Işık Zulme İsyanın İşkencede Direnmenin Adıdır Maksut Tepeli..!

“Kayıp

Direniş, destan yazarken zindanlarda

Sloganlar yırtarken sessizliğini

Plaza Del Mayo’nun

Ben vardım bebelerin ilk gülüşlerinde

Namluya mermiyi süren de bendim

Düştüğünde müfreze it pususuna

Çocuğunu emziren ananın umudunda,

İlk aşk, ilk heyecan

Genç kız utangaçlığında

Göz kırpan yine bendim aydınlıklara

Emeğin adımları aşarken yolları,

Tereddütsüz,korkusuz ve kararlı

Bir elim pankartı kavradı

Nöbetler tuttum sabahlara dek

Barikatlarda

Gece ayazdı.

Oysa ne kadar emindi

Öldürdüğünden beni.

Elinde çelik teli ile

Çöktüğünde boğazıma

Kara gömlekli it dölü

Kurşunlar saplandıkça bedenime

Büyüdüm.

Üstümde söndürülen sigaranın ateşini

Söndürdü,

Bastırdı kavganın ateşi.

Adım Ayşenur’du,

Hasan’dı

Ne fark eder.

Tutsaktım zindanlarda

Kaybedildim

Kaybetmedim anne.

DİRENDİM.”

TKP/ML Hareketi’nin baş eğmez savaşçısı ve İstanbul Alt bölge komitesi Üyesi, Maksut Tepeli yoldaş 2 şubat 1984’te, İstanbul’da yaralı olarak faşizme tutsak düştü. İşkenceci cellatlar Maksut yoldaşı derhal işkenceye aldılar. O yaralı olmasına rağmen yoğun işkencelere boyun eğmedi, diz çökmedi, ser verdi sır vermedi. Faşist işkenceciler onu 6 Şubat 1984 yılında hunharca ve alçakça katlettiler.

Maksut Tepeli yoldaş, 1956 yılında Muş-Varto’nun Omcalı köyünde yoksul bir Kürt ailesinin çocuğu olarak dünyaya geldi. Çok küçük yaşlarda babasını yitirdi. Yaşamı yoksulluk, acılar ve ızdıraplar içjn de geçecekti. Ama bu yiğit insan hiç. bir zaman boyun eğmeyecekti, boyun eğmeyi öğrenmeyecekti. İlk-okul ikinci sınıfa kadar köyünde okudu. Depremde, köyündeki okulun yıkılmasından dolayı, Elazığ’ın Palu ilçesinin yatılı bölge okulunda İlk ve Ortaokulu bitirmek zorunda kaldı. Tüm öğrencilik yaşamını ailesinden ayrı olarak sürdürmek zorundaydı. 1971-72 öğretim yılında öğretmen okulu sınavlarını kazanarak, Mersin Yatılı Öğretmen Okulu’na girdi. Okulun gözde öğrencileri arasındaydı. Çalışkanlığı, olgunluğu ve saygılı ve iyi dostluklarıyla çevresinde yer edinmişti. Okulun sportif ve diğer sosyal faaliyetleriyle yakından ilgileniyordu. Yazdığı hikaye ve makaleleri okul çapında derecelere giriyordu. Okul güreş takımının ve çevre güreşçilerin yetkinleri arasındaydı. Başarıları hiç bir zaman O’nun, alçak gönüllü olgunluğunu değiştirmiyordu.

Maksut yoldaş, devrimci düşüncelerden öğretmen okulu sıralarında etkilenmeye başladı. Okuyor, gözlemliyor, faşist saldırılara karşı aktif mücadelelere katılıyordu. Sömürü ve baskının acımasızlığını çocukluğundan beri yakından, yaşamında görmüştü, yaşamıştı. Elbette ki bu vahşete seyirci kalamazdı. Öğretmen okulunda faşist saldırılara karşı mücadele, devrimci düşüncelerin propagandası, çekilmez düzenin teşhiri, O’nun ilk devrimci eylemleriydi. 1974-1975 öğretim yılında mezun oldu.

İlk tayini Mardin’in köylerine yapıldı. Bura da, Kürt halkı üzerindeki ulusal zulmü daha yakından gördü. Kürt köyleri başlıyor, çocuk, kadın, ihtiyar denilmeden falakadan geçiriliyor, jandarma zulmü dinmek bilmiyordu. Yalnızca bumuydu; hastasına ilaç bulamayan, evine sıcak aş, girmeyen, yaşamını sürdürebilmek için can pahasına mayın tarlasından geçmek zo¬runda bırakılan yoksul köylülerin ailesi? Durur muydu Maksut…Canı kadar sevdiği değerli ağabeyi Mustafa Tepeli, TKP/ML Hareketi’nin çizgisinden etkilenmiş, önder İbrahim Kaypakkaya yoldaşın hayatı ve mücadelesi O’na yol göstermeye başlamıştı. Ağabeyinin komünist düşüncelerden etkilenmiş olması, Maksut yoldaşın ağabeyine olan sevgi ve bağlılığını daha da arttırmıştı Maksut yoldaş, ağabeyinin etkilemesiyle bu yıllardan başlayarak Hareketimize sempati duymaya başladı. Zulüm düzenine karşı daha aktif mücadele edebilmek için, tayinini Hareketimizin güçlü mücadele alanı olan Erzincan’a aldırdı. Erzincan’ın Refahiye ilçesinin Sağaloğlu, Orçul ve Söğütlü köylerinde öğretmenlik yaptı. Hem öğretmenlik yapıyor hem de devrimci mücadeleyi yürütüyordu. Kitlelerin içine giriyor, dost oluyor, sorunlarını çözme ye, yardımcı olmaya çalışıyordu.

