Hatalarımızla Hesaplaşarak İlerlemeliyiz..!

“Bir politik partinin hataları karşısındaki tavrı, bu partinin ciddiyet derecesi ve ezilen yığınlar karşısındaki yükümlülüklerini pratikte nasıl yerine getirdiği konusunda yargıya varmanın en önemli ve en güvenilir yönlerinden biridir. Bir hatayı içtenlikle kabul etmek, onun nedenlerini araştırmak, ona yol açan koşulları çözümlemek ve onu gidermenin yollarını dikkatle incelemek; ciddi bir partinin özellikleri budur.” (LENİN)

Devrimciliğin özü yıkmak ve değiştirmektir. Bu kimliği taşıyan kişi, sürekli ve çok yönlü bir hesaplaşmanın insanı olmak durumundadır.

Devrimci mücadele iki cephede birden hesaplaşmayı içerir. Birinci yönü düzene karşı yürütülendir bedel ödeme-ödetme, kararlılık, tutarlılık, ortak davranma, emekçilik vb. devrimci moral değerler bu hesaplaşmadan doğar. Hesaplaşmanın diğer cephesi ise bu değerlerin özümsendiği, vücut bulduğu ve geliştirildiği parti ortamıdır. Bu iki cephe mücadele değerleri yaratmak ve onu maddileştirmek ayrılmaz biçimde birbirine bağlı ve birbirini tamamlayan hesaplaşma süreçleridir. Her iki cephede de kendiliğinden yaklaşım etkisizliğe ,bilinçli ve iradi yaklaşım sonuç almaya hizmet eder.

Şu yada bu düzeyde mücadele eden bir yapı eğer bu iki yönlülüğü göremez, sistemli ve sürekli bir iç hesaplaşmayı bünyesinde barındıramazsa, mücadelesinin kalıcılığından söz edilemez. Yapının, doku sağlamlığı dirayeti hatta iç iktidarlaşması sistemli ve şiddetli bir eleştiri-özeleştiri ile yürütülen iç hesaplaşmasından çıkar.

Genel olarak, amatör dönem özelliği olan kendiliğindenci yaklaşımın en çarpıcı tarzda görülebildiği nokta; iç hesaplaşma yöntemsizliği ve zayıflığıdır. Büyük fedakarlıklarla elde edilen kazanımların, örgütsel çelikleşmeye çok sınırlı dönüşebilmesinin en önemli nedeni; iç hesaplaşmaya kendiliğindenci yaklaşım olmuştur. Kendi gerçeğini görmeye yanaşmayan, kadro- yoldaşlık ilişkileri bir iç hesaplaşmayla sınanmadığı için beklenmedik zamanlarda kırılabilmiş ve değer kayıplarına yol açmıştır.

Bu gün düşman da, Devrim de bir geçiş sürecindedir. Her iki irade de kendisini hızla yetkinleştirme zorunluluğuyla karşı karşıyadır. Yetkinleşme de, hiç bir şeyin sürece terkedilemeyeceği bir durum vardır. Her türden iç hesaplaşmanın kolektifin yöntemiyle yapılması, zaafların açığa çıkartılması ve hızla giderilmesi sürecin emrettiği kaçınılmaz bir görevdir.

Devrimci mücadelede bir kez hesaplaşma olmaz. Mücadelenin her aşaması kendi hesaplaşma ölçüsünü dayatır. Bundan dolayı genel bir mükemmellik tanımı yoktur. Bizim için mükemmel olan bir adım sonra ulaşacağımız noktadır. Daha ötesi değil… Hesaplaşmamız da bu hedeften kaynaklanır.

İç hesaplaşmamızın temel aracı eleştiri-özeleştiridir. Günlük işleyişimizde adım adım uygulayabildiğimiz bu mekanizmanın değeri veya değersizliği tamamen onu ele alış tarzımıza bağlıdır. Eleştiri -özeleştiri, güçlü bir silah gibidir. Doğru kullanıldığında kazancı yanlış kullanıldığında kaybı büyüktür.

Eleştiride;

*Emek harcamak esastır. Yoldaşının hatasını doğru görebilmek eleştiriye emek harcamakla mümkündür Harcanan emek hata sahibini kendisini değiştirmeye ikna edicidir. Yüzeysel, kaba ve çaba harcanmayan yaklaşımlar sonuç üretmeyeceği gibi, aksine hatada kemikleşmeye yol açar.

*Yoldaşının, zaaflarını görebilen bir göz, aynı zamanda onun olumlu yanlarını göremiyorsa ve kişiyi toptan hedefi yapıyorsa, eleştirisi bir direnç ve güvensizlikle karşılanır. Aynı toptancılığın diğer yüzü de kendisine yapılan herhangi bir eleştirinin tüm kişiliğine yapıldığını düşünen anlayışta görülür.

*Eleştiride hatayı açığa çıkarma ile hatanın bedeli olan cezalandırmayı birbirine karıştırmamak gereklidir. Eleştiri bir cezalandırma aracı değildir. Üslupsuzlukların birçoğu bu birbirine karıştırmadan kaynaklanır.

*Eleştirinin amacı gerçeği açığa çıkartmaktır. Bunun için somut olmak zorundadır. Bireysel, duygusal ve sübjektif çarpılmalara uğramış bir yaklaşım sonuç alamaz. Üstelik bir üslupsuzluk olarak eleştiri mekanizmasını da değersizleştirir.

*Güçlü eleştiri, önce eleştirenin pratiğinde görünür.

*Eleştiride mükemmelden değil ulaşılabilen ve yapılabilir olandan yola çıkmak gereklidir. Aksi halde bir sürü parlak lafa rağmen eleştiri güçsüz kalacaktır.

*Bir diğer güçsüzlükte şiddetten yoksun yüzeysel ve sorunun etrafında dönen “ eleştirmeyen” eleştiridir. Kırmamak incitmemek kaygısı, kırılmamak incitilmemek korkusundan gelir.

*Eleştiride güven ortamını samimiyet sağlar. Bu kişinin zaafını aşabileceğine dair bir iyimserlik gerektirir. Eğer kişi samimiyetsiz bir yaklaşım görür ve kendisini kapatırsa, dünyanın bütün gayretleri gelse sonuç almak mümkün olmaz.

*Eleştiri statü tanımaz, bütün yoldaşlar bu temelde eşittir.

*Eleştiride hata olmaz düşüncesi yanlıştır. Eleştiri cesareti ancak hata yapma hakkı mevcutsa gelişebilir.

Özeleştiri iç hesaplaşmada en kaba yaklaşımların olduğu bir uygulamadır. Düşmanı sözde yenmek geleneği güçlü olan bu gerçeklikte, özeleştiri vermekle zaaftan kurtulunduğunu zanneden anlayış oldukça yaygındır. Özeleştiriyi günah çıkartmaya indirgeyen bu yaklaşımın devrimci özeleştiriyle alakası yoktur. Özeleştiri esasta sözlü olarak verilmez .

Söz, eleştirinin sadece kabul edildiğini ifade edebilir. Özeleştiri için mutlaka pratik bir adım gereklidir.

Sistemli ve sürekli bir eleştiri özeleştiri ile yürütülen iç hesaplaşma, düşmanı önce kendisinde yenmeyi önüne koyan örgüt ve örgütü için, bir varoluş tarzıdır.