İstanbul’da ‘Özgürlük ve Demokrasi’ Newroz’u: ‘Artık somut adım atılmalı, belediye başkanları halkına kavuşmalı’..!

İstanbul’da bu yıl da Yenikapı Meydanı’nda düzenlenen Newroz kutlaması için şehrin dört bir yanından yurttaşlar erken saatlerde yola koyulup alana geldi. “Özgürlük ve Demokrasi Newroz’u/Newroza Azadî û Yekîtiya Demokratîk” şiarıyla gerçekleştirilen kutlama için halk, Aksaray metro, Marmaray ve Samatya yönlerinden meydana geldi.Yolculuk sırasında Kürtçe şarkılar söylenirken, metro çıkışından “Jin, jiyan, azadi” ve “Biji Newroz” sloganlarının yanı sıra zılgıtlar ve ıslıklarla alana gidildi.Alana girişler tek kapıdan gecikmeli başladı. İçeri girenler davul zurna eşliğinde “Bijî Newroz” sloganlarıyla halaya durdu. Birçok kişi kutlamaya Kürt kimliklerini yansıtan kıyafetlerle gelirken, bazı gençlerin yüzlerini sarı, kırmızı ve yeşil renklere boyadığı görüldü. Öte yandan girişte Yeni Yaşam ve Azadiya Welat gazetelerine polisler tarafından el konuldu.Meydanda kurulan platformun her iki tarafında LED ekranlar yerleştirildi; platforma Newroz şiarı ve “Jin, jiyan, azadi” sloganları asıldı.

Newroz ateşini Barış Anneleri yaktı

Newroz ateşini Barış Anneleri, konuşma yapacak siyasetçilerle birlikte tutuşturdu. Bur sırada kitleden alkışlar ve zılgıtlar yükseldi. Programda sahne alan sanatçı Suavi, Rojava’ya yönelik saldırılara tepki gösterdi ve birçok ezgiyi yurttaşlarla birlikte seslendirdi.

Vekiller ve polis arasında gözaltı arbedesi

Alandaki sahnenin yanında, protokol ve basına ayrılan bölümde bulunan bir direğe çıkmak isteyen bir genç, sahne yanındaki görevliler tarafından indirilirken, alana gelen polisler genci gözaltına almak istedi. Elinde hiçbir bayrak ya da döviz bulunmayan gence müdahale eden polislere vekiller ve DEM Parti İl Eş Başkanları tepki gösterdi. Tartışmalar sonucu gencin gözaltına alınması engellendi. Arbede sırasında DEM Parti Van Milletvekili Mahmut Dindar’ın eli kanadı.

Çınar: Bir buçuk yıldır somut adım göremiyoruz

DEM Parti İstanbul İl Eş Başkanları Arife Çınar ve Çınar Altan, kitleye hitap etti. Newroz’u kutlayan Çınar, “2026 Newroz’u Türkiye halkları ve Kürtler açısından önem arz etmektedir. Kürt halkının yürüttüğü mücadeleyle bugün bu topraklarda eşit ve özgür koşullarda yaşamın önü açılmıştır. Bir buçuk yıldır devam eden sürece baktığımızda somut adım göremiyoruz. Eğer iktidar ve devlet samimiyse bir an önce somut adımların atılması gerekir. Sayın Öcalan demokratik siyasetin yolunu açtı” diye konuştu.Çınar Altan da “Bu yılın Newroz’u milat olacak. Anamızın ak sütü kadar helal olan adil bir barışı ve özgürlüğümüzü kazanmak istiyoruz. Bundan sonra da mücadeleyle haklarımızı kazanacağız” dedi. Altan, Abdullah Öcalan’a ve tüm siyasi mahpuslara özgürlük istedi, “Yok sayılan kimliğimizi, zenginlerin servetine peşkeş çekilen alınterimizi, bugüne kadar bizden çalınan ne varsa hepsini tek tek geri alacak mıyız?” diye sordu. Kitle hep bir ağızdan “Evet” diye yanıtladı.