1978 kışında Hareketimizle kısmı ilişkiler kuran Maksut yoldaş, ilişkisi geliştikçe daha coşkun olarak mücadeleye sarılıyordu. 78’de Hareketimizin saflarında ortaya çıkan tasfiyeci hizbe karşı tavır aldı. Hareketimiz saflarında ileri mücadele sorumluluklarını yüklenmek için Erzincan’nın yakın bir köyüne tayinini aldırdı. Okulların açılışından kısa bir süre sonra Erzincan şehir merkezinde profesyonel olarak çalışmaya başladı. Durur mu Maksut ?… Aydınların bir bir sorgudan geçirildiği, zindanlara atıldığı, düzenin uşağı haline getirilmeye çalışıldığı, kıyım kıyım kıyıldığı bir koşulda düzenle uzlaşır mıydı?

Maksut yoldaş, tarihinde Erzincan’da halk düşmanı muhbir Katırcı Mehmet’in imha edilmesi eylemine katıldı. Bu görevi başarıyla yerine getirdi. İşçi grevlerine, öğrenci gençliğin boykotlarına, köylülerin toprak mücadelesine, kısacası sömürü ve baskı düzenine karşı gelişen mücadelenin gerisinde mi kalacaktı? Hayır, hayır. 0, boyun eğmeyi öğrenmemişti, öğrenemeyecekti. Yüreği, halkının yüreği ile birlikte atan, acı ve ızdıraplar içinde yoğrulan bu çelik iradeli insan için tek seçenek vardı: İşçi sınıfının ve tüm halkın kurtuluşu için devrim ve sos¬yalizm yolunda mücadele.

Maksut yoldaş, 1980 yılının 4 Şubat’ında Erzincan’da faaliyet sürdürdüğü bu sırada faşist diktatörlüğün çömezlerince yakalandı. Yakalanır yakalanmaz derhal işkence tezgahına alındı. 8 gün azgın işkence uzmanları, ağır işkencelere tabi tuttular yoldaşımızı. Ama nafile !

İşkencedeki bu yiğit komünist, İbrahim Kaypakkaya nın ” ser verip sır vermeyen ” mücadelesinden ilhamlanmıştı. Yüreği mücadelenin sıcaklığıyla dopdoluydu. Bu yürek sönmeyecekti. Gelenek sürecekti; ” Ser verip sır vermeyenlerden ” biri olmaya daha ilk günden hazırdı. Yenilenler yi¬ne faşist çömezler oldular. Maksut yoldaşın inatçı, ilkeli tavrı karşısında kuduruyor, kuduruyor saldırıyorlardı . Gereksiz şeylere bile cevap alamıyorlardı. Ağzından laf alabilmek, konuşturabilmek için, yoldaşın henüz yeni aldığı ayakkabıları nereden aldıklarını sormuşlardı. Yoldaşımızın işkence boyunca tek kullandığı sözcük olan “bilmiyorum” cevabını alınca çılgına dönüyor, halden hale girip, yoldaşımız karşısında nasıl zavallılar olduklarını gizleyemiyorlardı. Ama yoldaşımız ne kadar mutluydu.

Bu yakalanmada Maksut yoldaş. Erzincan ve Erzurum Cezaevlerinde 4 ay tutuklu kalmıştı. Tutuklu olduğu süre içinde yine durmadı. İçeride faşist baskı ve saldırılara karşı savaşımını sürdürdü. İnançlı, ilkeli mücadelesi, olgun, alçak gönüllü tavırlarıyla tutukluların sevgi ve sempatisini kazanmıştı.

1980 Haziran ayında, yoldaşımız sınıf kini daha bilenmiş olarak cezaevinden çıktı. Profesyonel mücadeleye hiç, tereddüt göstermeden devam etti. 1980 Ağustos unda İstanbul’a gelerek sınıf mücadelesini burada sürdürdü. 1984 Şubat başlarında yakalanıncaya kadar mücadelenin değişik alanlarında kesintisiz faaliyetini sürdürdü.

