüklerini belirtti ve partiden ihraçlarını en hararetlice savundu. Artık, “Ne Yapmalı?” da önerilen Bolşevik tipte parti yaratılmıştı. Konferansta Merkez Komitesine bağlı Rusya bürosu oluşturuldu. Bu büro, Rusya’daki tüm pratik faaliyetten sorumluydu. Bu büronun sorumluluğuna sürgündeki Stalin yoldaş getirildi. Konferans kararlarının Ve yeni görevinin kendisine bildirilmesiyle Orconikidze görevlendirildi.

BOLŞEVİK PARTİNİN PRATİK KOMUTANI

O artık Rusya devriminin önderlerinden biri ve Bolşevik Partinin pratik komutanı olmuştu. O, hem teorisyenliğiyle, hem örgütçülüğü hem de eylemciliğiyle bu yüce görevi hak etmişti. Böyle bir göreve atanışı, yıllarca süren azimli bir çalışmanın ürünüydü. Devrime sunduğu sınırsız fedakarlık ve bağlılıkla, yoldaşların da sarsılmaz bir güven yarattı ve bu büyük göreve onlar tarafından getirildi.

Orconikidze’den gelişmeleri öğrenen Stalin Yoldaş, yerinde duramaz oldu. 1912 Şubatının zorlu kışında her çeşit tehlikeyi göze alarak sürgünden dördüncü firarını gerçekleştirdi. ST. Petersburg’e gelerek Prag Konferansı’nın kararlarını var gücüyle hayat geçirmeye koyuldu. Legal gazetenin bir an önce çıkması için daha büyük bir enerjiyle işe sarıldı.

Ne var ki, sıklaşan polis takibi işlerini aksatıyordu. Hele partinin kendisine en çok ihtiyaç duyduğu bu koşullarda polise yem olmayı hiç de istemiyordu. Gizliliğe dikkat kesilerek faaliyeti ilerletmeye çalıştı. Merkez Komitesindeki Malinovski’nin polis ajanı olduğunu bilemezdi. Pravda çıkmak üzereyken, Sibirya ‘da kıvılcım parladı. Lena altın madenlerinde greve giden işçilere Çarın askerleri kurşun yağdırdı, yüzlerce işçi katledildi. Bu katliam Rusya isçi sınıfını ayağa kaldırdı. Devrimci kıvılcımı bir anda büyük bir yangına dönüştü ve tüm ülke sathına yayıldı. Eski sessizlik tarihe gömüldü. Stalin yoldaş katliamın etkilerini şöyle anlattı: ” Lena günleri bu pis kokulu bataklığın tepesinde bir fırtına gibi patladı ve herkesin gözü önüne yeni bir görünüm getirdi. Stolopin rejiminin o kadar sağlam olmadığı anlaşıldı. Duma, yığınlar arasında nefret uyandırmış ve işçiler ile yeni bir devrim için savaşa atılacak yeterli gücü biriktirmişlerdi.”

Pravda 22 Nisan 1912’de çıktı. Aynı gün Stalin yoldaş beşinci kez tutuklandı ve Sibirya’ya gönderildi. Ama, O arayı, fazla uzatmadan bir yolunu bulup beşinci firarını gerçekleştirdi. Tam zamanında Dördüncü Duma seçimlerine yetişti ve Bolşeviklere önderlik etti. Bolşevikleri temsilen altı milletvekili Duma’ya girdi. Hepsi de işçi kökenliydi. Onların Duma Menşevik grubuyla birleşme önerisine Stalin yoldaş karşı çıktı. Günlerce Bolşevik milletvekilleriyle toplantılar yaparak önerinin yanlışlığına onları iknaya çalıştı. Sorunun kesin çözümü için, Parti Merkez Komitesiyle milletvekillerinin ortak toplantısını Rusya sınırındaki Krakov’da yapmayı başardı. Böylece sorun çözümlendi. Stalin yoldaş hemen Rusya’ ya dönmedi. İki ay Krakov ve Viyana’ da kaldı. Bunu bizzat Lenin istemişti. Lenin’le tam üç hafta birlikte kaldı ve çeşitli sorunlar tartıştı. Gündemdeki baş sorun, ulusal sorun idi. Dünya ve ülke koşulları bu sorunu öne geçirmişti. İki lider toplanan belgeler üzerinde tartıştılar, bu konudaki fikirlerini derinleştirdiler . Stalin yoldaşın “Marksizm ve ~illi Mesele” adlı yapıtı bu sırada yazıldı. Gorki’ye yazdığı mektupta Lenin şöyle diyor: ” Ulusal sorunu ciddiyetle ele alma vaktinin geldiğinde seninle aynı kanıdayım. Burada yanımızda, Avusturya’yla ilgili ve öteki bütün malzemeleri toplamış ve bu konuda büyük bir yazı hazırlamaya girişmiş bulunan harika bir Gürcü var.” Lenin, 192l’de Stalin için ”bizim çetin cevizimiz” diye söz etmiş ve şöyle demişti: Politik Büro çok araştırılması gereken bir sorunla karşılaştı mıydı, görev Stalin’e verilirdi.” Sonra ki yıllarda partide daha yüksek görevler alan Stalin yoldaş, devrimin her sorununda bir otorite haline geldi. Ama özellikle ona, ulusal sorun ve sömürge sorununun bir uzmanı demekle bir gerçek dile getirilmiş olur. Partinin Kongre ve Konferanslarıyla Merkez Komitesinin genişletilmiş toplantılarında ulusal sorunla ilgili raporlar hep Stalin yoldaş tarafından kaleme alınırdı.