Hatimoğulları: Artık sözler, temenniler bitmeli

DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları konuşmasına “Her bîji İstanbul” diyerek başladı. Hatimoğulları şunları kaydetti:”Bu Newroz milyonların adalet, barış ve refah davetidir, talebidir. 21’inci yüzyılın Dehak’larına karşı devrimci Kawaların mücadelesiyle bir aradayız. Newroz’un direniş ve mücadele tarihi şahit olsun ki bizler bu coğrafyada, bu ülkede demokratik cumhuriyeti hep beraber inşa edeceğiz. 27 Şubat halkların ortak geleceğine atılmış çok önemli bir adımdır. Bu topraklarda yeni bir başlangıç yapıyoruz. Eşitliğin, özgürlüğün ve kardeşliğin başlangıcını yapıyoruz. Artık yaraları konuşmak değil, yaraları sarmak zamanıdır. Çatışma değil müzakere, inkar değil demokratikleşme diyoruz. Biz demokrasi ve adaletin güçlendirdiği onurlu bir barıştan yanayız. Bu ülkeye gerçek bir hukuk gelmeli, gerçek bir adalet işlemeli. Artık otoriter dil susmalı. Demokratik siyasetin dili konuşmalıdır. Barış sürecinde sözler artık bitmeli, temenniler bitmeli, somut adımlar atılmalıdır.”

“Amed barışa, İstanbul demokrasiye adaletle ulaşır”

“Amed’in barış talebi, İstanbul’daki demokrasi talebinin kendisidir. Amed, İstanbul’un ikizidir. Bir elmanın birbirinden ayrılmaz iki yarısıdır. Amed’in barışının, İstanbul’un demokrasisinin yeri, mahkeme salonları olamaz. Amed barışa, İstanbul demokrasiye adaletle ulaşır. İstanbul Belediye Başkanı Sayın Ekrem İmamoğlu bugün hapiste. Sizler İstanbul’un yurttaşları olarak, Kürtler, Türkler ve bütün halklardan insanlar olarak sevgili Figen Yüksekdağ’ın, sevgili Selahattin Demirtaş’ın hapiste olmasını kabul ediyor musunuz? Ankara halkın sesini duymalı. Artık bu hukuksuzluklar son bulmalıdır. Kayyımlar gitmelidir. Belediye başkanları tutuksuz yargılanabilir. Cezaevindekiler derhal bırakılmalı. Belediye başkanları, belediye eş başkanları derhal görevlerine iade edilmelidir. Halkına kavuşmalıdır.”

“Yasal adımlar atmalı”

“Newroz meydanından çağrımızı yapıyoruz. Çağrımız iktidara ve devletedir. Yasal adımlar atmalıdır. Kalıcı bir için Sayın Abdullah Öcalan’ın özgür yaşar ve özgür çalışır bir pozisyona gelmesi sağlanmalıdır. Newroz’un ortaklaştığı slogan ‘Sayın Abdullah Öcalan’a özgürlük’ sloganıdır. Bir çağrımız muhalefetedir. Rota belli, elinizi taşın altına koyun. Bir çağrımız toplumadır. Gelin bütün Türkiye sokaklarını barış talepleriyle yankılandıralım hep beraber.”

Ortak bildiri okundu: “Çözüm işgalde ve tehdit siyasetinde değil halkların eşitliğindedir”