Yıl 1984, aylarda 2 Şubat. TKP/ML Hareketi faşist diktatörlüğün azgın saldırılarına karşın faaliyetini aksatmıyordu. Düşman kuduruyor, köpürüyor. En ufak ip uçlarını değerlendirmeye çalışıyordu. Maksut yoldaş düşman saldırılarına dikkat çekiyor, yoldaşlarını sürekli uyarıyordu.

Düşman bir zayıflığı yakalamıştı. Yoldaşın kaldığı evi tespit edebilmişti. 2 Şubat 1984 kışında evi basarak bir yoldaşı yakalamış, Maksut yoldaş için alçak pusuyu hazırlamıştı. Maksut yoldaş, pusudan habersiz eve girmeye yönelmiş, anahtarı kapıya sokunca düşmanın kahpe tuzağını sezinlemişti. Evden uzaklaşmaya çalışırken düşmanın kurşunlarından birine hedef olmuştu. Kahpe kurşun kale ad an girip kasıklarından çıkmıştı. Can yoldaşımız yararlı olarak ele geçmişti.

Yakalanır yakalanmaz hemen işkence tezgahlarına alınmıştı. Yoldaşımız sürekli kan kaybediyordu. Polis uzmanlarının en yetkinleri yoldaşımız üzerine üşüşmüş, bir an önce bilgi almaya uğraşıyor, TKP/ML Hareketi’ne darbe vurmaya çalışıyordu. Yine nafile, bos, caba. Bu yiğit insanın Maksut Tepeli olduğunu bilmiyorlardı. Maksut yoldaşımız uzun süre yaşamayacak, kaldırıldığı Haydarpaşa Askeri Hastahanesin de kan kaybından 6 Şubat 1984 yılında şehit olacaktı.

Talihsizlik. Ah! Maksut yoldaş, ağır yara olmayacaktı, kısa sürede ölmeyecekti….En modern işkence aletleriyle, en yetkin işkence elemanlarıyla, en zorlu işkence metodlarıyla nasıl zavallılar olduklarını bir kez daha Maksut yoldaştan öğreneceklerdi, yaşayacaklardı. Yine de bu kısa süreçte acizleştiler, O’nun konuşmayacağını anladılar, bu dramatik anı yaşamamak için yoldaşımızı ölüme terk ettiler. Can yoldaşımız bu son görevini de komünist erdemle yerine getirdi. Ser verir, sır vermez geleneği bozmadı, kervana O da katıldı; Kaypakkaya, Pir Ahmet, H.Kılıç, İ.Çelik, M.Tepeli, M.Tunç, Y. Hazar…Kızıl bayrağa leke sürülmeyecek.

Maksut yoldaş., 1980 sonunda aday Üyemiz, 1982 yılında ise Hareketimizin üyesi olmuştu. Mücadele yaşamı boyunca ilkeli, kararlı, inançlı bir pratik sergiledi. İleriyi fethetme ruhuyla doluydu. Hareketimiz saflarında ileri görevler yüklenmişti. 12 Eylüllün azgın terör koşullarında, sağcılığın, pasifizmin ortalığı sardığı, devrimci güçlerin yenilgi aldığı bu koşullarda Maksut yoldaş, komünist onurla düşmanın her türlüsünü yenme azmiyle, daha büyük coşkuyla, sorumluluklar yüklenerek ileri fırladı. Yüklendiği görevlerin ağırlığına rağmen yerine getirdi. 1983 yılının kış aylarında, faşist diktatörlük, İstanbul’da Hareketimize ağır darbeler vurmuştu. Hareketimiz verdiği kayıplarla dağınıklık içine girmişti. 0, azgın terör koşullarından yılmadan pratik işlerin ezici çoğunluğunu yüklenmiş ve faaliyetin tekrar toparlanmasında aktif rol üstlenmişti. Canı kadar sevdiği değerli ağabeyi ve Hareketimizin aday üyesi Mustafa Tepeli yoldaşı 8 Nisan 1983’te askeri faşist diktatörlüğün zindanlarında yitirirken bile soğukkanlılığını koruyabildi, acısını komünist bir olgunlukla sınıf kinine dönüştürdü.

Maksut yoldaşı bedenen yitireli 37. yıl oldu. 0, kısa ama örnek mücadele yaşamıyla aramızdadır. Bir yıl sonra, beş yıl, on, yirmi, otuz , yıl sonra yine haykıracağız; Devrim ve sosyalizm savaşımda bizimle yaşıyor, savaşıyor.

Maksut yoldaş, senin yoldaşlarına, proletaryaya, tüm ezilenlere verdiğin sözü, biz sıra neferleri olarak tekrarlıyoruz: Proletarya bayrağı kızıl dalgalanacak, leke sürülmeyecek. Gelenek sürecek. TKP/ML Hareketi’nin devamcısı KP-İÖ’ nün komünist önderliğiyle devrim ve sosyalizm mücadelesi zafere ulaşacak. Hiç bir gerici güç, hiç bir oportünist çaba, bizi yolumuzdan alıkoyamayacak, zaferimizi engelleyemeyecek. Sen rahat uyu can yoldaş!