Rusya’ya dönen Stalin yoldaş, merkezi, büroda yer alan Sverdlov’la birlikte örgütsel faaliyete hız verdi. Lakin polis her ikisinin peşinde idi. Malinovski heri kişinin örgütsel konumunu polise bildirmişti. Stalin yoldaşın altıncı tutuklanışı 23 Şubat 1913’te oldu. 1914 yılı başlarında dört yıllık sürgün için Sibirya’nın Kuzey Kutbu dönencesi içine gönderildi. Düşman bu kez, O’nu elden kaçırmamaya yeminliydi. 1917 şubat Devrimine kadar Stalin yoldaş, buzullarla kaplı bu ıssız dünya köşesinde kalmaya mahkum edildi.

Kaldığı Kareyka köyüne bir süre sonra Sverdlov da sürgüncü olarak geldi. Emperyalist savaş, başlamış, bütün şiddetiyle sürüyordu. Stalin yoldaş sürgün kampında savaşan çözümlemesini yaptı, emperyalist niteliğini vurguladı. Görevin, emperyalist savaşı iç savaşa dönüştürmek olduğunu belirtti.

Nihayet Lenin’in savaşı Avrupa’dan Rusya’ya ulaşarak oradan da ıssız Kuzey Kutbunun sürgün kamplarına dek vardı. Mesajda Lenin, savaş, emperyalist olarak niteliyor, onu iç savaşa dönüştürme çağrısı yapıyordu. Mesaj sürgün kamplarını sevinç çığlığına boğdu.

Lenin’le Stalin’in değerlendirmeleri aynılık taşıyordu.

Şubat 1917 devrimiyle çar devrildi. Haber sürgün kamplarına ulaşır ulaşmaz çarın muhafızları ortadan kayboldu. Siyasi sürgünler gruplar halinde Batı’ya doğru yol almaya başladılar. Stalin yoldaş 12 Mart 1917’de St. Petersburg’a geldi. Ardından

Sverdlov geldi. Siyasi durum oldukça karışıktı. İkili iktidar yürürlükteydi. Bolşevikler açık tavır koyamıyor, el yordamıyla yürüyorlardı. Sorunun can alıcı noktası, ne biçimde ve ne nitelikte bir iktidar alternatifinin konması gerekti0i idi. Rusya’daki Bolşeviklerin kafası bu konuda açık değildi. Ama bir kişinin kafası bu sorunda oldukça berraktı. Bu Lenin idi. Lenin daha Rusya’ya gelmeden “Nisan Tezlerini hazırlamıştı. O’na göre, devrimin birinci aşaması (burjuva demokratik)tamamlanmış, ikinci aşaması (proleter sosyalist) başlamıştır. İktidarın biçimi, Sovyet Cumhuriyeti olacaktır. İktidarın niteliği ise işçi yoksul köylü ittifakına dayalı proletarya, diktatörlüğü olacaktır. Lenin, 3 Nisan 1917 de St. Petersburgla geldi. Nisan Tezleri bir bomba tesiri yarattı. Yalnızca Menşevikleri değil, Bolşevikleri de şaşkınlığa uğrattı. Lenin’in tezlerini hemen kavramak kolay değildi. Şaşkınlık, karasızlık Bolşevik Partisi’nde bunalım yarattı. Ama Lenin kararlıydı. Azınlıkta kaldığı taktir de, partiden ayrılıp yeni bir parti kurmayı bile göze almıştı. Kararsızlık iki hafta sürdü. İlk ikna olanlardan biri, Stalin yoldaş oldu. O, bu durumu şöyle anlatıver:

”Çarlık tarafından zindanlara atılıp sürgüne gönderilen ve Rusya’nın dört bir yanından yeni bir program hazırlamak üzere ancak bir araya gelebilen Bolşeviklerin, yeni durum içerisinde bir çırpıda yollarını bulamamaları hiç de şaşılacak bir şey değildir. Hatalı görüş açımı partinin çoğunluğuyla paylaştım ve Nisan ortalarına doğru Lenin’in Nisan Tezlerini benimseyerek hatalı görüş açımı tamamen terk ettim.”

PARTİNİN DEVRİMİN İKİNCİ ÖNDERİ..!

24 Nisan 1917 tarihinde partinin 7.Konferansı yapıldı. Konferans partinin Nisan tezlerini parti çizisi olarak onayladı. BU Konferansta

Stalin yoldaş Merkez Komitesi’ne seçildi. İlk kez burada oluşturulan politik büroya da seçildi. Bunun yanı sıra Pravda’nın yöneticiliğine seçildi.

– Merkez Komitesine yöneten üç sekreterden biride Stalin yoldaştı. Lenin’i, Stalin, Sverdlov, Çerniski idi. Dördü de olağanüstü özelliklere sahipti.

Stalin yoldaş O sırada 38 yaşında idi. sağlamdı, azimliydi, serinkanlıydı, dirayetliydi, insanları iyi tanırdı ve iyi görevlendirirdi, engin deneyime sahipti. Bu devrim aylarında onun ne gecesi ne de gündüzü belliydi. hummalı devrimci faaliyetten başını kaşıyacağına vakti yoktu. Ancak yorgunluktan bitkin düştüğü zaman bir-iki saatliğine kestiriyor o kadar.

O, komite toplantılarına katılıyor, yolculuklara çıkıyor, yazı kurulu toplantılarında bulunuyor, broşür ve dergilerin yayınlanmasını düzenliyor, yazılar yazıyor, mahalli örgütleyiciler, komiteler ve gruplarla toplantılar yapıyor, konferanslara katılıyor, merkez komitesi ve politik büro toplantılarına katılıyor ve işçilerin silahlanmasını örgütlüyordu.

3/Temmuz/1917 ‘de yarım milyon işçi asker ayaklanmak için sokaklara döküldü, ama daha ayaklanma vakti değildi. Çünkü Sovyetlerde Bolşevikler henüz azınlıktaydı, köylülüğün büyük kitlesi henüz Bolşevik, Partisi’ne dönüş yapmamıştı. Parti ayaklanmayı barışçıl gösteriye dönüştürmeyi kararlaştırdı. Bu zorlu pratik görevde en büyük rolü oynayan, yılların eylemcisi Stalin yoldaştı.

Fakat karşı-devrim gösteriyi bahane ederek Bolşevik Partisi’ ne saldırdı Petrograd ‘da Bolşevik avı başladı ve Pravda’nın matbaası param parça edildi. Lenin’ in ve Zinovyev’in Alman casusu olduklarına dair güçlü; bir kampanya başlatıldı. Parti hızla yer altına geçti. Pratikte partinin baş sorumluluk görevi Stalin yoldaşta somutlaştı.

Partinin Rusya çapındaki görevlerinden önder Lenin’in gizlenmesine kadar tüm görevler 0nda düğümlendi. Sarsılmadan hepsini yerine getirdi. Başkentte partiye bir karargah yeri ayarladı. Yeni bir matbaa ayarlayarak

“işçi ve Asker” adıyla Pravda’nın yayınını sürdürdü, Gizlilik koşullarında Partinin altınca kongresini topladı. Kongreye başkanlık etti. Düşman, Kongreyi tutuklamak için her yanı fellik fellik aradı: ama nafile. Yılların eylemcisi, en küçük bir açık vermedi. Kongrede Stalin yoldaş devrimin ivedi görevini şu sözlerle özetledi “Geriye tek bir şey, yani Geçici Hükümeti yıkarak iktidarı zor yoluyla ele geçirmek kalıyor. Ve iktidarı zor yoluyla ancak yoksul köylülerle ittifak halinde proletarya ele geçirebilir.”

Aslında karşı-devrimin Bolşeviklere saldırısı, onun güçlülüğünün kanıtı değildi. Tam tersine, zayıflığının işaretiydi.