Kutlamada İstanbul Emek, Barış ve Demokrasi Güçlerinin ortak Newroz bildirisi okundu. Bildiri özetle şöyle:”Bugün bu ateşi savaşın, yoksulluğun, gericiliğin, ayrımcılığın ve halkları birbirine kırdıran düzen siyasetinin karşısında yakıyoruz. Newroz’un isyanını da umudunu da emek, barış ve demokrasi mücadelesiyle buluşturuyoruz.Ortadoğu uzun süredir savaşların, işgallerin, emperyalist müdahalelerin ve gerici kuşatmanın altında tutuluyor. Filistin’de süren yıkım, Suriye’de halklara dayatılan karanlık, Rojava’ya dönük saldırılar ve İran’a yönelik savaş politikaları bir kez daha gösteriyor ki bu coğrafyanın ihtiyacı daha fazla bombardıman, daha fazla tehdit, daha fazla mezhepçilik değil, halkların eşitliği, barışı ve özgür iradesidir.Suriye’de Kürt halkına ve Alevilere yönelen saldırılar, mezhepçi ve gerici siyasetin halklara nasıl bir yıkım dayattığını açık biçimde ortaya koymuştur. Rojava’da halkların ortak yaşam iradesini, kadınların özgürlük mücadelesini ve eşitlik temelinde kurulan demokratik yaşamı hedef alan saldırıların karşısındayız. Halkların güven içinde, eşit ve özgür yaşayabildiği bir gelecek, bu bölgedeki gerçek barışın tek yoludur.İran’a yönelik emperyalist ve siyonist saldırganlık, bütün bölgeyi daha büyük bir savaşın eşiğine sürüklüyor. Bu müdahaleler halklara özgürlük değil ölüm, yoksulluk, baskı ve istikrarsızlık getiriyor. Ortadoğu’da çözüm işgalde, bombardımanda ve tehdit siyasetinde değil halkların kendi kaderini tayin hakkındadır, eşitliğindedir, kardeşliğindedir.Ülkemizde ise emekçiler derinleşen yoksulluk, güvencesizlik ve hayat pahalılığı altında yaşamaya zorlanıyor. İşçilerin, kamu emekçilerinin, emeklilerin ve işsizlerin yaşam koşulları her geçen gün ağırlaşırken ücretler eriyor, sendikal haklar baskı altına alınıyor, grev hakkı fiilen ortadan kaldırılıyor, kamusal kaynaklar sermayeye aktarılıyor. Bir avuç ayrıcalıklı kesim daha fazla kâr etsin diye milyonlarca insan yoksulluğa ve geleceksizliğe itiliyor.Baskı yalnızca ekmekte değil, haklarda da büyüyor. Halk iradesine dönük müdahaleler, kayyım rejimi, seçme ve seçilme hakkını hedef alan girişimler, yargının siyasal baskı aracına çevrilmesi, üniversitelerde ve toplumsal yaşamın her alanında derinleştirilen kuşatma kabul edilemez. Demokrasi yalnızca sandığa indirgenemez. Demokrasi; halkın iradesinin tanınmasıdır, örgütlenme özgürlüğüdür, eşit yurttaşlıktır, baskı rejimine karşı toplumsal yaşamın savunulmasıdır.Kadınların eşitlik ve özgürlük mücadelesiyle gençlerin gelecek mücadelesi, işçilerin ve kamu emekçilerinin insanca yaşam kavgasıyla halkların barış ve eşit yurttaşlık talebi birbirinden ayrı değildir. Erkek egemenliğine, şiddete, gericiliğe, kadınların yaşamını kuşatan politikalara boyun eğmeyeceğiz. Gençleri umutsuzluğa, kadınları güvencesizliğe ve şiddete, emekçileri yoksulluğa mahkûm eden bu düzene teslim olmayacağız.
Biz; laikliğin, demokrasinin, barışın ve halkların eşitliğinin savunulduğu, herkesin diliyle, kimliğiyle, inancıyla özgürce yaşayabildiği, emekçilerin yoksulluğa mahkum edilmediği bir ülkenin ve bir dünyanın mümkün olduğunu biliyoruz. Newroz’un tarihsel mirası bize bunu hatırlatıyor: Hiçbir karanlık sonsuz değildir.Newroz’un direnişini de umudunu da büyüteceğiz. Birlikte direneceğiz. Birlikte kazanacağız.”

Özgür Özel’den mesaj: “Kurtuluş yok tek başına, Newroz pîroz be”

CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in Newroz mesajı İstanbul’daki kutlamalarda da okundu. Özel’in mesajı şöyle:”Bugün yakılan her ateşte, durulan her halayda, tutulan her elde; dünün acılarını unutmadan, yarının umudunu kalplerimizde yeşertiyoruz. Direnmekten değil ama çatışmalardan, düşmanlaştırmalardan, ötekileştirmelerden yorulmuş olan halkımızın üstündeki kara kışın yükünü atmak için artık tek çare barıştır. Zalim zulmünden vazgeçmez, geçmeyecektir. Ama biz bir arada durdukça, barışa ve adalete sıkı sıkı sarıldıkça, zalimin kaderi mutlak yenilgidir.Bu yılın Newroz’u Ramazan Bayramı ile birleşmiştir. Ramazan orucu, komşusu açken tok yatmayı reddeden bir inancın ifadesidir. Komşusu ağlarken gülen, kardeşi zulüm ve bombardıman altındayken mutluluk naraları atanlar bu irfana sahip değildir. Suriye’deki Kürtlerin gözyaşına gülen, acısına sevinenler de bizden değildir.CHP şiddetin karşısında, çözümün ve barışın yanındadır. Kürtleri ve Türkleri birbirine kırdırmaya niyet eden anlayışın bizim nazarımızda hükmü yoktur. Bilin ki; kendi siyasi menfaati için, bu milleti bölen, kutuplaştıran, düşmanlaştıran kim varsa o sizden değil, zalim Dehak’lardan yanadır.1 yıl önce, 19 Mart 2025’te yapılan sivil darbe yalnızca CHP’ye karşı yapılmamıştır. Bu ülkenin barışı ve çok partili demokratik sistemi hedef alınmıştır. Bu darbeyle; Kürtlerin belediye meclislerinde kendi kimlikleriyle temsil edilmelerini suç sayan ‘Kent Uzlaşısı’ davaları hâlâ sürmekte, kayyım uygulamaları hala devam ettirilmektedir.CHP; eşitliğin, adaletin ve çok partili siyasi rekabetin sonuna kadar yanında durmaya devam edecek, Kürtlerin barış umutlarının siyasi pazarlık konusu yapılarak heba edilmesine de asla izin vermeyecektir. Eşitlik içinde, onurlu yurttaşlar olarak bu ülkede hep beraber yaşayacağız! Bizim baharımız, bizim Newroz’umuz budur! Kurtuluş yok tek başına ya hep beraber ya hiçbirimiz! Newroz pîroz be!”

