“İşten Atmalara Karşı Doğu Yılmaz’ın Direnişine Omuz Verelim !

Türkiye işçi sınıfı, 2018 krizinden bu yana büyük kıyım terörü yaşıyor. Kıyım öyle bir boyuta ulaştı artık, geçici tarım ya da inşaat işçiliğiyle fabrika işçiliği, hatta ağır sanayi işçiliği arasındaki bütün temel ayrımlar silinir oldu. Nasıl ve neden?

2018 den bu yana binlerce işçi kıyım terörü sonucu sokağa atıldı. İşçi kıyım terörü pandemi sürecinde aynı hızla sürdü. ‘İşsizlik 8.5 milyonu bulmuş durumda. Ki bunlar, büyük sanayi kompleksinden belediye temizlik işçilerine kadar her sektörü kapsıyor. Ayrıca kamu ya da özel sektör arasında kıyım terörü uygulamak bakımından pek fark yok.

İşçi kıyımı terörü, KİT’lerin özelleştirme, büyük işletme küçültme; bu arada işçi ücretlerini aşağıya çekme, sosyal haklar yükünü azaltma, ve kıdem tazminatı gibi sosyal hakları gasp etme; sendikasızlaştırma ve yeni sendi açma girişimlerini önleme gibi amaçlarla pervasızca uygulanıyor. Ekonomik ve sosyal gerekçeleri Saray iktidarınca gündemleşen kıyım terörü, görüldüğü gibi işçi sınıfına karşı ulusal ve uluslararası sermayenin toplu bir saldırısıdır.

İşçi kıyımı terörü politikası benimsendikten sonra, uygulama alanı son derece genişledi ve iş güvencesi ortadan kaldırıldı. Her sendikal örgütlülük, grev ve direnişin ardında sermaye sınıfa kıyım kılıcı sallıyor. Sınıfın kazanımları bir çırpıda yok edilir. Sokağa bırakılan işçilerin yerine asgari ücretle ve örgütsüz işçiler alınıyor ve böylece sınıfın bütün kazanımları bir çırpıda sıfırlanıyor.

Belediye işletmeleri, büyük hastaneler ve özel sektör sanayi işletmeleri, birçok şirkete ve bölüme ayrıldı. Buralar çalışan işçilerin “fazla”ları atıldı. Geride kalanlara ya taşeron işçiliği ya da işsizlik, yani sokak dayatıldı. Ya da çeşitli işkollarında çok ağır koşullarda ve düşük ücretle çalışan işçilerin yaşam koşullarını düzeltmek için mücadele etmenin aracı olarak sendikalaşmaya başlarlar. Durumu öğren patron, önce bu sürece önderlik edenleri kapıya koyuyor; diğer işçileri zorla-tehditle sendikadan istifa ettirilip; işçiler, direnişi sürdürürse tümünü işten atıyor. Yerlerine örgütsüz ve “örgütsüzlüğe razı” işsizleri asgari ücretle işe alınıyor. Atılan işçilerin ayları bulan direnişlerinin çok azı işe iadeyle biterken,-ki bu direnişler genelde bireysel bir zeminde sürüyor ve sendikalar pek işten atma direnişlerine sahip çıkmıyorlar. İşten atılan işçiler ordusuna katılanlara bazılarının tazminatları ödense de, patron sınıfı devletinde desteğiyle asıl amaçlarına ulaşmaktadırlar. Sendikayı işyerinden kovmuş ve asgari ücretli köleleri, üretim ordusuna kattılar. Böylece azami kar için, üç-beş yıllık “sorunsuz ortam daha elde edilmiş oluyor.

Değişik anlarda ve farklı durumlarda gerçekleşen kıyım terörünün acı sonuçlarını, işçiler, işçi aileleri ve ezilen sömürülen emekçi tabakalar yaşarken, iç ve dış sermaye sınıflarının çıkarı gerçekleşmiş oluyor.

Biliyoruz kıyım terörü sermayenin çıkarlarının bir gereğidir. Türkiye ve ve Kürdistan’da bütünüyle, sermayeyi koruyan yasalar acımasızca uygulanmasını faşist diktatörlük bütün kurumlarını işleterek sağlıyor. Kıyıma uğradığı için direnişe geçen işçi ve ailesi, karşısında önce polisi buluyor; arkasında dayak, işkence ve nihayet mahkemeleri. Bir yandan iş hakkı için savaşıyor ve mahkeme yoluyla da haklarını elde et ve çalışıyor; diğer yandan direnişin bedelini ödeyerek dayak ve işkenceden başka zindan ve hapis cezasına da uğruyor. Bütün bunlar, kapitalist düzenin sömürü çarkının işlemesinin aracı olan yasalar ve devlet cihazıyla gerçekleşmektedir.

Kıyım terörü öyle boyutlara ulaştı ki, hiçbir çalışanın iş güvencesi yoktur.

Sermaye, faşist Saray diktatörlüğün sunduğu ortamdan ve sarı sendikacılığın

ihanetinden yararlanarak taşeronlaştırma ve yasalar yöntemiyle kıyım terörünü ve sendikasızlaştırmayı pervasızca uyguluyor. Yemek Sepeti şirketi de işçi düşmanı yasalara dayanarak, sendikal örgütlülüğün önünü kapatarak kölece çalışmayı dayattı. reva görerek, karını büyütmeyi hedefliyor. Yemek sepeti patronları işçilere örgütsüzlüğü sefalet ücret asgari ücretle çalışmayı dayatıyor. Bunun için Yemek Sepeti patronu Doğu Yılmazı işten atarak, yemek sepeti işçilerine gözdağı vermeye ve böylece işçilerin toplu direnişe geçmelerini engellemeye çalışıyor. Yemek sepetinden işten atılan Doğu Yılmaz’ın direnişinin 2.gününde değişik demokrat kurumlar ve yemek sepeti işçileri dayanışma içinde oldular. Çünkü biliyoruz ki , Doğu Yılmaz’ın direnişinin başarısı ve yeniden işe dönmesi sınıfın başarısı olacağı bilinciyle, hareket ederek işçi kıyımı terörüne karşı sınıf dayanışmasını büyütelim ve sermayeye karşısında duralım.

Yaşasın Direniş Kahrolsun Kapitalizm.!

İşçi Kıyımı Terörüne Son, Direne Direne Kazanacağız.!