Çünkü Bolşevikler her geçen gün güç topluyorlardı. Bu saldırı, Menşevikler ile, Sosyalist Devrimcilerin karşı-devrimciliğini gösterdi, Bu saldırıdan cesaret alan burjuvazi daha da kudurganlaştı. Askeri bir diktatörlük kurmak amacıyla 27 Ağustos ‘ta General Kornilov Petrograd üzerine yürüdü. Kerenski bir manevra yaparak Kornilov’a karşı çıktı Bolşevik Partisi Kornilov’a karşı savaş çağrısı yaptı. İşçiler silahlandı,. Kızıl Muhafız birlikleri kuruldu. Devrimci askeri birlikler Kornilov’ a karşı savaş nizamına girdi. Kornilov birliklerine ajitatörler yollandı. Bu mücadelelerin başkomutanı Lenin’ le sürekli haberleşme halinde olan Stalin yoldaş idi. O’nun mücadele sanatı her yerde başarılı ürünler veriyordu, Kornilov’ un hareketi bastırıldı. Kitleler hızla Bolşeviklere yöneldi. Petrograd’ın, Moskova’nın, ve diğer büyük şehirlerin işçi Sovyetlerinin Bolşeviklerin denetimine girdi

. Ayaklanmanın koşulları hızla ” olgunlaşıyordu.

Stalin yoldaş, Finlandiya’ya Lenin’i görmeye gitti. İki önder mevcut durumu gözden geçirdiler ve ayaklanma üzerine fikirler oluşturdular. Artık ayaklanma planı hazırdı. Stalin yoldaş Petrograda, döndü. Merkez Komitesi beş kişilik bir Askeri Devrim Komitesi kurdu. Komite tüm Rusya’daki ayaklanmadan sorumluydu, Komitede, Stalin, Sverdlov, Buhnov, Yuritski ve Cerjinski de oluşuyordu. En önemli sorun, silah teminiydi.. Stalin yoldaş onu da çözmeyi başardı. Putliov silah fabrikasının Bolşevik delegesiyle görüştü. Petrograd Sovyeti adına beş bin. tüfeklik istekte bulundu. Beşyüz. militan işçi Putliov silah fabrikasının kapısına dayandı: Sıkıysa vermesin, Beş bin tüfeğin teslimi sektirilmeden yerine getirildi. Ayaklanmanın hazırlıkları hızla tamamlandı

25 Eylülde Lenin Finlandiya ‘dan gizlice Petrograd’a geldi. 28 Eylülde merkez komitesi -toplanarak tarihi kararını aldı. Kararda şöyle diyordu; “Ayaklanmanın. kaçınılmaz olduğunu ve zamanının geldiğini düşüren merkez komitesi. partinin örgütlerine bu görüşün ışığında ayaklanmayı yönetmeleri ve bütün pratik sorunları tartışmaları karara başlamaları talimatını verir.

Nihayet sosyalist dünyanın yaratıcısı görkemli ekim devrimi, gelip kapitalist dünyanın kapısına dayandı. Tarihi ayaklanma başlamıştı. Zaten kapitalist Rusya aylardır sosyalist Rusya’nın sancılarıyla kıvranıyordu. Lenin ve Stalin’in komutasındaki ayaklanma bu doğumun oldu ve Leninin ölümünün ardında sosyalizmin inşası görevine Stalin yoldaşın önderliğinde Bolşevik partisi önderlik yaptı. Stalin yoldaşın önderliğinde Sovyet halkları hem içeride hem de dışarıda büyük başarılar elde etti. Sosyalizmin inşasını güçlendirerek yoluna devam etmesi yanında Hitler faşizmin sosyalist anayurdu işgal ederek yok etme saldırısına karşı güçlü anayurt savunmasını sosyalist iktidarını ayakta tutmak için anti-faşist savaşa önderlik ederek Sovyet halklarını kendi sosyalist iktidarlarını koruyup ayakta tutmak için örgütleyip, doğru devrimci taktikler ortaya koyarak ve savaşın başında yürüyerek Hitler faşizmini tarihin derinliklerine gömerek dünyada yeni devrimlerin önünü açtı ve sosyalist iktidarı güçlendirerek 2.dünya savaşımında başarıyla çıktı. Devrim ve sosyalizmin önderlerinden birisi olan Stalin yoldaş 21 Aralık 1879’da,Gürcistan’ıda yaşama merhaba derken 5 Mart 1953 yılında yaşama veda etti. Stalin yoldaşı yaşam merhaba dediği 142.yılında saygıyla anarken iyi ki doğdun Stalin yoldaş diyoruz.