Öcalan’ın Newroz mesajı okundu

Abdullah Öcalan’ın dün Diyarbakır’da okunan Newroz mesajı İstanbul’daki kutlamada da okundu. Öcalan mesajında, “Kültür yaratan bir bölge olan Ortadoğu’nun, hegemonik güçlerin elinde bir savaş alanına dönüştürülmesine fırsat vermeyelim” çağrısında bulundu. Ayrıca “Newroz vesilesiyle bu yılı tüm Ortadoğu halkları için gerçek bir özgürlük yılına çevirmek, halkların dostluk ve dayanışma geleneğini egemen kılmak bizim elimizdedir” dedi.

Diyarbakır’da ‘Özgürlük ve Demokrasi’ Newroz’u: ‘Sıra barış yasalarında, sıra devlette ve iktidarda’
Tuncel: Tüm yoldaşlarımıza özgürlük talep ediyoruz

Özgür Kadın Hareketinden (TJA) Sebahat Tuncel, beraberindeki kadınlarla birlikte sahneye çıktı. Newroz’u kutlayan Tuncel “Artık özgür olmak istiyoruz. Kürt olduğumuz için sömürülmek istemiyoruz. Kadın olduğumuz için katledilmek istemiyoruz. En son 2015 Newroz’unda buradaydım. Sırrı Süreyya Önder ve Selahattin Demirtaş ile birlikte bu alandaydım. Yaptığımız konuşmalardan dolayı yargılandık. Sevgili Önder, Kürt halkıyla dost olmayı bildi. Belki o barışı görmedi ancak barış için çok emek harcadı. Sevgili Demirtaş da yargılandı. Figen Yüksekdağ, Leyla Güven ve nice yoldaşımız cezaevinde. Bir kez daha tüm yoldaşlarımıza özgürlük talep ediyoruz. Bir sonraki Newrozu hep birlikte kutlamak istiyoruz. Bir sonraki Newroz’da Amed’de Newroz ateşini Başkan Apo ile yakmak istiyoruz. Devletin üzerine düşen sorumluluklar var. Demokratik siyasetin önünü derhal açmaları gerekir. Hukuki güvenceler yerine getirilmeli. Bir sonraki bayramda yoldaşlarımızla buluşmak istiyoruz. Gerilladan gelenlerle buluşmak istiyoruz. Hukuki adımlarını atın diyoruz” diye konuştu.

Beştaş: Öcalan’ın yeri cezaevi değil halkının yanıdır

“Artık İstanbul Amed’dir, Amed İstanbul’dur” diyen HDK Eş Sözcüsü Meral Danış Beştaş da “27 Şubat özgürlüğe giden yolda bir dönüm noktasıdır. Sayın Öcalan’a selam gönderiyoruz. Önderliğin yeri cezaevi değil, halkının yanıdır. İmralı’nın kapıları açılsın diyoruz” çağrısında bulundu. Beştaş, mahpus siyasetçilerin özgürlüğünü isteyerek, “İstanbul’u İstanbullular, Mardin’i Mardinliler, Yozgat’ı Yozgatlılar yönetsin” dedi.Yenikapı’daki Newroz kutlaması, Koma Amed’in ezgileriyle son buldu.